İSTEMİN ÖZETİ: Bitlis İl Emniyet Müdürlüğünde başkomiser olarak görev yapan davacı tarafından, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Nitelikli Dolandırıcılık Büro Amirliğinde büro amiri olarak görev yaptığı dönemde Nitelikli Dolandırıcılık Büro Amirliğindeki bilgisayarların kurcalandıkları yönünde tutulan tutanakları zamanında amir ve üstlerine bildirmemek ve konunun basında yer almasına neden olmak iddialarına ilişkin düzenlenen soruşturma raporunda davacının fiilinin "Amir ve üstlerine iletilmesi gereken bilgi ve buyrukları zamanında iletmemek ya da olayları, olaylarla ilgili bilgileri amirlerinden ve resmen istenmesi halinde de görevli ve yetkili kuruluş ve kişilerden gizlemek" olarak sübuta erdiğinden bahisle muhakkiklerce getirilen teklif doğrultusunda Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-5. maddesi gereğince "4 ay kısa süreli durdurma" cezası ile tecziyesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 23/11/2015 tarih ve 2015/259 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, "Olayda, dava dosyası, soruşturma raporu ve ekleri ile dosya içerisinde yer alan CD kayıtları birlikte değerlendirildiğinde; Nitelikli Dolandırıcılık Büro Amirliği'nde görevli bazı polis memurları tarafından bilgisayarlarının üzerinde oynandığı yönünde tutanaklar tutulduğu, bu tutanakların 22.12.2013-23.12.2013 ve 24.12.2013 tarihleri sabah saatlerinde yapılan bir takım tespitleri içerdiği, Büro Amiri olarak davacının da bu tutanakları "Görüldü" yaparak imzaladığı, ancak aynı tarihlere ait güvenlik kamera kayıtlarının incelenmesinden Büro personelinden başka Büroya giriş-çıkışın olmadığı, 27.12.2013 tarihinde bazı haber sitelerinde Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne ait bilgisayarların kurcalandıkları yönünde haberler çıkması üzerine konunun araştırıldığı, araştırma neticesinde Nitelikli Dolandırıcılık Büro Amirliği görevlilerinin bazılarının odalarındaki bilgisayarların üzerinde oynandığı ve çeşitli şikayetleri içeren tutanaklar tutulduğunun ve bu tutanakların davacı tarafından "Görüldü" olarak imzalandığı halde bu tutanakların Şube Müdür Yardımcısına ya da şube müdürü makamına üst yazı ile gönderilmediği, bu tutanakların istenilmesi üzerine 28.12.2013 tarihinde Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne bırakıldığının tespit edildiği görüldüğünden, Büro Amiri görevinde bulunan davacının fiilinin "Amir ve üstlerine iletilmesi gereken bilgi ve buyrukları, zamanında iletmemek ya da olayları, olaylarla ilgili bilgileri amirlerinde ve resmen istenmesi halinde de görevli ve yetkili kuruluş ve kişilerden gizlemek" şeklinde sübuta erdiği anlaşılmakla davacının fiilinin karşılığı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-5. maddesi gereğince "4 ay kısa süreli durdurma" cezası ile tecziye edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan, olayın oluş şekli, fiilin ağırlığı, kolluk hizmetlerinin önemi ve niteliği, davacının almış olduğu disiplin cezalarının ve halen devam eden disiplin soruşturmalarının bulunması dikkate alındığında ve de dava konusu işlemde idare tarafından Tüzüğün 15. maddesinde düzenlenen bir alt ceza verilmesi hususunun değerlendirildiği ve alt ceza uygulamasının idarenin taktirinde olduğu hususları dikkate alındığında davacı lehine alt ceza uygulamasına gidilmemesi yönüyle de dava konusu işlem de hukuka aykırılık görülmediği" gerekçesiyle davanın reddine karar veren Van 1. İdare Mahkemesinin 27/02/2017 tarih ve E:2016/588, K:2017/420 sayılı kararının; 22/12/2013 tarihini ilgilendiren bir tespit işlemi bulunmadığı, tanzim edilen tutanaklarda bu yönde bir ifade olmadığı, tutanakların 23/12/2013-24/12/2013 pazartesi ve salı günlerini ilgilendirdiği, memurların her mesaiye geldikleri zamanki duruma ilişkin tutanak tanzim edildiği, olayın net bir şekilde aydınlatılması için cuma gününden pazartesi gününe kadarki kamera kayıtlarının kesintisiz bir şekilde incelenmesi gerektiği, ancak idare tarafından pazar günü öğleden sonradan itibaren kamera kayıtlarının incelendiği ve rapor tanzim edildiği, olayın sanki basında yer alması neticesinde öğrenilmiş gibi bir kurgu yapıldığı, oysaki olayla ilgili