(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 12/04/2018 gün ve E:2016/2808, K:2018/846 sayılı kararın; taraflarca karşılıklı olarak aleyhlerine ilişkin olan kısımlarının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
DAVACI'NIN SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı Bakanlıkça, Alman Vergi Makamlarından iade edilecek miktarların personelin özel durumundan kaynaklandığının ikrar edildiği, ancak personelin eşinin özel emeklilik ödemeleri, çocuğun özel beslenmesi, yol masrafları, okul ve kreş ücretleri gibi davalı Bakanlığı hiç ilgilendirmeyen masraflar sonucunda Alman makamlarınca yapılan vergi iadesinin kendisine verilmesinin talep edildiği, Almanya'da gelir vergisi brüt ücretin belli oranlar dahilinde kesin olarak hesaplanması ile ortaya çıktığından tahmini olmadığı, yıl sonunda yapılan denkleştirmenin ailenin tüm gelir ve giderleri gözönüne alınarak yapılan bir işlem olduğu, denkleştirme sonucunda iade edilen tutar gelir vergisinin iadesi olmadığı gibi işveren ile de hiçbir ilgilisi bulunmadığından sözleşmeli personelin, Bakanlıktan herhangi bir talepte bulunmadığı, aksine Alman makamlarınca yapmış olduğu harcamalar karşılığında bir teşvik olarak kendisine verilen tutarın bakanlıkça elinden alınması anlamına geldiği, bu nedenle davalı Bakanlığın ileri sürdüğü kamu zararı ifadesi yerinde olmadığı, haksız kazanç ifadesinin de ancak davalı idare hakkında söylenebileceği, dolayısıyla mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVALI DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASI'NIN ÖZETİ: Davacının eksik hesaplama iddialarının hukuki bir dayanağının bulunmadığı, davacının herhangi bir ek ödemeye hakkı olmadığı halde Yeminli Mali Müşavir ...... tarafından yapılan yeni bir hesaplama çerçevesinde 4.703,80 Avro vergi farkının talep edilmesinin haksız bir talep olduğu, söz konusu hesaplama vergi makamlarından alınan resmi bir bildirim olmayıp, davacının gerçek durumunu yansıtmayan varsayımlar üzerinden yeminli mali müşavir aracılığıyla yaptırılan bir hesaplama olduğu, Vergi makamları tarafından tahakkuk ettirilen miktarlar ise dilekçemizin ekinde sunulduğu, kaldı ki, vergi tutarının fazla tahakkuk ettirilip sonra denkleştirme işlemi sonucu asıl ödenmesi gereken verginin bulunmasıyla ortaya çıkan vergi iadesinde davacının hiçbir hakkı bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVALI GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI'NIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; Berlin Başkonsolosluğunda sözleşmeli personel olarak görev yapan davacı tarafından, 1.1.2011 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanan "Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi ve Vergi Kaçakçılığını Önleme Anlaşması" uyarınca 2011-2013 yılları arasında elde ettiği aylık geliri için Alman Vergi İdaresine ödediği gelir vergisinin özel durumu (Evlilik, bakmakla yükümlü olunan özürlü küçük çocuk, sigortalılık vb.) dikkate alınarak ödenmesi nedeniyle yıl sonlarında vergi iadesi alamadığını belirterek Almanya Vergi idaresinden alması gerektiğini iddia ettiği vergi iadesinin kendisine ödenmesi amacıyla 23.02.2015 tarihinde Dışişleri Bakanlığı'na yaptığı başvurusunun zımmen reddine dair işlemin iptali ile alamadığını iddia ettiği gelir vergisi tutarının tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, uluslararası anlaşma hükmü ve Maliye Bakanlığınca getirilen düzenlemenin birlikte değerlendirilmesinden, Almanya'daki Türk temsilciliklerinde sözleşmeli personel olarak görev yapan kişilerin ücret gelirleri üzerinden hesaplanan gelir vergisinin kişilerin kendisi tarafından Alman Vergi İdaresine ödenmesi, yapılan bu ödemenin de Türkiye Cumhuriyeti Devletince ilgililere iade edilmesi gerektiği; bunun yanında ilgililere Alman Vergi İdaresi tarafından ailevi ve özel nedenlerden dolayı vergi iadesinin yapıldığı ve iade işleminin de ücret geliri üzerinden hesaplanan gelir vergisi