(2577 S. K. m. 2, 14, 15) (1136 S. K. m. 76)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacılar tarafından, ......, ......-...... arasında 160 ha. Alana ilişkin olarak Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 12/11/2014 tarih ve 558 sayılı kararı ile onanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliği ile dayanağı Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 12/11/2014 tarih ve 557 sayılı kararı ile onanan 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planı'nın iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; kamu yararı kararının Mahkememizce iptaline karar verilmiş olması nedeniyle, imara açılması mümkün olmayan tarım alanlarını kapsayan imar planları hukuki dayanaktan yoksun kaldığından dava konusu imar planlarında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle Antalya 1. İdare Mahkemesi'nce verilen dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin 07/10/2016 gün ve E:2015/371, K:2016/996 sayılı kararın; davalı Antalya Büyükşehir Belediye vekilince, davacı odaların dava açma ehliyetinin bulunmadığı, davanın süresinde açılmadığı, davanın konusuz kaldığı, dava konusu planların plan hiyerarşisi açısından 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına uygun olduğu, tüm kurumların alanın planlamasına yönelik uygun görüşlerinin bulunduğu, davaya konu işlemin usul ve yasaya uygun olarak tesis edildiği, davalı idare yanında davaya katılan müdahil vekilince; nazım imar planı değişikliği ile ilgili olarak mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan verilen kararın eksik ve yetersiz incelemeye dayandığı, Antalya Batı Çevre yolunun 3194 sayılı Kanunun 18. Maddesine göre düzenleme ortaklık payından tescilinin sağlanıp bedelsiz olarak açılmasında kamu yararının bulunduğu ileri sürülerek istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINAKONYA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce, davalı idarenin usule yönelik itirazları yerinde görülmedikten sonra dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü;
Dava, ......, ......-...... arasında 160 ha. Alana ilişkin olarak Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 12/11/2014 tarih ve 558 sayılı kararı ile onanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliği ile dayanağı Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 12/11/2014 tarih ve 557 sayılı kararı ile onanan 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planı'nın iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davanın Antalya Barosu Başkanlığı yönünden incelenmesinden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (a) fıkrasında, idari davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırılı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddenin 1/b bendinde ise bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.
Söz konusu maddede yer alan ve iptal davasının sübjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerekir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunmaktadır. Nitekim konuyla ilgili yasal düzenlemelerde de bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacakları açık bir biçimde yer almıştır.
Diğer taraftan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 4667 sayılı Yasa ile değişik 76.maddesinde; Barolar avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlanmış, yine aynı Yasanın Baro Yönetim Kurulunun görevlerinin sayıldığı 95.maddesinin 21.bendinde de, yönetim kurulunun, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu belirlenmiştir.
Bu durumda, Avukatlık Kanununun 76.maddesinde sayılan baroların görevleri gözönünde bulundurulduğunda dava konusu 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliği ile dayanağı 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planı'nın davacı Baronun doğrudan tüzel kişiliği hak ve menfaatlerini etkilenmediği; anılan yasa maddesinin de davacıya hukuken böyle bir hak tanımayacağı açık olduğundan ve dava konusu işlemlerle İstanbul Barosu Başkanlığı'nın menfaat ilişkisi bulunmadığından, davanın Antalya Barosu bakımından ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Diğer davacılar yönünden istinaf başvurusunun incelenmesine gelince;
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde, nazım imar planı; "Varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır." şeklinde, uygulama imar planı da; "Tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır." şeklinde tanımlanmıştır.
