(3194 S. K. m. 32) (2577 S. K. m. 28, 45, 49)
İSTEMİN ÖZETİ: Aydın İli, Didim İlçesi, ……. Mevkii, N18.B4.IA pafta, 14176 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki inşaata dair verilen 206, 206/1 ve 206/2 no'lu yapı ruhsatlarının iptaline ilişkin Didim Belediye Başkanlığının 22/04/2014 tarih ve 969 sayılı işlemi ile 22/04/2014 tarih, cilt no:1, sahife no:10 sayılı yapı tatil zaptının Danıştay 6. ve 14.Dairesi müşterek heyetince verilen 20/10/2015 tarih ve E:2015/1060 K:2015/6187 sayılı karar gereğince kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 23/02/2016 tarih ve 2009 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada;"...Bir yapıya verilmiş olan inşaat ruhsatının idarece iptal edilmesi veya söz konusu ruhsatla ilgili olarak açılmış bir davanın mevcut olması halinde, hukuka aykırılığı saptanan yapı ruhsatlarına dayalı olarak yapılan inşaatın ruhsatsız konuma düşeceği ve yıkılması gerekeceği, bir başka anlatım ile ruhsatlı yapının ruhsatının idarece veya yargı kararı ile iptal edilmesi durumunda inşaatı devam eden yapıların mevcut durumunun tespitine yönelik olarak 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesinde öngörülen işlemlerin uygulanması, bu kapsamda da inşai faaliyete devam edilmesinin tedbir olarak mühürlenmek suretiyle durdurulması gerekli olup, aksi takdirde, yargı yerince hukuka aykırılığı tesbit edilerek iptal edilen ve tesis edildiği tarih itibariyla yürürlükten kalkan bir düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilmiş ve dava konusu da edilmiş bir işleme rağmen ileriye yönelik bir kazanılmış hakkın tanınması sonucunu doğuracağı, bu durumun kısaca tüm işlem ve eylemlerinin hukuka uygun olduğu devlet biçimi olarak tanımlayabileceğimiz Hukuk Devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı aşikardır(...) Bu durumda, yapı ruhsatlarının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle Mahkememizin 2014/206 esasına kayden açılan davada Mahkememizce verilen 15.01.2015 tarih ve K:2015/24 sayılı karar ile uyuşmazlık konusu parselin 1/1000 ölçekli uygulama imar planındaki kullanım türünün tercihli kullanım alanı olduğu, yapı adasında 3 kat yapılaşma koşulunun olduğu ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı notunda yer alan "h serbesttir" uygulamasının, imar parselinin veya adasının planda konut alanı olması durumunda uygulanabileceği dikkate alındığında, söz konusu kat adedi koşuluna uyulmadan düzenlenen ve bu nedenle hukuka aykırılığı açık olan 206 ve 206/1 sayılı ruhsatlar ile bu ruhsatlarla birlikte verilen 206/2 sayılı (yüzme havuzu) ruhsatın iptaline ilişkin işlemde mevzuata ve hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmekle, idareden alınmış mevcut yapı ruhsatına göre yapılmakta olan yapının yapı ruhsatlarının iptal edilmesi nedeniyle ruhsatsız duruma düşen ve yapılan mühürlemelere rağmen iki kez mühür fekki yapılarak devam olunan inşaatın seviyesinin tespiti ile inşaatın bu aşamada kalması amacına yönelik olarak mühürlenmesi yönünde işlem tesisinde hukuka aykırılık bulunmadığından, 22.04.2014 tarih, cilt no:1, sahife no:10 sayılı yapı tatil zaptının Danıştay kararı gereğince kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır(...) Her ne kadar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinin değişik 1. bendinde "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur." hükmüne yer verilmiş ve davacılar tarafından inşaat ruhsatlarının iptal edilmesine ve yapıların durdurulmasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davada mahkemece verilen kararın Danıştay temyiz incelemesi sonucu bozulduğu, idarelerin 2577 sayılı Kanunun 28.madde hükmü gereği Danıştay kararını uygulamak zorunda olduğu, Danıştay kararını uygulanmaması anlamında olan dava konusu işlemlerin hukuka aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, yapı ruhsatlarının iptali ve yapıların mühürlenmesine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davada verilen ret kararının temyiz edilmesi üzerine Danıştay 6. ve 14. Dairelerinin müşterek heyetince verilen sözkonusu bozma kararının olaya özgü olarak tek başına uygulama kabiliyetinin bulunmadığı, bozma kararının hüküm doğurması ve idarece uygulanabilir hale gelmesinin, ancak mahkeme tarafından bozma kararına uyularak idarece tesis edilen işlemlerin iptaline karar verilmesi durumunda mümkün olduğu dikkate alındığında, ayrıca temyiz üzerine verilen bozma kararının Danıştay’ın aynı müşterek heyetince kaldırılarak karar düzeltme isteminin reddine ve mahkeme kararının onanmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında bu yöndeki davacı iddialarına itibar edilmemiştir..." gerekçesiyle davanın reddine karar veren Aydın 2.İdare Mahkemesinin 10/05/2017 günlü, E:2016/489, K:2017/732 sayılı kararının; davalı idarenin başvuruları ısrarlı reddinin kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğu, Anayasa hükümlerine aykırılık taşıdığı ileri sürülerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 22/07/2016 tarih ve 2016/1 sayılı kararı uyarınca oluşturulan İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü ve Dördüncü İdare Dava Daireleri Müşterek Kurulunca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Davacı vekili tarafından verilen 25/07/2017 kayıt tarihli istinaf dilekçesi içeriğinde Aydın 2.İdare Mahkemesinin tüm hakimleri hakkında reddi hakim talebinde bulunulmuş ise de; kararın 10/05/2017 tarihinde verildiği, dolayısıyla, kararın verilmesinden sonra reddi hakim talebinde bulunulduğu görüldüğünden ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca, Bölge İdare Mahkemesinin verdiği karar kesin olduğundan, reddi hakim talebinin incelenmesi olanağı bulunmadığı sonucuna varılarak uyuşmazlığın esası incelendi.
İdare ve Vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenip kaldırılmaları, 2577 sayılı İdare Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 2. fıkrası ile göndermede bulunulan aynı Kanunun 49. maddesinin 2. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır. Aydın 2. İdare Mahkemesi'nin 10/05/2017 günlü, E:2016/489, K: 2017/732 sayılı kararının dayandığı gerekçe ise usul ve hukuka uygun olup, kararın kaldırılmasını gerektiren başka bir neden bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin başvuranın üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince başvurana iadesine,22577 sayılı Yasanın 45.maddesinin 6.fıkrasına göre kesin olarak 28/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)