(2577 S. K. m. 45) (Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği m. 1, 4) (Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi m. 2, 13, 14)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu'nun 12.04.2016 tarihli kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu 22.03.2017 tarih ve 260864 Sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; davacının disiplin para cezası almasına dayanak olarak gösterilen hastaya yanlış müdahalede bulunduğu iddiasına ilişkin olarak, davacıyla beraber doğuma katılan diğer sağlık görevlilerinin ifadelerinin alınmadığı, doğumu gerçekleştirdiklerinden bahisle varsayımsal olarak doktorlara kusur izafe edildiği, hastanın vücudunda meydana gelen kırığın nasıl ve ne zaman geldiği hususunun açıklığa kavuşturulamadığı, bu haliyle isnat olunan fiilin sübuta ermediği gibi konuyu aydınlatabilecek tüm delillerin toplanılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak düzenlenen rapor esas alınmak suretiyle tesis edildiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 2. İdare Mahkemesince verilen 19/03/2018 gün ve E:2017/1015, K:2018/454 Sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, Davacının para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu'nun 12.04.2016 tarihli kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu 22.03.2017 tarih ve 260864 Sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
28.04.2014 tarih ve 25446 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Tabipler Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin "Amaç ve Dayanak" başlıklı 1.maddesinde;"Bu Yönetmelik, 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu uyarınca disiplin cezası verilecek kişileri ve durumları belirlemek ve disiplin cezası verilmesinde uyulması gereken usul ve esasları saptamak amacıyla, 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun 59. maddesine dayanılarak hazırlanmıştır." hükmü ile "Para Cezası" başlıklı 4.maddesinde;" Para cezası, 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun 39. maddesinin (b) bendinde belirtilen sınırlar dahilindeki paranın odaya ödenmesine dair verilecek ceza olduğu belirtilerek (t) bendinde de; Sonuçta hastanın ölümüne, sakatlığına sebep olmayıp da sağlığının kısa süreli geçici bozulmasına yol açan tıbbi hata ve ihmalde bulunmak, para cezasını gerektiren haller arasında sayılmıştır.
Öte yandan, Bakanlar Kurulu'nun 13.01.1960 tarih ve 4/12578 Sayılı Kararnamesiyle kabul edilen Tıbbi Deontoloji Tüzüğü'nün 2.maddesinde;"Tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesi, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektir." hükmü ile aynı Tüzüğün 13.maddesinde;"Tabip ve diş tabibi, ilmî icaplara uygun olarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi tatbik eder. Bu faaliyetlerinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı, deontoloji bakımından muaheze edilemez." hükmü ve 14.maddesinde;" Tabip ve diş tabibi, hastanın vaziyetinin icabettirdiği sıhhi ihtimamı gösterir. Hastanın hayatını kurtarmak ve sıhhatını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmakla mükelleftir" hükümlerinin düzenleme altına alındığı görülmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü aracılığıyla İstanbul Tabip Odası'na iletilen şikayet başvurusunda V.Y'nın Pendik Özel Bölge hastanesinde doğum yaptığı, doğumun davacı ve Dr.O.B' tarafından beraber yaptırıldığı ve V.Y'nin doğum sonrası taburcu edildiği, evde ağrılarının artması üzerine aynı gün tekrar geldikleri hastanede yapılan muayene ve tetkiklerde kaburga kemiklerinde kırık olduğunun anlaşıldığı, kırıkların doğum yaptırılırken olduğunu ifade ettiği, bunun üzerine İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu adı geçen hekimler hakkında ''hastanın ölümüne, sakatlığına sebep olmayıp sağlığın kısa süreli bozulmasına yol açan tıbbi hata ve ihmalde bulunmak'' iddiasıyla soruşturma başlatıldığı, davacı tarafından olayla ilgili yapılan savunmasında; hastanede çalışmadığını, Dr.O.B'nin o gün bir yakını vefat ettiği için izin aldığını ve kendisini çağırdığını, hastaneye gelip doğuma girdiğini, doğum esnasında Dr.O.B'nin de hastaneye gelip doğumhaneye geldiğini ve beraberce doğum eylemini sürdürdüklerini, bebek çıkıma geldiğinde ve kalp sesi bozulduğunda bir kez kristaller manevrası ile bastırdığını ve bebeğin sağlıklı bir şekilde doğmasını sağladığını, böyle bir komplikasyonun görülemeyeceğini, bu konuda çok tecrübeli bir hekim olduğunu ve şimdiye kadar böyle bir durum yaşamadığını, kaburga kırıklarının kendisiyle alakası olmadığını, muhtemelen doğumdan önce veya sonra olup ailenin