(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Yasa" kapsamında 02.07.2013 gün ve 2013/5062 saylı Bakanlar Kurulu kararı ile "Riskli Alan" olarak ilan edilen Yüreğir belediye Başkanlığı tarafından hazırlatılan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı teklifi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 17.03.2016 gün ve 4245 sayılı yazısı ile onaylanan 23.03.2016 günü Adana Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde askıya çıkartılan 22 ha büyüklüğündeki alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planının Adana İli Yüreğir ilçesi, …… Mahallesi, 1160 ada, 909 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; uyuşmazlığın çözümü için, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının, imar planlaması ve şehircilik ilkeleri açısından ilgili mevzuata ve riskli alan ilanına ilişkin karara uygun olup olmadığının değerlendirilebilmesi için gerekli görüldüğünden mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi üzerine keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu re'sen seçilen bilirkişiler Şehir Plancısı Doç.Dr……, Şehir Plancısı …. ve Harita Mühendisi …. tarafından hazırlanarak dosyaya sunulan bilirkişi raporunun sonuç bölümünde; dava konusu olan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 17.03.2016 tarih ve 4245 sayılı yazısı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olmadığı görüşüne yer verildiği, taraflara tebliğ edilen rapora yapılan itirazların yerinde görülmediği, bilirkişi raporunda her ne kadar dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın riskli alan ilan edilmesine dair ve alanda gerçekleştirilecek kentsel dönüşüm sürecine ilişkin hususlar yönünden de görüş belirtilmekle birlikte, riskli alan ilanı ile kentsel dönüşüme dair alınan karar bakılan davanın konusu olmadığından, raporun bu hususlara dair kısımları dikkate alınmaksızın, bilirkişi raporu 1/5000 ölçekli nazım imar planına ilişkin belirtilen açıklamalar yönünden yeterli görülerek, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, bilirkişi raporunda belirtilen teknik görüşler doğrultusunda; dava konusu plan ile alanda yürürlükte bulunan 1/25000 ölçekli nazım imar planında benimsenen arazi kullanım kararları açısından ölçekler arası tutarlılığın sağlanamadığı, planda öngörülen Ticaret + Konut (TİCK) kullanımı ile karma-kullanımlı bir gelişmenin öngörülmüş olduğu halde dava konusu planda alanda karma-kullanımlı bir yapının oluşmasına engel olabilecek ve plan kararları ile öngörülen gelişmenin gerçekleşmemesi olasılığını ortaya çıkarabilecek nitelikte ticaret+konut kullanımının içeriğindeki farklı kullanımların gelişme içindeki oranlarının belirtilmediği, bir başka anlatımla Ticaret + Konut fonksiyonlu alanların yüzde kaçının konut kullanımında olacağının belirsiz bırakıldığı, bu kapsamda, planda konut kullanım oranının ayrıca belirtilmemesi halinde dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nde karma kullanımlara ilişkin sunulan tanımlamada konut kullanımları %20 ile, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde ise %30 ile sınırlandırıldığı halde plan notlarında yer alan “Bu işlevlerden biri ya da birkaçı oranlarına bakılmaksızın bir arada kullanılabilir” hükmü ile de (belirli bir oran belirlenmeksizin tamamen konut kullanımı yada tamamen ticaret kullanımına izin verir şekilde) mevzuatta öngörülen karma kullanım amacına aykırı kullanım kararı getirildiği ve plan kararlarında bu husus yönünden İdare Hukukunun temel ilkelerinden olan idari işlemlerde belirlilik ve açıklık ilkesine aykırılık oluşturulduğu, yoğunluk açısından Plan lejantında yer aldığı haliyle “1.61 ve üzeri” ifadesinin alanda çok farklı yapı ve nüfus yoğunluklarının oluşmasına neden olacağı, böylece bu durumun ise aynı zamanda plan kararlarında açıklığın ve belirliliğin kaybolmasına, giderek yapılaşma koşulları yönünden plansızlık durumunun oluşmasına neden olacak şekilde plan kararı alındığı anlaşılmış olup, bu durumun da belirlilik ve açıklık ilkesine aykırı