(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 46)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacılar tarafından, murisleri .....'nın 10.10.2015 tarihinde Ankara Garı önünde "Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi, Emek, Barış, Demokrasi" mitinginde bombalı saldırıda hayatını kaybetmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın karşılığı 2.800.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işleminin iptali ile 1.170.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun ile terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, sadece maddi zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usuller belirlenmiş, manevi zararın tazminine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiş ise de, Anayasamızın 125. maddesinin son fıkrasındaki; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü uyarınca, terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler ya da terör eylemleri nedeniyle manevi zarara uğrayan kişilerin söz konusu zararlarının da tazmininin gerekeceği ve manevi zararın tazmini talebiyle yapılan başvuruların genel hükümlere göre değerlendirilmesi gerekeceğinin açık olduğu, olayın bir terör eylemi olduğunun anlaşılması, idarenin hizmetin işleyişine ilişkin kusurunun bulunmadığının tespit edilmesi karşısında, terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup, 5233 sayılı Kanun uyarınca karşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat taleplerine ilişkin uyuşmazlığın, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanunun öngördüğü usullere tabi olarak manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemenin yapılması gerektiği, terör eylemleri sonucu oluşan olaylar incelendiğinde, bir taraftan hayvanlara, ağaçlara, ürünlere, ev ve ev eşyalara ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen zararlar, yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm nedeniyle uğranılan zararlar ya da kişilerin malvarlıklarına ulaşamamalarından kaynaklı maddi zararlar yanında, esasen terör eylemlerine maruz kalan vatandaşların hayatları boyunca çektikleri ve çekecekleri üzüntü, acı, elem ve psikolojik buhran, vb. gibi manevi zararların da mevcut olduğu ve bu manevi zararların büyük sıkıntılara yol açacağı hususunun inkar edilemez bir gerçek olduğu, dolayısıyla, idare hukuku kuralları çerçevesinde Anayasa'ya dayalı olarak geliştirilen bir ilke uyarınca manevi zararların karşılanma olanağının, içeriği itibarıyla engelleyici bir hüküm taşımayan yasa ile ortadan kaldırıldığından bahsedilmesinin olanaksız olduğu, kaldı ki, manevi tazminatın, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracı olduğu, başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışının, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirdiği, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçladığı, belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olmasının gerektiği, bu niteliğinden dolayı sorumluluk hukukunun genel çerçevesinde manevi tazminatın miktarı her bir olay ve birey yönünden yargı yerlerince farklı şekilde değerlendirileceğinden, manevi tazminat miktarının idare organlarınca takdir edilmesini sağlayacak şekilde yasayla belirlenmesi de müessesenin niteliği ile bağdaşmayacağından, yasa koyucunun bunu Kanunda açıkça öngörmesini beklemenin de gerçekçi olmadığı, bu durumda, olayda, …….'nın eşi, çocukları …., …., …., ……'nın babası, ……'nın oğlu, diğer davacıların ise kardeşi olan .....'nın hayatını kaybetmesi nedeniyle davacıların ağır elem ve üzüntü içerisinde kaldığı, olay nedeniyle duyulan acı, üzüntü ve ruhsal sıkıntının giderilmesi için çekilen manevi üzüntü ve ızdıraba karşılık olarak eş için 50.000,00-TL, çocukların her biri için 75.000,00-TL, anne için 75.000,00-TL, kardeşlerin her biri için 25.000,00-TL olmak üzere toplam 500.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesinin uygun olacağı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin 500.000,00-TL'lik kısmının iptaline, diğer kısmı yönünden davanın reddine, manevi tazminat isteminin 500.000,00-TL'lık kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmının reddine, hükmedilen 500.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihi olan 07.04.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine ilişkin olarak Ankara 6. İdare Mahkemesi'nce verilen 10/02/2017 gün ve E:2016/1612, K:2017/633 sayılı kararın; davacılar vekili tarafından, olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğunun açık olduğu ve idarenin sorumluluğunun sosyal risk ilkesi uyarınca değil hizmet kusuru ilkesi uyarınca değerlendirilmesi gerektiği, manevi tazminat miktarının düşük belirlendiği, hükmedilen manevi tazminata idareye başvuru tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği, davalı idare tarafından da Ankara Valiliği'nin hasım mevkiine alınması gerektiği, olaya ilişkin olarak ceza davasının sonucunun beklenilmesi gerektiği, zarara neden olan patlamanın bir terör eylemi olduğu, idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunu doğuracak bir olay olmadığı, hükmedilen manevi tazminat tutarının emsal davalarda hükmedilen miktarların üstünde, hakkaniyete aykırı ve sebepsiz zenginleşmeye yönelik olduğu ileri sürülerek kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
DAVALI SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının davanın reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, davacı istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVACI SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Ankara 6. İdare Mahkemesi'nce verilen 10/02/2017 gün ve E:2016/1612, K:2017/633 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, davacı ve davalı tarafın İSTİNAF İSTEMLERİNİN REDDİ ile anılan kararın ONANMASINA, yargılama giderlerinin istinaf başvurusunda bulunan taraflar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra istinaf isteminde bulunan taraflara iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay 15. İdari Dava Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere 29/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)