(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Mülkiyeti davacıya ait, Mersin İli, Yenişehir İlçesi, Menteş Mahallesi, 14 pafta, 2964 parselde bulunan taşınmaza ilişkin 08.11.2016 tarih ve 630 sayılı imar durum belgesinin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu taşınmazın uygulama imar planında blok nizam 4 kat olan yapılaşma koşullarının fiiliyatta ayrık nizam 4 katta dönüşmüş durumda olduğu, bu durumun davacı için bir imar hakkı kaybı oluşturduğu, bu hak kaybının 156 metrekare, (456-300)/456 = 1/3 oranında olduğu, planlama ilkeleri çerçevesinde, İmar Kanunu ve ilgili mevzuat ile mevcut imar planı değerlendirildiğinde, dava konusu parselin bulunduğu alanın mevcut imar planında blok nizam 4 kat (BL-4), ön bahçe mesafesi 5 m, yan bahçe mesafesi ise 3 m olarak tanımlı olduğu, imar durumun da bu yönde hazırlanması gerektiği, ancak dava konusu 08.11.2016 tarih ve 630 sayılı imar durum belgesinin parselin köşe parsel olması nedeniyle ayrık nizam 4 kat, ön bahçe 5 m, yan bahçeler ise 3 m olacak şekilde düzenlendiği, bu koşullarda dava konusu imar durum belgesinin mevcut imar planı ile uyumlu olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle Mersin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin 28/03/2018 gün ve E:2017/22, K:2018/452 sayılı kararın; davalı idare vekilince, idarelerinin imar planına uygun olarak, beldenin koşullarını da dikkate alarak planların tatbikinden sorumlu olduğu, imar planı hükmü blok nizam olmasına rağmen kütle nizam olarak binalar şekillendirilmediğinden uygulayıcı idare olarak mevzuata ve fiziksel şartlara uygun olarak imar durumu belgesinin tanzim edildiği, bu hususun da Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin geçici 4. maddesinde yer alan mevcut teşekkül düzenlemesine uygun olduğu, imar durumu verilirken komşu parsellerdeki çekme mesafelerinin gözetildiği, yerel Mahkemece verilen kararın hatalı olduğu, eksik incelemeyle hüküm kurulduğu, bu durumun da usul ve yasaya aykırı olduğu, söz konusu kararın kaldırılması ileri sürülerek istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
Dava, mülkiyeti davacıya ait, Mersin İli, Yenişehir İlçesi, Menteş Mahallesi, 14 pafta, 2964 parselde bulunan taşınmaza ilişkin imar durum belgesinin iptali istemiyle açılmıştır.
2/11/1985 tarih ve 18916 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan (işlem tarihinde yürürlükte olan) Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nin 2. maddesinde; "Proje hazırlanması, yapı ruhsatı ve arazi düzenlemesine ilişkin uygulamalar bu Yönetmelik ile Bakanlıkça çıkarılan diğer imara ilişkin yönetmeliklerde yer alan tanımlara göre gerçekleştirilir. Bu Yönetmeliklerde yer alan genel hükümler, tanımlar ve ruhsata ilişkin hükümler, planlarla ve ilgili idarelerce çıkarılacak yönetmeliklerle değiştirilemez. Bu Yönetmeliğin ve ilgili idarelerin Kanuna ve diğer mevzuata göre çıkaracakları imar yönetmeliklerinin diğer hükümleri ise uygulama imar planında aksine bir açıklama bulunmadığı takdirde uygulanır." düzenlemesine, 18.maddesinde; "Binalarda; 1) Ön bahçe ve yol kenarına rastlayan bahçe mesafeleri en az (5.00) m. dir. 2) Yan bahçe mesafesi en az 3.00 m.dir. 3) Arka bahçe mesafesi 28 inci maddedeki istisnalar hariç en az (3,00) m.dir." düzenlemesine, 57. Maddesinde de; "Yapı ruhsatı işleri bu maddede belirtilen esaslar çerçevesinde