(657 S. K. m. 48, 143) (5237 S. K. m. 53) (5510 S. K. m. 4, 45, 106) (5434 S. K. m. 15) (2577 S. K. m. 3, 5, 10, 14, 15, 45, 49)
İSTEMİN ÖZETİ: Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yapan davacının, ceza yargılaması nedeniyle görevden uzaklaştırıldığı 01.06.2012-07.01.2013 tarihleri arasında eksik ödenen 1/3 tutarındaki maaş farklarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun, hakkında Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen kararın sonucunun "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" olduğundan bahisle reddine ilişkin 08.08.2017 tarih ve 584 sayılı işlemin iptaline ve söz konusu döneme ait 1/3 oranında eksik ödendiği ileri sürülen maaş kesintilerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacı hakkında açıklanmayan hüküm ile suç sabit görülerek ceza tespit edilmiş ve bu tespit 657 sayılı Kanunun 48/5. maddesinde sayılan Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak' şartı kapsamında kalmayan ve açıklanmayan bu hüküm, memuriyete engel bir fiile ve hürriyeti bağlayıcı ceza süresine müstenit olmadığına, davalı kurum iradesinin ise davacıyı görevine iade etmek şeklinde tecelli ettiğine göre, bu aşamadan sonra davacının 01.06.2012 tarihi ila tekrar göreve başlatıldığı 07.01.2013 tarihleri arasında alamadığı 1/3 tutarındaki maaş tutarlarının kendisine ödenmesi gerektiği, bu itibarla, açıkta geçen süreye mahsus 1/3 tutarındaki ödenmeyen maaş tutarının ödenmesi isteminin reddine yönelik tesis olunan dava konusu işlemde sebep ve amaç yönleriyle hukuka uyarlık görülmediği, varılan sonuca göre de, davacının mahrum kaldığı parasal haklarının talep doğrultusunda faizli olarak davalı idarece tazmini gerektiği, davanın, sosyal güvenlik prim ödemelerinin kalan kısmının da yapılmasına ilişkin kısmına gelince; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 106. maddesinin sekizinci fıkrası ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun emeklilik işlemlerine ilişkin olan hükümlerinin büyük bir kısmı yürürlükten kaldırıldığı ve aynı Kanunun geçici 1. maddesi ile 5434 sayılı Kanuna tabi iştirakçilerin, 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılacaklarının hükme bağlandığı, ancak, 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinde, iştirakçi iken 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar hakkında yürürlükten kaldırılan hükümleri dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağının belirtildiği, böylelikle, 657 sayılı Kanuna tabi olarak memur statüsünde çalışmakta olanlar, haklarında 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulananlar ve 5510 sayılı Kanun hükümleri uygulananlar olmak üzere, sosyal güvenlik yönünden iki gruba ayrılmış bulunduğu, 5434 sayılı Kanunun mülga 15. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde; “Görevden uzaklaştırılan, görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlardan kanunları gereğince tam veya eksik aylığa müstehak bulunanların emeklilik keseneğine esas aylık ücretlerinin yarısı;...kanunlarına göre bu müddetler için sonradan görevlerine iade edilerek tam aylığa hak kazananların ise emeklilik keseneğine esas aylık veya ücretlerinin tamamı... ilgililerin aylıklarından kesilir.” hükmü; 5510 sayılı Kanunun 45. maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olan sigortalılardan görevden uzaklaştırılan, görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlardan, kanunları gereğince eksik aylığa müstahak bulunanların prime esas kazançlarının yarısı; kanunlarına göre bu müddetler için sonradan görevlerine iade edilerek tam aylığa hak kazananların ise prime esas kazançlarının tamamı üzerinden prim alınır. Prime esas kazançların yarısı üzerinden prim alınanların prim ödeme gün sayısı bu sürelerin yarısı olarak hesap edilir.” hükmüne yer verildiği, bu durumda, görevine başlatılan davacının açıkta geçirdiği süreye ait olup yatırılmayan 1/2 oranındaki SGK primlerinin de tabi olduğu mevzuat rejimi ve çalışan/işveren payları ölçütünde SGK'ya yatırılması gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle Antalya 2. İdare Mahkemesi'nce verilen dava konusu işlemin iptaline, tazmin isteminin kabulüne, davacının açıkta geçen süreye ait olup ödenmeyen 1/3 maaş tutarlarının idarenin istemi reddederek temerrüde düştüğü 08/08/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine ilişkin 31/01/2018 tarih ve E:2017/1173, K:2018/101 sayılı kararın, davalı idare vekili tarafından; davacı hakkında "irtikaba teşebbüs" suçlamasıyla ilgili ceza davasında Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu karar niteliği gereği sanık hakkında her hangi bir "mahkumiyet ya da beraat" kararı gibi hukuki sonuç doğurmamakla birlikte kişinin sanıklık durumunun devam ettiği, denetim süresini koşullarına uygun geçirmesi durumunda hükmün ortadan kalkacağı ve ceza davasının düşeceği, ancak 657 sayılı Kanun'un 143 üncü maddesinde belirtilen sebepler arasında olmaması nedeniyle, görevden uzaklaştırılan personel hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda açıkta geçen sürelerde maaşlarından yapılan kesintilerin iade edilmesinin hukuken mümkün olmadığı iddialarıyla istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
