(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Muş İli, Malazgirt İlçesi, ........ Köyü'nde yaşayan davacı tarafından; 1993 (veya 1994) yılının sonbaharında güvenlik güçleri tarafından evinin ateşe verilip yakılması sonucu kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğu 14.07.2005 tarihli başvurunun kamu kurumlarıyla yapılan yazışmalardan elde edilen bilgilere göre söz konusu köyün güvenlik gerekçesiyle tamamen boşalan/boşaltılan köylerden olmadığı, davacının terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle özel bir zararının varlığına ilişkin de somut bir iddia ve belge bulunmadığından bahisle reddine ilişkin Muş Valiliği 1 Nolu Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı'nın 27.10.2011 tarih ve 2011/1-1819 sayılı işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle açılan davada verilen Van 3. İdare Mahkemesinin 11.01.2018 gün ve E.2016/1227, K:2018/60 sayılı davanın reddine yönelik kararın; davacı tarafından, hukuka aykırı olduğu, öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca incelenmek suretiyle kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı idare tarafından istinaf dilekçesine cevap verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; Muş İli, Malazgirt İlçesi, ........ Köyü'nde yaşayan davacı tarafından; 1993 (veya 1994) yılının sonbaharında güvenlik güçleri tarafından evinin ateşe verilip yakılması sonucu kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğu 14.07.2005 tarihli başvurunun kamu kurumlarıyla yapılan yazışmalardan elde edilen bilgilere göre söz konusu köyün güvenlik gerekçesiyle tamamen boşalan/boşaltılan köylerden olmadığı, davacının terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle özel bir zararının varlığına ilişkin de somut bir iddia ve belge bulunmadığından bahisle reddine ilişkin Muş Valiliği 1 Nolu Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı'nın 27.10.2011 tarih ve 2011/1-1819 sayılı işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle açılmıştır.
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunun genel gerekçesinde "Devletin anayasal düzenini yıkmayı amaçlayan terör eylemlerine hedef olan kişiler kendi kusur ve fiilleri sonucu değil, toplumun bir bireyi olarak zarar görmektedirler. ... Ortaya çıkan bu zararın paylaştırılması, toplumun diğer kesimleri ile zarara uğramış kişiler arasında fedakârlığın denkleştirilmesi, hakkaniyet ve sosyal hukuk devleti ilkelerinin bir gereğidir. ... İdarenin önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bu zararların, nedensellik bağı ve kusur koşulu aranmadan karşılanmasını kabul eden objektif sorumluluk anlayışına dayalı sosyal risk adı verilen bu ilke, bilimsel ve yargısal içtihatlarla da kabul edilmiştir. ... Bu çerçevede yapılan çalışmalar sonunda, terör eylemlerinin ülkemizde yoğun olarak yaşandığı (olağanüstü hal ilan edilen) 19.7.1987 tarihi ile 30.11.2002 tarihi arasında, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının yargı yoluna gitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa süre içinde ve sulh yoluyla karşılanması .... amacıyla bu Tasarı hazırlanmıştır." şeklinde ifade edilmiştir.
5233 sayılı Kanun kapsamında malvarlığına ulaşamama nedeniyle uğranılan bir zarardan söz edebilmek için, yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması gerekmektedir. Çünkü yerleşim yerinin kısmen boşalmış/boşaltılmış olması durumunda o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece yerine getirilmiş olduğu sonucuna varılmaktadır. Böyle bir durumda da kişinin her zaman malvarlığına ulaşabileceği açık olduğundan, 5233 sayılı kapsamında artık uğranılan bir zarardan söz edilemeyeceği tabiidir.
