İSTEMİN ÖZETİ: Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anestezi Bölümü'nde anestezi teknikeri olarak görev yapan davacının, hakkında FETÖ/PDY ile irtibatı, bu örgüte üyeliği, mensubiyeti ya da adı geçen örgütle iltisakı bulunduğu hususlarına yönelik olarak yürütülen soruşturma sonucunda düzenlenen soruşturma raporuna istinaden, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 üncü maddesi ile Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 Sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Akdeniz Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 02/11/2016 tarih ve 494 sayılı kararının (kendisine ilişkin kısmının) iptaline ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü parasal haklarının yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle açılan davada; 6749 sayılı Yasanın amacı ile 3. ve 4. maddelerinde düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve mahiyeti birlikte dikkate alındığında, anılan tedbirler vasıtasıyla başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin tamamının tüm kamu kurum ve kuruluşlarından çıkarılması sonucuna ulaşılmak istendiği, işleme dayanak yasa ile mutlaka terör örgütüyle, terör faaliyetleriyle ve bu arada darbe teşebbüsüyle bağ kurulmasının aranmadığı, Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen “yapı”, “oluşum” veya “gruplar”la bağ kurulmasının yeterli görüldüğü, diğer taraftan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için söz konusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba “üyelik” veya “mensubiyet” şeklinde olması zorunlu olmayıp “iltisak” ya da “irtibat” şeklinde olmasının da yeterli olduğu, Yasada, terör örgütleri veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile kamu görevlisi arasındaki bağın “sübut” derecesinde ortaya konulmasının aranmadığı, böyle bir bağın idarece değerlendirilmesinin öngörüldüğü, kuşkusuz bu kanaat cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece meslekte kalmanın uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirmeden ibaret olduğu, şüphesiz belirtilen bağın bulunup bulunmadığına ilişkin değerlendirme yapılırken, yetkili kurulları belli bir kanaate ulaştıracak nedenlerin her somut olayın özelliğine göre değişebileceği, Yasa kapsamında yapılacak değerlendirmenin, adli suç veya disiplin suçu niteliğindeki somut bir eylemin soruşturulması mahiyetinde olmayıp kamu görevlisinin belli bir yapıyla herhangi bir bağlarının olup olmadığına ilişkin kanaatin oluşturulacağı bir süreci ifade ettiği, dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden davalı idarenin davacının terör örgütleri veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile bağı bulunduğuna ilişkin yeterli bilgi ve belgeye dayanarak işlem tesis edildiği görüldüğünden dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Antalya 2. İdare Mahkemesi'nce verilen davanın reddine ilişkin 21.03.2018 tarih ve E:2017/1439, K:2018/335 sayılı kararın, davacı vekili tarafından; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte müvekkili hakkında başlatılmış bir adli soruşturmanın bulunmadığı, müvekkilinin sözü edilen terör örgütü ile bir bağının olmadığı, kurulmasına Devlet organları tarafından izin verilen sendikaya müvekkilinin üye olmasının hukuka aykırılık teşkil etmeyeceği, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu iddialarıyla istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı hakkında usulüne uygun olarak yürütülen disiplin soruşturması sonucunda Üniversite Yönetim Kurulu tarafından tesis edilen dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu öne sürülerek istinaf talebinin reddi gerekitği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
Dava; Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anestezi Bölümü'nde anestezi teknikeri olarak görev yapan davacının, hakkında FETÖ/PDY ile irtibatı, bu örgüte üyeliği, mensubiyeti ya da adı geçen örgütle iltisakı bulunduğu hususlarına yönelik olarak yürütülen soruşturma sonucunda düzenlenen soruşturma raporuna istinaden, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 üncü maddesi ile Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 Sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Akdeniz Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 02/11/2016 tarih ve 494 sayılı kararının (kendisine ilişkin kısmının) iptaline ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü parasal haklarının yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik Devletimize ve milletimize karşı 15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun 20.7.2016 tarihli ve 498 sayılı kararı ile Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesi üzerine, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanan karar 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu çerçevede; Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameler yürürlüğe girmiş ve bu Kanun Hükmünde Kararnamelerle, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu belirlenen kişiler, iki yöntemle kamu görevinden çıkartılmıştır. Bunlardan birincisi, Kanun Hükmünde Kararnamelerin ekindeki listelerde isimlerine yer verilmek suretiyle başka bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevinden çıkartılma şeklinde, diğeri ise yine Kanun Hükmünde Kararnamelerde yer alan "kamu görevlilerine ilişkin tedbirler"başlığı altında çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarda çalışan personelin kamu görevinden çıkartılmasının usul ve esaslarını düzenleyen ve bu kapsamda personelin görev yaptığı kurumda oluşturulan kurullar tarafından tesis edilen işlemlerle kamu görevinden çıkartılma şeklinde olmuştur.
