(2577 S. K. m. 45) (2942 S. K. m. 1, 14)
İSTEMİN ÖZETİ: İzmir İli, Karaburun İlçesi, .......... Köyü, 175 ada, 48 parsel sayılı davacıya ait taşınmazın, Karaburun İlçesinde kurulacak olan rüzgar enerji santralleri nedeniyle kamulaştırılmasına ilişkin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 29/3/2018 günlü, 7767-63 sayılı kamu yararı kararı ile bu karara istinaden Maliye Bakanlığınca alınan 4/5/2018 tarihli kamulaştırma kararının iptali istemiyle açılan davada; mevzuat hükümleri uyarınca, tekemmül etmiş, kesin ve yürütülebilir bir aşamaya gelmiş bir kamulaştırma işleminin varlığından söz edebilmek için, davalı idarece davacıya ait taşınmazın bedel tespitine ve idare adına tesciline karar verilmesi istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılması gerektiği ve ancak böyle bir dava açıldıktan ve Mahkeme tarafından, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın maliki olan davacıya meşruhatlı davetiye ile bildiriminden itibaren davacı için dava açma süresi başlayacağı ve bu tarihten itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açılabileceği açık olup, olayda henüz davacıya ait taşınmazın bedel tespitine ve idare adına tesciline karar verilmesi istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış bir davanın bulunmaması sebebiyle idari davaya konu olabilecek nitelikte kesin ve yürütülmesi gerekli bir kamulaştırma işleminin gerçekleştiğinden söz etmeye hukuken olanak bulunmaması karşısında, kamu yararı kararı ile kamulaştırma kararının iptali istemiyle açılan işbu davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar veren İzmir 6. İdare Mahkemesi'nin 09/08/2018 günlü, E:2018/1036, K:2018/1065 sayılı kararının; Karaburun Malmüdürlüğü tarafından 31.07.2018 tarihinde kamulaştırma davası açıldığı, mahkemece ara karar ile kamulaştırma davası olup olmadığının sorulmadığı, dava konusu işlemin kesin ve yürütülebilirlik vasfını taşıdığı ileri sürülerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURULU SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, usul ve kanuna uygun olan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
MALİYE BAKANLIĞI SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, usul ve kanuna uygun olan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, İzmir İli, Karaburun İlçesi, .......... Köyü, 175 ada, 48 parsel sayılı davacıya ait taşınmazın, Karaburun İlçesinde kurulacak olan rüzgar enerji santralleri nedeniyle kamulaştırılmasına ilişkin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 29/3/2018 günlü, 7767-63 sayılı kamu yararı kararı ile bu karara istinaden Maliye Bakanlığınca alınan 4/5/2018 tarihli kamulaştırma kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın 125. maddesinde: "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir...Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." kuralı yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam ve nitelik" başlıklı 1. maddesinde; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanunda gösterilen usullere tabi olacağı belirtilmiş, "İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı" başlıklı 2. maddesinin (a) bendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
2577 sayılı Kanunda, idari yargının görev alanına giren uyuşmazlıkların 2577 sayılı Kanunda gösterilen usullere göre çözümleneceği belirtilmiş, aynı kanunda, ayrık düzenlemeler bulunması halinde özel kanunlarda yer verilen hükümlerin uygulanacağına dair kural ihdas edilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinin, 1. fıkrasında; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzel kişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenleyeceği; "Kamulaştırmada önce yapılacak işlemler ve idari şerh" başlıklı 7. maddesinde, idare kamulaştırma kararı verdikten sonra kamulaştırmanın tapu siciline şerh verilmesini kamulaştırmaya konu taşınmaz malın kayıtlı bulunduğu tapu idaresine bildireceği, bildirim tarihinden itibaren malik değiştiği takdirde, mülkiyette veya mülkiyetten gayri ayni haklarda meydana gelecek değişiklikleri tapu idaresi kamulaştırmayı yapan idareye bildirmek zorunda olduğu, idare tarafından, şerh tarihinden itibaren altı ay içinde 10 uncu maddeye göre kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belgenin tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerhin tapu idaresince resen sicilden silineceği; "kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili" başlıklı 10. maddesinde; kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8'inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat edeceği ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3'üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği, mahkemenin, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın malikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılan araştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28. maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağıracağı hükme bağlanmış; aynı Kanunun "Dava hakkı" başlıklı 14. maddesinde ise; kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından 10. madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıda düzeltim davası açılabileceği kuralına yer verilmiştir.
2942 sayılı Kanun incelendiğinde, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik 1982 Anayasası hükümleri dikkate alınarak, özel mülkiyette yer alan taşınmazların kamulaştırılmasına ilişkin usullere ayrıntılı olarak yer verildiği, idarelerin kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde tesis edeceği işlemlerde izleyeceği prosedür ve yükümlülüklerin belirlendiği ve ayrıca kamulaştırma işleminin muhatabı olan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin haklarını ne şekilde kullanacağı hususunun yasa koyucu tarafından teminat altına alındığı görülmektedir.
