(2577 S. K. m. 45) (3201 S. K. m. 55)
İstemin özeti: Ankara 14. İdare Mahkemesinin 16/11/2017 gün ve E:2017/234. K:2017/3435 sayılı kararının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
Savunmanın özeti: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'nda komiser yardımcısı olarak görev yapan davacının 2016 yılı terfi döneminde komiser rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin Merkez Değerlendirme Kurulu kararının; terfi etmek için gerekli liyakat ve kıdeme sahip olduğu iddialarıyla iptali istemi ile açılmış bulunmaktadır.
İdare mahkemesince; emniyet birimlerinin nitelikli amir ihtiyacının bulunduğu, Kurul gündemine alman personelin çalışmalarının, personeli yakından gözlemleyen birim amiri tarafından değerlendirmeye tabi tutulduğu, bu şekilde kadro durumuna göre liyakatli olduğu değerlendirilen personelin bir üst rütbeye terfi ettirilebilmesinin amaçlandığı dikkate alındığında, idareye tanınan takdir yetkisi çerçevesinde, belirlenen kriterlere göre birim amiri görüşü değerlendirme puanı 60.00'ın altında olan davacının 2016 yılında bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş olup, davacı tarafından terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin sebep unsurunun, hakkındaki birim amiri görüşü olduğu, ancak birim amirinin görüşünün yasal ve somut bir dayanağı olup olmadığının Mahkemece irdelenmediği, birim amiri görüşünün objektif olmadığının mesleki geçmişinin incelenmesi ile tespit edilebileceği ileri sürülerek idare mahkemesi kararının kaldırılması istenilmektedir.
Emniyet Teşkilatı personelinin rütbe terfilerini düzenleyen mevzuatta 2015 yılında değişikliğe gidilmiş olup, değişikliklerin yürürlüğe girmesinden sonra tesis edilen işlemlerin anılan düzenlemelere uygun olması gerektiği ve söz konusu işlemlerin yargısal denetiminin yine bu mevzuata göre yapılacağı kuşkusuzdur. 04.04.2015 tarih ve 29316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6638 sayılı Kanun ile değişik 3201 sayılı Kanunun 55. maddesinin dördüncü fıkrasında; "rütbelere terfi ettirilecek personelin Kurullarda görüşülmesi, kıdem sırasına göre, rütbelere terliler ise bu maddede öngörülen sınav ve eğitim şartı saklı kalmak üzere liyakate görev yapılır." kuralı getirilmiş, aynı maddenin devamında ise; personelin rütbe terfilerinin Kurullarda görüşülebilmesi için;
a) Bulunulan rütbelerdeki en az bekleme sürelerinin tamamlanması,
b) Bekleme süresi içindeki yıl sayısı kadar iyi ve çok iyi performans değerlendirme puanının alınması,
c) Yönetmeliğe uygun olarak yapılacak yazılı ve sözlü sınavda başarılı olunması,
d) Polis Akademisi Başkanlığınca düzenlenecek yöneticilikle ilgili hizmetiçi eğitimde başarılı olunması şartları getirilmiştir.
10.05.2015 tarih ve 29351 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin. "Merkez ve Yüksek Değerlendirme Kurullarının değerlendirme ve karar usulü" başlıklı 20.maddesinde;
"(1) Merkez ve Yüksek Değerlendirme Kurulları, terfi edecek personel hakkında;
a) Bulunduğu rütbedeki performans değerlendirme, başarı ve üstün başarı belgesi bilgilerini,
b) Mesleki bilgi, beceri ve davranışları ile geçmiş hizmetlerini,
c) Bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, adli mercilerce verilen cezalarını,
ç) Bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, verilen disiplin cezalarını,
d) Hakkında devam etmekte olan soruşturma ve kovuşturma bilgilerini,
e) Bu Yönetmelikte belirtilen sınavlar sonucunda elde ettiği başarı durumlarını,
dikkate alarak belirleyecekleri liyakat koşullarına göre değerlendirerek, edinecekleri kanaate göre oy çokluğu ile karar verirler.
