(5188 S. K. m. 10, 11)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının özel güvenlik görevlisi çalışma izninin ve silahlı özel güvenlik görevlisi kimlik kartının iptal edilmesi işleminin iptali istemiyle açılan davada, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği hükümlerini özel güvenlik görevlilerine uygulama imkanı bulunmadığından, ilgili Yönetmelik gereği yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle davacının çalışma izninin ve silahlı özel güvenlik görevlisi kimlik kartının iptal edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Sakarya 2. İdare Mahkemesince verilen 26/12/2017 tarih ve E:2017/497, K:2017/1126sayılı kararın, davacının çeşitli suçlardan arşiv kayıtlarının bulunduğu, aşırı derecede alkole düşkün olduğunun sorgulama kayıtları, mahkeme kararları ve emniyet birimlerince yaptırılan incelemede tespit edildiği, tesis edilen işlemde mevzuata aykırılık olmadığı iddialarıyla kaldırılması davalı idare tarafından istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
Kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyetteki özel güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla kabul edilen 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'un 10. maddesinde, özel güvenlik görevlisi olacaklarda aranacak koşullar sayılmış; 11. maddesinde, özel güvenlik görevlisi olarak istihdam edilecekler hakkında valilikçe güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacağı, soruşturma sonucu olumlu olanlara, özel güvenlik temel eğitimini başarıyla bitirmiş olmak şartıyla çalışma izni verileceği, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının her kimlik verilmesi veya ihtiyaç duyulması halinde yenileceği belirtilmektedir.
5188 sayılı Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte" de paralel düzenlemelere yer verilmiştir.
İçişleri Bakanlığı'nın 17.07.2012 tarih ve 2012/42 sayılı Genelgesinin "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması" başlıklı 6. maddesinin 6.1 sayılı fıkrasının (ç) bendinde, "5188 sayılı Kanunun 10. maddesinin (d) bendinde belirtilen şartları taşımasına rağmen hakında yapılan güvenlik soruşturması olumsuz olan şahıslara çalışma izni verilip, verilmemesine İl Özel Güvenlik Komisyonu karar verebilecektir." denilmekte, ayrıca Kanun ve Yönetmelikte güvenlik soruşturmasının nasıl ve ne şekilde yapılacağı belirtilmemiş ise de, aynı Genelgenin aynı maddesinin aynı fıkrasının (a) bendinde yapılan atıf ile Kanun kapsamında kurucu, yönetici ve özel güvenlik görevlisi/adayları hakkındaki güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmalarının Şube Müdürlükleri tarafından "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği" doğrultusunda yerine getirileceği açıklanmıştır.
5188 sayılı Kanunun yukarıda aktarılan maddelerinden görüleceği üzere; özel güvenlik görevlisi olabilmek için, Kanunun 10. maddesinde sayılan koşulların taşınmasının yanı sıra 11. madde belirtilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun olumlu olmalıdır. Ancak idare 10. maddede aranılan koşulların açık ve somut olması nedeniyle bağlı yetki içerisinde iken, 11. madde belirtilen soruşturma ve arşiv araştırması sonuçlarını değerlendirme yönünden takdir yetkisine sahiptir. Nitekim 2005/42 sayılı İçişleri Bakanlığı Genelgesinin özel güvenlik görevlisi çalışma izni verilip, verilmeyeceğinin tespitinde istihbari duyum ve görüşlerin esas alınabileceğine ilişkin 10. maddesinin 3. fıkrasının iptali istemiyle açılan dava Danıştay 10. Dairesinin 6.10.2010 tarih ve E:2008/290, K:2010/7392 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, silahlı özel güvenlik görevlisi olarak görev yapan davacının özel güvenlik görevlisi çalışma izni ve silahlı özel güvenlik görevlisi kimlik kartının yenilenmesi talebi ile Sakarya İl Emniyet Müdürlüğüne 14.02.2017 tarihinde yaptığı başvuru üzerine hakkında yaptırılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle özel güvenlik görevlisi çalışma izni ile silahlı özel güvenlik görevlisi kimlik kartının iptal edildiği, davacının alkol bağımlısı olmadığına ve silahlı özel güvenlik görevine devam etmesinde engel durum taşımadığına ilişkin Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden aldığı 27.04.2017 tarih ve 170058639 sayılı raporu sunarak yaptığı itirazın reddi üzerine, bu işlemlerin iptali istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Özel güvenlik kimlik kartları beş yıl süreyle geçerli olduğundan; özel güvenlik görevlisi olarak çalışan davacının 2012-2017 tarihleri arasındaki durumunun değerlendirilmesi yapılarak, 27.11.2012 tarihinde 275 promil alkollü vaziyette araç kullanmak suçundan hapis cezası ile