(2709 S. K. m. 38)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 9. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/11/2017 gün ve E:2016/1438, K:2017/3362 Sayılı kararın istinaf incelemesine tabi tutularak kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, Emniyet Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığında 1. Sınıf Emniyet Müdürü rütbesiyle görev yapmakta iken, 3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun geçici 27. maddesi uyarınca re'sen emekliye sevk edilen davacı tarafından, görevli olmadığı halde sınav ücreti ve 8 günlük operasyon tazminatı aldığı ve bu suretle yetkisini ve nüfuzunu kendisine çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanmak suçunu işlediği sübuta erdiğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8. maddesinin 7. fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 13.08.2015 tarih ve 2015/162 karar numaralı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 9. İdare Mahkemesi'nce; davacının 04-10 Aralık 2013 tarihleri arasında Antalya ilinde yapılan 5. Uluslararası Terörizm ve Sınıraşan Suçlar Sempozyumuna katıldığı, 08.12.2013 tarihinde davacının Antalya'da bulunduğu sırada Giresun İlinde yapılan Motorlu Taşıt Sürücü Adayları sınavı ile ilgili sınav ücretini ilde görevli olmamasına rağmen aldığı, soruşturma kapsamında ifadesi alınan tanıklardan 4. sınıf Emniyet Müdürü M. D.'in beyanında; "ben burada olmasam da komisyonda beni görevli yazacaksın, ben bu kurulun doğal üyesiyim, burada olmasam da sınav ücretini ben alacağım" şeklinde davacının talimat verdiğinin ifade ettiği, aynı kişi tarafından "05.12.2013 tarihli Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı tertibat yazısında belirtilen İl Emniyet Müdür Vekili L. A. tarafından imzalanan görev listesinde İl Emniyet Müdürü davacının ismi olmamasına rağmen 09.12.2013 tarihli, 08.12.2013 günü yapılan MTS sınavı ile ilgili görev alan personelin listesinde birinci sırada İl Sınav Güvenlik Koordinasyon Kurulu üyesi olarak İl Emniyet Müdürü davacıya sınav kurul üyesi olarak yazıp yazmayacağını sorduğunda davacı tarafından kendisinin İl Sınav Koordinasyon Kurulu üyesi olarak yazılmasını söylediği" beyanlarına yer verdiği, diğer tanık 2. sınıf Emniyet Müdürü L. A.'nun da bu ifadeleri doğruladığı, davacı tarafından her ne kadar dava dilekçesinde "28 ayda sadece yedi defa günlük 15 TL haksız menfaat elde etmek için suç işlendiğinin iddia edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu" ileri sürülmekte ise de, 8 günlük operasyon tazminatını görevli olmamasına rağmen aldığı hususunun sabit olduğu, görevin önemi ve niteliği dikkate alındığında miktarın azlığının disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin davacının meslekten çıkarılmasına yönelik kısmında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 1.maddesinde; "...memurlara verilecek disiplin cezalarını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlarla cezaların derece ve miktarı bu Tüzükte gösterilmiştir" denilmiş, 682 Sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 1.maddesinin ikinci fıkrasında ise; bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
Disiplin cezaları kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkilerinin bulunması yanında kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Bu bakımdan disiplin soruşturmalarında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar ile zamanaşımı süreleri açık bir şekilde mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için, disipline aykırı eylem veya işlemlerin sübut bulup bulmadığının, usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile somut tespitlere dayalı olarak ortaya konulması, soruşturma aşamasında, kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eyleme uygun olan hakkaniyet ölçüsünde bir cezanın tayini ve uygulanması gerekmektedir.
Ceza Hukukunda, bir eylemin suç sayılabilmesi için, eylem sahibinin kusurlu iradesinden doğması, Kanunda yazılı tipe uygun bulunması ve bir yaptırım uygulanmasını gerektirmesi şarttır. Disiplin suçu, memurun Kanunlarda tanımı yapılan ve kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı taşıyan kuralların ihlali sonucunu doğuran eylemdir. Ceza ise, suç tanımına uyan eylemi gerçekleştiren kişilere uygulanacak olan, nev'i, süresi ve miktarları kanunla belirlenen yaptırımlardır. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği gibi, Kanunun eylem için öngördüğü cezadan daha ağır bir ceza verilemez. İsnat edilen eylem için verilecek ceza tayin edilirken, disiplin cezalarının getiriliş amacını aşan bir yaklaşımın, hukuki güvenlik ilkesini ihlal edeceği tartışmasızdır.