(3) Liyakatli olduğu değerlendirilen personel hakkında; terfi edeceği rütbede boş kadro bulunması halinde “Terfi eder.", boş kadro bulunmaması halinde “Kadrosuzluk nedeniyle terfi etmez." kararı verilir. Bir üst rütbeye terfi etmek için yetersiz görülen personel hakkında ise “Terfi etmez.” kararı verilir." hükmü getirilmiştir.
Gerek Kanundaki değişikliğin, gerekse bu değişiklikten sonra çıkarılan yönetmelik hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, önceki düzenlemelere nazaran emniyet personelinin rütbe terfileri konusunda Merkez ve Yüksek Değerlendirme Kurullarının takdir yetkilerinin yasa koyucu tarafından genişletildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Kurullara tanınan genişletilmiş takdir yetkisinin kamu kararı ve hizmet gerekleri ile kanunda belirtilen sınırların dışına çıkılarak kullanılmasının mümkün olmadığı, diğer bir ifadeyle idarece bir işlem tesis edilirken kanunda getirilen kuralların aynı zamanda takdir yetkisinin sınırını teşkil ettiği açık olup statü hukukuna göre hizmet veren kamu personeli hakkında tesis edilecek her türlü işlemde eşitlik, hakkaniyet, hukuk güvenliği ve haklı beklenti ilkelerinin de gözönünde bulundurulması, hukuk Devleti olmanın zorunlu sonucudur.
Emniyet personelinin rütbe terfi sisteminde 6638 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucu;
A) Kurullarda personelin rütbe terfilerinin görüşülebilmesi için; bulunulan rütbelerdeki en az bekleme sürelerinin tamamlanması, bekleme süresi içindeki yıl sayısı kadar iyi ve çok iyi performans değerlendirme puanının alınması, Yönetmeliğe uygun olarak yapılacak yazılı ve sözlü sınavda başarılı olunması. Polis Akademisi Başkanlığınca düzenlenecek yöneticilikle ilgili hizmetiçi eğitimde başarılı olunması şartları getirilmiştir.
Bir personelin terfii değerlendirmesine tabi tutulmasının ön şartlarını belirleyen Kanun hükmündeki emredici ifadeler nedeniyle, bu şartlardan herhangi birini taşımayan (örneğin, rütbesindeki en az bekleme süresini doldurmamış olan ya da Polis Akademisince düzenlenen yöneticilik eğitimi sonunda başarılı sayılmak için Yönetmeliğin 37.maddesi ile zorunlu olan en az 50 puanı alamayan) personelin terfi değerlendirmesine alınması mümkün olmayıp, bu konuda bir takdir hakkı da tanınmamıştır. Benzer şekilde Kanunda öngörülen şartları sağlayan personel için ek koşullar getirilerek değerlendirme dışı bırakılmasında yasa koyucu tarafından kurullara takdir hakkı verilmemiştir. Bir diğer ifadeyle kurullar, belirtilen şartları taşımayan personelin değerlendirmeye alınması ya da şartlan taşıyan personele ek şartlar getirerek değerlendirmeye alınmaması konusunda takdir yetkisine sahip değillerdir.
B) Terfilerde kıdem sıralaması önemini kaybetmiş olup, sadece rütbelere terfi ettirilecek personelin Kurullarda görüşülme sırasının belirlenmesinde kullanılacak bir ölçüt haline gelmiştir.
C) Terfiler personelin liyakatına göre yapılacaktır. Liyakatin belirlenmesi hususunda kullanılacak ölçütler Yönetmeliğin 20.maddcsinde belirlenmiştir:
Buna göre personelin liyakati belirlenirken; bulunduğu rütbedeki performans değerlendirme, başarı ve üstün başarı belgesi bilgileri, mesleki bilgi, beceri ve davranışları ile geçmiş hizmetleri, affa uğramış olsa bile, adlı cezalar ve disiplin cezaları, devam etmekte olan soruşturma ve kovuşturma bilgileri, Yönetmelik gereğince yapılan yazılı sınav, sözlü sınav ve Polis Akademisi Başkanlığınca düzenlenen yöneticilikle ilgili hizmet içi eğitim programı sonucu aldıkları puanlar dikkate alınacaktır.