İdari işlemler, idari makamların kamu gücünü kullanarak kamu hukuku alanında yaptığı tek yanlı, kesin doğrudan uygulanabilir işlemlerdir. İdari işlemin en belirgin özelliği ilgilinin isteğine bağlı olmaksızın idarenin tek yanlı iradesi ile ilgililerin hukuksal durumunu etkileyebilmesidir. İdari işlemlerin iptal davasına konu olabilmesi için kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem olması gerekmektedir. Bir idari işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu sayılabilmesi ise, hukuk düzeninde bir sonuç doğurabilmesi için gerekli olan bütün aşamaların gerçekleştirilmiş olmasına, başka bir makamın onayına ihtiyaç göstermeksizin hukuk düzeninde değişiklikler meydana getirmesine bağlıdır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 14. maddesinde, aynı kanunun 10. maddesi doğrultusunda "mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açılabileceğine" ilişkin hüküm uyarınca, açılacak bedel tespit ve tescil davası sonrasında özel kanunla öngörülen otuz günlük süre içerisinde idari yargıda dava açılabileceği açık olmakla birlikte, bu aşamaya kadar olan süreçte idarelerce tesis edilen diğer işlemlerin dava konusu edilip edilemeyeceği veya hangi suretle yargılamaya konu edilebileceği yönünde Kamulaştırma Kanununda özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Ancak, bu durum kanunla getirilen özel bir sınırlama bulunmadığı sürece, mülkiyetin devrini gerektirmeyen ara işlemlerin kesin ve yürütülebilir işlem olmadığı, diğer bir ifade ile, dava konusu edilemeyeceği anlamına gelmemekte, her işlemin hukuk düzeni içerisinde taşıdığı öneme, muhatabı veya üçüncü kişiler üzerinde doğurduğu sonuca göre, idari işlemlerde bulunması gereken icrailik unsurunun aranması sonucunu gerektirmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, Karaburun İlçesinde kurulacak olan Sarpıncık Rüzgar enerji santralleri nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 29/3/2018 günlü, 7767-63 sayılı kamu yararı kararı alındığı, anılan karara istinaden Maliye Bakanlığınca, İzmir İli, Karaburun İlçesi, .......... Köyü, 175 ada, 48 parsel sayılı davacıya ait taşınmaza ilişkin olarak 4/5/2018 tarihli kamulaştırma kararı verildiği, anılan kararın davacı tarafından öğrenilmesi üzerine 30.07.2018 tarihinde istinaf incelemesine konu olan işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan davada, dava konusu edilen kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin davacının mülkiyet hakkı üzerinde etki doğuran bir işlem olduğu ve bu sebeple icrailik vasfı taşıdığı, bu itibarla davacı açısından kesin ve yürütülebilir işlemler olduklarının kabulü gerektiği; bu tür işlemlere genel hükümler çerçevesinde yargı yoluna gidilebileceği, aksi yorumla dava açma hakkının, idarenin inisiyatifinde bulunan bedel tespiti ve tescili davasının açılacağı zamana dek ötelenmesinin, uyuşmazlık konusu taşınmazı kamulaştırma tehdidi altında bırakarak, mülkiyet hakkının süresi belirsiz bir biçimde engellenmesi sonucunu doğuracağı açıktır.
Kaldı ki, kamulaştırma işlemleri hakkında yapılacak hukuka uygunluk denetiminin idari yargının görev alanı içerisinde yer alması, adli yargı kolunda açılan davaların ise yalnız bedelin tespitine ve taşınmazların ilgili idareler adına tesciline yönelik davalar olması nedeniyle, idari yargıda verilecek yürütmenin durdurulmasına yönelik kararların, 2942 sayılı Kanunun amir hükmü gereği adli mahkemeler yönünden bekletici mesele sayıldığı hususu nazara alındığında, kamulaştırma işleminin hukuki denetiminin asliye hukuk mahkemelerinde açılması muhtemel davalara kadar engellenmesinin, yargı tekniği ve verimliliği yönünden uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, işbu uyuşmazlık konusu olayda, davacı ile İzmir Defterdarlığı Karaburun Malmüdürlüğü arasında 2942 sayılı Kanun uyarınca yapılan görüşme sonrasında 18.07.2018 tarihli anlaşmazlık tutanağı düzenlendiği, anılan idare tarafından 31.07.2018 tarihinde Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde kamulaştırma bedeli tespiti ve tescili davası açıldığı görülmektedir.
Belirtilen bu durum karşısında, idari davaya konu olabilecek nitelikte kesin ve yürütülmesi gerekli bir kamulaştırma işlemi bulunduğu ve dava hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış, idare mahkemesince verilen davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 6. İdare Mahkemesi'nin 09/08/2018 günlü, E:2018/1036, K:2018/1065 sayılı kararının kaldırılmasına, dava dosyasının anılan idare mahkemesine gönderilmesine,25/04/2019tarihinde 2577 sayılı Yasanın 45.maddesinin 5.fıkrası uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)