(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, davalı idarelerce işletilen sulama kanallarının bakım ve onarımının gereği gibi yapılmaması nedeniyle 01.09.2013 tarihi ve öncesinde meydana gelen taşkınlar sonucu, davacı şirkete ait ağaç fidan yetiştirme ve satış işletmesinde ve işletmede bulunan ağaç ve fidanlarda zarar oluştuğundan bahisle olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddia edilerek uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 1.000,00 TL (ıslah sonucu: 17.478,00 TL) ağaç fidanlarına ilişkin zarar ile 1.000,00 TL işletme ve işletme arsasının değer kaybına ilişkin zarar olmak üzere toplam 18.478,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 01.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar veren Van 2. İdare Mahkemesinin 25/09/2017 tarih ve E:2014/1086, K:2017/1991 sayılı kararının; taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hükmü veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava; davacı şirket tarafından, davalı idarelerce işletilen sulama kanallarının bakım ve onarımının gereği gibi yapılmaması nedeniyle 01.09.2013 tarihi ve öncesinde meydana gelen taşkınlar sonucu, davacı şirkete ait ağaç fidan yetiştirme ve satış işletmesinde ve işletmede bulunan ağaç ve fidanlarda zarar oluştuğundan bahisle olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddia edilerek uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 1.000,00 TL (ıslah sonucu: 17.478,00 TL) ağaç fidanlarına ilişkin zarar ile 1.000,00 TL işletme ve işletme arsasının değer kaybına ilişkin zarar olmak üzere toplam 18.478,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 01.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Mahkemesi'nce; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, maddi tazminatın fidanların tahrip olmasından dolayı uğranılan maddi zararın 17.478,00 TL'lik kısmi ile manevi zararın takdiren 1.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, maddi ve manevi zararın fazlaya ilişkin kısmının reddine karar verilmiştir.
Taraflarca, anılan mahkeme kararının aleyhe olun hususların hukuka aykırı olduğu, ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdarenin hukuki sorumluluğu, kişilere lütuf ve atıfet duygularıyla belli miktarda para ödenmesini öngören bir prensip olmayıp; demokratik toplum düzeninde biçimlenen idare-birey ilişkisinin doğurduğu hukuki bir sonuçtur. İdari yargı da, bu anlayış doğrultusunda, idare hukukunun ilke ve kurallarını uygulamak suretiyle, idarenin hukuki sorumluluk alanını ve sebeplerini içtihadıyla saptamak zorundadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Hukuk devleti ilkesi uyarınca, faaliyetlerini hukuka uygun biçimde yürütmek zorunda olan idarenin hukuka aykırı eylem yapması veya işlem tesis etmesi, kural olarak hizmet kusurunu oluşturur.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmakta, bu nedenle kişilerin uğradığı zararların tazmin edilmesi gerekmektedir.
Başka bir anlatımla, idare, yasalarla kendi yetki ve sorumluluğuna bırakılan kamu hizmetini yasal yetkileri içinde ve gereği gibi yürütmek amacıyla önceden gerekli teşkilatı kurmak, bu teşkilatın ve hizmetin gerektirdiği araç, gereç ve personeli her an hizmete hazır tutmak ve hizmetin iyi bir şekilde yürütülmesi için gerekli tüm özeni göstermekle yükümlüdür. Hizmetin iyi işlememesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi nedeniyle kişilerin zarara uğramaları halinde, idarenin hukuksal sorumluluğu söz konusu olacağı gibi uğranılan zararın hizmeti yürütmekle görevli idarece tazmini gerekmektedir.