Dava; Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yapan davacının, ceza yargılaması nedeniyle görevden uzaklaştırıldığı 01.06.2012-07.01.2013 tarihleri arasında eksik ödenen 1/3 tutarındaki maaş farklarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun, hakkında Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen kararın sonucunun "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" olduğundan bahisle reddine ilişkin 08.08.2017 tarih ve 584 sayılı işlemin iptaline ve söz konusu döneme ait 1/3 oranında eksik ödendiği ileri sürülen maaş kesintilerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49 uncu maddesinin 2 nci fıkrasının (c) bendinde; temyiz incelenmesi sonunda Danıştay'ın; usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek hata veya eksikliklerin bulunması halinde incelenen kararı bozacağı hükme bağlanmış, Kanun'un 45 inci maddesinin 2 nci fıkrasında ise; istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde, dilekçelerde davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin gösterileceği vurgulanmış, aynı Kanun'un 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında; dilekçeler üzerinde yapılacak ilk inceleme konuları belirtilmiş, maddenin (g) bendinde; dava dilekçelerinin 3 üncü ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları yönünden yapılacak inceleme bunlar arasında sayılmış ve 15 inci maddenin 1 inci fıkrasının (d) bendinde de; 14 üncü maddenin 3 üncü fıkrasının (g) bendine aykırılık görülmesi halinde otuz gün içinde 3 üncü ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek üzere dava dilekçesinin reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yapan davacının, hakkındaki ceza yargılaması nedeniyle görevinden uzaklaştırıldığı 01.06.2012-07.01.2013 tarihleri arasında mevzuat hükmü gereği eksik ödenen 1/3 tutarındaki maaş farklarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi istemiyle davalı idareye yaptığı 02.07.2017 tarihli başvurunun, Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen kararın sonucunun "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" olduğundan bahisle dava konusu 08.08.2017 tarih ve 584 sayılı işlemle reddi üzerine söz konusu işlemin iptaline ve belirtilen döneme ait 1/3 oranında eksik ödendiği ileri sürülen maaş kesintilerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Bakılan davada; dava dilekçesinin "Konu" kısmında davanın konusunun, "görevden uzaklaştırıldığı 01.06.2012-07.01.2013 tarihleri arasında tarafına ödenmeyen 1/3 oranındaki maaşının ve SGK kesintilerinin yatırılması talebiyle davalı idareye yapılan başvuru üzerine tesis edilen 08.08.2017 tarih ve 584 sayılı işlemin iptali ile maaş farklarının yasal faizi ile birlikte tazmini talebi" şeklinde açıklandığı, dilekçenin "Netice ve talep" kısmında, "SGK kesintilerinin yatırılması talebi" dışında davanın konusu kısmında yer alan istemlere yer verilmesine karşın dilekçenin açıklamalar kısmında ise, görevden uzaklaştırıldığı sürelerde yatırılmayan 1/2 oranındaki SGK primlerinin de tabi olduğu mevzuat hükmü uyarınca SGK'ya yatırılması gerektiğinin talep ve dava konusu edildiği, istinaf kanun yolu başvurusuna konu Antalya 2. İdare Mahkemesi'nce verilen kararla, "dava konusu işlemin iptaline, tazmin isteminin kabulüne" şeklinde verilen hüküm yanında "davacının sosyal güvenlik prim ödemelerinin eksik ödenen kısımları ile ilgili kısma gelince, mevzuattaki "(...) kanunlarına göre bu müddetler için sonradan görevlerine iade edilerek tam aylığa hak kazananların ise prime esas kazançlarının tamamı üzerinden prim alınır. Prime esas kazançların yarısı üzerinden prim alınanların prim ödeme gün sayısı bu sürelerin yarısı olarak hesap edilir.” hükmünden yola çıkılarak "davacının açıkta geçirdiği süreye ait olup yatırılmayan 1/2 oranındaki SGK primlerinin de tabi olduğu mevzuat rejimi ve çalışan/işveren payları ölçütünde SGK'ya yatırılması gerektiği sonucuna ulaşıldığı" şeklinde gerekçeye yer verilmek suretiyle hüküm oluşturulduğu görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde, idari yargı mercilerinde açılacak davaların, "iptal" ve "tam yargı" davaları olduğu vurgulanmış, ikinci fıkrasında ise; İdari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, idari mahkemelerin; yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri hüküm altına alınmıştır.