Kanun Hükmünde Kararnamelerin ekindeki listelerde isimlerine yer verilmek suretiyle başka bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevinden çıkartılan personelin açmış olduğu davalarda idare mahkemelerince, genellikle anılan Kanun Hükmünde Kararnamelerde söz konusu kamu görevinden çıkarılma konusunda idareye herhangi bir değerlendirme yapma ya da başka yönde işlem kurma yetki ve görevi verilmediği, kanun niteliğini taşıyan hukuki bir düzenleme ile kamu görevinden çıkarılma işlemi gerçekleştirildiği, dolayısıyla davalı idarece tesis edilmiş, idari davaya konu olabilecek bir idari işlemin bulunmadığı ve davanın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle "davaların incelenmeksizin reddi yönünde" kararlar verilmiştir. Buna karşın, Kanun Hükmünde Kararnamelerde belirlenen usul ve esaslara göre personelin görev yaptığı kurumda oluşturulan kurullar tarafından tesis edilen kamu görevinden çıkartılmaya ilişkin işlemlere karşı açılan davalarda, idare mahkemelerince uyuşmazlığın esasının incelenmesine devam edilmiştir.
Bu arada, personelin görev yaptığı kurumda oluşturulan kurul tarafından tesis edilen kamu görevinden çıkartılmaya ilişkin işlemlere karşı açılan davaların incelemesi devam ederken, aynı personelin bu kez Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamelerin ekindeki listelerde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarıldığı hallerde, yasa hükmünde olan Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan sonlandırılmış olması karşısında, idare tarafından oluşturulan Kurulun tesis ettiği kararın kendiliğinden ortadan kalktığı ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle kimi idare mahkemelerince dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde kararlar verilmiştir.
Bir idari işlem açıkça idare tarafından geri alınmadığı veya bir başka işlemle yürürlükten kaldırılmadığı ya da idare mahkemesince iptal edilmediği sürece hukuk aleminde varlığını sürdürecektir. Bu nedenle, Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listelerde ismine yer verilmek suretiyle hiçbir idari işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevinin sonlandırılmasına karşı açılan davalarda idare mahkemelerince, Kanun Hükmünde Kararnamelerin kanun niteliği taşıdığı gerekçesiyle "incelenmeksizin ret" kararları verildiği de göz önünde bulundurulduğunda, personellerin görev yaptığı kurumda oluşturulan kurullar tarafından kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davaların (idari işlemden sonra çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamenin ekindeki listede aynı personelin ismine yer verilmek suretiyle ikinci kez görevine son verilmiş olsa bile idari işlemin hukuken yürürlükte olması nedeniyle) esastan sonuçlandırılması gerektiği açıktır.
Ancak, 23.01.2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 1 inci maddesi ile Anayasa'nın 120 nci maddesi kapsamında ilan edilen ve 21.07.2016 tarihli ve 1116 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuş; Komisyonun, olağanüstü hal kapsamında doğrudan kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi konularındaki başvuruları değerlendirip karar vereceği belirtilmiş, yine aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Yargı denetimi" başlıklı 11 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, Komisyon kararlarına karşı idari dava açma hakkı tanınmış olup, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenecek Ankara idare mahkemelerinde iptal davası açılabileceği, "Geçiş Hükümleri" başlıklı geçici 1. maddesinin 3 üncü fıkrasında ise Komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi bir yargı merciine başvurmuş veya dava açmış olanlar için de 7 nci maddedeki usul ve sürelerin uygulanacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan, 29.4.2017 tarih ve 30052 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 690 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 56. maddesiyle 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yukarıda anılan geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrasına, "Bu dosyalar hakkında yargı mercilerince karar verilmesine yer olmadığına ve tarafların yaptıkları masrafların üzerlerinde bırakılmasına dosya üzerinden kesin olarak karar verilir, vekâlet ücretine hükmedilmez. Bu dosyalar, yeni bir başvuru şartı aranmaksızın incelenmek üzere Komisyona gönderilir." hükmü eklenmiştir.
