(AİHS m. 11) (2709 S. K. m. 51, 90) (657 S. K. m. 125) (4688 S. K. m. 1, 18, 19) (KAYA VE SEYHAN - TÜRKİYE DAVASI) (ANY. MAH. 18.09.2014 T. 2013/8463 E.) (ANY. MAH. 06.01.2015 T. 2013/8517 E.)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, Fatih İlkokulunda öğretmen olarak görev yapan davacının, üyesi olduğu Sendikanın almış olduğu karara istinaden 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde grev ve iş bırakma eylemine katılması sebebiyle davalı idarece başlatılan soruşturma neticesinde hazırlanan rapor doğrultusunda ''2 gün süre ile mazeretsiz göreve gelmediği'' gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/(C-b) maddesine istinaden 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 14.10.2016 tarih ve 11356677 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davanın reddi yolunda İstanbul 8. İdare Mahkemesince verilen 30/03/2017 tarih ve E:2016/2053, K:2017/792 sayılı kararın; üyesi olduğu Sendika tarafından alınan karar gereği yapılan eyleme katılması nedeniyle mazeretsiz olarak göreve gelmediğinden söz edilemeyeceği ileri sürülerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının üyesi olduğu Sendika tarafından alınan kararın çalışanların sosyal, sağlık, ekonomik, mali hakları ile çalışma şartlarının iyileştirilmesi amacını taşımadığı, bu nedenle davacının 2 gün süreyle göreve gelmeme eyleminin sendikal hakkın kullanımını kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu eylemine uyan disiplin cezası ile cezalandırılması yönünde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, Fatih İlkokulunda öğretmen olarak görev yapan davacının, üyesi olduğu Sendikanın almış olduğu karara istinaden 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde grev ve iş bırakma eylemine katılması sebebiyle davalı idarece başlatılan soruşturma neticesinde hazırlanan rapor doğrultusunda ''2 gün süre ile mazeretsiz göreve gelmediği'' gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/(C-b) maddesine istinaden 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 14.10.2016 tarih ve 11356677 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince "davacının üyesi olduğu sendikanın10.10.2015 tarihinde Ankara'da meydana gelen patlama nedeniyle aldığı 2 günlük iş bırakma kararının, 4688 sayılı Kanun ile bu Sendikaya tanınan "kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi" amacına uygun olmaması karşısında, davacının ancak sendikal faaliyet kapsamında bu hakkını Anayasa'da öngörülen eğitim hakkını aksatmayacak şekilde 4688 sayılı Kanun'un 18. maddesine uygun olarak mesai saatleri dışında veya idarenin vermiş olduğu izin doğrultusunda savunabilmesinin önünde hiç bir engel bulunmadığı halde davalı idareye hiç bir ön bildirim yapmaksızın ve öğretmenlik görevini aksatmak suretiyle eğitim ve öğretim vermekle yükümlü olduğu yüzlerce öğrencinin Anayasal güvence altındaki eğitim haklarını iki gün ihlal etmek suretiyle mazeretsiz olarak ifa etmediği tartışmasız olup, tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının mazeretsiz olarak iki gün derse girmeme eylemi sabit olmakla, bu eyleminin karşılığı olarak hakkında tatbik olunan disiplin cezasına ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Anayasanın 51. maddesinde; "Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz." hükmüne yer verilmiş; 90. maddesinin son fıkrasında da; usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı hükme bağlanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin 11. maddesinde ise; "1. Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını da içerir.
2. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarda anılan haklarını kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir." kuralına yer verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 maddesinin (C-b) bendinde, "özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek" fiili memurun aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. Maddesinde "Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. " hükmüne yer verilmiş; "Sendika ve Konfederasyonların Yetki ve Faaliyetleri" başlıklı 19. maddesinde ise " Sendika ve konfederasyonlar kuruluş amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek aşağıdaki faaliyetlerde bulunabilirler
a) Genel olarak kamu personelinin hak ve ödevleri, çalışma koşulları, yükümlülükleri, iş güvenlikleri ile sağlık koşullarının geliştirilmesi konularında görüş bildirmek ve toplu sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere yapılacak çalışmalara temsilciler göndermek.
...
