(213 S. K. m. 75, 113, 114)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, sahte fatura kullandığından bahisle hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu dikkate alınarak takdir komisyonu kararlarına istinaden adına 2010/9,10. dönemleri için re'sen yapılan bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının kaldırılması istemiyle açılan davada; davacı şirket adına fatura düzenleyen …. Elektrik Makine İnşaat İmalat Turizm Sanayi ve Tic.Ltd.Şti. hakkında yapılan tespitlerin değerlendirilmesinden, anılan şirketin ilgili dönemde beyan ettiği katma değer vergisi matrahlarına ulaşacak ticari faaliyette bulunmaması, mükellefe tebligat yapılamaması, resmi kurumlara verdiği bilgilerin ve yapılan tespitlerin birbirinden farklı olması, genel itibariyle beyannamelerini verse bile vergisel ödemelerini yapmaması, mükellefin alışlarının çok büyük çoğunluğunun sahte fatura düzenlediği tespit edilen firma ve şahıslardan olması, faaliyet konusunu ve beyan ettiği ciroyu gerçekleştirecek yeterlilikte işyerine, demirbaşa, araca, teçhizata ve işçi sayısına rastlanılamaması yönündeki tespitler ile diğer tespitler birlikte değerlendirildiğinde söz konusu mükelleflerin davacı şirket adına düzenlediği faturaların gerçek bir mal ve hizmet teslimine dayanmadığı ve sahte belge olduğu sonucuna varıldığından, anılan şirket ve mükelleften alınan faturalardaki katma değer vergisi tutarlarının reddi suretiyle adına teklif dönemleri için yapılan bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddeden Ankara 1. Vergi Mahkemesi'nce verilen 07/03/2017 gün ve E:2016/1476, K:2017/293 sayılı kararının, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Davacı adına takdir komisyonu kararı ve vergi tekniği raporu dikkate alınarak, 2010 yılı içinde alış belgelerinden dolayı yararlandığı katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yapılan cezalı tarhiyatın kaldırılması istemiyle açılan davanın, Vergi Mahkemesince reddine karar verilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 113'üncü maddesinde zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmış; zamanaşımının, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 114'üncü maddesinde ise, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı, şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasının zaman aşımını durduracağı, duran zamanaşımının, mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam edeceği, ancak işlemeyen sürenin her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamayacağı hükmü yer almıştır.
Takdir komisyonlarının yetkileri 213 sayılı Kanunun 75'inci maddesinde düzenlenmiş olup, bu madde uyarınca, 72'nci maddenin birinci fıkrasına göre kurulan takdir komisyonları, 74'üncü maddedeki görevleri dolayısıyla bu Kanunda yazılı inceleme yetkisini haizdir.
213 sayılı Kanunda, hakkında re'sen tarh sebeplerinden biri bulunan mükelleflerin hangi hallerde 135'inci maddede sayılan incelemeye yetkili olanlar tarafından incelemeye tabi tutulacakları, hangi hallerde matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilecekleri hususunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, incelemeye sevk halinde, incelemede geçen sürenin zamanaşımını durduracağına ilişkin bir hükme yer verilmemiş olmasına rağmen takdir komisyonuna sevk halinde zamanaşımının duracağı hükme bağlanmıştır. Bu farklılıktan maksat, tarhiyata yetkili vergi dairesinden kısmen de olsa bağımsız olarak kurulan takdir komisyonunda geçen süre içerisinde ya da karara karşı vergi dairesi tarafından dava açılması gibi nedenlerle vergi borcunun tarh zamanaşımına uğrayarak ortadan kalkmasının önüne geçmektir.
Dolayısıyla; yukarıda anılan düzenlemelerin amacı ve birbirleriyle olan bağlantıları gözönüne alındığında; matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması halinde zamanaşımının duracağına ilişkin düzenlemenin, yalnızca, incelemenin vergi dairesinden farklı kuruluş ve çalışma usullerine tabi olan takdir komisyonunca yapıldığı hallerde uygulanabileceği sonucuna varılmaktadır.
İncelemenin 213 sayılı Kanunun 135'inci maddesinde sayılan yetkililer tarafından yapılması ve takdir komisyonunca; bunun dışında herhangi bir inceleme yapılmaksızın, bu yetkililerce düzenlenen rapor esas alınarak matrah belirlenmesi halinde ise, tarhiyatın, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içerisinde yapılması ve ilgilisine tebliğ edilmesi gerekmektedir. Takdire done olmak üzere Kanunun 135'inci maddesinde sayılan yetkililer tarafından inceleme yapılmasına ve düzenlenen inceleme raporlarının takdir komisyonunca done olarak kullanılmasına yasal bir engel bulunmamakta ise de; bu usulün, 114'üncü maddede düzenlenen, tarhiyatın vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde yapılmasını ve tebliğ edilmesini zorunlu kılan zamanaşımı hükmünü aşmak amacıyla bir yöntem olarak kullanılması, idare hukukunda geçerli olan kanuni idare ilkesi ve hukuki güvenliğin korunması prensibine, dolayısıyla hukuka aykırı olacaktır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 2010 yılına ilişkin hesap ve işlemlerinin sahte fatura kullanımı yönünden incelenmesi sonucu adına düzenlenen 04/04/2016 tarih ve 2016-A-4337/22 sayılı Vergi Tekniği Raporu'nda; hakkında sahte fatura düzenleyicisi olduğu yönünde vergi tekniği raporu bulunan ….. Elektrik Makine İnşaat İmalat Turizm Sanayi Tic.Ltd.Şti.'nden 2010 yılında temin ettiği faturaları yasal defterlerine kaydederek indirim konusu yaptığından bahisle, gerçek bir mal alışverişine dayanmadığı belirlenen bu faturalara ait KDV indirimleri reddedilmek suretiyle, 2010/9,10. dönemleri için adına bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının yapıldığı, anlaşılmıştır.
Bu durumda, takdir komisyonlarınca mükelleflerin dönem matrahlarının takdirinde her türlü araştırma, inceleme yapmaları, idarece veya denetim elemanlarınca düzenlenen raporları dayanak almaları mümkün ise de, olayda, incelemenin takdir komisyonunca değil, zamanaşımı süresi dolduktan sonra vergi müfettişince yapılmış olması ile indirimin reddi konusunda takdir komisyonunca alınmış bir kararın da bulunmaması karşısında, yukarıda da açıklandığı üzere, takdire sevk ile zamanaşımının durduğunun kabulüne olanak bulunmadığından, vergiyi doğuran olayın 2010 yılına ilişkin olması ve tarhiyata ilişkin ihbarnamelerin tarh zamanaşımı süresinin dolduğu 31/12/2015 tarihi geçirildikten sonra 03.08.2016 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle, uyuşmazlık konusu vergiler tarh zamanaşımına uğramış bulunmaktadır. Dolayısıyla, zamanaşımına uğramak suretiyle ortadan kalkan vergilerin re'sen tarhında ve bu vergilere bağlı olarak ceza kesilmesinde hukuka uyarlık yoktur.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin kabulü ile Ankara 1. Vergi Mahkemesi'nce verilen 07/03/2017 gün ve E:2016/1476, K:2017/293 sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/4. maddesi uyarınca yeniden incelenen davanın kabulüne ve dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına, aşağıda dökümü yapılan toplam 212,00-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde davacıya iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren (30) gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 28/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)