Yukarıda yer verilen Kanun hükmü gereğince, imar planlarının, çeşitli kentsel işlevler arasına var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak, belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri nüfus alan, hizmet ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresi ile ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantılar göz önüne alınarak hazırlanacağı, plan hiyerarşisi gereğince alt ölçekli imar planının üst ölçekli imar planına uygun olarak yapılacağı, üst ölçekli imar planı kararlarına uygun olarak alt ölçekli imar planında arazi kullanım kararlarının ayrıntılı olarak belirleneceği açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden, ...... sınırlarında bulunan ...... ile ...... sınırları arasında kalan 282,40 hektarlık alanda ilave imar planı yapılabilmesi amacıyla 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 13/d maddesi uyarınca verilen Kamu Yararı kararından sonra ...... ......-...... arasında 160 ha.'lık alanda Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 12/11/2014 tarih ve 558 sayılı kararı ile onanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliği yapıldığı, bakılan davanın ise bu planın ve dayanağı Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 12/11/2014 tarih ve 557 sayılı kararı ile onanan 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planının iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare mahkemesince, İçişleri Bakanlığınca verilen kamu yararına kararına karşı açılan davada, Mahkemenin 07.10.2016 tarih ve E:2014/687, K:2016/995 sayılı ile anılan işlemin iptaline karar verildiğinden imara açılması mümkün olmayan tarım alanlarını kapsayan imar planlarının hukuki dayanaktan yoksun kaldığı gerekçesi ile davaya konu planların iptaline karar verildiği görülmekte ise de, kamu yararı kararının iptaline ilişkin idare mahkemesi kararının kaldırılmasına yönelik istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin E:2017/1621 esasına kaydedilen davada 31.10.2017 tarihli ara kararla istinabe yoluyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiğinden, dava dosyalarının birlikte incelenmesini teminen aynı tarihte Dairemizce verilen ara kararla iş bu dava dosyası üzerinde de istinabe yoluyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması karar verilmiş, bu kararımız uyarınca yaptırılan incelemenin sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "üst kademe 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında "kentsel gelişme alanı" olarak tanımlanan planlama alanının, 1/25.000 ölçekli nazım imar planında "orta yoğunlukta kentsel gelişme yerleşme alanları, kentsel bölgesel açık ve yeşil alanlar, kamu kurumları yönetim ve hizmet alanları, sosyal donatı ve kamu hizmetleri alanı ve merkezi gelişme koridoru" olarak ayrıldığı, dava konusu 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde ise planlama alanının "ticaret alanı, konut alanı ve donatı alanları" olarak ayrıldığı, dolayısıyla dava konusu 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde söz konusu planlar arasında plan hiyerarşisi ve kademelenmesinin sağlandığı gibi dava konusu her iki planda belirlenen kullanım kararlarının yapılaşma haklarının ve nüfus hesabının üst kademe 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına aykırılık ve olumsuzluk içermediği, dava konusu planlama alanında 15.500 nüfus hesap edildiği ancak donatı alanları yetersiz ayrıldığından imar mevzuatına aykırılık oluşturduğu, ancak Antalya Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.04.2015 tarih ve 355 sayılı kararı ile onaylanan 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde "ticaret alanı" küçültülerek imar mevzuatında öngörülen standartlarda donatı alanlarının ayrıldığı, bu yöndeki olumsuzluk ve aykırılığın giderildiği, öte yandan dava konusu planlama alanının mevcut tarımsal potansiyeli bilinerek Batı Çevre Yolu kapsamında 5403 sayılı Kanunun 13/d maddesi uyarınca kamu yararı kararı alındığı gibi üst kademe 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında "kentsel gelişme alanı" olarak tanımlandığı, ayrıca DSİ 13. Bölge Müdürlüğü yazılarından anlaşıldığı üzere planlama sahasının sulama sahası dışında kaldığı, dere kesit ile servis yollarına ilişkin gereklilik ve uygunluk görüşünün bulunduğu, taşkın koruma ve içme suyu açısından ilgili kurumların görüşlerinin alındığı, gerekli