İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 2013 yılında ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğundan ve bu faaliyeti nedeniyle elde ettiği gelirleri beyan etmediğinden bahisle düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden tarh edilen 2013/1-12 dönemleri vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ve 2013/01-03, 04-06 dönemleri için tarh edilen vergi ziyaı cezalı aslı aranmayacak gelir geçici vergilerinin iptali istemiyle açılan davanın; "olayla ilgisi tabii ve açık borç para kullandırıldığı iddia olunan kişiler resmi banka kayıtları üzerinden tespit edilip ifadelerine başvurulmadığı, karşıt incelemelerle durumun açıklığa kavuşturulmadığı, ilgili kişilerin ifadelerine başvurulmak suretiyle gerçek kontör ticaretinin bulunup bulunmadığı, yahut ne kadarlık tutarların gerçek alım-satım olduğunun belirlenip ayrıştırılmadığı, başka bir ifadeyle komisyon gelirlerinin hesaplanmasında ikrazatçılık faaliyetinden elde edilen tutarın tam olarak belirlenmediği anlaşılmakla inceleme ve araştırma banka kayıtları gibi resmi kurumlar nezdinde derinleştirilip gerçek faaliyetin ödünç para verme şeklinde ikrazatçılık faaliyeti olduğu yolunda elde edilecek kanaat verici belgelerle desteklenmeden, gerçek durumun ortaya konulması için yukarıda bahsi geçen şekilde yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmadığı buradan da ikrazatçılık faaliyetinin mutad meslek halinde yapıldığı, faizin de ikraz işleminin yapıldığı anda ve hesaben elde edildiği kabul edilerek ikrazatçılık (faiz) geliri hesaplanarak yetersiz ve eksik incelemeyle, varsayıma dayalı olarak davacı adına yapılan dava konusu tarhiyatlarda hukuki ve yasal isabet bulunmadığı, davacı tarafından davaya konu edilen 2013/01-03, 04-06 dönemleri vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergilerinin ise; dava konusu ihbarnamelerde her ne kadar geçici vergi aslı yer almışsa da, mahsup süresi geçmiş bulunan geçici vergi aslının tahakkuk ettirilemeyeceği, davalı idarece vade tarihinden mahsup tarihine kadar geçen süre için gecikme faizi hesaplanabilmesi için ihbarnamede zorunlu olarak yer aldığının belirtildiği görülmekle, davalı idarenin her ne kadar savunma dilekçesinde de geçici vergi aslına yönelik bir talebi olsa bile talebin kabulü veya reddi hususunda bir karar verilmesi hukuken mümkün olmadığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava hakkında kısmen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Hatay 1.Vergi Mahkemesi'nin 22/02/2017 gün ve E:2016/1092, K:2017/235 sayılı kararının; dava konusu cezalı tarhiyatın 04/04/2016 tarih ve 2016 -A- 1107/31 numaralı ve 04/04/2016 tarih ve 2016-A-1107/32 sayılı vergi inceleme raporlarına dayalı olarak yapıldığı, davacının ödünç para verme faaliyetinde bulunduğunun tespit edilmesi nedeniyle yapılan tarhiyatta ve kesilen cezada yasalara aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
Uyuşmazlık, Hatay 1. Vergi Mahkemesi'nin 22.2.2017 tarih ve E:2016/1092 K:2017/235 sayılı kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
Hatay 1. Vergi Mahkemesi'nce istinafa konu kararda "yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmadan davacının ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğu sonucuna varılması ve bu doğrultuda cezalı vergilendirme yapılmasında hukuki ve yasal isabet bulunmadığı yönünde karar verilmiştir.
Dava konusu cezalı tarhiyatın dayanağı olan vergi tekniği raporunda özetle; davacı tarafından ilgili dönemde iletişim, bilişim ve aracılık faaliyeti ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirildiği, davacının 2010 yılında kontör alış ve satışı yaptığı mükelleflerin önemli bir kısmı hakkında pos tefeciliği ve sahte belge düzenleme yönünde raporlar düzenlendiği, bazı mükelleflerden hem kontör faturası aldığı, hem de söz konusu mükelleflere kontör faturası düzenlediği, davacının kontör ana bayii olmamasına rağmen çok yüksek tutarlarda kontör alışı ve satışı beyan ettiği, davacı hakkında 2009 yılı için de pos tefecilik faaliyeti nedeniyle vergi tekniği raporu düzenlendiği belirlenmiştir.
Herhangi GSM şirketinin ana bayisi olamayan davacının faaliyetinin niteliği iş ve kapasitesi itibariyle beyanlarında görünen çok yüksek tutardaki hasılatı elde etmesinin ticari hayatın olağan icaplarına uygun olmaması, alışlarının büyük bir kısmının sahte olması, haklarında POS tefecilik yaptığı yönünde tespitler olan mükelleflerden yapılması ve rapordaki diğer tespitler beraber değerlendirildiğinde davacının kontür satışlarını gerçekte yapmadığı hususu açıkça görülmektedir. Her ne kadar, kart sahiplerinin ifadelerinin alınması yönünden araştırma yapılmamış ise de, bu hususun tek başına incelemeyi sakatlayacak bir yönünün bulunmaması ve diğer tespitlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucu davacının kredi kartları ile çekim yapmak suretiyle ikrazatçıık yaptığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacının ikrazatçılık yaptığının somut bir biçimde tespit edilmediği gerekçesiyle verilen istinafa konu mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığından istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılması gerekmektedir.
Buna göre yukarıda belirtilen gerekçeler uyarınca davacının ikrazatçılık yaptığının anlaşılması ve bu faaliyetinden elde ettiği geliri gizlediği sabit olduğundan dava konusu üç kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile aslı aranmayan geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık, geçici verginin peşin alınan bir vergi olması ve mahsup niteliğinin bulunması nedeniyle Danıştay'ın yerleşik içtihadı gereği hakkaniyet uyarınca tek kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiğinden geçici vergisi aslının bir katını aşan vergi ziyaı cezasında ise hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, Hatay 1. Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, üç kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile aslı aranmayan geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının geçici vergi aslının bir katına isabet eden kısımları yönünden davanın reddine, geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının vergi aslının bir katını aşan kısmının yönünden davanın kabulü ile bu kısmın terkinine, aşağıda dökümü yapılan 91,50 TL yargılama giderinin davada haklılık oranına göre takdiren 20,00 TL'lik kısmının davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılıp aşağıda dökümü gösterilen 57,30 TL istinaf yargılama giderinin davada hak1ılık oranına göre takdiren 42,00 TL'lik kısmının davacı tarafından davalı idareye verilmesine, kalan tutarın davalı idare üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.100,00 TL vekalet ücretinin taraflarca karşılıklı olarak birbirlerine ödenmesine, 31,40 TL'den az olmamak üzere reddine hükmedilen tutar üzerinden binde 4,55 oranında hesaplanacak karar harcının davalı idare tarafından davacıdan tahsiline, artan posta avansının Mahkemesince ilgili tarafa iadesine, 2577 sayılı Yasa'nın 45.maddesi uyarınca kesin olmak üzere, 06/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)