İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına, kanuni temsilcisi olduğu .... Özel Eğitim Hizmetleri Tic. A.Ş.'nin 2011 ila 2015 dönemleri arası hesap dönemlerinin tam inceleme kapsamında incelenmesi neticesinde hazırlanan vergi tekniği raporu ve vergi inceleme raporlarına istinaden, anılan dönemlerde bir kısım öğrenci kayıt sözleşmelerine ait damga vergisi beyannamelerini vermediğinin tespit edilmesi sebebiyle şirket beyannamelerinin gerçek durumu yansıtmadığından bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30/6 maddesine istinaden 2012/6 dönemi için tarh edilen vergi ziyaı cezalı damga vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı; olayda, dava konusu cezalı tarhiyatın dayanağı olan 15.11.2016 tarih, 2016-A-6240/11 sayılı vergi inceleme raporu ve bu rapora esas alınan 15.11.2016 tarih ve 2016-A-6240/5 sayılı vergi tekniği raporu ile Mahkemelerinin 24.10.2017 tarihli ara kararı neticesinde davalı idarece sunulan belgeler ve müfettiş açıklamalarının incelenmesinden; davacının kanuni temsilcisi olduğu .... Özel Eğitim Hizmetleri Tic. A. Şirketine ait 853 adet öğrenci kayıt sözleşmesinin bulunduğu, söz konusu sözleşmelerin genelde 2012-2013 öğretim dönemi ile alakalı olduğu, müfettişlikçe yapılan inceleme sırasında damga vergisine ilişkin olarak sağlıklı verilere ulaşılamayıp, incelemenin harici doneler üzerinden yürütüldüğü hususunun dava konusu tarhiyatın dayanağı olan vergi inceleme raporunu hazırlayan müfettiş tarafından da ifade edildiğinin görüldüğü, ayrıca uyuşmazlık konusu tarhiyata esas olan 1.657.545,00 TL'nin davalı idarenin mahkemeye de sunmuş olduğu 21.01.2016 tarih 2016-A-532-805/3-3 sayılı görüş ve öneri raporunun ekinde yer alan 853 adet öğrencinin isminin sıralandığı tablo dikkate alınarak bulunduğu, söz konusu tabloda yer alan öğrenci kayıt tarihlerinin (ki inceleme elemanı tarafından sözleşmelerin incelenmesinde kayıt yapılan eğitim dönemleri değil; kayıt tarihlerinin dikkate alındığı ara karar cevabında ifade edilmiştir) çeşitlilik gösterdiği; ancak kayıt tarihlerinin çoğunluğunun uyuşmazlık dönemi olan Haziran 2012'den sonraki tarihler olduğu, bununla birlikte çoğu kayıt sözleşmesinin tarihlerinin anılan tabloda yer almadığı, ayrıca yapılan tarhiyat 2012 yılına ilişkin olmasına rağmen damga vergisinin hesaplanmasında 2013 yılına ilişkin damga vergisi oranının hesaplamaya esas alındığının anlaşıldığı, sonuç olarak eksik ve hatalı incelemeye dayalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden Zonguldak Vergi Mahkemesinin 09/11/2017 gün ve E:2016/1117, K:2017/968 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara 4. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Olağanüstü hal kapsamında alınan tedbirlere ilişkin 17/08/2016 tarih ve 29804 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin "Devir işlemlerine ilişkin tedbirler" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık); her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı'nın yetkili olduğu; 3. fıkrasında da, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının re'sen terkin edileceği; bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıklarının da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılacağı; bu durumda şirketlere daha önce atanmış kayyımların tasfiye memuru olarak görevlendirilebileceği veya bu şirketlere tasfiye memuru atanabileceği; bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklar için de uygulamaya Maliye Bakanlığı'nın yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.
Öte yandan; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 17. maddesinin 21/3/2018 tarih ve 7103 sayılı Kanunun 74. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 9. fıkrasında, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezaların, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Zonguldak Sulh Ceza Hakimliğinin 08.04.2016 tarih ve 2016/896 sayılı kararı üzerine .... Özel Eğitim Hizmetleri Ticaret Anonim Şirketine, ...., .... ve ....'in 11.04.2016 tarihinde kayyum olarak atandığı, şirketin 23.07.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldığı, şirkete ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrakın Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayıldığı, 17/08/2016 tarih ve 29804 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinin 3. fıkrası gereği Ticaret Sicil kayıtlarının 12/10/2016 tarihinde re'sen terkin edildiği ve 17/10/2016 tarih ve 9177 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, şirkete tasfiye memuru atandığı ve tasfiye işlemlerinin yerine getirildiği yolunda davalı idarece iddiada bulunulmadığı gibi bu hususta herhangi bir bilgi ve belgenin de dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 5520 sayılı Kanunun 17. maddesinin olaya tarihinde yürürlükte bulunan 9. fıkrasında öngörülen, asıl mükellefin tasfiye edilme koşulu gerçekleşmemiş olup, davacının bu aşamada bir dönem anılan şirketin kanuni temsilcisi bulunduğundan bahisle şirket adına kesilmesi gereken dava konusu cezadan sorumlu tutulmasına yasal olanak bulunmadığından, anılan şirketin ticaret sicilinden silinmeden önceki dönemlere ilişkin olarak dava konusu2012/6 dönemi için re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı damga vergisinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; Zonguldak Vergi Mahkemesinin 09/11/2017 gün ve E:2016/1117, K:2017/968 sayılı karar, belirtilen gerekçeyle yerinde görülmüş olup, dilekçede ileri sürülen iddialar anılan kararın kaldırılmasını sağlayacak durumda bulunmadığından istinaf isteminin reddine, istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunana iadesine, kesin olarak, 26/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)