plan notlarının düzenlendiği, Antalya kentinin gelişen ve değişen şartları içinde Batı Çevre Yoluna ihtiyaç olduğu gibi üst kademe 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında Batı Çevre Yolu güzergahının işlendiği ve iki tarafı da "kentsel gelişme alanı" olarak tanımlandığı dikkate alınarak plan hiyerarşisi içinde plan kararları alındığı, kullanım kararları tanımlandığı ve yapılaşma haklarının belirlendiği, ulaşım kararlarının kurgulandığı, gerekli plan notlarının düzenlendiği, belirtilen bu görüşler doğrultusunda 160 hektarlık alanın imara açılmasının toprağın korunma, kullanma dengesine, yakın çevresindeki kullanım kararlarına, sulama alanına ve taşkınla mücadeleye olan etkisinin kamu yararı kapsamında incelenerek dava konusu planların yapılmasının uygun görüldüğü, diğer taraftan dava konusu planlama alanında Antalya Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.11.2014 tarih ve 558 sayılı kararı ile onanan 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile dayanağı Antalya Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.11.2014 tarih ve 557 sayılı kararı ile onanan 1/25.000 ölçekli nazım imar planında donatı alanlarına ilişkin eksikliğin bir sonra onaylanan 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile giderildiği, ayrıca üst kademe planlarla iç tutarlılık sağlandığı gibi alanın özelliklerine ilişkin olarak ilgili kurum görüşleri alınarak ve gerekli plan notları düzenlenerek kullanım kararları ile yapılaşma kaklarının belirlendiği ve ulaşım sistemin kurgulandığından imar mevzuatına, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları ile üst kademe planlara aykırılık olmadığı" görüş ve kanaatine yer verilmiş, bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, rapora davacılardan TMMOB Şehir Plancıları Odasınca yapılan itiraz yerinde görülmeyerek anılan bilirkişi raporu hükme esas alınabilecek yeterlikte görülmüştür.
Bu durumda, uyuşmazlıkla ilgili olarak yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 13/d maddesi uyarınca 27.02.2013 tarihinde verilen Kamu Yararı Kararının iptaline yönelik İdare Mahkemesince verilen kararın Dairemizin 29.03.2019 tarih ve E:2017/1621, K:2019/685 sayılı kararıyla kaldırıldığı ve davanın reddine karar verildiği, dava konusu planlama alanında Antalya Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.11.2014 tarih ve 558 sayılı kararı ile onanan 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile dayanağı Antalya Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.11.2014 tarih ve 557 sayılı kararı ile onanan 1/25.000 ölçekli nazım imar planında donatı alanlarına ilişkin eksikliğin bir sonra onaylanan 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile giderildiği, ayrıca üst kademe planlarla iç tutarlılığın sağlandığı, alanın özelliklerine ilişkin olarak ilgili kurum görüşleri alınarak ve gerekli plan notları düzenlenerek kullanım kararları ile yapılaşma haklarının belirlendiği ve ulaşım sisteminin kurgulandığı hususları dikkate alındığında davaya konu edilen planların "planların kademeli birlikteliği" ilkesine aykırı olmadığı ve üst ölçekli plana uygun olduğu, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından dava konusu işlemlerin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin ve müdahilin istinaf başvurularının KABULÜNE, Antalya 1. İdare Mahkemesinin 07/10/2016 gün ve E:2015/371 K:2016/996 sayılı kararının KALDIRILMASINA, davanın Antalya Barosu Başkanlığı yönünden ehliyet yönünden REDDİNE, diğer davacılar yönünden REDDİNE, dava aşamasına ait olup davacılar tarafından yapılan 398,40.-TL yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında davalı Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yapılan toplam 5.022,60.-TL yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00.-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, ilk derece ve istinaf aşamasında müdahil tarafından yapılan toplam (194,80+185,70=) 380,50.-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak müdahile verilmesine, bilirkişi ücretinden artan miktarın davalı idareye, avans olarak alınan posta ücretinden artan miktarların ise kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince davanın taraflarına iadesine, 2577 sayılı Kanunun 46/1-f maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 29/03/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)