olduğu, dava konusu nazım imar planı ile getirilen arazi kullanım kararları ile alanda daha önce mevcut olan planlarda yer alan arazi kullanım fonksiyonlarına göre "ticaret" kullanımından "konut" kullanımına doğru bir eğilim getirilmiş olduğu halde, ticaret+konut kullanımında konut kullanımının oranının belirlenmemesi ve plan notunda “Bu işlevlerden biri ya da birkaçı oranlarına bakılmaksızın bir arada kullanılabilir” yönünde plan hükmü getirilmesi nedeniyle ve ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğu konusunda meydana gelen belirsizliğin sonucu olarak konut kullanımının Yönetmelikte öngörülen sınırı aştığı takdirde sosyal donatı alanlarının yetersiz kalacağı, kaldı ki konut kullanımında nazım imar planında alana yönelik olarak eğitim, sağlık ve sosyal tesis alanlarının hiç öngörülmemiş olması nedeniyle de plan değişikliği ile sağlanan sosyal ve teknik altyapı alanlarının, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde belirtilen standartların altında kaldığı, planlama bölgesi içinde yaşayacak alan kullanıcılarına yönelik gerekli sosyal donatı alanı öngörülmemesinin planlama esasları ve şehircilik ilkelerine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmakla, yukarıda yer verilen hususlar yönünden, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında planlama esasları, şehircilik ilkeleri ile hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle Adana 1. İdare Mahkemesi'nce verilen dava konusu işlemin iptaline dair 28/11/2017 gün ve E:2016/783, K:2017/1340 sayılı kararın; davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekilince, gerekli araştırma ve analizler yapılarak dava konusu planların hazırlandığı ve Bakanlıkça bu hususlar gözetilerek onama işleminin yapıldığı, hazırlanan planların Adana Kent Merkezi için 2012 yılında onaylanan nazım ve uygulama imar planları sınırları içerisinde bulunduğu, Kentsel Dönüşüm Alanında 14.08.2012 onay tarihli revizyon imar planına göre bir nüfus projeksiyonu oluşturulduğu, bu kapsamda mevcut plan kararlarındaki yoğunluk değerleri esas alınarak hazırlanan yapılaşma yoğunluğu ve nüfus değerlerine ilişkin iddianın yerinde olmadığı, dava konusu işlemde ilgili kanunlara ve diğer mevzuata, şehircilik ilklerine ve planlama ilkeleri ile hizmetin gereklerine ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı, diğer davalı Yüreğir Belediye Başkanlığı vekilince; dava konusu planın plan hiyerarşisine uygun olduğu, bilirkişi raporunda yerleşim alanları içerisinde kalan dava konusu alandaki küçük sanayi alanı fonksiyonunun KENTGES kapsamında değerlendirilmediği, dava konusu alanda yer alan parseller çok küçük ve hissedarlı olduğundan dolayı hissedarların aralarında anlaşıp 2,40 yoğunluğu kullanabilecek parsel büyüklüğünü sağlayamadığı, bu nedenle dava konusu alandaki hisse sahiplerinin 2,40 yoğunluğu kullanıp yeni yapılar inşa edemediği, dava konusu planlardan önce yürürlükte olan imar planlarına bakıldığında, yeni planlarla birlikte söz konusu alanda yer alan sosyal donatı alanlarında ciddi bir artış olduğu hususunun bilirkişi raporunda göz ardı edildiği, dava konusu planlardan önce yürürlükte olan imar planlarına yoğunluk ve sosyal donatı alanlarının eksikliği ile ilgili herhangi bir davanın açılmadığı ileri sürülerek istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Yerel mahkeme kararının yasa ve hukuka uygun olduğu, bu nedenle davalı idarelerin itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenerek kaldırılabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, istinaf başvurularının reddine, istinaf aşamasında yapılan 206,65.-TL yargılama giderinin davalı Yüreğir Belediye Başkanlığı üzerinde bırakılmasına, 108,55.-TL yargılama giderinin de diğer davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı üzerinde bırakılmasına, yürütmenin durdurulması isteminin reddedilmesi nedeniyle istinaf aşamasında davalı Yüreğir Belediye Başkanlığınca yatırılan 59,10.