Böylece, olağanüstü hal kapsamında doğrudan Kanun Hükmünde Kararnameler ile tesis edilen işlemlere karşı dava açılmadan önce Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurunun zorunlu bir yol olduğu, bu kapsamda Komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi bir yargı merciine başvurulmuş veya dava açılmış ise bu dosyaların da yargı yerlerince yeni bir başvuru şartı aranmaksızın incelenmek üzere Komisyona gönderileceği, dolayısıyla doğrudan Kanun Hükmünde Kararnameler ile tesis edilen işlemlere karşı değil, Komisyonca verilen kararlara karşı iptal davası açılabileceği dikkate alındığında; personelin çalıştığı kurum bünyesindeki Kurul kararı ile ilk olarak kamu görevinden çıkarıldığı, daha sonra da Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin ekindeki listede ismine yer verilmek suretiyle ikinci kez kamu görevine son verildiği hallerde, hem kurum bünyesinde oluşturulan Kurul kararına hem de inceleme Komisyonunca verilen karara karşı iptal davaları açılmasına olanak bulunduğu ve esasen personelin hem kurul kararıyla hem de Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmasının "sebep" unsurunun her iki halde de aynı olduğu; yani Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamelerden kaynaklandığı ve ilgililerin "... Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatının ..." bulunduğundan bahisle kamu görevinden çıkarıldığı açıktır. Bu nedenle, anılan her iki işleme karşı açılan davalarda yargı yerlerince verilecek kararların uygulanması aşamasında ortaya çıkabilecek hukuki sorunların da önlenmesi amacıyla Mahkemece; öncelikle personelin ilgili Kanun Hükmünde Kararnamenin ekindeki listede isminin yer alması nedeniyle kamu görevinden çıkartılması işlemine karşı dava açıp açmadığı, dava açmış ise 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince dava dosyasının İnceleme Komisyonuna gönderilip gönderilmediği, Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmasına karşı dava açmamış (ya da dava açmış) olsa bile Komisyona başvurma hakkını da kullanabileceğinden, personelin Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvuruda bulunup bulunmadığı ve Komisyonca başvuru hakkında bir karar verilip verilmediği veya Kanun Hükmünde Kararnamenin ekindeki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmasının iptali istemiyle açılmış dava nedeniyle 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince Komisyona gönderilmesi gereken bir dosyasının mevcut olup olmadığı (Komisyonca verilecek karar hem personelin hukuki durumunu hem de davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurul tarafından verilen kamu görevinden çıkarma işlemine karşı açtığı davada yargı mercilerince verilecek kararın hukuki sonucunu etkileyeceğinden) araştırılmalı, şayet personelin herhangi bir davası veya Komisyona başvurusu yok ise Anayasa'nın 36. maddesiyle de koruma altına alınan hak arama hürriyetinin engellenmemesi için, davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurul kararı ile ihraç edilmesine dair dava konusu işlemin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anestezi Bölümü'nde anestezi teknikeri olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen soruşturma raporunda getirilen teklife istinaden 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4 üncü maddesi ile 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4 üncü maddesi uyarınca Akdeniz Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 02/11/2016 tarih ve 494 sayılı kararıyla kamu görevinden çıkarılması üzerine söz konusu kararın kendisine yönelik kısmının iptaline ve yoksun kaldığını ileri sürdüğü parasal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davayı açtığı, dava konusu işlem tesis edildikten sonra davacının bu kez de22.11.2016 tarih ve 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ekindeki listenin ekindeki "Diğer Kamu Kuruluşlarından İhraç Edilenler" başlıklı 4 sayılı listenin "Yükseköğretim Kurumları-İdari Personel" kısmının 95 inci sırasında ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının, 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ekindeki 4 sayılı listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmasına karşı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurabileceği ve Komisyonun vereceği karara karşı da dava açabileceği, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnameden önce davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurulun kararına karşı açtığı davanın sonuçlandırılması halinde, anılan yargı kararının Komisyonun vereceği kararı etkileyeceği gibi Komisyon kararına karşı açılacak davada verilecek kararı da etkileyeceği dikkate alındığında, idare mahkemesince, davacının, terör örgütleri veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile bağı bulunduğuna ilişkin yeterli bilgi ve belgeye dayanarak işlem tesis edildiği gerekçesiyle verilen "davanın reddi" yolundaki istinaf başvurusuna konu kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun KABULÜNE, istinaf istemine konu Antalya 2. İdare Mahkemesi'nin 21.03.2018 tarih ve E:2017/1439, K:2018/335 sayılı kararının KALDIRILMASINA, kaldırma kararı doğrultusunda yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Antalya 2. İdare Mahkemesine gönderilmesine, mahkemece verilecek kararla birlikte istinaf aşamasına ilişkin yargılama giderleri hüküm altına alınacağından bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde doğrudan Dairemiz'e veya Dairemiz'e iletilmek üzere anılan Kanun'un 4 üncü maddesinde sayılan yerlere verilecek dilekçe ile Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 10.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)