ivedilikle büro amiri olarak dönemin şube müdürüne bilgi verildiği, şube müdürü ………'nın olaydan haberdar olduğu, dönemin mali şube müdürü …… şayet olaydan haberdar olmamış olsa idi özel kalemi olarak görev yapan polis memuru ………'i tutanakları alması için ilgili büro amirliğine yönlendirmeyeceği, şube müdürüne bu tarz bir olayda veya benzer durumlarda üst yazı ile bilgi verilme gibi bir yöntemin uygulamada olup olmadığının araştırılmadığı, tutanakların üst yazı ile makama gönderilmesi gibi bir uygulamanın olmadığı, hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf talebinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Uyuşmazlığa konu disiplin cezasının tesis edildiği ve davacının üzerine atılı fiilin gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-5.maddesinde; "Amir ve üstlerine iletilmesi gereken bilgi ve buyrukları, zamanında iletmemek ya da olayları, olaylarla ilgili bilgileri amirlerinde ve resmen istenmesi halinde de görevli ve yetkili kuruluş ve kişilerden gizlemek" fiili 4 ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Bitlis İl Emniyet Müdürlüğünde başkomiser olarak görev yapan davacının, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Nitelikli Dolandırıcılık Büro Amirliğinde büro amiri olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak "Nitelikli Dolandırıcılık Büro Amirliğindeki bilgisayarların kurcalandıkları yönünde tutulan tutanakları zamanında amir ve üstlerine bildirmemek ve konunun basında yer almasına neden olmak" iddiasıyla hakkında soruşturma başlatıldığı, yapılan soruşturma neticesinde davacının fiilinin "Amir ve üstlerine iletilmesi gereken bilgi ve buyrukları, zamanında iletmemek ya da olayları, olaylarla ilgili bilgileri amirlerinde ve resmen istenmesi halinde de görevli ve yetkili kuruluş ve kişilerden gizlemek" olarak sübuta erdiğinden bahisle muhakkiklerce getirilen teklif doğrultusunda davacının İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun 23/11/2015 tarih ve 2015/259 sayılı kararı ile Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-5. maddesi gereğince "4 ay kısa süreli durdurma" cezası ile tecziye edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; soruşturma kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, Nitelikli Dolandırıcılık Büro Amirliğinde görevli bazı polis memurları tarafından bilgisayarlarının üzerinde oynandığı yönünde 23/12/2014 ve 24/12/2014 tarihli tutanakların tutulduğu, büro amiri olarak davacının da bu tutanakları "Görüldü" yaparak imzaladığı, davacının disiplin soruşturmasında alınan ifadesi ile savunmasında ve dava dilekçesinde, söz konusu tutanakları Şube Müdürü ……'ya bildirdiği ve ……'nın kendisine olayla ilgili tanzim edilen tutanakları muhafaza etmesini ve konunun takipçisi olacağını söylediği yönünde beyanda bulunduğu, idarece yapılan soruşturmada bu hususta Şube Müdürü ………'nın ifadesine başvurulmadığı, ayrıca gerek soruşturma raporunda gerekse dava konusu işlemde, tutanaklara konu olayın basında yer alması üzerine düzenlenmiş olan tutanakların Şube Müdürlüğünce istenildiğinin ve 28/12/2018 tarihinde şube müdürü özel kalem odasına bırakıldığının belirtildiği, bu hususta davacı tarafından da, dönemin Mali Şube Müdürü ……..'nın olaydan haberdar olmaması durumunda özel kalemi olarak görev yapan polis memuru ……….'i tutanakları alması için büro amirliğine yönlendirmeyeceği şeklinde iddiada bulunulduğu görülmektedir.
Dava konusu işlemde davacının olayla ilgili olarak yazılı bildirimde bulunmamasından hareketle cezalandırıldığı anlaşılmakta ise de, dava konusu işlemde de davalı idarenin savunma dilekçesinde de bildirimin yazılı şekilde yapılma zorunluluğunu düzenleyen herhangi bir mevzuat hükmüne dayanılmadığı görülmekte olup, cezanın dayanağını oluşturan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-5. maddesinde bildirimin muhakkak yazılı olarak yapılması gerektiği yönünde bir düzenleme bulunmadığına göre, sözlü bildirim yapıldığı iddiası da dikkate alınarak olayın durumuna göre iletilmesi gereken bilgi ve buyrukların yazılı veya sözlü şekilde iletilip iletilmediği hususu araştırılmak suretiyle isnat edilen eylemin mevcudiyetinin saptanması gerekmektedir.
