(AİHS m. 11) (2709 S. K. m. 42) (2577 S. K. m. 45, 46) (657 S. K. m. 22, 26, 68, 76) (4688 S. K. m. 1)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının Diyarbakır ili Silvan ilçesi, Silvan .... ... İlkokulunda öğretmen olarak görev yapmakta iken Sinop İl Milli Eğitim Müdürlüğüne hizmet gereği olarak Milli Eğitim Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 50. maddesi gereğince atanmasına yönelik 25/08/2017 tarih ve 68898891-903.02/78034 Sayılı işlem ile bildirilen 25/08/2017 tarih ve 12882854 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacının, üyesi bulunduğu sendikanın almış olduğu karara istinaden gerçekleştirdiği hizmet üretmeme eyleminin sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilmesi olanaklı değil ise de, anılan fiili nedeniyle aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasının yanında atama işlemine de tabi tutulmasının davacıya ikinci bir ceza verilmesi anlamına geleceği, davacının -her ne kadar sendikal eylem kapsamına girmese de- üyesi bulunduğu sendikanın aldığı karara uymakla tarafsızlığı kaybettiğinden ve böylelikle görev yaptığı kurumdaki iş barışının bozulmasına neden olduğundan bahsedilemeyeceği; dolayısıyla, disiplin cezasıyla tecziye edilmesine esas olan fiilinin aynı zamanda atamayı gerektirecek nitelik ve ağırlıkta olmadığı ve davalı idarece, kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından atama işlemini zorunlu kılacak başkaca bir nedenin varlığının da ileri sürülmediği dikkate alındığında, dava konusu işlemde sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/02/2018 tarih ve E: 2017/2689, K: 2018/344 Sayılı "dava konusu işlemin iptaline" ilişkin kararın; işlemin soruşturma raporuyla getirilen davacı sendika üyesinin il dışına atanması yönündeki teklif doğrultusunda ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesiyle Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 50. maddesi uyarınca tesis edildiği ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi'nce, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: 2577 Sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 45. maddesinin dördüncü fıkrasında "Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına karar verir. Bu halde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir" hükmü; altıncı fıkrasında ise "Bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre açık olmayan kararları kesindir" hükmüne yer verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı 42. maddesinde, "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz...", "Sendika kurma hakkı" başlıklı 51. maddesinde; "Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir..." hükümleri getirilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin “Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü” başlıklı 11. maddesinde ise; “1) Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir. 2) Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir. Bu madde, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel değildir.” hükmü bulunmaktadır.
Öte yandan; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 22. maddesinde; "Devlet memurlarının, Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilecekleri ve bunlara üye olabilecekleri", 26. maddesinde; "Devlet memurlarının kamu hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelip de Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmalarının yasak olduğu" hüküm altına alınmış; aynı Kanunun 76. maddesinde de "Kurumların, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri" düzenlemesine yer verilmiştir.
Nihayet. 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." hükmü yer almış, 3/f maddesinde ise, sendikanın, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşları ifade edeceği belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Adıyaman, Artvin, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır ve Van illerinde görev yapan bazı öğretmen ve yöneticilerin 14, 15, 21, 22 ve 29 Aralık 2015 tarihlerinde özürsüz olarak okuldaki görevlerine gelmedikleri veya göreve geldikleri halde görevlerini tam ve zamanında yapmadıkları hususunda disiplin soruşturması başlatıldığı; bu kapsamda, Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda düzenlenen 20/02/2017 tarih ve 9044/4.4.11 Sayılı raporda getirilen teklif doğrultusunda; davacının, 21 Aralık 2015 tarihinde üçüncü derse girmediği ve 29 Aralık 2015 tarihinde de görevine gelmediğinden bahisle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C maddesinin (a) ve (b) bentleri uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla tecziyesine karar verildiği, idari yönden; genelde toplum, özelde öğrenci için rol model olan öğretmenin kamu güvenliği için düzenlenen iç güvenlik tedbirlerine karşı tavır alıp, ders okutmamasının toplum ve öğrenci nezdinde güvenilirliği zedelediği; personelin bu davranışlarının kamu hizmetini alanlar (öğrenciler, veliler ve diğer vatandaşlar) tarafından bir siyasi görüşün temsilcisi gibi görülmesi ve tarafsızlığının sorgulanması sonucunu doğuracağı ve bu durumun okullardaki/kurumlardaki iş barışını olumsuz etkileyebileceği de dikkate alınarak ekli 2 listede adı, soy adı ve T.C. kimlik numaraları belirtilen personelin (yönetici olanların bu görevleri üzerlerinden alınarak) Diyarbakır ili dışına atanmalarının Bakanlık makamınca değerlendirilmesi yönünde getirilen teklif doğrultusunda, davacının Sinop İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine hizmet gereği olarak atanmasına yönelik dava konusu işlemin tesis edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Karaçay–Türkiye davasında; (27 Mart 2007 tarihli, Başvuru No:6615/03) Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nda elektrik mühendisi olan davacının, üyesi bulunduğu sendika tarafından memur maaşlarına yapılan düşük zammı protesto etmek ve kamuoyu oluşturmak maksadıyla 5 Eylül 2002 tarihinde İstanbul'da yapılan eyleme katıldığından bahisle uyarma cezasıyla cezalandırılmasının ve verilen uyarma cezasının “demokratik toplumda gerekli olmadığı” ve bu ceza nedeniyle AİHS'nin 11. maddesinin ihlal edildiği yönünde karar verdiği, Urcan Ve Diğerleri/Türkiye Davası (17 Temmuz 2008 23018/04 sayılı) kararında da; aynı mahkeme, başvuranların Eğitim-Sen sendikasının çalışma koşullarının iyileştirilmesine dikkat çekmek amacıyla düzenlediği bir günlük greve katıldıkları için sonradan para cezasına çevrilen mahkumiyet cezasına çarptırıldıklarını ve geçici olarak kamu hizmetinden uzaklaştırıldıklarını belirterek, başvuranlara Türk Ceza Kanunu uyarınca cezai yaptırım uygulanmasının "demokratik bir toplum için gerekli olmadığı" sonucuna varmıştır.