tutarından mahsup edilmek suretiyle gerçekleştirildiği durumlarda, mahsup edilen bu tutarın da Türkiye Cumhuriyeti Devletince ilgililere iade edilmesinin gerektiği, her ne kadar davacı tarafından 2011-2013 dönemi ücret gelirleri için 15.103,82 avro net gelir vergisi tutarı Alman Vergi İdaresine ödenmişse de; ödenen bu meblağ hesaplanırken yalnızca davacının 2011-2013 dönemi ücret gelirleri değil, bunun yanında kendisine ve eşine ilişkin özel giderlerin de dikkate alındığı, yalnızca ücret gelirleri üzerinden hesaplama yapılması durumunda ise ödenmesi gereken gelir vergisi tutarı ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devletince davacıya ödenmesi gereken tutarın 16.783,99 avro olacağı anlaşıldığından, aradaki fark olan 1.680,17 avronun (8.569,00 TL) davalı Dışişleri Bakanlığı tarafından davacıya ödenmesi gerektiğinden dava konusu işlemin iptali ile 1.680,17 avronun (8.569.00 TL) davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, anılan karara karşı davalı idarelerce; öncelikle davacı tarafından Alman Vergi İdaresine veya başkaca herhangi bir kuruma yapılan bir ödeme bulunmadığı, davacının Dışişleri Bakanlığından almaya hak kazandığı ücreti üzerinden Alman İdaresi tarafından tahakkuk ettirilen tüm vergilerin doğrudan Bakanlık tarafından ödendiği, davacının hiçbir surette herhangi bir vergi iadesinin muhatabı olamayacağı, ayrıca mahkemece davacının evli veya bekar olmasına göre bir ayrım yapılarak bu yoldaki ara karar cevabı gerekçeli karara esas alınmış ise de; davacının zaten bekar olmayıp evli olduğu, kaldı ki; bu durumun davanın esasını etkiler nitelikte olmadığı, çifte vergilendirilmenin önlenmesi anlaşması kapsamında Almanya'da vergi mükellefi haline gelen sözleşmeli personelin Alman Gelir İdaresine ödeyecekleri yalnızca hizmet sözleşmesinden kaynaklanan gelir vergisi miktarının tesbit edilmesi istenmiş ve gelir vergisinin tamamının Bakanlıkça karşılanmasına Maliye Bakanlığınca da onay verildiği, davacının Almanya'da vergi mükellefi haline gelmesi sonrası 2011-2013 yılları için davacı adına 15.108.82 Avro gelir vergisinin Berlin Başkonsolosluğunca Alman Vergi Dairesine ödendiği, Alman vergi sistemi uyarınca mükelleflerin, eşleriyle yada diğer aile fertleriyle birlikte vergi tutarını azaltacak şekilde ortak veya tek tek beyanda bulunmalarının mümkün olduğu, bu kapsamdaki sözleşmeli personelin şahsi tercihine bağlı olarak vergi hesaplamalarını ayrı ayrı veya eşleriyle birlikte talep etme hakkının bulunduğu, buna göre ödenen gelir vergisi tutarı eksik gelirse vergi dairesince bu fark mükelleften talep edilerek ek ödeme talep edilerek tamamlandığı, fazla ödemenin de vergi dairesince iade edilerek Bakanlığı iadesi gerektiği, gelir vergisinin Bakanlıkça ödenmesi nedeniyle sözleşmeli personelin eline geçen ücretin azalmasından bahsedilemeyeceği, dolayısıyla hatalı değerlendirme sonucu verilen kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi, davacı tarafça da; hatalı bilgi notu uyarınca hesap yapıldığı, doğru hesaplamanın 19.807,62-15.103,82=4.703,80 Avro olduğu, bu miktarın ödenmesi ve dolayısıyla kararın düzeltilmesi gerektiği belirtilerek karşılıklı olarak istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davalı idareler istinaf talepleri yönünden yapılan incelemede; Almanya ile akdedilen ve hükümleri 01/01/2011 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanan "Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi ve Vergi Kaçakçılığını Önleme Anlaşması"nın (Türkiye - Almanya ÇVÖ Anlaşması) "Kamu Hizmeti" başlıklı 19 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında;
"1. a) Bir Akit Devlete, eyaletine, politik alt bölümüne veya mahalli idaresine bir gerçek kişi tarafından verilen hizmetler karşılığında bu Devlet, eyalet, politik alt bölüm veya mahalli idare tarafından yapılan ve emekli maaşı dışında kalan maaş, ücret ve diğer benzeri ödemeler, yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir.