Öte yandan, hizmet kusuruna dayalı maddi tazminat istemlerinde, tazmin edilecek zararın, mal varlığında gerçek, kanıtlanabilir bir azalma veya artma olanağından yoksun kalma niteliğinde somut olarak ortaya konulabilmesi gerekmekte olup, muhtemel zararların tazmini mümkün değildir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından dava açılmadan önce Van ili, Erciş İlçesi, ........ Mahallesi, ........ Caddesi üzerinde bulunan davacı şirkete ait işyerinin yakınında bulunan sulama kanallarından 01.09.2013 tarihi ve öncesinde meydana gelen su taşmaları sonucunda işyerinin ve işyerinde bulunan ağaç ve fidanların zarara uğradığından bahisle söz konusu zararların tespiti için Erciş Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/18 D. İş sayılı dosyasında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve ziraat mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; Van İli, Erciş İlçesi, ........ Caddesi ile ........ yolunun kesiştiği yerde bulunan fidan yetiştirme ve satış işletmesinin yakınında yer alan sulama kanalının ızgaralarının tıkanması sonucunda suların taşması ile işletmede bulunan saksılı beş yaşındaki hassas bakıma ihtiyaç duyan değişik türdeki fidanların saksılarını geçecek seviyede saatlerce sular altında kalması sonucunda zarar gördüğü, bu kapsamda; 200 adet ladin fidanında 6.860,00 TL, 200 adet karaçam fidanında 5.844,00 TL, 20 adet sedir fidanında 686,00 TL, 40 adet mazı selvi fidanında 1.400,00 TL, 100 adet akasya fidanında 2.688,00 TL olmak üzere birim fiyattan oluşan toplam zarar miktarının 17.478,00 TL olduğu tespitine yer verildiği; bu tespit üzerine davacı şirket tarafından uğranıldığı iddia edilen zararın tazminine karar verilmesi istemiyle 18.09.2013 tarihinde Erciş Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açıldığı, anılan mahkemenin 08.05.2014 tarih ve E:2013/687, K:2014/462 sayılı kararı ile uyuşmazlığın çözüm görevinin idari yargıya ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, bu kararın 09.09.2014 tarihinde kesinleşmesi üzerine, olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle 30.09.2014 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; öncelikli olarak uğranıldığı iddia edilen dava konusu zararın meydana gelmesine neden olan sulama kanallarının hangi idarenin sorumluluğu altında olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, Mahkememizin ara kararları ile temin edilen bilgi ve belgeler incelendiğinde; 06/03/2013 tarihinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 17. Bölge Müdürlüğü ile Erciş Ovası Sulama Birliği arasında imzalanan "Devlet Su İşleri Tarafından İnşa Edilmiş Olan Sulama Tesisleri Devir Sözleşmesi" ile sulama kanallarının işletme bakım ve yönetim sorumluluğuna ilişkin usul ve esasların düzenleme altına alındığı, sözü geçen sözleşmenin 3. maddesine göre, sulama kanallarının işletilmesi ile ilgili her türlü hizmetin Erciş Ovası Sulama Birliği tarafından yerine getirileceği, 6. maddesinde ise, tesisin işletme ve bakım onarımının gereği gibi yapılmaması halinde meydana gelecek zarar ziyandan birliğin sorumlu olacağının belirtildiği, dava konusu sulama kanallarının 04/07/2013 tarihinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 17. Bölge Müdürlüğü ile Erciş Ovası Sulama Birliği arasında akdedilen "Erciş Sulaması ve Koçköprü Sağsahil Sulama Tesisinin Sulama Birliğine Devir Protokolü" ile Erciş Ovası Sulama Birliği'ne devredildiği görülmüştür.
DSİ Genel Müdürlüğü ile Erciş Ovası Sulama Birliği arasında yapılan sözleşmenin 4 ve 5.maddelerinde "bakım ve onarım işlerinin faydalana tarafından zamanında ve gerekli şekilde yapılmaması durumunda DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılacaktır." ibareleri bulunmaktadır.
Bu şartlar doğrultusunda 2013-2015 tarihleri arasında DSİ Genel Müdürlüğü tarafından Erciş Ovası Sulama Birliğinin kullandığı sulama kanallarının bakımlarının yapılıp yapılmadığı ile ilgili bir denetleme tutanağı ve/veya belgesi bulunmadığı, dosya içerisinde bulunan fotograf, görüntü ve diğer dokümanlar incelendiğinde; 01.09.2013 tarihli fotograflarda görüldüğü üzere bahse konu sulama kanalının içerisinin temizlenmediği, bahse konu kanalın etrafının çöp atıkları ve bitkilerle dolduğu, kanalın üzerinde vatandaşların evlerine geçmek için küçük geçiş noktaları oluşturdukları ve yıllardır kanalın bakımının yapılmadığı görülmektedir.
Yukarıda belirtildiği üzere; sulama kanalı içinde biriken çöp yığının mazgalların tıkanması sonucunda kanalın dışına taşarak davacının fidan yetiştiriciliği işletmeciliğini yaptığı yerdeki fidanların zarar görmesine neden oldukları anlaşılmış olup, davalı idarelerin kusurlu eylemi nedeniyle davacının malvarlığında oluşan eksikliği tazmin etmeleri gerekmektedir.
Bu durumda; bilirkişi raporu ile dosyada mevcut diğer bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde, davacının fidan yetiştiriciliği yaptığı işletmesinde su basması sonucu oluşan zararın davalı idarelerin hizmet kusuru neticesinde gerçekleştiği, söz konusu bu olay nedeniyle oluşan gerçek zarar miktarının belirlenmesi için yapılacak bilirkişi incelemesinde oluşan sel baskını sonucunda işletmedeki fidanlar ile birlikte işletme ve işletme arsasında zarara da sebebiyet verip verilmediği hususunda tespit edilmesi gerektiğinden eksik incelemeye dayalı olarak verilen istinafa konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf isteminin kabulüne, Van 2. İdare Mahkemesinin 25/09/2017 tarih ve E:2014/1086, K:2017/1991 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, Mahkemesince yeni bir karar verildikten sonra yargılama giderlerine hükmedileceğinden, bu aşamada yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, kesin olarak, 21/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)