(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 2, 14, 15)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, 28.09.2011 tarihinde sol ayağının üzerine basamama ve sol elinde güç kaybı şikayetiyle gittiği …… Devlet Hastanesi Nöroloji Polikliniğinde görevli doktorun mesleğin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun davranmayarak beyin kanaması geçirmesine sebebiyet vermesinde davalı idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğundan bahisle (ıslah edilen) 186.836,82-TL maddi, 100.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 286.836,82-TL tazminatın olay tarihi olan 28.09.2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açtığı davada; davacının maddi tazminat ödenmesi isteminin kabulüne, 186.836,82-TL tazminatın idareye başvuru tarihi olan 25.03.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, manevi tazminat ödenmesi isteminin kısmen kabulü ile 20.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 25.03.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, manevi tazminat ödenmesi isteminin geriye kalan 80.000,00-TL’lik kısmının reddine karar veren Trabzon İdare Mahkemesi'nin 30/12/2016 gün ve E:2015/889, K:2016/1957 sayılı kararının; davacı tarafından; Trabzon İdare Mahkemesi'nin 2015/889 Esas, 2016/1957 Karar sayılı 30.12.2016 günlü kararın, tahsil harcının kendisine tamamlattırılması ile manevi tazminat miktarının düşük belirlenmesi yasaya ve hukuka açıkça aykırı olduğu, her ne kadar Mahkemece manevi tazminat talebi kısmen kabul edilmişse de belirlenen manevi tazminatın, çekmiş olduğu ve ömrü boyunca çekeceği elem ve ızdırapları karşılar nitelikte olmadığı, davalı idare tarafından; Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmadığı, Dr........'ın %100 kusurlu olduğuna dair somut verinin, herhangi bir tespitin olmadığı, meydana gelen zarara ile iddia olunan hizmet kusuru arasında uygun illiyet bağının bulunması gerektiği, davayı kabul etmemekle birlikte araştırılması gereken önemli noktalardan birisinin de Dr........ doğru teşhiste bulunarak gerekli tetkikleri istemiş olsaydı dahi 30 saat sonra gerçekleşen rahatsızlığın önüne geçilip geçilemeyeceği hususu olduğu, Trabzon 5.Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada alınan Adli Tıp Kurumu raporunda da doğru teşhisin 1 gün gecikmesinin sonucun ortaya çıkmasını engellemeyeceğinin açıkça ortaya konulduğu, zararın meydana gelmesinde asıl sorumlunun Karadeniz Teknik Üniversitesi .... Hastanesi olmasına karşın davanın ilgili hastaneye açılmadığı ve davaya dahil edilmediği, müdahil davalı tarafından; davacının .... Devlet Hastanesi'ndeki muayene tarihinde beyin kanaması bulgusu bulunmadığı gibi .... Devlet Hastanesi'ndeki muayenesinden bir gün önceki Karadeniz Teknik Üniversitesi .... Hastanesi'ndeki aynı şikayeti ile ilgili muayenesinde de beyin kanamasına dair bir bulgu ve şüphenin bulunamadığı, davacının farklı sağlık kuruluşlarındaki önceki muayaneleri ile sonuçları ve tanı itibariyle örtüşen .... Devlet Hastanesi'ndeki nörolojik muayane itibariyle muayaneyi yapan doktorun ve kurumun kusurlu bulunması suretiyle tam yargı davasının maddi tazminat yönünden tam, manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, ceza davasının henüz kesinleşmediği ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması istemidir.
SAVUNMANINÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi'nce duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacının, 28.09.2011 tarihinde sol ayağının üzerine basamama ve sol elinde güç kaybı şikayetiyle gittiği .... Devlet Hastanesi Nöroloji Polikliniğinde görevli doktorun mesleğin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun davranmayarak beyin kanaması geçirmesine sebebiyet vermesinde davalı idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğundan bahisle (ıslah edilen) 186.836,82-TL maddi, 100.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 286.836,82-TL tazminatın olay tarihi olan 28.09.2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemine ilişkindir.
İdare Mahkemesi'nce; söz konusu olayla ilgili olarak görevi kötüye kullanmak suçlamasıyla nöroloji polikliniğinde görevli doktor ....... hakkında Trabzon 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde E:2014/177 sayılı esasıyla açılan davada, doktorun kusurlu olup olmadığının tespiti amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderildiği, 2. İhtisas Kurulu'nun 13.01.2014 tarih ve 9115 sayılı raporu ile aynı durum ve şartlardaki bir nöroloji uzmanından beklenen özeni göstermediğinden kusurlu bulunduğu, Trabzon Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü'nün ön inceleme raporunda aksi yönde görüşü bulunduğundan dosyanın bu kez Adli Tıp Genel Kurulu'na gönderildiği, Genel Kurul'un 04.12.2014 tarih ve 605 sayılı raporu ile 2. İhtisas Kurulu'nun görüşü doğrultusunda kusurlu bulunduğu, Mahkemenin 10.02.2015 tarih K:2015/136 sayılı kararı ile; nöroloji doktorunun …..'a medikal tedaviye başladığı ancak hastanın yaşı, klinik bulguların ortaya çıkış süreci dikkate alındığında her türlü ihtimali düşünerek yapması gerekli tıbbi tahlil ve tetkikleri yapmadığı, MR veya bilgisayarlı tomografi yöntemlerine başvurması gerekirken başvurmadığı, bu şekilde hekimlik mesleğinin gereklerini yerine getirmeyerek klinik bulgunun geç teşhis edilmesine sebep olduğu, bu bağlamda da felç oluşumuna sebebiyet verdiği, bu nedenle de görevini ihmal ettiği ve atılı görevi ihmal suçunu işlediği gerekçesiyle 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verildiği, bu itibarla; olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğu Mahkeme kararı ile sabit olan davalı idarenin davacının bu nedenle uğradığı zararı karşılamakla yükümlü olduğu açık olduğundan, uğranılan maddi zararın (efor tazminatı ve maddi tazminat) belirlenmesi