(213 S. K. m. 339) (2577 S. K. m. 46)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, 2012 yılı ticari kayıtlarının, satışını gerçekleştirdiği gayrimenkul satış bedellerinin katma değer vergisi matrahına ilave edilmemesi yönünden incelenmesi neticesinde bulunan matrah farkı üzerinden re'sen tarh edilen …………….. sayılı vergi/ceza ihbarnamesi içeriği 2014/12 dönemi vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine karşı açılan davayı; 2015-A-787/17 sayılı vergi inceleme raporunun incelenmesi neticesinde, 2012 yılı katma değer vergisi matrahını etkileyen temelde iki hususun bulunduğu, davacı şirketin beyan ettiği, 2010-2011 yılı katma değer vergisi beyanlarının, 2009 yılından devreden katma değer vergisinin daha düşük olarak tespit edildiği iddiası ile yeniden düzenlenmesi ve 2011 yılından 2012 yılına devreden katma değer vergisi indiriminin davacının beyan ettiği gibi 218.020,59 TL değil, 118.428,60 TL olduğu, davacı şirketin, 2012 yılında gerçekleştirdiği gayrimenkul satışlarının bir kısmının hiç fatura edilmemesi, bir kısmının 2014 yılında fatura edilmesi sebebiyle 2012 yılı katma değer vergisi matrahının eksik beyan edilmesi, uyuşmazlığın çözümü bu iki hususun açıklığa kavuşturulmasına bağlı olmakla birlikte davacının zamanaşımı iddiasında bulunduğu davacı şirketin 2009 yılı gayrimenkul satışları sebebiyle 11.12.2014 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiği, davacı şirket temsilcisi ..........'ın, 12.09.2013 tarihli dilekçe ile incelemeye alınan satışların .......... üzerinden gerçekleştirilmesine rağmen, aslında davacı-şirkete ait gayrimenkul satışları olduğunun belirtmesi sebebiyle takdire sevk nedeninin bulunduğunun anlaşıldığı, takdir komisyonu karar tarihinin 14.10.2015 olduğu düzenlenen vergi/ceza ihbarnamelerinin tebliğ tarihinin 03.11.2015 olduğu, zamanaşımı süresi dolmadan vergi/ceza ihbarnamelerinin tebliğ edildiği, dava konusu 2012 yılı cezalı vergileri içeren vergi/ceza ihbarnamelerinin ise 14.08.2017 tarihinde tebliğ edildiği görüldüğünden davacının zamanaşımı iddiasına itibar edilmediği, davacı şirketin beyan ettiği, 2010-2011 yılı katma değer vergisi beyanlarının, 2009 yılından devreden katma değer vergisinin daha düşük olarak tespit edildiği iddiası ile yeniden düzenlenmesi ve 2011 yılından 2012 yılına devreden katma değer vergisi indiriminin davacının beyan ettiği gibi 218.020,59 TL değil, 118.428,60 TL olması hakkında; bu durumun asıl kaynağının davacının 2009 yılında satışını gerçekleştirdiği ve fiilen teslim ettiği gayrimenkul satış bedellerinin fatura edilmemesi sebebiyle 2009 yılı katma değer vergisi yönünden yapılan inceleme neticesi 2015-A-787/15 sayılı Vergi Tekniği Raporu ile 2009 yılından 2010 yılına devreden katma değer vergisi indiriminin davacının beyan ettiği gibi 217.638,91 TL değil, 118.195,93 TL olarak düzeltilmesinden kaynaklandığı anlaşıldığı, mahkemelerinin 2017/1050 Esas sayılı dosyasındaki 19.12.2017 tarihli ara kararı ile, 2009 yılı kurumlar vergisi inceleme raporu istenilmesi üzerine, davalı idarece 14.07.2015 tarih ve 2015-A-787/15 sayılı 2009 takdire done raporu dosyaya ibraz edilmiş, 22.02.2018 tarihli ara kararı ile de söz konusu rapora istinaden kurumlar vergisi, kurumlar geçici vergisi ve katma değer vergisi yönünden tarhiyat yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise tarhiyatlara karşı dava açılıp açılmadığı, davanın sonucunun ne olduğu sorulmuş, davalı idarenin 08.03.2018 tarihli cevabı ile yapılan tarhiyatları konu edinen vergi/ceza ihbarnameleri ve tebliğ belgelerinin dosyaya sunulduğu, istenilen hususlarda herhangi bir açıklama yapılmadığı, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davacı şirket hakkında, 2009 yılı kurumlar vergisi, kurumlar geçici vergisi ve katma değer vergisi yönünden re'sen tarhiyat yapıldığı, vergi/ceza ihbarnamelerinin davacı şirket temsilcisi ..........'