yapılır. Yeni inşaat, ilâve ve esaslı tadilât yapmak üzere parsele ait imar durum belgesi, yol kotu tutanağı, kanal kotu tutanağı ve uygulama imar plânına esas onaylı jeolojik ve jeoteknik etüt raporunun parselin bulunduğu alana esas bölümünü almak için; yapı sahipleri veya vekilleri başvuru dilekçelerine aplikasyon krokisini ve tapu kayıt örneği veya istisnaî hâllerde tapu kayıt örneği yerine geçen belgeleri ekleyerek ilgili idareye müracaat ederler. İlgili idare başvuru tarihinden itibaren imar durum belgesi ve onaylı jeolojik ve jeoteknik etüt raporunun bir örneğini en geç iki iş günü; yol kotu tutanağı ve kanal kotu tutanağını en geç beş iş günü içinde verir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından mülkiyeti kendisine ait, Mersin İli, Yenişehir İlçesi, Menteş Mahallesi, 14 pafta, 2964 parselde bulunan dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın yıkılarak yeniden bina yapılmak üzere taşınmazın imar durumu için davalı idareye başvurulduğu, 08.11.2016 tarih ve 630 sayılı imar durum belgesi verilmesi üzerine imar durum belgesinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bakılmakta olan davanın açıldığı, Mersin 2. İdare Mahkemesinin 28/03/2018 gün ve E:2017/22, K:2018/452 sayılı kararı ile; "Bu durumda, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu taşınmazın uygulama imar planında blok nizam 4 kat olan yapılaşma koşullarının fiiliyatta ayrık nizam 4 katta dönüşmüş durumda olduğu, bu durumun davacı için bir imar hakkı kaybı oluşturduğu, bu hak kaybının 156 metrekare, (456-300) / 456 = 1/3 oranında olduğu, planlama ilkeleri çerçevesinde, İmar Kanunu ve ilgili mevzuat ile mevcut imar planı değerlendirildiğinde, dava konusu parselin bulunduğu alanın mevcut imar planında blok nizam 4 kat (BL-4), ön bahçe mesafesi 5 m, yan bahçe mesafesi ise 3 m olarak tanımlı olduğu, imar durumun da bu yönde hazırlanması gerektiği, ancak dava konusu 08.11.2016 tarih ve 630 sayılı imar durum belgesinin parselin köşe parsel olması nedeniyle ayrık nizam 4 kat, ön bahçe 5 m, yan bahçeler ise 3 m olacak şekilde düzenlendiği, bu koşullarda dava konusu imar durum belgesinin mevcut imar planı ile uyumlu olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmüş ise de;
İstinaf istemine konu mahkeme kararının dayanağı bilirkişi raporunun uyuşmazlık konusu taşınmaz için imar planı ve Yönetmeliğe göre tespiti gereken çekme mesafeleri hususunda bazı belirsizlikler içermesi nedeniyle Dairemizin 18.12.2018 gün ve E:2018/1144 sayılı kararı ile ek bilirkişi raporu istenilmesine karar verilmiş, bu ara kararımız üzerine düzenlenen ek bilirkişi raporunda ise özetle; "..dava konusu parsele yönelik olarak düzenlenen 1981 tarihli imar durum belgesinden davalı belediyenin, Blok Nizam olarak tanımlı dava konusu parsele yönelik belirlediği temel ilkenin komşu 2927 parsele bitişik, diğer komşu 2965 parselden 3 m çekilerek oluşturulmuş yapılaşma düzeni olduğu, ancak davalı belediyenin 1994 yılında komşu 2927 parsele yönelik imar durumu belgesini, komşu parselleri göz ardı ederek, belirlemiş olduğu ilkelere uygun olmayan biçimde, dava konusu parsele bitişik olarak verilmesi gereken imar durumunu hatalı olarak, dava konusu parselden 3 m çekme mesafesi tanımlayarak düzenlediği, bu doğrultuda 1981 yılında verilmiş olan imar durum belgesine aykırı yeni bir imar durum belgesi düzenlendiği, dava