(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 12)
İSTEMİN ÖZETİ: Bolu İdare Mahkemesince verilen 26/04/2018 günlü, E:2017/297, K:2018/382 sayılı kararın; davacının işletmeyi planladığı kır düğün bahçesinin çok yakınında davalı idarenin işletmekte olduğu kır düğün salonu olduğundan ruhsatlandırma başvurusunun reddedildiği, aynı nitelikteki davalı idareye ait yerin bulunması ve kiralayanın muvafakatının olduğu, tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu, davalı idarenin kusurundan kaynaklanan zararın tazmin edilmemesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, Düzce İli, Gölyaka İlçesi, .......... Mahallesi, .......... Mevkii 2846 parsel sayılı 60.000,00 m² yüzölçümlü mülkiyeti Hazineye ait olan ve davacının 2000m²'lik kısmını Gölyaka Mal Müdürlüğünden kır düğün salonu yapmak amacıyla kiraladığı taşınmazın imar planlarında değişiklik yapılması talebinin reddi yolundaki belediye meclisinin 03.02.2016 tarihli, 2016/14 sayılı kararı üzerine kiralanandan faydalanamaması nedeniyle mahrum kaldığı kâr, yapmış olduğu masraflar ve ödemiş olduğu kira bedelleri için fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye yapılan başvurunun reddi tarihi olan 21.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, idari işlem nedeniyle idarenin zarardan sorumlu tutulabilmesi için doğrudan o işlemden kaynaklanmış bir zararın bulunması gerektiği, oysaki davacının uyuşmazlık konusu taşınmazın 2000m²'lik kısmını Gölyaka İlçe Mal Müdürlüğünden kiraladığı, söz konusu kiralama işleminde davalı idarenin herhangi bir dahli olmadığı gibi kiralama işlemi öncesinde veya sonrasında kiralanan taşınmazda imar planı değişikliği yapılacağına ya da kır düğün salonuna yönelik ruhsat verileceğine yönelik davalı idarece tesis edilmiş herhangi bir işlem bulunmadığından davacı tarafından davalı idareden herhangi bir görüş alınmadan kendi özgür iradesiyle yaptığı kira sözleşmesinden doğan zararların imar planı değişikliği talebinin reddine ilişkin işlemle doğrudan bağlantılı olarak değerlendirilemeyeceği, bunun yanı sıra yasalarla kendisine verilen görev ve yetkiler doğrultusunda çok farklı alanlarda işlem tesis etmekle yükümlü olan idarenin hukuka aykırı bulunan her işlemi nedeniyle tazminle yükümlü tutulmasının idareyi işlem tesis edemez hale getireceği, dolayısıyla idari işlem nedeniyle tazmin yükümlülüğünün kabul edilebilmesi için işlemin hukuka aykırılığının ağır bir hizmet kusuru mahiyetinde olması da gerektiği, davacının tazmin istemine konu ettiği imar planı değişikliği talebinin reddine ilişkin işlemin hukuka uygun olup olmadığının bu aşamada tespit edilmemiş ise de, söz konusu işlem hukuka aykırı olsa dahi bu hususun ancak mahallinde yapılacak bir bilirkişi incelemesiyle tespit edilebileceği, dolayısıyla ilgili mevzuatı uyarınca teknik bir takım gereklilik ve zorunluluk gerektiren ve hukuka uygun olup olmadığı ancak bir bilirkişi incelemesiyle tespit edilebilen imar planı değişikliği talebinin davalı idarece kabul edilmemesinin idarenin tazminle yükümlü tutulmasını gerektirecek ağır bir hizmet kusuru olarak değerlendirilemeyeceği, davalı idarenin tazminat ödemekle yükümlü kılacak koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında: "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." şeklinde idarenin tazmin sorumluluğunun esası belirlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun İptal ve tam yargı davaları başlıklı 12. maddesinde: "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay’a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralı yer almaktadır.