ın bizzat kendisine 03.11.2015 yılında tebliğ edildiği, UYAP kayıtlarının tetkikinden, söz konusu tarhiyatlara karşı dava açılmadığı görüldüğünden, 2009 yılı katma değer vergisi tarhiyatına karşı dava açılmaması, bu işlemin sonucu olarak katma değer vergisi tarhiyatına maruz kalan davacının açtığı işbu davada 2009 takvim yılı için vergi inceleme elemanınca oluşturulan katma değer vergisi beyan tablosunun hukuka uygunluk denetimine engel olmayacağı, nitekim Danıştay 3. Dairesinin 2012/5095 Esas, 2016/3862 Karar ve 25.05.2016 tarihli kararı da bu doğrultudadır. Bu sebeple 14.07.2015 tarih ve 2015-A-787/15 sayılı 2009 takdire done raporu incelenmiş, söz konusu raporda; davacı şirketin 2009 yılında .......... üzerinden gerçekleştirdiği gayrimenkul satışlarının incelendiği, davacı-şirketin temsilcisinin beyanı ile fiilen teslimi 2009 yılında gerçekleştiği tespit edilen fakat 2014 yılında fatura edilen beş adet satışının bulunduğu, tapu kayıtlarında satış bedellerinin düşük gösterildiği, fatura bedellerinin daha yüksek olduğu, 2014 yılında fatura edilen bu satışlardan .......... ve ..........'a yapılan satışlar için düzenlenen fatura bedellerinin de alıcı beyanları dikkate alındığında düşük gösterildiği ve alıcı ifadelerindeki satış tutarlarının hesaplamalarda dikkate alındığı, diğer üç satışta fatura bedellerinin dikkate alındığı, hiç fatura edilmeyen iki adet satışının daha olduğu bu satışlardan ..........'na yapılan satış bedelinin alıcı beyanına göre tespit edildiği, ..........'e yapılan satış bedelinin ise davacı şirket temsilcisi ..........'ın nezdinde düzenlenen ve temsilci ifadelerini de içeren vergi inceleme tutanağı ile tespit edildiği, 2009 yılında satışı yapılan ve fiilen alıcılara teslim edilen yedi adet satış bedelinin KDV hariç toplam; 397.542,41 TL, KDV dahil 469.100,06 TL olarak tespit edildiği görülmüş olup, yapılan satışlar yönünden alıcı beyanları, davacı şirketin kendisinin düzenlediği faturalar, şirket temsilcisi nezdinde tutulan vergi inceleme tutanağı, şirket temsilcisinin beyanlarının esas alınması Mahkemelerince de uygun bulunmuş olup bu saptamalar esas alınmak suretiyle hesaplanan matrah farkında ve beyan edilmesi gereken katma değer vergisinde hukuka aykırılık görülmediği, öte yandan K7 (KDV hariç satış tutarı 49.000,00 TL), .......... (KDV hariç satış tutarı 49.000,00 TL), K8 (KDV hariç satış tutarı 48.000,00 TL), .......... (KDV hariç satış tutarı 55.322,03 TL) ve K9'A (KDV hariç satış tutarı 48.000,00 TL )yapılan satışlar için davacı şirketin 2014 yılında fatura düzenleyip beyanlarına yansıttığı, bu satış bedellerinin davacı şirket hakkında düzenlenen ve 2014 yılı katma değer vergisi yönünden incelemeyi içeren 15.07.2015 tarih ve 2015-A-787/20 sayılı Vergi İnceleme Raporunda 2014/12 dönemi katma değer vergisi matrahından indirilmek suretiyle çifte vergilendirmeye mahal verilmediği anlaşıldığından, 2009 yılından 2010 yılına, 2010 yılından 2011 yılına, 2011 yılından 2012 yılına devreden katma değer vergisinin davacının beyanlarından düşük tespit edilmesinde hukuka aykırılık görülmediği, davacı şirketin, 2012 yılında gerçekleştirdiği gayrimenkul satışlarının bir kısmının hiç fatura edilmemesi, bir kısmının 2014 yılında fatura edilmesi sebebiyle 2012 yılı katma değer vergisi matrahının eksik beyan edilmesi hakkında; 2012 yılı katma değer vergisi matrahı incelemesini içeren Dava konusu tarhiyata dayanak 15.07.2015 tarih ve 2015-A-787/17 sayılı Vergi İnceleme Raporunun incelenmesinden; davacı şirketin 2012 yılında .......... üzerinden gerçekleştirdiği gayrimenkul satışlarının incelendiği, davacı-şirketin temsilcisinin beyanı ile fiilen teslimi 2012 yılında gerçekleştiği tespit edilen fakat 2014 yılında fatura edilen üç adet satışının bulunduğu, tapu kayıtlarında satış bedellerinin düşük gösterildiği, fatura bedellerinin daha yüksek olduğu, 2014 yılında fatura edilen bu satışlardan ..........'na yapılan satış için düzenlenen fatura bedelinin de alıcı beyanı dikkate alındığında düşük gösterildiği ve alıcı ifadelerindeki satış tutarının hesaplamalarda dikkate alındığı, ..........'a yapılan satışta fatura bedelinin dikkate alındığı, ..........'a yapılan satış bedelinin hiç fatura edilmediği, yapılan satış bedelinin ise davacı şirket temsilcisi ..........'