sakladığını ve şimdi bu konuyu tazminat v.b. için speküle ettiklerini, ayrıca hasta filmlerinin kaydedildiği CD'yi başka radyoloji uzmanlarına incelettiğini ve kırık olmadığını söylediklerini belirttiği, bunun üzerine İstanbul Tabip Odası'nca; kristaller manevrasının doğum sırasında uzun süredir uygulanmakta olan ve bazı komplikasyonlara yol açması muhtemel bir manevra olduğu, doğumun hızlandırılması gereken durumlarda bu koplikasyonların göze alındığı, ancak komplikasyonların gelişmemesi için hekim tarafından yöntemin doğru uygulanmasına özen gösterilmesi ve manevra sonrası komplikasyon kontrolünün yapılması gerektiği, kırıkların biçim ve sayısının kristaller manevrasının usulüne uygun yapılmadığını gösterdiği, savunmada ifade edilen şekilde yapılmasının anne adayı ve bebekte ciddi sorunlara neden olabileceği, doğum sırasında çok sayıda kosta kırığına neden olacak biçimde Kristaller manevrası yapmanın ve doğum sonrası kırıkları tespit edememenin kusurlu tıbbi uygulama olduğu, bu sorumluluğun adı geçen hekimlere ait olduğu gerekçesiyle TTB Disiplin Yönetmeliği 4/t maddesi gereği para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 12.04.2016 tarih 2016/039 Sayılı İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu kararının alındığı, bu kararın Türk Tabipler Birliği Yüksek Onur Kurulu'nun 22.03.2017 tarih ve 260864 Sayılı kararıyla onaylanması üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta; her ne kadar istinafa konu İdare Mahkemesi kararında, disiplin cezasına dayanak gösterilen hastaya yanlış müdahalede bulunduğu iddiasına ilişkin olarak davacıyla birlikte doğuma katılan diğer sağlık görevlilerinin ifadelerinin alınmadığı, varsayımsal olarak doktorlara kusur izafe edildiği, hastanın vücudunda meydana gelen kırığın nasıl ve ne zaman meydana geldiği hususunun açıklığa kavuşturulmadığı gerekçesiyle eksik incelemeye dayalı olarak düzenlenen rapor esas alınmak suretiyle disiplin cezası verildiğinden bahisle dava konusu disiplin cezası iptal edilmişse de; davacı savunmasında, doğum sırasında bebeğin bradikardisi başlayınca doğuma katılan diğer doktor O.B.'nin bastırmasını istediği, ilk Christaller Manevrası ile bebeğin doğduğunu belirtmesi ve doğuma katılan diğer doktor O.B.'nin ifadesinde, bebeğin çıkamadığını kalp atımlarının düştüğünü davacının uterus fundusuna dirseği ile bir kez bastırdığını ve bebeğin doğduğunu açıklaması karşısında, ayrıca Radyoloji Uzmanı Doktor A. A. G. tarafından düzenlenen hastanın taburcu edildiği 11.7.2015 tarihli P.A. Akciğer grafisinde "sol 7,8,9 kotların anteriorunda fraktürler izlendi" ve Taraks Grafisinde de "sol 7,8,9 kot anterior düzeyinde fraktür izlendi yolundaki raporun bulunması, hastanın taburcu olduktan sonra ağrılarına dayanamayarak aynı gün (11.7.2015) tarihinde acil servise gelmesi üzerine düzenlenen raporda, hastanın kaburga kemiklerinin kırık olduğunun belirtilmesi, ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/103542 ceza soruşturması dosyasında, davacının bu eylemi nedeniyle yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu Adli Tıp Uzmanınca düzenlenen 28.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda da; "Kristaller Manevrası sonucunda bebeğin canlı ve sağlıklı doğması sağlanmış ise de, uygulandığı vücut bölgesi ve şiddeti nedeniyle annede kaburga kırıklarının oluşmasına neden olduğunun" açıklanması nedenleriyle davacının eyleminin sabit olduğu anlaşıldığından, davalı idarelerce disiplin cezası verilirken eksik incelemeye dayandırıldığından söz edilemeyeceği açıktır.
Bu durumda, davacının doğum yapan hasta V.Y.'ye doğum esnasında kristaller manevrasını gerekli özeni göstermeden usulünce yapmayarak çok sayıda kosta kırığına sebebiyet verdiği doğum sonrasında da hastanın kaburgalarındaki kırıkları tespit etmeyerek kusurlu tıbbi uygulamada bulunduğu saptandığından dava konusu disiplin cezasında hukuka aykırılık mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerin istinaf istemlerinin KABULÜ ile Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 19/03/2018 gün ve E:2017/1015, K:2018/454 Sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan Mahkeme aşamasına ait 267,60.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasına ait davalı idarelerce yapılan 126,10.-TL yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalı idarelere ayrı ayrı verilmesine ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 1.090,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunanlara iadesine, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 25/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)