konusu işlemin temel sorun kaynağının bu olduğu, dava konusu parsele yönelik 1981 yılında verilmiş imar durumunda da komşu 2927 parsele blok, komşu 2965 parselden 3 m çekme mesafesi olacak biçimde bir yapı kitlesi öngörüldüğü, davalı belediyenin 1994 yılında komşu 2927 parsele yönelik imar durumu belgesini, komşu parselleri göz ardı ederek, belirlemiş olduğu ilkelere uygun olmayan biçimde, dava konusu parsele bitişik olarak verilmesi gereken imar durumunu hatalı olarak, dava konusu parselden 3 m çekme mesafesi tanımlayarak düzenlediği, imar planında Blok Nizama yönelik yapı kitleleri belirlenmemiş olması nedeniyle parsel bazında yapılan değerlendirme sonucunda da konusu parsele yönelik yapı kitlesinin şekil 7'de belirlenmiş olan sınırlar çerçevesinde verilebileceği, ancak yukarıdaki değerlendirmeler gözetilerek, dava konusu parselde düzenlenmesi gereken yapı kitlesinin ön bahçeler 5 m 2965 komşu parselden 3 m 2927 parsele bitişik olmasının esas olduğu, sonuçlarının ortaya çıktığı, kuşkusuz anılan parselde esas olan bu yapılaşma koşulları sonucunda düzenlenmesi gerektiği düşünülen imar durum belgesinde ilgili Yönetmelik gereği, 1994 yılında hatalı olarak düzenlenmiş olan imar durum belgesi sonucunda komşu 2927 parselde inşa edilmiş olan mevcut yapıya yaklaşma mesafeleri sorun oluşturacağı, dava konusu işleme esas imar durum belgesinin; plan bütünlüğüne, dava konusu alanın niteliklerine ve çevresindeki diğer kullanımlarla ilişkisine, plan kararlarının sürekliliğine ve dava konusu alan ve yakın çevresinde benimsenmiş olan blok nizam ilkelerine uygun olmayan biçimde düzenlenmesinin temel noktasını da 2927 parsele yönelik hazırlanmış 1994 tarihli imar durum belgesi oluşturduğu, ayrıca düzenlenen imar durum belgesi belirtilen bu koşulları göz ardı ederek Yönetmeliği uygun hale getirilmeye çalışıldığı, ancak düzenlenen bu imar durum belgesiyle davacının yapılaşma haklarının kısıtlanarak mağdur edildiği açıktır. Bu bağlamda yukarıda da belirtilenler doğrultusunda gerek dava konusu parselde gerekse yakın çevresinde ortaya çıkan hatalı uygulamaların, plan bütünlüğünü ve plan ana kararlarını bozmayacak şekilde yapılacak imar planı değişikliği ya da revizyonu ile çözüm getirilebileceğinin düşünüldüğü, davalı idarenin savunmasında yer aldığı gibi işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan planlı alanlar tip imar yönetmeliğinin geçici 4. maddesinde yer alan ''mevcut teşekkül'' ile ilgilidir. Ancak, mevcut teşekkülü oluşturan durumun nedeni 2 numaralı isteme yönelik değerlendirmede açıklandığı üzere, dava konusu işleme neden olan, dava konusu taşınmazın batısında bulunan 2927 numaralı parsel için 1994 yılında verilen imar durum belgesinde 2964 numaralı parseldeki yapılaşma durumunun ve yapı adası için öngörülen yapı nizamının dikkate alınmadan, 2927 numaralı parsel üzerindeki yapının dava konusu 2964 parsel için 2927 numaralı parselde inşa edilen yapıya blok nizam yapılaşma imkanı ortadan kaldırıldığı, ortaya çıkan son durumda (dava konusu imar durum belgesi) 2964 numaralı davacı parsel sahibi için imar hakkı kaybı oluştuğu, bu kapsamda dava konusu imar durum belgesinde 2964 numaralı parsel tarafından eski imar durum belgesinde 0 m olan çekme mesafesinin 3 m olarak düzenlenmesinin planlama ve şehircilik ilkelerine uygun olmadığı, dava konusu işlemin dayanağı olan imar durum belgesinin