ın nezdinde düzenlenen ve temsilci ifadelerini de içeren vergi inceleme tutanağı ile tespit edildiği, 2012 yılında satışı yapılan ve fiilen alıcılara teslim edilen üç adet satış bedelinin KDV hariç toplam; 386.610,18 TL, KDV dahil 456.200,00 TL olarak tespit edildiği görüldüğü, 2012 yılında yapılan satışlar yönünden alıcı beyanları, davacı şirketin kendisinin düzenlediği faturalar, şirket temsilcisi nezdinde tutulan vergi inceleme tutanağı, şirket temsilcisinin beyanlarının esas alınmak suretiyle matrah farkının hesaplanmış olması konusunda hukuken geçerli deliller esas alınmak suretiyle yapılan vergilendirmede hukuka aykırılık görülmediği, diğer taraftan .......... (KDV hariç satış tutarı 86.000,00 TL) ve ..........'a (KDV hariç satış tutarı 90.000,00 TL) yapılan satışlar için davacı şirketin 2014 yılında fatura düzenleyip beyanlarına yansıttığı, bu satış bedellerinin davacı şirket hakkında düzenlenen ve 2014 yılı katma değer vergisi yönünden incelemeyi içeren 15.07.2015 tarih ve 2015-A-787/20 sayılı Vergi İnceleme Raporunda 2014/12 dönemi katma değer vergisi matrahından indirilmek suretiyle çifte vergilendirmeye mahal verilmediği de anlaşıldığından, 2012 yılı katma değer vergisi matrahının eksik beyan edildiğinden bahisle bu yönüyle de tarhiyat yapılmasında hukuka aykırılık görülmediği, Vergi Ziyaı Cezasına Tekerrür Hükümlerinin Uygulanması hakkında; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 339. maddesinde; vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilenlere, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere, vergi ziyaı cezasında beş, usulsüzlükte iki yıl içinde tekrar ceza kesilmesi durumunda vergi ziyaı cezasının yüzde elli, usulsüzlük cezasının yüzde yirmibeş oranında artırılmak suretiyle uygulanacağı hükme bağlandığı, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önce bir fiilin işlenmesi, ceza kesilmesi, kesilen cezanın kesinleşmesi ve kesinleşmeden itibaren cezayı gerektiren fiilin Kanunda öngörülen sürede tekrar işlenmesi gerektiği, mahkemelerinin 22.02.2018 tarihli ara kararı üzerine sunulan tekerrüre ilişkin bilgi ve belgelerin incelenmesinden, tekerrüre esas alınan vergi ziyaı cezasını içeren ihbarnamelerin 2015 yılında düzenlendiği, dava konusu cezalı verginin ise 2014/12 dönemine ilişkin olduğu anlaşıldığından davalı idare tarafından tekerrür hükmü uygulanmasında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı yönünden davanın reddine, vergi ziyaı cezasına uygulanan tekerrür yönünden davanın kabulü ile cezanın tekerrüre ilişkin kısmının kaldırılmasına, dava kısmen iptal kısmen ret ile sonuçlandığından Ankara 5.Vergi Mahkemesi'nin 13/04/2018 gün ve E:2017/1051, K:2018/583 sayılı kararının, taraflarca davacı tarafından, matrah tespitinin hatalı yapıldığı, vergi ve cezanın zamanaşımına uğradığı ve tahsil edilen işlemlerin hatalı olduğu, davalı idare tarafından ise, inceleme raporuna dayanılarak yapılan işlemlerin yasal olduğu ileri sürülerek aleyhlerine olan kısımların hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı tarafından istemin reddi gerektiği savunulmuş olup, davalı idarece savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Aynı hukuki nedenlerden dolayı davacı adına 2012 yılı için re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisine karşı açılan davayı kısmen kabul, kısmen reddeden davalı idare yapılan istinaf başvurusunun, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 27/02/2019 tarih ve E:2018/972, K:2019/404 sayılı kararı ile reddedildiği görülmüştür.
Ankara 5. Vergi Mahkemesi'nce verilen 13/04/2018 gün ve E: 2017/1051, K: 2018/583 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf istemlerinin reddine, yargılama giderlerinin istinaf isteminde bulunan taraflar üzerinde bırakılmasına, 492 sayılı Kanun uyarınca davacıdan ayrıca 44,40-TL'den az olmamak üzere karar altına alınan tutarın binde 4,55'i oranında hesaplanacak nispi istinaf karar harcı alınmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren (30) gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 10/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)