(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Hakkari İli, Yüksekova İlçesi, ........ Köyü ve Mezra Mezrasında ikamet etmekte iken yaşanan terör olayları nedeniyle 1998 yılında köyünü boşalttığını iddia eden davacının, uğradığını ileri sürdüğü zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle yaptığı 25.12.2007 tarihli başvurunun reddine ilişkin tesis edilen 29.05.2015 tarih ve 30/02/2015/117 sayılı Hakkari Valiliği 2 No'lu Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davada verilen Van 3. İdare Mahkemesinin 21.12.2017 gün ve E.2015/1260, K:2017/3060 sayılı davanın reddine yönelik kararın; davacı tarafından, hukuka aykırı olduğu, öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca incelenmek suretiyle kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı idare tarafından istinaf dilekçesine cevap verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; Hakkari İli, Yüksekova İlçesi, ........ Köyü ve Mezra Mezrasında ikamet etmekte iken yaşanan terör olayları nedeniyle 1998 yılında köyünü boşalttığını iddia eden davacının, uğradığını ileri sürdüğü zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle yaptığı 25.12.2007 tarihli başvurunun reddine ilişkin tesis edilen 29.05.2015 tarih ve 30/02/2015/117 sayılı Hakkari Valiliği 2 No'lu Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunun genel gerekçesinde "Devletin anayasal düzenini yıkmayı amaçlayan terör eylemlerine hedef olan kişiler kendi kusur ve fiilleri sonucu değil, toplumun bir bireyi olarak zarar görmektedirler. ... Ortaya çıkan bu zararın paylaştırılması, toplumun diğer kesimleri ile zarara uğramış kişiler arasında fedakârlığın denkleştirilmesi, hakkaniyet ve sosyal hukuk devleti ilkelerinin bir gereğidir. ... İdarenin önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bu zararların, nedensellik bağı ve kusur koşulu aranmadan karşılanmasını kabul eden objektif sorumluluk anlayışına dayalı sosyal risk adı verilen bu ilke, bilimsel ve yargısal içtihatlarla da kabul edilmiştir. ... Bu çerçevede yapılan çalışmalar sonunda, terör eylemlerinin ülkemizde yoğun olarak yaşandığı (olağanüstü hal ilan edilen) 19.7.1987 tarihi ile 30.11.2002 tarihi arasında, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının yargı yoluna gitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa süre içinde ve sulh yoluyla karşılanması .... amacıyla bu Tasarı hazırlanmıştır." şeklinde ifade edilmiştir.
5233 sayılı Kanun kapsamında malvarlığına ulaşamama nedeniyle uğranılan bir zarardan söz edebilmek için, yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması gerekmektedir. Çünkü yerleşim yerinin kısmen boşalmış/boşaltılmış olması durumunda o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece yerine getirilmiş olduğu sonucuna varılmaktadır. Böyle bir durumda da kişinin her zaman malvarlığına ulaşabileceği açık olduğundan, 5233 sayılı kapsamında artık uğranılan bir zarardan söz edilemeyeceği tabiidir.
Ancak, yerleşim yeri kısmen boşalmış/boşaltılmış veya hiç boşalmamış/boşaltılmamış olsa bile, kişinin kendisine veya ailesine yönelik bir terör saldırısı meydana gelmişse ya da ciddi, somut ve açık bir tehdit varsa ve bu nedenle de yerleşim yeri terkedilmek zorunda kalınmışsa taşınmazlara yönelik zararlar ve mal varlığına ulaşamamaktan kaynaklı zararların da 5233 sayılı Kanun Kapsamında tazmin edilmesi gerekir.
Adı geçen Kanunun 5. maddesinde, Valilikler nezdinde oluşturulacak komisyonların; zarar görenin veya mirasçılarının başvurusu halinde Kanun kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit etmek ve kamu kurum ve kuruluşlarınca uygulanmış projelerin, zararın giderilmesine katkıları ile zarar görenin değerlendirilebileceği enkaz ve diğer zararları belirlemek görevi bulunduğu belirtilmiş, aynı Kanunun 7. maddesinde ise a) hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararlar, bu kanuna göre sulh yoluyla karşılanabilecek zarar kalemleri arasında sayılmış, yine aynı kanunun “Zararın Tespiti” başlıklı 8. maddesinde; 7. maddede belirtilen zararların, zarar görenin beyanı, adli, idari ve askeri mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
20/10/2004 gün ve 25619 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Yönetmeliğin "Bilgi ve belgelerin toplanması" başlıklı 10. maddesinde; "Komisyon ilgili kamu kurum ve kuruluşlardan başvuru konusu ile ilgili her türlü bilgi, belge ve yardım isteyebileceği gibi, adli ve askeri teşkilat ile kolluk kuvvetleri dışında kalan diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanları bilirkişi olarak da görevlendirebilir. Komisyon, gerekli gördüğü uzmanları çalıştırabilir veya bunlardan görüş alabilir. Komisyon tarafından görevlendirilen kamu görevlileri öncelikli olarak komisyon tarafından verilen görevleri yerine getirirler." ayrıca "Komisyonca keşif yapılması" başlıklı 11. maddesinde ise; Komisyonun gerek görmesi halinde keşif yapabileceği; komisyon başkanının belirlemiş olduğu keşif yeri ile gün ve saatini komisyon üyeleri ve/veya bilirkişi ile başvuru sahibine veya yetkili temsilcisine yazılı olarak bildireceği; başvuru sahibinin kendisi, veli veya vasisi veya yetkili temsilcisi ve varsa şahitlerin keşif mahallinde hazır bulunacağı; muhtar veya o yer mahallinden iki kişinin de keşifte hazır bulunmasının temin edileceği; tespit edilen günde komisyonun olay mahalline giderek zararı tespit edeceği; başvuru sahibi veya yetkili temsilcisinin keşif esnasında hazır bulunmaması halinde durumun tutanakta belirleneceği hükme bağlanmıştır.
