İSTEMİN ÖZETİ: Tüketicinin şikayeti üzerine denetim amacıyla gidilen davacı şirketten, tüketici ile yapılan sözleşmenin bir örneğinin süre verilerek istenilmesine rağmen, yetkililere verilmemesi nedeniyle işlenildiği iddia edilen fiilin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 75/2. maddesine aykırılık oluşturduğu iddiasıyla anılan Kanun'un 77 ve 78. maddeleri uyarınca verilen 29.063.- lira idari para cezasına dair 05.12.2016 günlü ve 1482 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; işlemin davacının daimi çalışanı ....'a 21.12.2016 tarihinde tebliğ edildiği, işlemin iptali istemiyle en son 20.01.2017 (Cuma) tarihine kadar dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 25.01.2017 tarihinde açılan davada, süre aşımı bulunduğundan, esasının incelenme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin (1-b) bendi uyarınca süre aşımı yönünden reddine ilişkin İstanbul 13. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/03/2017 tarih ve E:2017/207, K:2017/509sayılı karara karşı, davacı tarafından, davacı şirkete yapılan tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun ilgili hükümlerine aykırı olduğu, usulsüz tebligat nedeniyle işlemden haberdar olunduğu tarihe göre açılan davada süre aşımı bulunmadığı iddialarıyla yapılan istinaf başvurusunda kararın kaldırılmasına ve işin esası hakkında bir karar verilmek üzere dava dosyasının İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Dava; davacı şirket tarafından işlenildiği iddia edilen fiilin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 75/2. maddesine aykırılık oluşturduğu iddiasıyla anılan Kanun'un 77 ve 78. maddeleri uyarınca verilen 29.063.- lira idari para cezasına dair 05.12.2016 günlü ve 1482 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce; işlemin davacının daimi çalışanı ....'a 21.12.2016 tarihinde tebliğ edildiği, işlemin iptali istemiyle en son 20.01.2017 (Cuma) tarihine kadar dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 25.01.2017 tarihinde açılan davada, süre aşımı bulunduğundan, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, İdare Mahkemesi kararının usul hükümlerine aykırı olduğu iddialarıyla yapılan istinaf başvurusunda kararın kaldırılmasına, işin esası hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi istenilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3-e maddesinde; dava dilekçelerinin “süre aşımı” yönünden ilk incelemeye tabi tutulacağı, anılan maddenin 6'ncı fıkrasında “ilk incelemeye ilişkin hususların sonradan tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 inci madde hükmünün uygulanacağı”, 15/1-b maddesinde de süre aşımının bulunması halinde davanın reddedileceği kuralına yer verilmiştir.
6502 sayılı Kanun'un "Cezalarda yetki ve itiraz" başlıklı 78/2. maddesinde; Bu Kanun hükümlerine göre verilen idari yaptırım kararlarına karşı 06.01.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre idari yargı yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinde; tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı belirtilmiş; 12. maddesinde, "Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir." kuralına; "Hükmi şahısların memur veya müstahdemlerine tebligat" başlıklı 13. maddesinde, "Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir hâlde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerine yapılır." kuralına yer verilmiş; işlem tarihinde yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğü'nün 17. maddesinin üçüncü fıkrasında, hükmi ve hakiki şahsa ait bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticarethanenin o muamelede salahiyetli ticari mümessiline yapılan tebliğin muteber olduğu vurgulanmış; 18. maddesinde ise, "Yukarıki madde mucibince tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir hâlde oldukları takdirde tebliğ, hükmi şahsın o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Şu kadar ki, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, hükmi şahsın yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tebligatın muhatabı olan hükmi şahsın mümessilinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle tavzif edilmiş bir şahıs olması lazımdır. Bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tesbit edildiği takdirde tebligat, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır." hükmü öngörülmüş; 32. maddesinde de "usulüne aykırı tebliğ" düzenlenmiş olup, bu maddeye göre tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı muttali olmuş ise muteber sayılacağı ve muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi kabul edileceği belirtilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, tebliğ yapılacak kimse Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre faaliyet gösteren bir şirket ise tebligatın bu hükmi şahsın yetkilisine, eğer tebliğ yapılacak kimse belirtilen Kanun hükümleri uyarınca kurulan ve faaliyet gösteren bir ticari işletme sahibi değilse bu kez tebligatın bizzat bu ticari işletmeyi işleten sahibine yapılması; bu kişilerin tebliğ yapılacak adreste bulunamaması veya evrakı alacak durumda olmaması hâlinde ise iş yerinde bulunan diğer kişilere tebligat yapılması gerekmektedir. Ancak, diğer kişilere yapılacak tebligatta, tüzel kişiliğin yetkilisinin veya işletme sahibinin iş yerinde bulunamaması nedeniyle tebligatın bu kişilere yapıldığının açık bir şekilde belirtilmesi zorunludur.
.... isimli tüketicinin davacı şirketin spor merkezine üye olduğu, taahhüt edilen sürede merkezin açılmaması üzerine ödediği bir yıllık üyelik aidatının kendisine iade edilmesi isteminde bulunduğu, isteminin kabul görmemesi üzerine şikayette bulunduğu İstanbul İl Ticaret Müdürlüğü görevlilerince davacı şirkete verilen sürede istenilen belgelerin gönderilmemesi üzerine düzenlenen tespit tutanağına dayanılarak davacı şirkete 29.063.- lira idari para cezası verilmesine dair İstanbul Valiliği'nin 05.12.2016 günlü ve 1482 sayılı işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdari dava açma süresinin başlangıcı olan tebliğ mazbatasına bakıldığında; gösterilen adreste daimi çalıştığını beyan eden evrağı almaya reşit ve ehil ...."a şerhi ile tebliğ evrağının 21.12.2016 tarihinde tebliğ edildiği hususuna yer verilmiştir.
İdare Mahkemesi'nce tebliğin usulüne uygun olduğu kabul edilerek tebliğ tarihinden itibaren yasal dava açma süresi olan otuz gün geçirildikten sonra 25.01.2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre faaliyette bulunması gözetilerek 7201 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen hükümleri uyarınca tebligatın hükmi şahıs yetkilisine yapılması ya da hükmi şahıs yetkilisinin tebliğ yapılacak adreste bulunamaması veya evrakı alacak durumda olmadığı tebliğ memuruna bildirilmiş ise, tüzel kişiliğin yetkilisinin veya işletme sahibinin iş yerinde bulunamaması nedeniyle tebligatın bu kişilere yapıldığının açık bir şekilde belirtilerek, tebligatın hükmi şahıs yetkilisi dışındaki şirket çalışanlarına yapılması gerekirken, şirket yetkilisinin adreste bulunmadığı veya evrakı alacak durumda olmadığı belirtilmeden işyerinde daimi çalışanı olduğu belirtilen kişiye yapılan tebligatın usule aykırı bir tebligat olduğu kanaatine varılmaktadır.
Buna göre, usule aykırı yapılan tebligat nedeniyle tebliğ edilen idari işleme muttali olunduktan sonra açılan davanın süresinde olduğunun kabulü ile işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 13. İdare Mahkemesi'nin 22/03/2017 tarih ve E:2017/207, K:2017/509 sayılı kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere 2577 sayılı Yasa'nın 45/5. maddesi uyarınca dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri Mahkemesince yeniden verilecek kararla hüküm altına alınacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45. maddesinin (5) fıkrası uyarınca kesin olarak, 22/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)