d) Üyelerin mesleki yeterliliklerinin artırılması ve sorunlarının çözülmesi ile sendikal faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik kurs, seminer ve sosyal amaçlı toplantılar düzenlemek, bilimsel çalışmalar yapmak ve yayınlarda bulunmak." hükmü yer almıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 15/09/2009 tarihli Kaya ve Seyhan-Türkiye kararında (Başvuru No: 30946/04); sendika üyesi kamu görevlilerinin, alınan karar uyarınca düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle göreve gelmedikleri için disiplin cezası verilmesinin, sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşru grev ya da eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlere verilen disiplin cezasının "acil bir sosyal ihtiyaca "tekâbül etmediği ve bu nedenle "demokratik bir toplumda gerekli" olmadığı sonucuna varmış, başvuranların gösteri yapma özgürlüğünü etkili bir şekilde kullanma haklarının orantısız olarak çiğnendiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi, üyesi olduğu sendikanın çağrısına uyarak görevine gitmeyen ve mazeretsiz olarak göreve gelmediğinden bahisle uyarma cezası ile cezalandırılan iki başvurucu hakkında verdiği, 18.09.2014 tarihli, 2013/8463 başvurulu numaralı ve 06.01.2015 tarihli, 2013/8517 başvuru numaralı kararlarında; demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortak amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığının sağlıklı bir toplumun önemli bir bileşeni olduğu, demokrasilerde böyle bir örgütün Devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahip olduğu, istihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasını amaçlayan örgütler olan sendikaların, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olan örgütlenme özgürlüğünün önemli bir parçası olduğu, örgütlenme özgürlüğünün, bireylere topluluk halinde siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını geliştirme imkanı sağladığı, sendika hakkını kullanan bireylerin, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temel ilkelerinin korunmasından yararlanacağı, şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece sendika hakkı çerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunların dile getirilme biçimi yetkili makamların gözünde kabul edilmez olsa dahi, ifade, örgütlenme ve sendikal özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerin demokrasiye hizmet edemeyeceği ve hatta tehlikeye düşüreceği belirtilmiş ve başvuruya konu disiplin cezası değerlendirmesinde, dava konusu eylem gününün, tüm ülkede önceden bildirildiği, söz konusu eylemin yapılmasına yetkili merciler tarafından itiraz edildiği de ileri sürülmediğinden başvurucunun bu eyleme katılarak sendikal hakkını kullandığına karar verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, Fatih İlkokulunda öğretmen olarak görev yapan davacı hakkında 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde özürsüz olarak göreve gelmediği iddiasıyla başlatılan disiplin soruşturması sonucu düzenlenen 03.08.2016 tarih ve 10752 sayılı soruşturma raporunda, 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde gerçekleştirilmiş olan grev ve iş bırakma eyleminin 4688 sayılı Kanunun 18. ve 19. maddelerinde belirtilen faaliyetler kapsamına girmediği, davacının da anılan tarihlerde düzenlenmiş olan grev ve iş bırakma eylemine katıldığı gerekçesiyle 2 gün süreyle özürsüz olarak göreve gelmediğinin sabit olduğu belirtildikten sonra anılan eylemi nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin (C-b) bendi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması gerektiği kanaatine varıldığı, Bağcılar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 14.10.2016 tarih ve 11356677 sayılı işlemiyle söz konusu soruşturma raporu ile getirilen teklif doğrultusunda davacının geçmiş çalışmalarındaki başarı durumu hafifletici neden olarak değerlendirilmeyerek "1/30 oranında aylıktan kesme cezası" ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının 12.10.2015 ve 13.10.2015 tarihlerinde iki gün süreyle göreve gelmeme eyleminin; üyesi olduğu …… Sendikasının bağlı olduğu Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonunca "10 Ekim 2015 tarihinde Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi temalı Emek, Dayanışma ve Demokrasi mitinginde yapılan bombalı eylem sonucunda vahim ve vahşi bir katliam gerçekleştiği ve onlarca sendika üyesi arkadaşlarının yaşamlarını yitirdiği belirtilerek yaşamlarını yitiren arkadaşlarını anmak, cenazelerini kaldırmak, katliamı lanetlemek ve sorumluların açığa çıkarılmasını talep etmek amacıyla ……, …….., TMMOB ve TBB olarak 11-12-13 Ekim 2015 tarihlerinde yas ilan edilmesi, 12-13 Ekim Pazartesi ve Salı günleri ise grev yapılması" yönündeki eylem kararı doğrultusunda ……. Yönetim Kurulunca alınan "12-13 Ekim 2015 tarihlerinde 2 günlük grev kararına katılımın sağlanması, basın açıklaması ve yürüyüş yapılması, bildirilerin okullarda ve işyerlerinde illerde belirlenecek alanlarda okunması" yönündeki 10.10.2015 tarih ve 98 sayılı eylem kararı doğrultusunda ve sendikal faaliyet kapsamında gerçekleştirdiği, bu eyleminin "özürsüz olarak göreve gelmeme fiili" kapsamında değerlendirilmesine imkan bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacının üyesi bulunduğu Sendikanın ve Sendikanın bağlı olduğu Konfederasyonun aldığı kararlar uyarınca gerçekleşen göreve gelmeme eyleminin sendikal faaliyet kapsamında gerçekleşen bir fiil olarak kabulü gerekeceğinden, disiplin suçu teşkil etmeyen eylemi nedeniyle 657 sayılı Kanun'un 125.maddesinin (C-b) bendi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 8. İdare Mahkemesince verilen 30/03/2017 tarih ve E:2016/2053, K:2017/792 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 239,40-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri için alınan paranın kullanılmayan kısmının ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine, 26/12/2017 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY:
İstinaf başvurusuna konu İdare mahkemesince verilen kararın ve dayandığı gerekçenin, hukuk ve usule uygun olduğu anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)