plan bütünlüğüne, dava konusu alanın niteliklerine ve çevresindeki diğer kullanımlarla ilişkisine, plan kararlarının sürekliliğine ve dava konusu alan ve yakın çevresinde benimsenmiş olan blok nizam ilkelerine ve bu koşullarda oluşturulan yapı tipolojisine uygun olmayan biçimde düzenlendiği, 1994 yılında hatalı olarak düzenlenmiş olan imar durum belgesi sonucunda komşu 2927 parselde inşa edilmiş olan mevcut yapıya yaklaşma mesafeleri açısından oluşabilecek sorun nedeniyle ilgili Yönetmeliği uygun olacak biçimde ayrık nizam yapılaşma koşulları gibi, blok nizam koşulları biçiminde tanımlandığı, dava konusu parselin ön bahçe mesafeleri olan; gerek mevcut teşekkül gerekse imar planı kapsamında oluşmuş olan 2037 numaralı sokak ile 2040 numaralı sokaktan tanımlanan 5 m çekme mesafesi ile 2965 numaralı parsel tarafından 3 m yan bahçe çekme mesafesinin imar planı ve ilgili mevzuat ile uyumlu olduğu, ancak 2927 numaralı parsel tarafından tanımlanan 3 m yan bahçe çekme mesafesinin 2927 numaralı parselde inşa edilmiş yapıya 1994 yılında verilmiş olan (bu dönemde dava konusu parsel üzerindeki yapının mevcut oluşumu dikkate alınmadan hazırlanan) hatalı imar durumundan (şekil 10) kaynaklanması nedeniyle oluştuğu düşünüldüğünde bu hususun mevcut teşekküle göre değerlendirilmesinin yeni bir hata oluşturacağı, bir başka ifadeyle, 2037 sokaktan yan bahçe mesafesi eski imar durum belgesinde 3 metre iken yeni verilen imar durumunda 5 metre belirlenmesi hususu imar durumu belgesinin verildiği tarih itibariyle yürürlükte olan plan hükümlerine (Blok Nizam 4 Kat ön bahçe: 5 m yan bahçe 3 m) ve Yönetmeliğe uygun olduğu, ancak davalı idarenin 13/12/1994 tarihinde 2927 numaralı parsel için verdiği imar durum belgesinde, 2964 numaralı parsel için 29/12/1981 tarihinde verilen imar durum belgesini, 2964 numaralı parseldeki mevcut yapılaşmayı ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan hususları dikkate almaması nedeniyle ortaya çıkan son durumda (dava konusu imar durum belgesi) 2964 numaralı parseldeki mevcut yapılaşmayı ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan hususları dikkate almaması nedeniyle ortaya çıkan son durumda (dava konusu imar durum belgesi) 2964 numaralı davacı parsel sahibi için imar hakkı kaybı oluşturduğu, bu kapsamda ilgili Yönetmeliğe uygun hale getirilmiş dava konusu işleme yönelik imar durum belgesinin planlama ve şehircilik ilkelerine uygun olmadığı" tespit ve kanaatleri belirtilmiştir.
Anılan ek bilirkişi raporu da taraflara tebliğ edilmiş, davalı idarenin vaki itirazı yerinde görülmeyerek rapordaki tespitler gerekçeye esas alınır mahiyette kabul edilmiştir.
Dava konusu işlemde davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazla ilgili olarak verilen 1981 tarihli imar durum belgesine nazaran dava konusu imar durum belgesi ile inşaat alanının azaldığını ileri sürmektedir. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarına bakıldığında, iki imar durum belgesi arasındaki farklılığın çekme/bahçe mesafelerinin farklı belirlenmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
1981 yılındaki imar durum belgesinde dava konusu taşınmazın; 2040 numaralı sokaktan (ön) çekme mesafesi 5 metre, 2965 numaralı parsel tarafından çekme mesafesi 3 metre, 2037 numaralı sokaktan çekme mesafesi 3 metre, 2927 parselden çekme mesafesi ise 0 metre olarak belirlenmiştir.