Dava dosyası ile davacı tarafından imar planı değişikliğinin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava hakkında Bolu İdare Mahkemesince verilen 26.07.2018 günlü, E:2017/280, K:2018/783 sayılı karar ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizce verilen 29.03.2019 günlü, E:2018/1174, K:2019/302 sayılı kararının birlikte incelenmesinden,
1) Uyuşmazlığa konu mülkiyeti Hazineye ait taşınmazın 2.000,00 m²'lik kısmının Ticari Amaçlı (Kır Düğün Yeri) olarak 3 (üç) yıl süre ile Gölyaka Mal Müdürlüğünce kiralanmasına ilişkin 23.03.2015 tarihli ihale sonucunda davacı adına kiralandığı ve 01.04.2015 tarihinde yer tesliminin yapıldığı,
2) Kiralamaya konu edilen yerin turizm merkezi içinde yer almadığı, komşuluğunda bulunduğu ve imar planlarında turizm gelişme alanında kaldığı,
3)Davacının kiralama amacı doğrultusunda ruhsatlandırma talebinin davalı idare tarafından reddedildiği, bu işleme karşı dava açıldığı yolunda bilgi ve belge olmadığı,
4) Mevcut imar planlarına göre taşınmazın söz konusu amaçla kullanılmak üzere imar planında değişiklik yapılarak taşınmazın Sosyal-Kültürel Tesis Alanına (Kır Düğün Salonu) ayrılması yolundaki isteminin Gölyaka Mal Müdürlüğünün 08.01.2016 tarihli, 59 sayılı yazısıyla davalı idareye iletildiği,
5) Davacının imar planlarında değişiklik yapılması yolundaki istemin Gölyaka Belediye Meclisinin 03.02.2016 günlü, 14 sayılı kararıyla reddi üzerine bu işlemin iptali istemiyle ilk kez 09.06.2016 tarihinde Sakarya 2. İdare Mahkemesinin 2016/786 esasına kayden dava açıldığı,
6) Davacının 16.03.2017 tarihli başvurusuyla; Gölyaka Belediye Meclisinin 03.02.2016 günlü, 14 sayılı kararı nedeniyle kiraladığı uyuşmazlık konusu taşınmazdan faydalanamaması nedeniyle mahrum kaldığı kâr, yapmış olduğu masraflar ve ödemiş olduğu kira bedelleri ödenmesi yolundaki talebin reddi üzerine görülmek olan davanın 27.03.2017 tarihinde açıldığı,
7) Uyuşmazlık konusu taşınmazın 2000 m²'lik kısmının imar planı tadilatı yapılarak Sosyal- Kültürel Tesis Alanı (Kır Düğün Yeri) olarak ayrılması talebinin reddine ilişkin Gölyaka Belediye Meclisinin 03.02.2016 gün ve 14 sayılı kararının iptali istemiyle açılan (beşinci maddede belirtilen davanın yetki yönünden reddi üzerine bakılan) davada yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda Bolu İdare Mahkemesinin 26/07/2018 günlü, E:2017/280, K:2018/783 sayılı kararıyla davanın reddedildiği,
8) Bu karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu Dairemizin 29.03.2019 günlü, E:2018/1174, 2019/302 sayılı kararıyla kabul edilerek, davanın reddi yolundaki anılan karar kaldırılarak 2577 sayılı Yasanın 45/4 maddesi uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği,
anlaşılmaktadır.
