(2577 S. K. m. 45) (213 S. K. m. 257, 355)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 2011/1-12 dönemi Kurumlar Vergisi beyannamesi ile 2011/1-3,4-6,7-9,10-12 dönemleri Kurum Geçici Vergisi beyannamelerinin süresi içerisinde elektronik ortamda verilmediği gerekçesiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355/6. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının iptali istemiyle açılan davada "davalı idarece dava dosyasına sunulan savunma ve belgeler arasında, davacının ilgili dönemde bildirim vermesini gerektirecek tutarda alış ve satış yaptığını gösterir bir bilgi ya da belgeye yer verilmediği, bu yönde yapılmış herhangi bir tespitten de söz edilmediği, davacı açısından ilgili dönemde bildirim verilmesini gerektirecek bir faaliyeti bulunmadığından dava konusu özel usulsüzlük cezalarında hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin Hatay 1. Vergi Mahkemesi'nin 30/03/2017 tarih ve E:2016/1541 K:2017/417 sayılı Kararı'nın; davacı adına kuruluştan itibaren Kurumlar Vergisi mükellefiyeti tesis edildiği, davacının kurum geçici vergisi beyannamelerini hiçbir hadle sınırlı olmaksızın belirlenen sürede ve doğru olarak elektronik ortamda göndermesi gerektiği, bildirimlerin süresi içerisinde elektronik ortamda verilmediğinin sabit, davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezalarının mevzuata uygun olduğu iddiasıyla davalı idare vekili tarafından, istinaf başvurusu ile kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı vekili tarafından müvekkili derneğin hiçbir alışının ve satışının bulunmadığı dikkate alındığında, bildirim verme yükümlülüğünün bulunmadığı ve bildirim verilmemesi nedeniyle de müvekkil derneğe elektronik ortamda beyanname bildirim formların süresinde verilmemesi veya verilme mecburiyetine uyulmaması gerekçesiyle ceza kesilemeyeceğinin ortada olduğu davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 257'nci maddesinin 4'üncü fıkrasının verdiği yetkiye istinaden çıkarılan 340, 346, 357, 367, 373 ve 376 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleriyle beyanname ve bildirimlerin elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin açıklamalara yer verilmiş, 18.10.2007 tarih ve 26674 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 376 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, ticari, zirai ve mesleki faaliyetlerinden dolayı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar vergisi mükelleflerine hiçbir hadle sınırlı olmaksızın gelir vergisi, geçici vergi, katma değer vergisi ve muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek; 17.9.2006 tarih ve 26262 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 362 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde de gelir ve kurumlar vergisi beyannamesini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükelleflerin, Ba ve Bs bildirim formlarını da elektronik ortamda vermek zorunda olduklarının belirtilmiş, bu mükelleflere, alım satımları bulunmasa dahi bildirimde bulunma ve bildirim formlarını, alım satım bilgileri dışındaki tüm bilgileri eksiksiz olarak doldurmak suretiyle verme yükümlülüğü getirilmiştir.
Hatay 1. Vergi Mahkemesi'nin 30/03/2017 tarih ve E:2016/1541 K:2017/417 sayılı Karar'ında davacı derneğin kurumlar vergisi mükellefiyetinden, beyanname verme yükümlülüğünden bahsedilmeksizin derneğin gelir kaynaklarından hareketle sadece üyelerinden aidat toplaması dolayısıyla bir iktisadi işletmenin bulunmadığı görüşüyle davacının ilgili dönemlerde bildirim/ beyanname vermesinin gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Oysa davacı derneğin kurumlar vergisi mükellefiyetinden ötürü hiçbir hadle sınırlı olmaksızın geçici vergi beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olduğu izahtan varestedir meğer ki fiilen beyanname vermesi mümkün olsun. E:2016/179 K:2017/74 sayılı dosyamızda 17.11.2016 tarihli Ara Kararımızla davacının beyanname verme yükümlülüğünü yerine getirmesinin mümkün olup olmadığı davalı idareye sorulmuş olup, idarece davacı adına 2.2.2009 tarihli yoklama neticesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti açıldığı ancak bu mükellefiyetin davacıya bildirilmediği açıklanmış, zaten ilgili yoklama fişinin de bu doğrultuda bir bildirim/bilgi içermediği, davacının elektronik ortamda beyanname vermesi gerektiğinin farkında olmamasının gayet tabii olduğu görülmüştür. Haliyle davacının elektronik ortamda beyanname gönderme yükümlülüğünün gereklerini yerine getirmesi de fiilen mümkün değildir, davacının 'elektronik tebligat talep bildirimi ile elektronik beyanname gönderme talep formu için müracaat etmediği' de zaten davalı idarece ikrar edilmiştir.
Özetle alış satış tutarından hareketle değil, davacının kurumlar vergisi mükellefiyeti tesisini müteakip bu hususta bilgilendirilmesi ve elektronik ortamda beyanname verme yükümlülüğünün gereklerini yerine getirebileceği altyapının temin edilmesi gerekirken bu yapılmadan kesilen özel usulsüzlük cezalarında kanunen isabet görülmemiştir.
Söz konusu karar sonucu itibariyle usul ve hukuka uygun olup bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf isteminin reddi ile anılan kararın mezkur gerekçeyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderinin istinaf isteminde bulunanın üzerinde bırakılmasına, posta giderine karşılık yatırılmış olan avanstan artanın kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince ilgili tarafa iadesine, 2577 sayılı Yasa'nın 45.maddesi gereğince kesin olmak üzere 31.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)