Ancak, yerleşim yeri kısmen boşalmış/boşaltılmış veya hiç boşalmamış/boşaltılmamış olsa bile, kişinin kendisine veya ailesine yönelik bir terör saldırısı meydana gelmişse ya da ciddi, somut ve açık bir tehdit varsa ve bu nedenle de yerleşim yeri terkedilmek zorunda kalınmışsa taşınmazlara yönelik zararlar ve mal varlığına ulaşamamaktan kaynaklı zararların da 5233 sayılı Kanun Kapsamında tazmin edilmesi gerekir.
Adı geçen Kanunun 5. maddesinde, Valilikler nezdinde oluşturulacak komisyonların; zarar görenin veya mirasçılarının başvurusu halinde Kanun kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit etmek ve kamu kurum ve kuruluşlarınca uygulanmış projelerin, zararın giderilmesine katkıları ile zarar görenin değerlendirilebileceği enkaz ve diğer zararları belirlemek görevi bulunduğu belirtilmiş, aynı Kanun'nun 7. maddesinde ise a) hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararlar, bu kanuna göre sulh yoluyla karşılanabilecek zarar kalemleri arasında sayılmış, yine aynı kanunun “Zararın Tespiti” başlıklı 8. maddesinde; 7. maddede belirtilen zararların, zarar görenin beyanı, adli, idari ve askeri mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
20/10/2004 gün ve 25619 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Yönetmeliğin "Bilgi ve belgelerin toplanması" başlıklı 10. maddesinde; "Komisyon ilgili kamu kurum ve kuruluşlardan başvuru konusu ile ilgili her türlü bilgi, belge ve yardım isteyebileceği gibi, adli ve askeri teşkilat ile kolluk kuvvetleri dışında kalan diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanları bilirkişi olarak da görevlendirebilir. Komisyon, gerekli gördüğü uzmanları çalıştırabilir veya bunlardan görüş alabilir. Komisyon tarafından görevlendirilen kamu görevlileri öncelikli olarak komisyon tarafından verilen görevleri yerine getirirler." ayrıca "Komisyonca keşif yapılması" başlıklı 11. maddesinde ise; Komisyonun gerek görmesi halinde keşif yapabileceği; komisyon başkanının belirlemiş olduğu keşif yeri ile gün ve saatini komisyon üyeleri ve/veya bilirkişi ile başvuru sahibine veya yetkili temsilcisine yazılı olarak bildireceği; başvuru sahibinin kendisi, veli veya vasisi veya yetkili temsilcisi ve varsa şahitlerin keşif mahallinde hazır bulunacağı; muhtar veya o yer mahallinden iki kişinin de keşifte hazır bulunmasının temin edileceği; tespit edilen günde komisyonun olay mahalline giderek zararı tespit edeceği; başvuru sahibi veya yetkili temsilcisinin keşif esnasında hazır bulunmaması halinde durumun tutanakta belirleneceği hükme bağlanmıştır.
5233 sayılı Kanunun yukarıda aktarılan maddelerinin değerlendirilmesinden; başvurucuların Kanun kapsamına giren zararının olup olmadığı, varsa bunun niteliği, kapsamı ve miktarını belirlemenin komisyonun görevi olduğu; bu maksatla, komisyonun ilgili kurum ve kuruluşlardan konuyla ilgili her türlü bilgi-belgeyi isteme, yardım isteme, kamu personelini bilirkişi olarak görevlendirme, uzman çalıştırma, görüş alma, keşif yapma ve tanık dinleme gibi geniş yetkilerle donatıldığı görülmektedir.