5233 sayılı Kanunun yukarıda aktarılan maddelerinin değerlendirilmesinden; başvurucuların Kanun kapsamına giren zararının olup olmadığı, varsa bunun niteliği, kapsamı ve miktarını belirlemenin komisyonun görevi olduğu; bu maksatla, komisyonun ilgili kurum ve kuruluşlardan konuyla ilgili her türlü bilgi-belgeyi isteme, yardım isteme, kamu personelini bilirkişi olarak görevlendirme, uzman çalıştırma, görüş alma, keşif yapma ve tanık dinleme gibi geniş yetkilerle donatıldığı görülmektedir.
Mahkemesi'nce; her ne kadar davacı tarafından güvenlik endişesiyle köyünden göç etmek zorunda kalması sebebiyle uğramış olduğu zararların tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de; yukarıda da değinildiği üzere uyuşmazlık konusu olan ve davacının başvuru yaptığı ........ Köyünün terör olayları nedeniyle toplu şekilde boşalmaması/boşaltılmaması, toplu bir boşalma olmadığı halde salt bazı köy sakinlerine ödeme yapıldığı gerekçesiyle 5233 sayılı Yasa kapsamında yapılan tüm başvuruların kabul edilmesinin mümkün olmadığı, başvuru konusu döneme ait münferit terör olaylarının meydana geldiğini gösteren Jandarma tutanaklarının bulunmasının tamamen boşalma/boşaltılma konusunda tek başına karine oluşturmadığı, böyle bir hususun Yasanın amacına da aykırılık oluşturacağı, davacı tarafından ulaşamadığını iddia ettiği taşınmazların boşaltılan mezrada bulunmaması, farklı mevkiilerde yer alması ve davacı tarafından köyünü terk etmiş olması nedeniyle boşaltılan yerde malvarlığının zarar gördüğüne ilişkin başkaca somut herhangi bir bilgi belgenin de sunulamaması karşısında, davacının 5233 sayılı Yasa hükümleri uyarınca zararının karşılanması istemiyle davalı idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu zarar tespit komisyonu kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; anılan mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılması ve işlemin iptali istenilmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Hakkari İli, Yüksekova İlçesi, ........ Köyü, Mezrasında'nda ikamet etmekte iken, yaşanan terör olayları nedeniyle 1998 yılında köyünü boşalttığını iddia eden davacının, uğradığını ileri sürdüğü zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin tesis edilen Hakkari Valiliği 2 No'lu Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı işleminin; haksız ve hukuka aykırı olduğu, anılan köyde maliki olduğu tapulu taşınmazlarının bulunduğu, köy ve mezralarının 6 yıl boş kaldığı hususunun o döneme ilişkin tutanaklarla sabit olduğu, mal varlığının tespitine yönelik yerinde usulüne uygun inceleme ve araştırma yapılması gerektiği, başvuru konusu yerlere ilişkin olarak köy sakinlerine sulhname düzenlenerek ödemelerin yapıldığı iddia edilerek iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayda; davacının, 1998 yaşanan terör olayları nedeniyle köyünü boşalttığı ve mal varlığına geri dönemediği iddia ederek uğradığı zararlarının tazmini amacıyla idareye müracaat etmiş olup, ortada iddia edildiği gibi terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle köyün boşaltılması olayı söz konusu ise, bu münferit olay nedeniyle 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminat ödenmesi için köyün tamamen boşaltılmasına gerek olmadığının açık olduğu, kaldı ki, dosyada mevcut olan Jandarma Komutanlığı personelince düzenlenen 03.09.1999 tarihli tutanakta 22.06.1998 tarihinde köyün boşaltıldığı, 29.08.1998 günü bölücü terör örgütünün köyü yaktığı bilgisine yer verildiği, söz konusu köyün yakılması olayı ile ilgili olarak alınan ifadelerde mezranın bölücü terör örgütü mensuplarınca yakıldığı bilgisine yer verildiği ve yine jandarma personelince tutulan 24.10.2008 tarihli tutanak ile meydana gelen terör olayları nedeniyle 1998 yılında köyün boşaltıldığı bilgisine yer verildiği görülmektedir.
Bu durumda; Komisyon tarafından, 5233 sayılı Kanun ve Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmelik hükümleri ile kendisine verilen görev ve yetki uyarınca davacının, iddia edilen münferit olayla ilgili olarak tazmini gereken bir zararının bulunup bulunmadığının detaylı bir inceleme ve araştırma yapılarak ve gerekirse keşif icra edilerek söz konusu olay hakkında tanık da dinlenilmek suretiyle ortaya konulması ve davacının bir zararı var ise, uğranılan zararın karşılanmasına karar verilmesi gerekirken, davacının başvurusunun köyün boşalmadığından bahisle eksik incelemeye dayalı olarak değerlendirilmesi sonucu tesis edilen işlemde ve davanın reddi yönünde verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, Van 3. İdare Mahkemesinin 21/12/2017 tarih ve E:2015/1260 K:2017/3060 sayılı kararının KALDIRILMASINA, dava konusu işlemin İPTALİNE, aşağıda dökümü yapılan toplam 398,00 TL yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00.-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince re'sen müstenife iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 07/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)