Anayasa'nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." denilerek suç ve cezalar hakkında bu Kanunda düzenlenen genel hükümlerin, idari veya adli suç ve ceza ayrımı yapılmaksızın uygulanması gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa'nın 38. maddesine paralel olarak 5237 Sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan "suçta ve cezada kanunilik" ilkesi uyarınca, hangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir.
682 Sayılı KHK'nın "Takdir Hakkının Kullanımı" başlıklı 6.maddesinde de yukarıdaki ceza hukuku ilkelerini teyit eder şekilde; (1) Bu Kanun Hükmünde Kararname ile disiplin cezası vermeye yetkilendirilen disiplin amirleri veya kurulları, disiplin cezası uygulanması ile ilgili takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanırlar.
(2) Takdir hakkı mutlaka gerekçeli olarak kullanılır.
(3) Takdir hakkı kullanılırken;
a-) Disiplinsizliğin işleniş biçimi,
b-) Disiplinsizliğin işlendiği zaman ve yer,
c-) Disiplinsizliğin hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı,
ç) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı,
ç) Disiplinsizlik yapan personelin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı,
d-) Disiplinsizlik yapan personelin daha önceki disiplin durumu,
e-) Disiplinsizlik yapan personelin samimi ikrarı ve gösterdiği pişmanlık,
gözönüne alınır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası öngörülen "Yetkisini veya nüfusunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiili, 682 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/6-ç maddesinde de; "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" şeklinde korunmuş ve meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Emniyet Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığında 1. Sınıf Emniyet Müdürü rütbesiyle görev yapmakta iken, 3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun geçici 27. maddesi uyarınca re'sen emekliye sevk edilen davacının, Giresun İl Emniyet Müdürü olarak görev yaptığı dönemle ilgili olarak 18.08.2013-18.02.2014 tarihleri arasındaki fiillerine yönelik başlatılan soruşturma neticesinde, görevli olmadığı halde sınav ücretini ve 8 günlük operasyon tazminatını aldığından ve bu suretle yetkisini ve nüfuzunu kendisine çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanmak suçunu işlediği sübuta erdiğinden bahisle, dava konusu İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 13.08.2015 tarih ve 2015/162 karar numaralı işlemiyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8. maddesinin 7. fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu işlem; davacının Giresun İl Emniyet Müdürü olarak görev yaptığı 18.08.2013-18.02.2014 tarihleri arasında, görevli olmadığı halde yedi defa günlük 15 TL olmak üzere toplam, 105,00 TL haksız sınav ücreti (görevden ayrılış ve başlayış belgelerinden sürenin 7 gün değil 5 gün olduğu, böylece bahsi geçen haksız sınav ücretinin ise 75,00 TL olduğu görülmektedir) ve çevre illerdeki futbol müsabakalarında görevli olduğu günler için 8 günlük operasyon tazminatı aldığı ve bu suretle yetkisini ve nüfuzunu kendisine çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanmak suçunu işlediği sübuta erdiğinden bahisle meslekten çıkarılmasıdır. Davacının isnad edilen eylemi gerçekleştirdiği tarihte yürüttüğü görev İl Emniyet Müdürlüğü olup, soruşturmacı tarafından soruşturma kapsamında davacının 28 aylık fiilleri incelenmiştir. Bu süre içerisinde davacının haksız ücret aldığı ifade edilen sınav gün sayısı 5; haksız ücret aldığı operasyon tazminatı gün sayısı ise sekizdir. Ödeme belgeleri ve tutanakların davacı tarafından imzalanmadığı, ilgili personel tarafından bu evrakın tanzim edildiği açık olup, davacı sadece bir kişinin ifadesine göre iddia olunan belgeleri düzenleme konusunda talimat vermiştir. Bu talimatın yazılı olmadığı, şifai talimat olduğu tanık ifadesinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacıya isnad edilen eylem ile idarece tesis edilen meslekten çıkarma cezası arasında ölçü bulunmadığından, disiplin ceza sisteminin amacını aşar tarzda ve hakkaniyete uygun olmayacak şekilde meslekten çıkarma cezası verilmesinde ve söz konusu cezanın iptali istemiyle açılan davanın reddi yönündeki Mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Öte yandan, iş bu karardaki iptal hükmü "ölçülülük ilkesine" göre verildiğinden idarece karardaki gerekçeler dikkate alınarak yeniden işlem tesis edilebileceği tabiidir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, Ankara 9. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/11/2017 gün ve E:2016/1438, K:2017/3362 Sayılı kararın KALDIRILMASINA; dava konusu işlemin İPTALİNE, Mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 322,00-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 29.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)