amacıyla Mahkemenin 22.12.2015 tarihli ara kararı ile yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda bilirkişi tarafından düzenlenen ve 03.06.2016 tarihinde kayıtlara giren raporda; davacı …..'a Hacettepe Üniversitesinden Heyet Raporuyla verilen özür oranının (bedensel güç kaybı) % 24 olarak belirlendiği, doktorun %100 kusurlu olduğu dikkate alındığında işlenmiş dönem (bilinen dönem) zararının (4 yıl 9 ay) : 11.481,58-TL, bilinmeyen dönem (aktif dönem) zararının (36 yıl 8 ay): 158.399,84-TL, pasif dönem (emeklilik dönemi) zararının (5 yıllık): 16.955,40-TL olmak üzere toplam 186.836,82-TL olarak hesaplandığı, bilirkişi raporunun, Mahkeme kararına esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olduğu, bu durum karşısında, bilirkişi raporunda belirtilen 186.836,82-TL maddi zarar miktarının davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği, davalı idarenin kusurlu bir eylemi sonucunda davacının ağır bir elem ve üzüntü duyduğu açık olup, bu nedenle uğranılan manevi zararı tatmin etmek amacıyla davalı idarece kendisine manevi tazminat ödenmesi gerektiği, ödenmesi gereken manevi tazminat miktarına gelince, olayın oluş şekli, davalı idarenin kusur derecesi göz önüne alındığında davacıya 20.000,00-TL tutarında manevi tazminatın davalı idarece ödenmesi gerektiği fazlaya ilişkin 80.000,00-TL'lik kısmı yönüyle davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat ödenmesi isteminin kabulüne, 186.836,82-TL tazminatın idareye başvuru tarihi olan 25.03.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, manevi tazminat ödenmesi isteminin kısmen kabulü ile 20.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 25.03.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, manevi tazminat ödenmesi isteminin geriye kalan 80.000,00-TL’lik kısmının reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3. maddesinde; dilekçelerin, idare ve vergi mahkemelerinde mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından; görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ile 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği, 14/6. maddesinde; yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı, aynı Kanun'un 15. maddenin 1.fıkrasının (a) bendinde; 14. maddenin 3/a bendine göre adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği, anılan fıkranın (c) bendinde; Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince 14. maddenin 3. fıkrasında yazılı hususlarda Kanuna aykırılık görülürse, Kanun'un 14. maddesinin 3/f bendine göre, davanın yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasıma tebliğine karar verileceği, aynı fıkranın (d) bendinde ise; 3/g bendinde yazılı halde otuz gün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuz gün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine karar verileceği, hüküm altına alınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 27.09.2011 tarihinde sol ayağının üzerine basamama şikayetiyle Karadeniz Teknik Üniversitesi (K.T.Ü) Tıp Fakültesi acil servisine gittiği, yapılan muayenesinde ayak ve diz grafisi çekildiği, sonuçlar normal çıktığı için nöroloji ve ortapedi polikliniğinde muayene edilmesi önerilerek taburcu edildiği, ertesi gün yani 28.09.2011 tarihinde sol ayağının üzerine basamama ve sol elinde güç kaybı şikayetiyle gittiği …… Devlet Hastanesi Nöroloji Polikliniğinde görevli doktor tarafından muayene edildikten sonra ilaç verilerek evine gönderildiği, 29.09.2011 tarihinde baygın halde getirildiği (K.T.Ü) Tıp Fakültesi acil servisinde çekilen tomografisinde beyin kanaması teşhisi konularak tedaviye başlanıldığı ancak, kanama devam ettiği için ameliyata alınamadığı, kanamanın durması üzerine 10 gün sonra ameliyata alındığı, ameliyattan 10 gün sonra da taburcu edildiği, ardından çeşitli şehir ve hastanelerde tedavisine devam edildiği, halen sol bacak ve kolunu tam olarak kullanamayan davacı tarafından 25.03.2015 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvurularak nöroloji polikliniğinde görevli doktorun ileri tetkik ve tedavi yöntemlerini uygulamayarak beyin kanaması geçirmesine sebebiyet verdiği, meydana gelen olayda idarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek tazminat ödenmesinin istenildiği, talebin cevap verilmemek suretiyle zımnen reddi üzerine (ıslah edilen) 186.836,82 TL maddi , 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 286.836,82 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Olayda, Dairemizin 16.11.2017 tarihli ara kararı uyarınca düzenlenen ve 23.09.2019 tarihinde dosyaya sunulan 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 2018/33114/1690 sayılı raporunda; .... Devlet Hastanesi Nöroloji Polikliniği'nde davacı Merve'nin muayenesini yapan müdahil doktorun yanında, tanıda gecikmeye neden olması cihetiyle Karadeniz Teknik Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalında kişinin muayenesini yapan Acil hekiminin de beklenen dikkat ve özeni göstermediğinin belirtildiği, dolayısıyla ajanı eliyle görülen sağlık hizmeti nedeniyle Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin de kusurlu olduğu ve hasım mevkiine alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer yandan, Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin hasım mevkiine alınmasında sonra sağlık hizmetinin yürütümünde sorumluluğu bulunan doktora da davanın ihbarı gerekir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, Trabzon İdare Mahkemesi'nin 30/12/2016 gün ve E:2015/889, K:2016/1957 sayılı kararın kaldırılmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere Trabzon İdare Mahkemesi'ne iadesine, yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile yargılama giderleri hakkında da hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 27/02/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)