-TL YD harcının ilgili idaresince anılan idareye, artan posta ücretinin ise kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunan davalı idarelere iadesine, 2577 sayılı Kanunun 46/1-f maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 19/09/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 6306 Sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun" kapsamında 02.07.2013 tarih ve 2013/5062 saylı Bakanlar Kurulu kararı ile "Riskli Alan" olarak ilan edilen Yüreğir Belediye Başkanlığı tarafından hazırlatılan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı teklifi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 17.03.2016 tarih ve 4245 sayılı yazısı ile onaylanan 23.03.2016 tarihinde Adana Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde askıya çıkartılan 22 ha büyüklüğündeki alanda Adana İli, Yüreğir İlçesi, .... Mahallesi 129 pafta 1160 ada 909 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında planlama esasları, şehircilik ilkeleri ile hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu kararın kaldırılmasına yönelik davalı idareler vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlık konusu Adana İli, Yüreğir İlçesi, .... Mahallesi129 pafta 1160 ada 909 parsel sayılı taşınmazın da içerisinde bulunduğu alanın, 02.07.2013 tarih ve 2013/5062 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile riskli alan olarak ilan edildiği, anılan karar esas alınarak bu alana ilişkin dava konusu 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 10.03.2016 tarih ve 4033 sayılı Olur ile onaylandığı ve 23.03.2016-25.04.2016 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı yapılan itirazların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 01.07.2016 tarih ve 11229 sayılı Olur'u ile reddedilmesi üzerine dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu imar planında davacıya ait taşınmazın "park" alanında kaldığı, uyuşmazlığın çözümüne yönelik olarak İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesinin sonucunda düzenlenen raporda, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda yürürlükte olan Adana Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.07.2011 tarih ve 176 sayılı kararı ile onaylanarak kesinleşmiş olan, Adana Büyükşehir Belediye Meclisinin 15.07.2015 tarih ve 231 sayılı kararı ile iptal edilmiş ancak Adana Büyükşehir Belediye Meclisinin 08.12.2015 tarih ve 373 sayılı kararı ile yeniden yürürlüğe giren 1/25.000 ölçekli nazım imar planında semt ölçeğinde öngörülen küçük ölçekli sosyal donatı alanlarının plan genelinde gösterilmediği, bu çerçevede Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 17.03.2016 tarih ve 4245 sayılı yazısı ile onaylanmış olan dava konusu 1/5.000 ölçekli nazım imar planında dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda öngörülen "park alanı" kullanımın da semt ölçeğinde öngörülmüş olan küçük ölçekli sosyal ve teknik altyapı alanlarından olması nedeniyle 1/25.000 ölçekli imar planında gösterilmediği, planlama esasları ve teknikleri açısından semt ölçeğinde öngörülen küçük ölçekli sosyal ve teknik altyapı alanlarının yerleşim alanı içerisinde dağılımının dengeli bir şekilde sağlanması, bu alanların yerleşim alanları içerisinde erişilebirliliği ve ulaşılabilirliği yüksek olan noktalarda konumlandırılabilmesi vs. açısından bu alanların yerleşim alanı içerisindeki konumunun belirlenmesinin çoğunlukla 1/5.000 ölçekli nazım imar planında yapıldığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazın Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 17.03.2016 tarih ve 4245 sayılı yazısı ile onaylanmış olan 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı ile bu planın dayanağı olan ve yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 17.03.2016 tarih ve 4245 sayılı yazısı ile onaylanmış olan dava konusu 1/5.000 ölçekli nazım imar planında küçük ölçekli bir sosyal ve teknik altyapı alanı kullanımı niteliğinde "park alanı" kullanımına ayrılmasının bu planları yani Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 17.03.2016 tarih ve 4245 sayılı yazısı ile onaylanmış olan 