cezalandırıldığı, verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılıp, 5 yıl denetim süresine tabi tutulduğu, daha 5 yıllık denetimli serbestlik süresi dolmadan bu defa 25.09.2016 tarihinde 279 promil alkollü vaziyette araç kullandığından sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alındığı ve hapis cezası ile cezalandırıldığı, verilen cezanın adli para cezasına çevrildiği, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.02.2015 tarihinde alkollü vaziyette düşerek kendisini yaraladığından suç yokluğu nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmekte olup, davacının iradesini kaybedecek seviyede alkol kullanımı sebebiyle değişik tarihlerde cereyan eden olaylara karıştığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan davacının adli kayıtlarının incelenmesi neticesinde, hakkında;
1)Sakarya 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20.11.2012 tarih ve 2012/85 esas sayılı "Birden Fazla Kişi İle Tehdit" suçundan sanık olduğu dosyada düşme,
2)Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 24.02.2011 tarih ve Soruşturma No:2011/2991 sayılı "Kasten Yaralama" suçundan müşteki olduğu dosyada kovuşturmaya yer olmadığına,
3)Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21.03.2014 tarih ve Soruşturma No:2013/18748 sayılı "Hakaret" suçundan müşteki olduğu dosyada kovuşturmaya yer olmadığına,
4) Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2014 tarih ve Soruşturma No:2014/6547 sayılı "Basit Yaralama" suçundan mağdur olduğu dosyada kovuşturmaya yer olmadığına,
5)Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08.12.2014 tarih ve Soruşturma No:2014/21864 sayılı "Hakaret" suçundan müşteki/şüpheli olduğu dosyada kovuşturmaya yer olmadığına,
6)Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 31.03.2014 tarih ve Soruşturma No:2013/21437 sayılı "Kasten Yaralama, Hakaret, Tehdit" suçundan şüpheli olduğu dosyada kovuşturmaya yer olmadığına,
7)Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 02.02.2015 tarih ve Soruşturma No:2015/1751 sayılı "Hakaret" suçundan şüpheli olduğu dosyada kovuşturmaya yer olmadığına,
8) Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 19.02.2015 tarih ve Soruşturma no:2015/2669 sayılı "Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma" suçundan mağdur olduğu dosyada kovuşturmaya yer olmadığına, dair kararlar verildiği görülmektedir.
Ayrıca, Adapazarı İlçe Emniyet Müdürlüğü Cumhuriyet Polis Merkez Amirliği'nce yapılan mahalli tahkikat neticesinde, davacının ikamet adresi tespit edilip, çevresinde yapılan araştırma sonunda içkiye düşkün olduğunun tespit edildiği görülmekte olup, anılan tutanak tek başına davacının alkole düşkün olduğunu ortaya koyacak nitelik ve yeterlilikte değilse de adli sicil/arşiv kayıtlarını destekler nitelikte ve aynı mahiyette olduğu açıktır.
Davacının 27.4.2017 tarihinde Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi psikiyatri polikliniğinden (Amatem) alkol bağımlısı olmadığına dair rapor alınmış ise de, dava konusu işlemin davacının alkol bağımlılığı sebebiyle değil alkole düşkün olması nedeniyle tesis edildiği de ortadadır.
Özel güvenlik hizmetinin kamu güvenliğini sağlamayı ve sürdürmeyi amaçlayan kolluk kamu hizmetini tamamlayıcı nitelikte olması nedeniyle, söz konusu hizmetin yürütülmesi aşamasında görev yapan (hizmeti yürüten) kişilerin, hizmetin aktarılan niteliğiyle bağdaşır şekilde suç şüphesinden uzak olması gerektiği doğal olup, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında edinilen bilgilerin, özel güvenlik görevinin önem ve niteliği gözetilerek idareye tanınan takdir yetkisi kapsamında değerlendirilmesi sonucunda, davacıya çalışma izni verilmemesine ve silahlı özel güvenlik görevlisi kimlik kartının iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, Sakarya 2. İdare Mahkemesince verilen 26/12/2017 tarih ve E: 2017/497, K: 2017/1126 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü gösterilen, dava aşamasına ait 244,10 TL yargılama giderinin davacının üzerinde bırakılmasına, istinaf kanun yolu aşamasında davalı idare tarafından karşılanan 111,30-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, harçtan muaf olması nedeniyle davalı idareden alınmayan 98,10-TL istinaf yoluna başvurma harcının 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesince yetkili tahsil dairesine bildirimde bulunulmasına, posta gideri için alınan paranın kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra ilgililerine iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 46. maddesinin (b) bendi uyarınca kararın tebliğinden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 05/06/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)