(213 S. K. m. 30) (193 S. K. m. 1)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, ikrazatçılık faaliyeti nedeniyle faiz geliri elde edildiğinden bahisle inceleme raporu uyarınca 2014 yılına ilişkin olarak adına tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemiyle açtığı davanın; davacının ortak olduğu şirket üzerinden kredi çektirerek kendisinin yapmış olduğu sözleşmelerle ilgili meblağı kredi olarak şirketle ticari bir alış verişi bulunmayan .. ve …ya borç olarak verdiği anlaşılmakla, verilen borca karşılık teminat amacıyla mükellefe satış şeklinde devri yapılan gayrimenkullerin davacı tarafından tekrar satışı suretiyle alınan borca faiz işletildiği ilgili kişilerin vergi inceleme elemanlarına verdikleri beyan ve ifadelerle sabit olup, günümüz ekonomik şartlarında aralarında yakın akrabalık veya iş münasebeti bulunmayan kimseler arasında önemli miktarlardaki meblağların karşılıksız olarak alınıp verilemeyeceği ve bir takvim yılında birden fazla kişiye borç para verilmesinin ikrazatçılık sayılacağı hususu göz önüne alındığında, davacının faiz karşılığı borç para verdiği ve kazancını beyan dışı bıraktığının kabulü gerektiği sonucuna varıldığı, faiz karşılığı borç para verilmediği hususunun ispatı davacıya ait olup, davacı tarafından bu konuda geçerli bir kanıt ileri sürülemediği, bu nedenle, bir takvim yılı içerisinde birden fazla kişiye faiz karşılığı borç para verdiği ve bu suretle ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddine ilişkin Antalya 1. Vergi Mahkemesi'nce verilen 07/02/2018 gün ve E:2017/477, K:2018/175 sayılı kararın, borç verilen paranın davacı tarafından verilmediği, ortağı olduğu .. A.Ş. tarafından şirketin bankadaki kredisinin kullandırıldığı, davacı tarafından alınan tapu kayıtlarının yine aynı kişilere devredildiği, inceleme elemanı tarafından incelemeye başlama tutanağının imzalatılmadığı, yapılan incelemenin eksik ve yeterli araştırma yapılmadan tamamlandığı, dolayısıyla yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğu iddia edilerek kaldırılması istemidir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, ikrazatçılık faaliyeti nedeniyle faiz geliri elde edildiğinden bahisle inceleme raporu uyarınca 2014 yılına ilişkin olarak davacı adına tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinde, re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine olanak bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden verginin tarh olunması şeklinde tanımlanmış; 3/B maddesinde, vergilemede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu hükme bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde, gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu, gelirin, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğu; 37. maddesinde de, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan, 90 sayılı KHK’nın 3/a bendinde, ikrazatçı, ''Devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden ve kendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişiler'' olarak tanımlandıktan sonra, aynı KHK’nın 9. maddesinde ise "tefecilik, ikrazatçılık yapmak üzere izin alınmadan, faiz veya her ne ad altında olursa olsun, bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle ödünç para verme işlemlerinin yapılması veya bu işlerin meslek ittihaz edilmesi ve KHK uyarınca alınan ikrazatçılık izni iptal edildiği halde, ödünç para verme işlerine devam edilmesi” şeklinde tarif edilmiş;
Hayatın olağan şartları göz önüne alındığında, yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında önemli miktarlardaki paraların günün ekonomik koşullarında karşılıksız olarak alınıp verilemeyeceği, bir yılda birden çok kişiye veya aynı kişiye birden çok yılda borç para verilmesi ikrazatçılık olarak sayılacağı, borç para verme işlemlerinde faizin peşin alındığı, alacağın senet veya ipotek tesisi suretiyle güvenceye bağlanmasının da faiz alındığına delil teşkil edeceği tabidir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının ortağı olduğu görülen ……Akaryakıt San. ve Tic. A.Ş.'nin ...... Bankası Korkuteli Şubesi hesabından 14.09.2012 tarihinde 500.000,00-TL kredi çekildiği ve aynı gün 298.000,00-TL'sinin ......'ya, 196.750,00-TL'sinin ......'ya borç olarak şirket hesabından havale yapıldığı, bu havalelerin öncesinde 03.07.2012 tarihinde davacının (anılan şirkete ortak olan) babası ……. ile ...... arasında borç alacak ilişkisini gösteren bir sözleşme imzalandığı, 14.09.2012 tarihinde ise davacı ile ...... arasında inanç sözleşmesi başlıklı bir sözleşmenin imzalandığı, bu sözleşmeye göre ......'nın keşideci, ......'nin lehtar olduğu toplam tutarı 1.000.000-TL olan iki adet senedin verileceği ve ......'ya verilen borca karşılık Burdur İli Çavdır İlçesi ...... mevki 183 ada 28 pafta 1 numaralı parselde bulunan betonarme akaryakıt satış yeri ile Burdur İli Çavdır İlçesi ...... mevki 182 ada 28 pafta 1 numaralı parselde bulunan üç katlı müstakil ev ve arsanın güvence amacıyla alınacağı hususlarının kararlaştırıldığı, ayrıca ......'nin düzenlemiş olduğu ......'ya imzalatılan 175.000,00-TL tutarında bir adet daha senedin bulunduğu, söz konusu senetlerin üstünün iptal yazılarak çizildiği, verilen borca karşılık olarak 11.09.2012 tarihinde borçlu ......'ya ait olan bir adet betonarme akaryakıt istasyonu ile borçlu ......'nın kızı ......'a ait olan bir adet üç katlı müstakil ev ve arsanın teminat amacıyla bedelsiz şekilde davacıya devredildiği, 03.07.2014 tarihinde, davacıya devri yapılan gayrimenkullerden betonarme akaryakıt satış yerinin ...... Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti'ne toplamda 1.000.000-TL bedelle, üç katlı müstakil ev ve arsanın ......'na 175.000,00-TL bedelle davacı tarafından tekrar satışının yapıldığı, ......'nın alınan ifadesinde, 2012 yılında .. Bankasına 298.000-TL borcu olduğu, oğlu ......'nın da işletilen ...... petrol istasyonunun mazot ihtiyacı için 196.750-TL tutarında paraya ihtiyacı olduğu, davacının babası ..'nin kendilerine şirket üzerinden kredi çekerek yardım ettiği, şirket hesabından kendisine 298.000-TL, oğluna 196.750-TL tutarında para gönderildiği, alınan 494.750 TL'lik borcu yaklaşık 140.900-TL tutarında taksitler halinde 5 yıl içinde ödeyecekleri hususunda anlaştıkları, ancak borç alındığı tarihten 6 ay sonra borç taksitlerinin zamanında ödenmesi konusunda sürekli baskı almaya başladığı, bu baskılara dayanamayarak almış olduğu borca karşılık toplamda 40.000,00-TL nakden ödediği, konuyla ilgili yardım istediği kişilerin desteğiyle davacıya devredilen gayrimenkullerin satışının gerçekleştiği, petrol istasyonunun ...... Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti'ne 1.000.000-TL bedelle satıldığı, bu paradan .. Bankasındaki kredi borcu kapatılıp kalan tutarın oğlu ......'ya iade edileceğinin kararlaştırıldığı, ancak bunların gerçekleşmediği, petrol istasyonunu alan şirketin parayı ..'nin hesabına gönderdiği, petrol istasyonu satışından herhangi bir para almadığı, ev ve arsa satışı konusunda ise ...... ile 175.000,00-TL'ye anlaştıkları, ..'ndan anılan tutarın tamamını elden teslim aldıklarını beyan ettiği, ..'nun ifadesinde, üç katlı müstakil ev ve arsanın bedeli konusunda .. ile pazarlık ederek 175.000,00-TL'ye anlaştıkları, ödemeyi ..'ya elden yaptıktan sonra ..' den üç katlı müstakil ev ve arsanın tapusunu üzerine devraldığını beyan ettiği, .. Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin müdürü ......'ın ifadesinde ise, akaryakıt istasyonunun satış bedelini iki parça halinde toplamda 1.000.000-TL olarak ..'nin .. Bankası Korkuteli Şubesindeki hesabına gönderdiklerini beyan ettiği, davacı hakkında düzenlenen 06.06.2017 tarih ve 8175/9 sayılı vergi tekniği raporunda tüm bu ifade ve tespitler neticesinde; her ne kadar borçlu ......'nın ifadesinde borcun davacının babası ..'den alındığı beyan edilmiş ise de, borca karşılık borçlu .. ve ..'ya verilen iki adet senedin düzenleyicisinin ve borçlulara imzalatanın davacı olduğunun tespit edilmesi ve davacının borcun kendisi tarafından verilmediğine dair aksi yönde bir iddiasının bulunmaması karşısında borç verme işlemini gerçekleştirenin davacı olduğu, verilen borçtan elde edilen geliri de davacının elde ettiği gerekçesiyle davacının tefecilik faaliyeti yaptığı, davacının verilen borca karşılık bedelsiz teminat amacıyla devir aldığı betonarme akaryakıt satış yerinin satışından elde ettiği gelirin 1.000.000-TL olduğu, borçlu ......'nın ifadesinde almış olduğu borca karşılık toplamda 40.000,00-TL nakden ödediğini belirttiği, belirtilen bedelin eklenmesiyle mükellefin borca karşılık elde etmiş olduğu toplam tutarın 1.040.000-TL olduğu sonucuna varıldığı ve bunun üzerine hesaplanan faiz geliri gelir vergisi matrahı olarak belirlenerek dava konusu tarhiyatın yapıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, teminat amacıyla bedelsiz olarak davacıya devredilen ..'nın kızına ait müstakil ev ve arsanın davacı tarafından ..'na 175.000-TL bedelle satıldığı, ancak bedelin ..'ya ödendiği ve davacının bu satıştan bir faiz geliri elde etmediği ve senetlerin iptal edildiği, taraflar arasındaki borç alacak ilişkisini gösteren ve tüm borcu kapsayacak şekilde düzenlenen sözleşmenin davacının babası .. ile sadece ...... arasında imzalandığı, .. ve ..'nın ise baba-oğul olduğu ve davacının ortağı olduğu şirket tarafından 14.09.2012 tarihinde çekilen kredinin aynı gün .. ve ..'nın hesaplarına havale yapıldığı tespitleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının bu kişilere borç para verdiği karşılığında teminat istediği sabit ise de, bu durumun aynı takvim yılı içinde birden fazla kişiye borç para verme olarak değerlendirilemeyeceği gibi davacının söz konusu borç para verme işlemini devamlı ve mutad meslek halinde, belirli bir ivaz karşılığında gerçekleştirdiğine dair somut tespitte bulunmadığından yapılan tarhiyatın kaldırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, Antalya 1. Vergi Mahkemesi'nce verilen 07/02/2018 gün ve E:2017/477, K:2018/175 sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/4. maddesi uyarınca davanın kabulüne, dava konusu 2014/01-12 dönemi vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması, davacı tarafından mahkeme ve istinaf aşamasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam 287,80-TL yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, artan posta ücretinin karar kesinleştikten sonra istinaf başvurusunda bulunan davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 03/04/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İstinaf başvurusunun reddi gerektiği görüşüyle çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum. (¤¤)