(2577 S. K. m. 2, 12)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından 15.09.2010 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde yapılan apandisit ameliyatı sonrasında ağrılarının devam etmesi üzerine 07.01.2013 tarihinde tekrar aynı Hastanenin acil servisine başvurması sonucunda çekilen röntgende bağırsağında metal tel görüldüğü, bunun ilk ameliyatta unutulduğu ve bağırsağına yapışarak bağırsağının çalışmamasına ve hayati tehlikeye sebebiyet verdiği, ağır kusurlu olarak yapılan ilk ameliyat nedeniyle devamlılık arz edecek şekilde sağlığının bozulduğu, bu durumun psikolojik olarak da kendisini olumsuz yönde etkilediği ve ikinci kez ameliyat olmak zorunda kaldığından bahisle hizmet kusuru nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın 15.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; uyuşmazlık konusu olayda, davalı idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespit edilebilmesi amacıyla Mahkemelerince Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan dosya içerisinde yer alan tıbbi belgelerin incelenerek, davacının hasta dosyası kapsamında yapılan ilk ameliyattan dolayı davalı idareye atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunup bulunmadığının, var ise oranının, davacının hastaneden taburcu edildiği 14.01.2013 tarihinde kendi başına ihtiyaçlarını giderebilecek durumda olup olmadığının, değil ise iyileşme sürecinin ne kadar sürebileceğinin, rutin hayatına ne kadar sürede başlayabileceğinin, yapılan ameliyat sonrasında davacının efor (güç) kaybı olup olmadığının, var ise oranının, geçirilen ameliyatların herhangi bir kalıcı hasara neden olup olmadığının, ameliyat bölgesindeki izin büyüklüğünün, kalıcı nitelikte olup olmadığının ve davacının psikolojisini etkileyebilecek düzeyde olup olmadığının sorulduğu, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca yapılan inceleme sonucu hazırlanan 16.03.2016 tarihli raporda özetle; "...davacının 15.09.2010 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde akut apandisit tanısıyla ameliyat edildiği, ameliyat sırasında batın içinde radyoopakt materyal içeren spanç unutulduğu, söz konusu spancın 07.01.2013 tarihinde aynı hastanede fark edilip yapılan mükerrer ameliyatla batından çıkarıldığının anlaşıldığı, genel tıp uygulamalarında batına yönelik olarak yapılan ameliyatlarda batın kapatılmadan önce ameliyatta kullanılan alet ve malzemelerin sayımının öncelikle ameliyat enstrumente hemşiresi tarafından yapılıp kayda alınması, ameliyatın bitiminde ise ameliyatı yapan hekim ve ameliyat hemşiresi tarafından tutanağın imzalanması gerektiği, davacı hastanın operasyon bölgesinde hemostaz ve batın temizliği için kullanılan bez dokulu spanç unutulması olayında kullanılan malzeme sayımını düzgün yapmayan ameliyat hemşiresinin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı, ilgili cerrahın ise ameliyat sahasını kapatmadan önce yeterli kontrolü yapmamasının eksik eylem olarak nitelendirildiği, sorulan diğer husularda 3. Adli Tıp İhtisas Kurulundan görüş alınmasının uygun olacağının mütalaa edildiği,..." Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca yapılan inceleme sonucu hazırlanan 31.08.2016 tarihli raporda özetle; "...20.07.2016 tarihinde yapılan muayenesinde sağ alt kadranda karnın oblik 10 cm insizyon skarı olduğu, göbeğin üstünden başlayan göbeğin sol evresinden aşağı doğru uzana yaklaşık 11 cm'lik insizyon skarı olduğu, akciğer sesleri normal, kalp sesleri normal, görüşmeye istekli, göz kontağı kurulduğu, sorulunca yanıt verdiği, konuşmanın hızı normal, tonu normal olduğu, düşünce süreci normal olduğu, yeniden yaşama olmadığı, hafif düzeyde kaçınma ve genel tepki gösterme düzeyinde azalma olduğu, bilişsel yetiler açık, bellek, renk, soyut ve somatik düşünce, konversiyon, içgörü ve yargı normal olduğu, impuls kontrolü ve frustrasyon toleransı normal olduğu, zeka normal olduğu, maluliyet gerektirecek patoloji tespit edilmediğine göre, hastaya 15.09.2010 tarihinde yapılan operasyonda oluşan batında spanç unutulması nedeniyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri muvacehesinde araz bırakmadığından sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme süresinin 14.01.2013 tarihinden itibaren 1,5 (birbuçuk) aya kadar uzayabileceği..." görüş ve kanaatine yer verildiğinin görüldüğü, davalı idare tarafından, Adli Tıp Kurumu raporuna yapılan itirazlar raporu kusurlandıracak mahiyette olmadığından anılan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olduğu, ameliyat sırasında karın içerisinde metal tel unutulduğu iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davasında; dosyadaki bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu ve 3. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan raporun birlikte değerlendirilmesinden, davacının ilk ameliyatı sırasında karın içerisinde gazlı bez unutulduğu, ikinci ameliyatında ise bu gazlı bezin çıkarıldığı, bu durumun ise Adli Tıp Kurumu raporu ile de ortaya konulduğu üzere davalı idarenin hizmetinin kötü işlemesinin neticesi olduğundan dava konusu uyuşmazlıkta davalı idarenin hizmet kusuru olduğu sonucuna varıldığı, maddi tazminat istemi yönünden; davacı tarafından iyileşme sürecinde başkasının yardımına ve bakımına gereksinimi nedeniyle bakım masrafı, tedavi ve iyileşme giderleri, ameliyat giderleri ile iyileşme sürecinde yapılan her türlü harcamalar, kendisinin ve yakınlarının yol, yeme-içme, barınma giderleri, üniversiteden bir yıl geç mezun olması sebebiyle kazanmaktan mahrum kalacağı en az bir yıl boyunca aylık 2.500,00 TL ücret ve bir yıl boyunca ailesinin kendisi için her ay 750,00 TL masraf yapacağı belirtilerek 