Bu durumda; davacının disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadesinde ve savunmasında olayı bildirdiğini söylediği Şube Müdürü K1'nın ifadesine başvurulması ve davacının olayla ilgili olarak zamanında sözlü bildirimde bulunup bulunmadığı hususu netleştirildikten sonra işlem tesis edilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı soruşturma neticesinde tesis olunan dava konusu disiplin cezası işleminde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Öte yandan, davalı idarece yukarıda belirtilen husustaki eksiklik giderildikten sonra, disiplin hükümlerine ilişkin 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun hükümleri de değerlendirilmek suretiyle yeniden işlem tesis edilebileceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulü ile Van 1. İdare Mahkemesinin 27/02/2017 tarih ve E:2016/588, K:2017/420 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan ilk derece aşamasına ait 140,70.-TL yargılama giderinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, istinaf aşamasında adli yardımdan yararlanan davacıdan alınmayan 154,20.-TL yargılama giderinin davalı idareden tahsili için Mahkemesince ilgili merciye müzekkere yazılmasına, artan posta ücretinin Mahkemesince re'sen yatırana iadesine, 2577 sayılı Kanun'un 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 17/01/2019 tarihinde oy çoğunluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-5. maddesinde; "Amir ve üstlerine iletilmesi gereken bilgi ve buyrukları, zamanında iletmemek ya da olayları, olaylarla ilgili bilgileri amirlerinde ve resmen istenmesi halinde de görevli ve yetkili kuruluş ve kişilerden gizlemek" fiili 4 ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 3. fıkrasının (c)/3 bendine göre; "Amir ve üstlerine iletilmesi gereken olay, bilgi ve emirleri zamanında iletmemek" fiili onbir ila onbeş günlüğe kadar aylıktan kesme cezasını, 8. maddesinin 4. fıkrasının (c)/1 bendine göre ise; "Amir ve üstlerine iletilmesi gereken olayları ve bunlarla ilgili bilgileri amirlerinden ve resmen istenmesi halinde görevli ve yetkili kuruluş ve kişilerden gizlemek" fiili on ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacıya Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-5. maddesinde yer alan "Amir ve üstlerine iletilmesi gereken bilgi ve buyrukları, zamanında iletmemek ya da olayları, olaylarla ilgili bilgileri amirlerinde ve resmen istenmesi halinde de görevli ve yetkili kuruluş ve kişilerden gizlemek" fiillerinden yalnızca "Amir ve üstlerine iletilmesi gereken bilgi ve buyrukları, zamanında iletmemek" fiili kapsamında ceza verildiği, dava konusu cezanın "olayları, olaylarla ilgili bilgileri amirlerinde ve resmen istenmesi halinde de görevli ve yetkili kuruluş ve kişilerden gizlemek" fiili kapsamında verilmediği görülmekte olup, davacının aldığı disiplin cezasıyla ilgili yargılama süreci devam ederken, "Amir ve üstlerine iletilmesi gereken bilgi ve buyrukları, zamanında iletmemek" fiili, onbir ila onbeş günlüğe kadar aylıktan kesme cezasını gerektiren bir fiil olarak düzenlenmiştir.
Ceza hukuku kökenli bir ilke olan, ancak zaman içinde hukukun tüm dallarında geçerli bir ilke olarak benimsenen "lehe olan hükmün uygulanması" ilkesi; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiilin sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunması veya sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine sonuçlar doğurması durumunda, failin lehine olan sonraki normun, daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir.
İdare hukuku alanında, kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. İdari işlem niteliğindeki disiplin cezasının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, lehe olan normun uygulanması ilkesinin disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. Ancak, lehe hükmün uygulanması amacıyla verilecek bir iptal kararının lehe olan hükme uygun olarak yeni bir disiplin cezası verilmesine engel olmayacağı da açıktır.
Olayda, davacıya isnat edilen fiilin sabit olduğu anlaşılmakta ise de, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-5 maddesinde düzenlenen disiplin cezasının "Amir ve üstlerine iletilmesi gereken bilgi ve buyrukları, zamanında iletmemek" fiiline ilişkin kısmının, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 3. fıkrasının (c)/3 bendinde düzenlenen disiplin cezası ile karşılaştırıldığında, anılan Kanun ile lehe bir düzenlemenin getirildiği görülmektedir.
Bu durumda, davacı hakkında tesis edilen disiplin cezası işleminin yargı sürecinde lehe yasal düzenleme yapıldığından, davacı lehine olan yasa hükümleri değerlendirilmek suretiyle işlem tesis edilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı ve istinaf isteminin bu gerekçeyle kabulü gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararına gerekçe yönünden karşıyım. (¤¤)