Yönetmelikte, söz konusu kriterlerin liyakat değerlendirmesi yapılırken nihai karara etkileri, diğer bir anlatımla ağırlıkları belirtilmemiş olduğundan bu hususta Kurulların takdir haklarının bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda bazı kriterlerde bir personelin bazı kriterlerde başka bir personelin yüksek puan aldığı durumlarda hangisinin terfisine öncelik tanınacağı Kurulların takdirinde olmaktadır. Ancak, yukarıda belirtildiği üzere, eşitlilik, haklı beklenti, hukuk güvenliği ve takdir hakkının kamu yararı ve hizmet gereklerine göre kullanılması bakımından Yönetmelikte belirtilen kriterlerin tamamında puanı düşük olan ya da puanlar eşit iken adli veya disiplin cezası bulunan personel terfi ettirilirken puanı yüksek ve cezası olmayanın terfi ettirilmemesi hukuka aykırılık teşkil edecektir.
Kıdem ölçütü, terfilerde kriter alınmayacak ise de diğer puanları eşit olan personel arasında kıdemi yüksek olanın terfi ettirilmesi hakkaniyete daha uygun olacaktır.
Yönetmeliğin 17 ve 19.maddelerinde üst rütbeye yükselmek için Kurulların gündemine alınan personelin, "liyakat koşullarını belirlemek", ilgisine göre Merkez veya Yüksek Değerlendirme Kurullarının yetkisi dahilinde olduğundan Emniyet Teşkilatının o yılkı ihtiyaçlarına göre Yönetmeliğin 20. maddesindeki kriterlerin önüne geçmemek üzere gerekçesini Kurul kararında açıklanmak suretiyle yardımcı ölçütler getirilmesi mümkün bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle, Kurulların görevleri arasında sayılan "liyakat koşullarını belirlemek" şeklindeki yetki ve görev, mevzuatta öngörülen kriterlere göre liyakati aynı olanların tercihinde "yararlanılabilecek" hususlarla sınırlıdır.
D) Terfi değerlendirmeleri sonucunda Kurulların vereceği üç tür karar bulunmaktadır:
a) "Terfi eder" kararı: Personel liyakatli olduğu gibi terfi edeceği rütbede boş kadro da bulunmaktadır.
b) "Kadrosuzluk nedeniyle terfi etmez.” kararı: Personel terfi edecek liyakati taşımaktadır.
Ancak üst rütbedeki boş kadrolar, kendisinden daha liyakatli personel tarafından doldurulduğundan yıl itibarıyla terfisi mümkün olamamıştır.
c) Terfi etmez.” kararı: Personelin bir üst rütbeye terfi etmek için yeterliliği bulunmamaktadır.
Görüldüğü üzere "terfi etmez" kararı ile "kadrosuzluk nedeniyle terfi etmez" kararı arasında önemli bir fark vardır. Kadro yetersizliği nedeniyle terfi etmez kararı verilen personel aslında üst rütbeye terfi etmek için gerekli donanıma sahip olduğu halde Emniyet Teşkilatındaki piramit yapısının üst rütbeler bakımından getirdiği daralma nedeniyle terfi ettirilememiştir. Terfi etmez kararı ise personelin üst rütbe için yetersizliğine işaret etmektedir. Bu bakımdan puanları terfi edecek düzeyde olan personel hakkında "terfi etmez" kararı verilmesi yerine "kadrosuzluk nedeniyle terfi etmez" kararı verilmesi hakkaniyet gereğidir.