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı ile bu planın dayanağı olan ve yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 17.03.2016 tarih ve 4245 sayılı yazısı ile onaylanmış dava konusu 1/5.000 ölçekli nazım imar planını dava konusu taşınmazın bulunduğu alana yönelik öngörülen plan kararı açısından alanda yürürlükte olan 1/25.000 ölçekli nazım imar planına aykırı hale getirmediği, farklı bir ifade ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 17.03.2016 tarih ve 4245 sayılı yazısı ile onaylanmış olan 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı ile bu planın dayanağı olan ve yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 17.03.2016 tarih ve 4245 sayılı yazısı ile onaylanmış dava konusu 1/5.000 ölçekli nazım imar planında dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın küçük ölçekli bir sosyal ve teknik altyapı alanı kullanımı niteliğinde öngörülen "park alanı" kullanımına ayrılması yönündeki plan kararlarında alanda yürürlükte olan 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planına aykırı bir durumun bulunmadığı, bu noktada bu planlar arasında ölçeklerarası tutarlılığın sağlandığı, plan kademelenmesi yönünden bu planlar arasındaki ilişkinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve ilgili mevzuata uygun bir şekilde kurulduğu kanaatine yer verildiği, dava konusu taşınmaz özelinde ise; taşınmazın park alanı olarak belirlenmesinin dayanağını DSİ Etüt, Planlama ve Tahsisler Dairesi Başkanlığının 16.01.2015 tarih ve 32176 sayılı kararının oluşturduğu, söz konusu kararda taşınmazın kuzeyinde yer alan Sarıçam Deresi ve buna bağlı olarak Seyhan Nehrinin taşkın alanının düzenlenmesi ilkelerine yer verildiği, buna bağlı olarak yazıda "Sarıçam Deresinin ... önceki yıllarda ıslah edilmiş olmakla birlikte ...ekte yer alan 1/1.000 ölçekli paftada işaretlenen 70 metre genişliğine haiz sahanın faaliyet dışı bırakılması gerekmektedir." ifadesinin yer aldığı, söz konusu ifade ile dava konusu alanda yaşanacak ve alanı kullanacak kişilerin yaşamlarına dair öneme işaret edildiği, bu durumda söz konusu alanın yapılaşmadan uzak tutulmasının öncelikli olduğu, bu kapsamda dava konusu taşınmazın kuzeyinin park alanı olarak belirlenip yapılaşma dışı bırakılmasının planlama ilkeleri ve şehircilik esasları ile kamu yararına uygun görüldüğü görüşüne yer verildiği görülmüştür.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın küçük ölçekli bir sosyal ve teknik altyapı alanı kullanımı niteliğinde öngörülen "park alanı" kullanımına ayrılması yönündeki dava konu plan kararının üst ölçekli plan kararına aykırılık taşımadığı, planlar arasında ölçeklerarası tutarlılığın sağlandığı, plan kademelenmesi yönünden bu planlar arasındaki ilişkinin şehircilik ilklerine, planlama esaslarına ve ilgili mevzuata uygun bir şekilde kurulduğu, öte yandan DSİ Etüt, Planlama ve Tahsisler Dairesi Başkanlığının 16.01.2015 tarih ve 32176 sayılı yazısına dayalı olarak taşınmazın kuzeyinde yer alan Sarıçam Deresi ve buna bağlı olarak Seyhan Nehrinin taşkın alanının düzenlenmesi ilkeleri kapsamında dava konusu taşınmazın kuzeyindeki alanın (davacıya ait taşınmazın da bulunduğu alanın) park alanı olarak belirlenip yapılaşma dışı bırakılmasında şehircilik ilkeleri ve planlama esasları ile kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, davacıya ait Adana İli, Yüreğir İlçesi, .... Mahallesi 129 pafta 1160 ada 909 parsel sayılı taşınmazın "park alanı" kullanımına ayrılması yönündeki dava konu planda (davacı parseline yönelik kısmında) şehircilik ilkeleri ve planlama esasları ile kamu yararına aykırılık bulunmadığından, anılan parsele yönelik kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen istinafa konu idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davalı idarelerin istinaf başvurularının kabul edilerek, davaya konu planın davacı parseline yönelik kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına yönelik istinaf başvurusunu reddeden çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)