(2577 S. K. m. 45) (2942 S. K. Geç. m. 11)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 14. İdare Mahkemesi'nce verilen 19/10/2016 günlü, E:2014/242, K:2016/3556 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACI SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararda kaldırma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan karara karşı yapılan başvurunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
ANKARA VALİLİĞİ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; Ankara İli, Çankaya İlçesi, ........ mevkiinde bulunan davacının hissedarı olduğu 27820 ada 1 parsel (25687 ada, 8 parsel) sayılı taşınmazın imar planında okul alanı olarak belirlendiği ve tapuda idare adına tescil edildiği halde kamulaştırma yapılmaması suretiyle taşınmaza el atıldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 154.500,00-TL zararın ilk davanın açıldığı tarih olan 06.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dosyanın incelenmesinden, davacının hissedarı olduğu Ankara İli, Çankaya İlçesi, ........ mevkii, 27820 ada 1 parselde (25687 ada, 8 parsel) yer alan taşınmazın imar planında okul alanı olarak ayrılması nedeniyle taşınmazın fiilen kullanılmadığı ileri sürülerek taşınmazın değerine karşılık fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulması suretiyle 6.500,00-TL'nin davanın açıldığı tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteğiyle Ankara İl Özel İdaresini temsilen Ankara Valiliği'ne karşı ilk olarak Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığı, Mahkemenin 20.12.2011 tarih ve E:2011/297, K:2011/470 sayılı kararıyla, bilirkişi incelemesi sonucu davanın kabulüne ve taleple bağlı kalınarak 6.500,00-TL kamulaştırmasız el atma bedelinin davacıya ödenerek taşınmazın davalı idare adına tapuda tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay tarafından onandığı ve 02.08.2012 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafından bu kez saklı tutulan kısım olan 154.500,00-TL kamulaştırmasız el atma bedelinin tazmini için Ankara 16.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ek dava açıldığı, Mahkemenin 09.10.2013 tarih ve E:2012/415, K:2013/489 sayılı kararı ile görevsizlik kararı vermesi üzerine bakılan davanın açıldığı, bu arada davacının söz konusu taşınmazdaki hissesinin anılan Mahkeme kararı gereği tapuda 17/06/2013 tarihinde davalı idare adına tescil edildiği davacıya ait parselin, imar planında kamunun kullanımı için okul alanı olarak ayrılması nedeniyle bu parselde artık yapılaşmaya gidilemeyeceğinden, davacının tasarruf hakkının kısıtlandığının açık olduğu, buna rağmen taşınmazın okul alanı olarak belirlenmesinin üzerinden beş yıldan fazla bir süre geçmiş olmasına karşın 5 yıllık imar programının hazırlanmadığı ve kamulaştırma yapılmadığı gibi ne zaman kamulaştırma yapılabileceği konusunda davacıya herhangi bir bilgi de verilmediğinden davacıya ait parselin mülkiyet hakkından yararlanma olanaklarının kalmadığı imar planında kamusal kullanıma ayrılmış olması nedeniyle davacının taşınmazının yapılaşmaya kapatıldığı, imar haklarını kullanma olanağının kalmadığı, dolayısıyla davacının mülkiyet hakkı kullanımının engellendiği idarece belirsizliği telafi edecek herhangi bir hukuki karar alınmayarak arsa üzerindeki kısıtlamanın devam ettirildiği davacı tarafından, adli yargıda açılan davada Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce 2011/297 esas sayılı dosyada yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 30.03.2009 ve 11.11.2009 tarihli bilirkişi raporlarında, davaya konu taşınmazın m² bedeli, emsal taşınmazlar da dikkate alınarak 1.000,00 TL/m² olarak belirlendiği, bu miktarın davacının hissesi oranında hesaplanması neticesinde davacı için davaya konu taşınmazın hissesine tekabül eden değeri toplamda 161.000,00-TL olarak hesaplandığı, Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda belirlenen hususlara riayet edilerek yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun, Mahkemelerince de hükme esas alınabilecek yeterlilikte görüldüğünden, usul ekonomisi bakımından yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek görülmediği, bu durumda, gerek Anayasamızın 35. maddesi gerekse de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 nolu Ek Protokolünün 1. maddesi dikkate alındığında, Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yaptırılan bilirkişi raporunda belirlenen 161.000,00-TL'ndan daha önce ödenen 6.500,00-TL.nın mahsubu sonucu kalan 154.500,00-TL'nın ek davanın adli yargıda açıldığı tarih olan 24.07.2012 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, diğer taraftan, 07/09/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6745 sayılı Kanunun 33. ve 34. maddeleriyle 2942 sayılı Kanuna eklenen ek madde 1'in ve geçici madde 11'in; işbu davanın ek dava niteliğinde olması ve ilk davada verilen karar üzerine davacının taşınmazdaki hissesinin tapuda 17/06/2013 tarihinde davalı idare adına tescil edilmiş olması karşısında, uyuşmazlıkta uygulanamayacağı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 154.500,00TL'nin adli yargı yerinde ele davanın açıldığı 24/07/2012 tarihinde itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiş; bu karara karşı davalı idare tarafından esas davacı tarafından ise vekalet ücreti yönünden istinaf yoluna başvurulmuştur.