Uyuşmazlıkta; 2016 yılı Merkez Değerlendirme Kurulu Kararının davacının terfi ettirilmemesine gerekçe olan 3. maddesinde; MDK tarafından yapılan değerlendirmede, "Emniyet Teşkilatının nitelikli amir ihtiyacı göz önünde bulundurularak ve kadro durumu da dikkate alınarak, bir üst rütbeye terfi değerlendirmesini hak eden personelden; son iki yıla ait performans puan ortalaması (4.00), veya 2 nci maddede belirtilen birim amiri görüşü değerlendirme puanı (60.00). veya rütbe terfi yazılı ve sözlü sınav puanlarının ortalamaları ile yöneticilikle ilgi hizmet içi eğitim puanının aritmetik ortalamaları (65.00) altında kalan Başkomiser, Komiser ve Komiser Yardımcısı rütbesindeki personelin Anayasanın eşitlik ilkesi, kamu yararı ve hizmet gerekleri göz önünde bulundurularak terfi ettirilmemesine karar verilmiştir." denilmek suretiyle MDK'nun öne çıkardığı ve davacıyı doğrudan ilgilendiren üç liyakat ölçüsüne vurgu yapılmış olup, bu üç ölçüt irdelendiğinde; son iki yıla ait performans puan ortalaması (4.00) 'ün altında kalanların terfii ettirilmemesinin, Yönetmelik hükmü uyarınca MDK'nun liyakat koşullarını belirleme yetkisi bulunduğundan hukuka uygun olduğu, aynı şekilde rütbe terfi yazılı ve sözlü sınav puanlarının ortalaması ile yöneticilik ile ilgili hizmet içi eğitim puanının aritmetik ortalaması 65.00’ın altında kalanların terfi ettirilmemesinin MDK'nun liyakat koşullarını belirleme yetkisi dahilinde olduğundan hukuka uygun olduğu, personelden, "birim amiri görüşü" değerlendirme puanı 60’ın altında olanların terfi ettirilmemesi hususunun ise; Yönetmelikte herhangi bir dayanağının bulunmaması yanında. Yönetmelikte belirtilen bütün kriterleri en yüksek düzeyde sağlasa bile sadece birim amiri görüşünün 60 puanın altında olması nedeniyle bir kısım personelin terfi ettirilmemesi sonucunu doğuran en önemli (neredeyse yegane) kritere dönüştüğü, bu durumdaki personelin aslında hiç değerlendirmeye alınmamasıyla eşdeğer bir işlem oluşturulmasından dolayı Kanunun yukarıda belirtilen emredici hükümlerine de aykırılık teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Denilebilir ki bu haliyle "birim amiri görüşü" uygulaması, bazı personel için MDK'nun karar alma yetkisinin birim amirlerine devri sonucunu doğurmakta, terfilerde aynı durumdaki personel bakımından yardımcı kriter olmanın ötesinde asli bir ölçüte dönüşmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının komiser yardımcısı olarak görev yaptığı, bir üst rütbeye terfi için aranan yazılı sınavdan 87.50 puan, sözlü sınavdan 100,00 puan, yöneticilik ile ilgili hizmet içi eğitim kurs sınavından ise 95,00 puan aldığı, bekleme süresi içerisindeki yıllara ait performans puanının 5 üzerinden 5,00 (çok iyi) olduğu, 2016 yılı Merkez Değerlendirme Kurulunda davacı da dahil olmak üzere toplam 535 komiser yardımcısının durumunun görüşüldüğü, birim amiri görüşü değerlendirme puanı 60,00 puanının altında kalan komiser yardımcısı rütbesinde bulunan tüm personelin terfi ettirilmemesine karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı, öte yandan; 31/12/2016 tarihine kadar bulunduğu rütbedeki zorunlu çalışma süresini tamamlayan komiser yardımcısı listesinin incelenmesinden ise, davacıdan daha sonra gelen ve performans puanı, yazılı, sözlü ve kurs sınav notu daha düşük olan bir kısım personelin terfi ettirildikleri anlaşılmıştır.
Bu durumda, liyakat kriterlerinin bir veya bir kaçı yönünden davacıdan daha düşük puana sahip (örneğin 493.sıradaki performans puanı 5. yazılı sınav notu 80, sözlü sınav notu 60; yöneticilik kurs notu 90 olan) personel terfi ettirilirken 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 6638 sayılı Kanunun ile değişik 55. maddesi ve anılan madde gereğince çıkarılan Yönetmelikte belirtilen terfi gerekleri ve liyakat kriterlerini sağlayan davacı hakkında, mevzuatta öngörülmeyen ve davalı idarece de belgeye dayalı olarak delillendirilmeyen birim amiri görüşü puanının 60'ın altında kaldığı gerekçesiyle "terfi etmez" kararı verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulü ile istinaf istemine konu idare mahkemesi kararının kaldırılmasına; dava konusu işlemin iptaline; aşağıda dökümü gösterilen yargılama giderlerinden, mahkeme safhasında davacı tarafından yapılan 306,70 TL ve istinaf aşamasında yapılan 140,10 TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1090,00 TL ücretin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine; posta gideri avanslarından artan miktarın taraflara iadesine 06/11/2018 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)