40.000,00 TL maddi tazminat isteminde bulunulmuş ise de, iyileşme sürecinde başkasının yardımına ve bakımına gereksinimi nedeniyle bakım masrafı, tedavi ve iyileşme giderleri, ameliyat giderleri ile iyileşme sürecinde yapılan her türlü harcamalar, kendisinin ve yakınlarının yol, yeme-içme, barınma giderlerine ilişkin masraflarını tevsik edici herhangi bir belge sunulamadığı, tedavi gideri olarak yalnızca davacının 07.01.2013 -14.01.2013 tarihleri arasında davalı üniversite hastanesinde görmüş olduğu tedaviye ilişkin davacıdan Sağlık Uygulama Tebliği "Otelcilik Hizmetlerinde İlave Uygulaması" başlıklı 1.9.4. maddesi gereğince tahsil edilen 140,00 TL'nin belgelendirilebildiği; öte yandan üniversiteden bir yıl geç mezun olması sebebiyle kazanmaktan mahrum kalacağı en az bir yıl boyunca aylık 2.500,00 TL ücret ve bir yıl boyunca ailesinin kendisi için her ay 750,00 TL masraf yapacağı iddiasıyla talep edilen tazminat kısmına konu zararların muhtemel zarar niteliğinde olduğu, zira davacının okulundan mezun olduğunda ne kadar sürede ve aylık ne kadar ücretle iş bulacağı hususunun kesinlik arz etmediği, tazminat hukuku ilkelerine göre ancak somut ve kesin bulunan zararların tazmininin istenebileceği göz önünde bulundurulduğunda; davacının maddi tazminat talebinin yalnızca 140,00 TL'lik kısmının kabulünün mümkün olduğu sonucuna varıldığı, davacının manevi tazminat istemine gelince; sıhhat bulma amacıyla davalı idareye başvuran davacının beden bütünlüğünde yaşamış olduğu sağlık problemleri ve ikinci kez ameliyat olma nedeninin 15.09.2010 tarihli ameliyatta yapılan hatadan kaynaklandığı, bu hatanın da Adli Tıp Kurumu raporunda da yer verildiği üzere ameliyatta görev yapan cerrah ve hemşirenin kusurlu uygulamalarından kaynaklandığı göz önüne alındığında davacının ikinci kez ameliyat edilmesi ve bu süre içerisinde duyduğu elem ve ızdırabın karşılığı olarak takdiren 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 140,00-TL maddi tazminat ve 25.000,00-TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 10/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, maddi ve manevi tazminat talebinin fazlaya ilişkin kısmının reddine ilişkin olarak Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 20/04/2017 gün ve E:2013/1938, K:2017/1037 sayılı kararın; davacı vekili tarafından, reddedilen maddi tazminat talebi ile ilgili olarak tevsik edilemeyen masraflarla ilgili belge toplamaları ve sunmaları mümkün olmadığından Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak resen tespit edilmesi gerektiği, davacının mezun olduktan sonraki ay işe başladığı, dolayısıyla bir yıl geç mezun olması nedeniyle uğradığı zararın muhtemel olmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük belirlendiği, davalı idare vekili tarafından da Üniversitelerince gerçekleştirilen tedavide kusur bulunduğunun kabulünün mümkün olmadığı, bilirkişi raporunda da açık karın cerrahileri özellikle acil ameliyatlar sırasında cerrahi materyallerin unutulmasının cerrahi bir komplikasyon olduğunun ve tüm dünyada bu komplikasyonların belli oranda görüldüğünün belirtildiği, tazminat isteminin kabulüne ilişkin gerekçenin kabul edilemeyeceği, manevi tazminat talebinin haklı olduğunun kabulü anlamına gelmemekle birlikte hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş nitelikte olduğu ileri sürülerek İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine ilişkin kısımlarının kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACI SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALI SAVUNMASININ ÖZETİ: Mahkeme kararının davanın reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, davacı istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10.İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlığını taşıyan 45. maddesinin 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği kurala bağlanmıştır.
Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen istinaf başvurusuna konu 20/04/2017 gün ve E:2013/1938, K:2017/1037 sayılı kararın hüküm fıkrasında, "...Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, hükmedilen maddi tazminat miktarı üzerinden Tarifenin 13/2. maddesi gereğince hesaplanan 140,00-TL ve manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 3.000,00-TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 3.140,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine..." ibaresine yer verildiği, ancak davacıya ödenmesine hükmedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 3.140,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken maddi yanlışlık sonucu davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verildiği görüldüğünden davacı vekilinin bu konudaki düzeltme talebinin kabul edilerek anılan İdare Mahkemesi kararının 2577 sayılı Yasanın 45/3. maddesi uyarınca düzeltilmesi gerekmektedir.
Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 20/04/2017 gün ve E:2013/1938, K:2017/1037 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, tarafların İSTİNAF İSTEMLERİNİN REDDİ ile anılan İdare Mahkemesi kararının, "...3.140,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine..." ibaresinin, "...3.140,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine..." şeklinde düzeltilerek ONANMASINA, yargılama giderlerinin istinaf başvurusunda bulunan taraflar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avanslarından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra istinaf isteminde bulunanlara iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay 15. İdari Dava Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere 29/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)