Tazminat istemini kabulü yolunda Ankara 14. İdare Mahkemesi'nce verilen 19/10/2016 günlü, E:2014/242, K:2016/3556 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf başvurusunun REDDİNE, istinaf yargılama giderlerinin başvuranların üzerinde bırakılmasına, fazladan yatırılan 31,40 TL maktu istinaf karar harcının davacıya, posta gideri avansından artan miktarın hükmün kesinleşmesinden sonra başvuranlara iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası kapsamında bulunmayan karara karşı tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 13/06/2017 tarihinde esasta oybirliği usulde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
Dosyanın incelenmesinden, imar planında "Temel Eğitim Alanı" kullanımına ayrılan taşınmazın uzun süredir kamulaştırılmamış olmasından dolayı mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle taşınmaz bedeli olarak 154.500,00 TL maddi tazminat ödenmesi istemiyle İl Özel İdaresi'ni temsilen Ankara Valiliği'ne karşı açılmış davada, İdare Mahkemesince, "Ankara Valiliği" husumetiyle esas hakkında karar oluşturulduğu görülmektedir.
İmar planlarında "eğitim alanı"na ayrılmış taşınmazlara yönelik kamulaştırmasız hukuki el atmaya dayalı tazminat davalarında davalı konumuna Valiliklerin alınması, İl Özel İdaresi Kanununda yer alan arsa teminine yönelik görevlendirmeye dayanmaktadır."
Ancak, 22/02/2005 kabul tarihli 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 6. maddesinin (a) fıkrasında; ilk ve ortaöğretim kurumlarının arsa temini, İl Özel İdaresi'nin görevleri arasında sayılmış iken, 12/11/2012 kabul tarihli 6360 sayılı Ondört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmiyedi İlçe Kurulması ile ilgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında "Mevzuatla il özel idarelerine yapılan atıflar bu Kanun kapsamında tüzel kişiliği kaldırılan il özel idareleri için ilgisine göre bakanlıklara, bakanlıkların bağlı veya ilgili kuruluşları ile bunların taşra teşkilatına, Hazineye, valiliklere, büyükşehir belediyelerine ve bağlı kuruluşlarına veya ilçe belediyelerine yapılmış sayılır. Tüzel kişiliği kaldırılan il özel idarelerine 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve diğer mevzuatla verilmiş olan yetki, görev ve sorumluluklar ilgisine göre bu kurum ve kuruluşlar tarafından kullanılır ve yerine getirilir. Söz konusu il özel idarelerinin mahkemelerde süren davaları ile il özel idaresi olarak faaliyet gösterdikleri dönem ve yapılan işlemlere ilişkin olarak açılacak davalarda muhatap, devir işleminin yapıldığı ilgili kurum ve kuruluştur." hükmüne yer verilmiş ve bahis konusu Kanunun anılan hükmünün yürürlüğe girmesiyle 2014 yılında Ankara İl Özel İdaresinin tüzel kişiliği sona ermiş, akabinde de bu kapsamdaki il özel idarelerinin yetki, görev ve sorumlulukları ilgili kurumlara devredilmiş, devam eden davalarda da muhatabın ilgili kurum olacağı anılan Kanun maddesinde açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinde, ilk inceleme konuları sayılmış, bunlar arasında "Husumet" konusuna da yer verilmiş, aynı maddenin (6) numaralı fıkrasında ise ilk inceleme konularının davanın her safhasında dikkate alınacağı öngörülmüştür.
Olayda, davanın 10/02/2014 tarihinde açıldığı, davanın görümü sırasında 6360 sayılı Kanun uyarınca Ankara İl Özel İdaresi tüzel kişiliğinin hukuken sona erdiği, anılan Kanun gereği il özel idaresinin görev ve sorumluluklarının ilgili bakanlıklara devredildiği, devir kapsamına devam eden davalarla ilgili işlemlerin de dahil edildiği dikkate alındığında, Mahkemece davalı mevkiine Milli Eğitim Bakanlığı alınarak esas hakkında karar oluşturulması gerekirken, Ankara Valiliği husumetiyle karar verilmiş olmasının usule uygun olmadığı, kanun gereği sıfat değişikliği kapsamına giren bu durum davanın her safhasında dikkate alınabileceğinden, hasım düzeltme işleminin Dairemizce bu safhada yapılmak suretiyle usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra istinaf başvurusunun esası hakkında karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karara usul yönünden katılmıyorum. (¤¤)