Mahkemesi'nce; 1993 yılında güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen davacıya ait evin ateşe verilerek yakılması olayı nedeniyle davacının uğradığını belirttiği zararın herhangi bir bilgi ve belge ile ortaya konulamadığı, davacı adına kayıtlı tarımsal faaliyet ve hayvansal mal varlığının bulunmadığı, 1994 yılında davacı adına kayıtlı bir mal varlığına yangın ile müdahale edildiğine ilişkin bir bilgi de bulunmadığı, yine 30/10/2016 tarihli tespit tutanağı ile aynı tarihli ifade tutanağında davacının köyü kendi iradesi ile terk ettiği, ağaçlarını da keserek sattıktan sonra köyden ayrıldığı yine davacıya ait evin yarı yıkılmış vaziyette olduğu ancak herhangi bir yanma belirtisinin bulunmadığı diğer taraftan Komisyon tarafından kamu kurumları ile yapılan yazışmalarla davacının zararının olup olmadığının araştırıldığı fakat herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işlemin 5233 sayılı Kanunun davalı idareye yüklemiş olduğu görevler yerine getirilerek ve hukuka uygun olarak tesis edildiği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; anılan mahkeme kararının, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılması ve işlemin iptali istenilmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Muş İli, Malazgirt İlçesi, ........ Köyü'nde yaşayan davacı tarafından, 1993 (veya 1994) yılının sonbaharında güvenlik güçleri tarafından evinin ateşe verilip yakılması sonucu kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğu 14.07.2005 tarihli başvurunun, kamu kurumlarıyla yapılan yazışmalardan elde edilen bilgilere göre söz konusu köyün güvenlik gerekçesiyle tamamen boşalan/boşaltılan köylerden olmadığı, seçimlerin düzenli yapıldığı, camilerin ibadete açık olduğu, herhangi bir terör eyleminin olmadığı, köyün KDPR kapsamında olmadığı, köy okulunun 1993-1994 yıllarında kapalı olduğu, davacının terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle özel bir zararının varlığına ilişkin de somut bir iddia ve belge bulunmadığından bahisle reddine ilişkin Muş Valiliği 1 Nolu Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı'nın 27.10.2011 tarih ve 2011/1-1819 sayılı işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayda; davacı, 1993 veya 1994 yılının sonbaharında yaşanan terör olayları ikamet ettiği köyden göç etmek zorunda kaldığı güvenlik güçleri tarafından evinin ateşe verilip yakılması sonucunda kullanılamaz hale geldiğin iddia ederek uğradığı zararlarının tazmini amacıyla idareye müracaat etmiş olup, ortada iddia edildiği gibi terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle köyün boşaltılması olayı söz konusu ise, bu münferit olay nedeniyle 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminat ödenmesi için köyün tamamen boşaltılmasına gerek olmadığının açık olduğu, kaldı ki, dosyada mevcut olan İlçe Jandarma Komutanlığınca İlçe Kaymakamlığına yazılan 12.10.2011 tarih ve 3430 sayılı yazıda ilgili köyde münferit zarara uğrayanların listesinde ........ Köyünde üç kişinin adına yer verildiği ve bunlardan ........ ve ........'nun evlerinin yakıldığı bilgilerine yer verilmiş olduğu, ayrıca, yine aynı köyde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru "İşçi-Türkiye" kararındaki olayın aynı nitelikte olduğuna yönelik iddiada bulunduğu görülmektedir.
Bu durumda; Komisyon tarafından, 5233 sayılı Kanun ve Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmelik hükümleri ile kendisine verilen görev ve yetki uyarınca davacının, iddia edilen münferit olayla ilgili olarak tazmini gereken bir zararının bulunup bulunmadığının detaylı bir inceleme ve araştırma yapılarak ve gerekirse keşif icra edilerek söz konusu olay hakkında tanık da dinlenilmek suretiyle ortaya konulması ve davacının bir zararı var ise, uğranılan zararın karşılanmasına karar verilmesi gerekirken, davacının başvurusunun köyün boşalmadığından bahisle eksik incelemeye dayalı olarak değerlendirilmesi sonucu tesis edilen işlemde ve davanın reddi yönünde verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, Van 3. İdare Mahkemesinin 11/01/2018 tarih ve E:2016/1227, K:2018/60 sayılı kararının KALDIRILMASINA, dava konusu işlemin İPTALİNE, aşağıda dökümü yapılan toplam 754,00 TL yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00.-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın Mahkemesince re'sen müstenife iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak,07/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)