Yine, Satılmış Ve Diğerleri/Türkiye davası'nda ise; (17 Temmuz 2007 74611/01); İstanbul Boğaz Köprüsü'nde görevli gişe memurları olan davacıların işi yavaşlatma eylemi nedeniyle haklarında açılan tazminat davası sonucu ortaya çıkan zararı ödemek zorunda kalmalarının, varılmak istenilen amaçla orantılı bulunmadığına ve "demokratik bir toplum için gerekli olmadığına" kanaat getirmiş ve kararın verildiği tarihte ayrıca kamu görevlilerinin örgütlenme hakkının sınırlı olduğu ve içerisinde bulundukları olumsuz koşulların kamuoyuna duyurulması için başka bir seçenekleri olmadığı belirtilmiştir.
Yukarıda aktarılan uluslararası hukuk metinleri, mevzuat hükümleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının irdelenmesinden; devlet memurlarının sendika ve üst kuruluşları kurma ve bunlara üye olma hakkının bulunduğu, sendika tarafından sendikanın kuruluş amaçları doğrultusunda organize edilen toplantı ve yürüyüşlere katılmanın da bu hakkın doğal bir uzantısı olduğu anlaşılmakla birlikte, kamu görevlilerinin ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin iyileştirilmesi amacını taşımayan eylemlerin sendikal hak kapsamında değerlendirilmesi olanaklı olmadığı gibi sendikal hakların kullanımının da sınırsız olmadığı, bir başka ifadeyle başkalarının hak ve özgürlüklerinin kullanımı amacıyla sınırlandırılabileceği açıktır. Öte yandan, kamu görevlisi olan bir kişinin, hangi eylemlerin sendikal faaliyet kapsamında olduğunu değerlendirecek yeterlilik ve kapasitede olduğunun da kabulü gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta ise, davacının üyesi olduğu sendikanın "Savaşa Hayır, Barışı Savunacağız" ilkesiyle bir günlük hizmet üretmeme kararı aldığı, davacının sendikanın aldığı karar doğrultusunda göreve gelmediği; anılan eylemin başta Diyarbakır ili, Sur ilçesi olmak üzere Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde güvenlik güçleri tarafından bölücü terör örgütü mensuplarına yönelik olarak yapılan operasyonları ve sokağa çıkma yasaklarını protesto etmek amacıyla gerçekleştirildiği, kamu görevlilerinin ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin iyileştirilmesi amacını taşımadığı açıktır.
Keza, anılan eyleme katılımın belirli bölgelerde yoğunlaşması ve yakın aralıklarla işe gelmeme ya da hizmet üretmeme eylemlerinin artması (14, 15, 21, 22 ve 29 Aralık 2015) nedeniyle bu bölgelerdeki eğitim ve öğretimin aksadığı, vatandaşların eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakıldığını da ifade etmek gerekmektedir. Yaşanan süreç nedeniyle davacının aynı yerde görevine devam etmemesinin de soruşturma raporunda yer alan idari teklife dayanak alınan sorunlar karşısında kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olduğu görülmektedir.
Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, istinafa konu Mahkeme kararında ise hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle,
1-)Davalı idarenin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-)Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/02/2018 gün ve E: 2017/2689, K: 2018/344 Sayılı kararın KALDIRILMASINA, davanın REDDİNE,
3-)Karar sonucu değiştiğinden yargılama giderlerinin yeniden hüküm altına alınmasına,
4-)İlk derece aşamasında yapılan 258,10-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-)İstinaf aşamasında yapılan 77,00-TL yargılama giderlerinin ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.660,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6-)Davalı idarenin harçtan muaf olması sebebiyle istinaf aşamasında alınmayan 98,10-TL istinaf başvuru harcı ile 35,90-TL istinaf karar harcının 492 Sayılı Kanun'un 13/j maddesi uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
7-)Posta giderine karşılık yatırılmış olan avanstan artan tutarın 6100 Sayılı Kanun'un 333.maddesi uyarınca mahkemesince ilgili tarafa resen iadesine, kararın taraflara tebliğine, 09/10/2018 tarihinde, 2577 Sayılı Kanun'un 45/6. maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)