(4706 S. K. m. 5) (4721 S. K. m. 723)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, İstanbul İli, ….. Mahallesi, 1 pafta, 8 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa edilen binaya dördüncü katın 19.7.2003 tarihinden sonra eklendiğinden bahisle, bu ilave kat için 28.792-TL istenilmesine ilişkin 27.8.2015 tarihli, 83756 sayılı işleme yapılan itirazın reddine ait 19.11.2015 tarihli, 111543 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu yapının dördüncü katının Kanunun yürürlük tarihinden sonra yapıldığının anlaşıldığı, dolayısıyla ilave kat için bedel talep edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda İstanbul 4. İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 30.11.2016 tarihli, E:2016/97, K:2016/2088 sayılı kararın, 1992 yılından bu tarihe kadar mevcut yapıya ilave yapılmadığı, dördüncü katın belirtilen tarihte ve binanın tamamıyla birlikte inşa edildiği iddialarıyla kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi davacı tarafından istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Kararın hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmazların Değerlendirilmesine ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun, 19.7.2013 tarihinde yürürlüğe giren 4916 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen 5. maddesinde, belediye ve mücavir alan sınırları içinde olup, Maliye Bakanlığınca tespit edilen Hazineye ait taşınmazlardan, 31.12.2000 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanların; Hazine adına tescil tarihine bakılmaksızın öncelikle yapı sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine satılmak ya da genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere ilgili belediyelere bedelsiz olarak devredilmesi ve belediyelerce öncelikle talepleri üzerine yapı sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine rayiç bedel üzerinden doğrudan satılması esası benimsenmiş; ancak aynı maddenin son fıkrasıyla, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapılan her türlü yapı ve tesislerin, başka bir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal etmesi öngörülmüş; yapı ve tesisleri yapanların herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyecekleri belirtilmiştir.
Sözü edilen maddenin son fıkrasıyla, 19.7.2003 tarihinden sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde her türlü yapı ve tesis yapanların mülkiyet haklarının, kaçak yapılaşmanın önlenmesi amacıyla sınırlandırıldığı açıktır. Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapı ve tesis yapılması, kamuya ait mülkiyet hakkını ihlal eder. Bu yapı ya da tesislerin yapılmasına izin verilmediğinden, kamunun bu mülkiyet hakkından vazgeçmesi ya da kişiler lehine fedakarlıkta bulunması beklenemez. Bu nedenle Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğünün 14.4.2008 tarihli, 8 sayılı Genelgesiyle, Hazineye ait taşınmaz üzerine 19/07/2003 tarihinden sonra yapılmış bina ve tesisler ile bu tarihten önce inşa edilmiş yapılara 19.7.2003 tarihinden sonra ilave eklenen kısımların, kural olarak ilgili belediyelere devredilmemesi ilkesi benimsenmiş; ancak binanın veya ilave kısmın rayiç bedelinin Hazineye ödeneceğinin ilgilisince taahhüt edilmesi durumunda, bu bedelin arsa bedeline eklenerek, Hazine hesabına ödenmesi koşuluna protokolde yer verilmesi suretiyle ilgili belediyesine devrine olanak tanınmıştır.
Ancak 4706 sayılı Kanunun 5. maddesinin son fıkrasında yer alan "Yapı ve tesisleri yapanlar herhangi bir hak ve tazminat talep edemezler." kuralı, Anayasa Mahkemesinin 12.12.2014 tarihli, 29203 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2014/121 sayılı kararıyla, itiraz konusu kuralın ikinci cümlesi ile maddenin yürürlüğe girdiği 19.7.2003 tarihinden sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapı ve tesis yapanların, söz konusu yapı ve tesislerin başka bir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal etmesi nedeniyle herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceklerinin hüküm altına alındığı, böylece Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapı ya da tesis yapan kişilerin haklılıklarını ileri sürüp kanıtlayabilmelerine ve zararlarını giderebilmelerine engel olunup, hak arama özgürlüğünü ortadan kaldırdığı gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Esasen 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 723. maddesiyle, başkasının taşınmazı üzerinde kendi malzemesiyle yapı yapan kişiye, eğer malzeme sökülüp alınamaz ise arazi sahibince uygun bir tazminat ödenmesi öngörülmüş; hatta malzeme sahibi iyi niyetli değilse, hakimin hükmedeceği miktarın malzemenin arazi sahibi için taşıdığı en az değer kadar olması esası getirilmiştir.