Olayda; dava dilekçesinin davanın konusu ile netice ve talep kısmında, davalı idareye yapılan 02.07.2017 tarihli başvuru üzerine tesis edilen 08.08.2017 tarih ve 584 sayılı işlemin iptali ile görevden uzaklaştırma nedeniyle 01.06.2012-07.01.2013 tarihleri arasında ödenmeyen 1/3 oranındaki maaşların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi yönündeki talebe yer verilmesine karşın dava dilekçesinin açıklamalar kısmında, belirtilen talepler yanında "söz konusu sürelerde yatırılmayan 1/2 oranındaki SGK primlerinin de tabi olduğu mevzuat hükmü uyarınca SGK'ya yatırılması" talebinde bulunulduğu anlaşıldığından, dava dilekçesinin sözü edilen kısımlarındaki talepler yönünden çelişkili bir durumun ortaya çıkmasına sebebiyet verildiği gibi dilekçenin açıklamalar kısmında davacıya ait söz konusu talep şeklinin de, idari işlem tesisi talebine yönelik olduğu, mevzuat hükümleri ile idari mahkemelere verilen hukuki denetim görevinin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı tutulmuş olması ve idari yargı mercilerinin idari işlem tesisi niteliğinde yargı kararı vermelerinin hukuken mümkün olmaması nedeniyle, belirtilen hususlar bakımından herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın verildiği sonuç ve kanaatine varılan istinaf kanun yolu başvurusuna konu kararda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda sözü edilen hükümlerinin göz önünde bulundurulmadığı ve söz konusu kararın usule aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda; davacı tarafından idare mahkemesine yöneltilen ve yukarıdaki paragrafta sözü edilen davacıya ait talepler ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda öngörülen usule ilişkin hukuk müessesleri birlikte ele alınıp belirtilen durumlara yönelik bir değerlendirme yapılmak suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının kararı veren Antalya 2. İdare Mahkemesi'ne iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
Diğer yandan; davacı tarafından davalı idareye yapılan 02.07.2017 tarihli başvuruda, dava dilekçesinde sözünü ettiği SGK primlerine ilişkin taleple ile ilgili her hangi bir isteme yer verilmediği ve bu konu hakkında 2577 sayılı Kanun'un 10 ncu maddesi kapsamında işlem tesis ettirilmediği anlaşıldığından, idare mahkemesince "dava dilekçesinin reddine" karar verilmesi halinde yenilenecek dilekçede, yargılaması yapılacak işlem ya da işlemler noktasında (şayet, idare mahkemesince verilecek dava dilekçesinin reddine ilişkin karar sonrasında davacı tarafından dava dilekçesi yenilenecekse ve yenileme dilekçesinde de, bahse konu hususla ilgili "idari işlemin iptali" istemine yönelik şekilde bir isteme yer verilmesi durumunda) belirtilen durumun (bu konu hakkında ortada kesin ve yürütülebilir bir işlem bulunmadığı hususunun) da göz önünde bulundurulacağı da tabiidir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun KABULÜNE, istinaf istemine konu Antalya 2. İdare Mahkemesi'nin 31/01/2018 gün ve E:2017/1173, K:2018/101 sayılı kararının KALDIRILMASINA, Dairemiz kararında yer verilen gerekçe doğrultusunda yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Antalya 2. İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, Mahkemece verilecek kararla birlikte istinaf aşamasına ilişkin yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45 inci maddesinin 6 ncı fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 03/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)