Davaya konu 08.11.2016 tarihli imar durum belgesinde ise dava konusu taşınmazın; 2040 numaralı sokaktan (ön) çekme mesafesi 5 metre, 2965 numaralı parsel tarafından çekme mesafesi 3 metre, 2037 numaralı sokaktan çekme mesafesi 5 metre, 2927 parselden çekme mesafesi ise 3 metre olarak belirlenmiştir.
Görüldüğü üzere iki imar durum belgesi arasındaki farklılık 2037 numaralı sokaktan çekme mesafesi ile 2927 parselden çekme mesafesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle olayda yalnızca bu iki çekme mesafesi yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu noktada öncelikle taşınmazın 2037 numaralı sokaktan çekme mesafesine bakıldığında, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 18. maddesinde yer alan "Ön bahçe ve yol kenarına rastlayan bahçe mesafeleri en az (5.00) m. dir." kuralı uyarınca bu sokak (2037 nolu sokak) tarafına bakan çekme mesafesinin dava konusu işlemde olduğu gibi 5 metre olarak belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan 2927 parsel tarafından uygulanan çekme mesafesine bakıldığında; bu yöndeki çekme mesafesi idarenin belirlediği gibi 3 metre olarak tespit edildiği takdirde, dava konusu taşınmazda (ve bulunduğu adada) planla belirlenen blok yapı nizamının hiçbir uygulama kabiliyeti kalmayacak ve taşınmaz plana aykırı biçimde imar durum belgesinde ayrık yapı nizamına tabi kalınmış olacaktır. Her ne kadar idarece Yönetmelikteki mevcut teşekkül düzenlemesinden hareketle, dava konusu taşınmazın arkasındaki 2927 parsele 3 metrelik çekme mesafesi uygulandığından bahisle dava konusu taşınmaza da bu yönden 3 metre mesafe uygulanması gerektiği ileri sürülmekte ise de; bilirkişi raporunda belirtildiği üzere buradaki sorunun davalı idarece söz konusu 2927 parsele hatalı verilen imar durumundan kaynaklandığı, hatalı bir uygulamanın mevcut teşekküle esas alınamayacağı, yine idarenin bu hatalı uygulaması nedeniyle (ve imar planındaki blok nizama da uygun düşmeyecek şekilde) davacının taşınmazına 2927 parsel yönünden 3 metrelik çekme mesafesi belirlenmesinin hem imar planı ile belirlenen blok yapı nizamının doğasına hem de hakkaniyete uygun olmayacağı ortadadır. Bu nedenle dava konusu imar durum belgesi ile davacının taşınmazına anılan 2927 parsel tarafından 3 metre çekme mesafesi belirlenmesinde imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı anlaşılmakla, dava konusu işlemde bu gerekçeyle hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Mersin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/03/2018 tarih ve E:2017/22, K:2018/452 sayılı karar sonucu itibari ile hukuka uygun bulunduğundan, davalı idarenin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, istinaf aşamasında yapılan 274,10.-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin Mahkemesince davalı idareye iadesine, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 10/04/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Yukarıda ek bilirkişi raporunda da izah edildiği üzere, davacının taşınmazına 2927 parsele bakan taraftan çekme mesafesi "0" metre olarak belirlendiği takdirde, davacının lehine fakat söz konusu 2927 parsel aleyhine (zira 2927 parselin davacının taşınmazına bakan cephesinde 3 metre çekme mesafesi uygulanmıştır) olacak şekilde eşitlik ilkesine aykırı bir imar durumunun söz konusu olacağı, öte yandan anılan parsele bakan tarafın davacının taşınmazı bakımından arka bahçe niteliğinde olması karşısında, söz konusu taraftan arka bahçe mesafesi belirlenmemesinin yukarıda aktarılan Yönetmeliğe uygun düşmeyeceği, aynı Yönetmeliğin mevcut teşekkül düzenlemesi de göz önüne alındığında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, istinaf isteminin kabul edilerek, davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)