Ortaya çıkan bu hukuksal durum karşısında, Hazine taşınmazına 19.7.2003 tarihinden sonra yapıldığı ya da mevcut yapıya bu tarihten sonra ilave edildiği için mülkiyeti Hazineye geçen yapı veya yapı kısmı için, davalı idarenin, kullanılan malzemenin sökülmesi olanaklı ise bunun kaldırılmasını istemesi, aksi durumda, yapı sahibinin iyi niyetli olup, olmadığına göre uygun bir tazminatı, bu çerçevede asgari levazım bedelini, eğer yıkılması gerekirse ve yıkım giderini karşılamış ise enkaz bedelini yapı sahibine ödenmesi gerektiği açık olup, mülkiyeti kendini geçen yapının ilgili belediyeye devrinin, yapının veya ilave katın rayiç bedelinin Hazineye ödeneceğinin ilgilisince taahhüt edilmesi ve bu bedelin arsa bedeline eklenip, Hazine hesabına ödenmesi koşuluna bağlanması hukuka aykırıdır.
Nitekim davalı idarenin, dava konusu işlemin tesisinden daha sonra yürürlüğe giren 21.12.2015 tarihli, 2015/1 sayılı Genelgesiyle, sözü edilen nitelikte yapıların sahiplerine ödenecek tazminatın belirlenmesi yöntemi açıklanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Pendik Belediye Başkanlığının, 4706 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca öncelikle yapı sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine satılmak yada genel hükümlere göre değerlendirmek üzere devrini talep ettiği taşınmazın mahallinde yapılan incelemede, işgalli olduğunun, taşınmaz üzerinde davacıya ait ve dördüncü katı tamamlanmamış betonarme bina bulunduğunun tespit edildiği, davacının noterlik tarafından düzenlenip, onaylanan 27.02.2015 tarihli taahhütnameyle, 19.07.2003 tarihinden önce yapıldığı belgelendirilemeyen ilave yapı/kat bedelini Hazineye ödemeyi kabul ettiği, bunun üzerine taşınmazın 13.03.2015 tarihli protokol ile Pendik Belediye Başkanlığı devredildiği, dava konusu işlemle ilave kat bedeli olarak belirlenen …..-TL'nın davacıdan istenildiği, davacının ise binanın 1992 yılında yapıldığını ileri sürmekle birlikte, ilave katın 19.07.2003 tarihinden önce yapıldığını gösteren bilgi ve belgenin olmadığını, ancak ilgili birimlerden hava fotoğraflarının getirtilip, incelenebileceğini belirterek bu işleme itiraz ettiği, itirazının reddi üzerine, bedel istenilmesi işleminin iptali istemiyle bu davanın açıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, ilk olarak tespit edildiği 28.03.2012 tarihli tutanak ve eki fotoğrafta davacıya ait binanın üç normal kat ve tamamlanmamış dördüncü kattan oluştuğu, inşaat yılına ilişkin bir belge ve bilgi olmadığı, davacının yalnızca tamamlanmış ve kullanılan kısımlara ilişkin olarak, yararlandığı altyapı hizmetlerine ait 2010 yılı ve sonrasına ait faturaları sunabildiği, kolon ve çatıdan ibaret dördüncü katın 19.07.2003 tarihinden önce yapıldığını gösteren bilgi ve belge bulunmadığı ve davacının bedel ödemeyi taahhüt ettiği dikkate alındığında, Hazine taşınmazının işgaliyle inşa edilen binanın 19.07.2003 tarihinden önce yapıldığı yapı sahibince kanıtlanmayan ilave dördüncü katının Hazineye geçtiğinin kabulü ile bu kısmın bedelinin ödenmesi koşuluyla ilgili belediyeye devrinde ve sonuç olarak yapı sahibi davacıdan bedel istenilmesinde hukuka ve ilgili düzenlemelere aykırı yön yoktur.
Bununla birlikte, davalı idarece ilave kısmın korunup, korunmayacağı değerlendirilmeden ve bu kısmın yıkılması durumunda enkaz bedelinin, aksi halde ise malzeme bedelinin davacıya ödenmesi gerektiği dikkate alınmadan, 2015 yılı yapı yaklaşık birim maliyetlerini esas alarak belirlediği ve rayiç değer olarak kabul ettiği …..-TL'nın davacıdan istenilmesinin ise dayanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle dava konusu işlem bu yönüyle hukuka aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 4.İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 30/11/2016 tarih ve E:2016/97, K:2016/2088 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 234,40-TL yargılama giderleri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taktir edilen 990-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine, 10.05.2017 tarihinde kesin olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)