Davacının imar planında turizm gelişme alanında kalan kirası altında bulunan taşınmazın Kır Düğün Salonu olarak kullanmak amacıyla yapmış olduğu ruhsat başvurusunun reddedilmesinden sonra, anılan taşınmazdan kiralama amacı doğrultusunda yararlanmak üzere imar planlarında değişiklik yapılarak Sosyal-Kültürel Tesis Alanına (Kır Düğün Salonu) ayrılması yolunda, kiralayanın onayını almak suretiyle imar planlarında değişiklik yapılması talebi belediye meclisi kararıyla reddedilmiş olup bu işleme karşı açılan davanın görümü sırasında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun İptal ve tam yargı davaları başlıklı 12. maddesi kapsamında, davacının hakkını ihlal eden imar planlarında değişiklik yapılması isteminin reddi yolundaki işlem dolayısıyla uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Uyuşmazlıkta, kiralanan taşınmazdan faydalanmak amacıyla imar planlarında değişiklik yapılması isteminin reddi yolundaki işlemin, davacının kâr mahrumiyetine yol açıp açmadığı, yersiz masraf ve kira bedelleri ödemek suretiyle hakkının ihlal edilmesine ve dolayısıyla zararına bu işlemin kaynaklık edip etmediği yönünden incelemesi gerekmektedir.
Mülkiyeti Hazineye ait olup, davacı tarafından kiralanan taşınmazın kiralandığı tarihte turizm merkezi içinde kalmamakla birlikte bu alanın komşuluğunda ve imar planlarında turizm gelişme alanında yer alması, kiralama öncesinde kiralayan idare tarafından Meteoroloji Müdürlüğü ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünden görüş alınması ve bu görüşlerin kira sözleşmesine yansıtılması, ancak davalı idare tarafından mevcut imar planı uyarınca taşınmazın kiralama amacı olan taşınmazın Kır Düğün Yeri olarak kullanılmasının mümkün olmadığının kiralayan ve kiracıya bu işleme karşı dava açılmaması, taşınmazdan kiralayanın faydalanması amacıyla bu doğrultuda malikin de onayı alınmak suretiyle imar planlarında değişiklik talebinin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava idare mahkemesince reddedilmişse de davacının istinaf başvurusu üzerine; Dairemizin 29.03.2019 günlü, E:2018/1174, K:2019/302 sayılı kararıyla taşınmazda turizm ve hizmetler sektörüne dönük kır düğün salonu yapılmasında planlama esasları, şehircilik ilkeleri, yürürlükteki imar planı, bölgenin mevcut ve gelecekteki gelişme potansiyeli açısından herhangi bir olumsuzluk bulunmadığı yolundaki bilirkişi raporundaki belirlemeler de dikkate alınarak imar planlarında değişiklik yapılmak suretiyle Sosyal-Kültürel Tesis Alanı (Kır Düğün Yeri) olarak kullanımına ayrılmasının taşınmazın ulaşım ve coğrafi konumu ile çevresindeki fonksiyonlarla çelişmeyeceğinin, tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediğinin anlaşıldığı gerekçesine yer verilerek iptaline karar verildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacının zararına yol açan durumun, taşınmazın kiralandığı tarihte mevcut imar planına göre kullanılmamasının kaynaklık ettiği, dolayısıyla kiracı ve kiralayan dışında üçüncü kişi olan davalı idarenin, davacının Hazineden kiraladığı taşınmazdan faydalanılmamasında hukuki sorumluluğunun bulunmadığı, kiralama amacı doğrultusunda imar planı değişikliği isteminin reddedilmesinin yukarıda içeriğine yer verilen tespitler ve yargılama süreci bağlamında davacının uğradığını ileri sürdüğü zarara kaynaklık etmemesi karşısında, davalı idarenin işlemi dolayısıyla davacının hakkının ihlal edildiğinden söz etmeye hukuken olanak bulunmadığından davanın reddi gerekmektedir.
Bu durumda, davanın reddi yolunda verilen istinafa konu mahkeme kararında sonucu itibariyle hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolunda Bolu İdare Mahkemesince verilen 26/04/2018 günlü, E:2017/297, K:2018/382 sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle REDDİNE, istinaf yargılama giderlerinin başvuranın üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın hükmün kesinleşmesinden sonra başvurana iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrasına göre kesin olarak 24/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)