b) Bununla beraber, hizmet diğer Devlette ifa edilirse ve gerçek kişi bu diğer Devletin bir mukimi ise, söz konusu maaş, ücret ve diğer benzeri ödemeler yalnızca bu diğer Akit Devlette vergilendirilecektir. Ancak, bu kişinin;
i) bu Devletin bir vatandaşı olması; veya
ii) yalnızca bu hizmeti ifa etmek amacıyla bu Devletin bir mukimi durumuna geçmemiş olması,
gerekmektedir." Hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 2011-2013 yılları arasında Berlin Başkonsolosluğunda sözleşmeli personel olarak görev yapması nedeniyle özel durumu (evlilik, bakmakla yükümlü olunan özürlü küçük çocuk, sigortalılık vb.) dikkate alınarak Almanya vergi dairesine olan gelir vergisi borcunun davalı idarece üstlenilip ödendiği, dolayısıyla indirimleri nedeniyle vergi yükünün azaldığı, ancak bu azalan vergi yükünün kendi hakkı olduğu dolayısıyla indirim tutarının hesaplanarak tarafına ödenmesi gerektiği belirtilerek bu yoldaki başvurularının reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen Anlaşma hükmü ve yürürlük maddesi uyarınca Türkiye'nin Berlin Başkonsolosluğunda sözleşmeli personel olarak çalışan davacının; ücret gelirini vergilendirme hakkı, davacının işe başlamadan önce de Almanya'da mukim olması yani başka bir ifadeyle yalnızca bu hizmeti ifa etmek amacıyla Almanya mukimi durumuna geçmemiş olması nedeniyle 2011'den itibaren Almanya'ya ait bulunmaktadır.
Bahsi geçen Anlaşma hükmü gereği davacının ücret gelirini vergilendirme hakkı Almanya'ya ait olduğundan vergileme, Almanya'nın iç mevzuat hükümlerine göre yapılacağı kuşkusuzdur.
Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları ile vergilendirme hakkına sahip olduğu tespit edilen ülkeler, bu vergilendirmeyi kendi iç mevzuatlarına göre yapmaktadırlar. Dolayısıyla Almanya vergi daireleri tarafından ödeme emri gönderilen kişilerle ilgili olarak Türk vergi sistemi içinde bir çözüm geliştirilmesi hukuken mümkün değildir. Diğer bir deyişle söz konusu anlaşma hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacıya yönelik öznel sebeplerle bulunacak vergi miktarının idarece karşılanarak ilgilisine iade edileceği yolunda herhangi bir hüküm taşımadığı gibi idareyi söz konusu indirimleri ödemeye mecbur kılacak hukuki dayanağın da bulunmadığı açıktır.
Diğer taraftan, Dışişleri Bakanlığı tarafından davacının özel durumu (evlilik, bakmakla yükümlü olunan özürlü küçük çocuk, sigortalılık vb.) dikkate alınarak Almanya vergi dairesine olan gelir vergisi borcunun üstlenilip ödendiği göz önünde bulundurulduğunda; davacının öznel durumundan kaynaklı taleplerin davacı ve eşi tarafından Alman Vergi Makamlarına verilecek müşterek veya ayrı ayrı beyanda bulunulması ile çözümleneceği, davacı tarafından ortak beyanda bulunulması nedeniyle bu durum esas alınarak bulunan vergi miktarının davalı idarece Alman vergi idaresine ödendiği görüldüğünden; bunun dışında idareyi sorumlu tutmak mümkün değildir.
Bu itibarla, gelir vergisi borcu davalı idarelerce üstlenilen davacının özel durumundan kaynaklı indirimlerinden dolayı davalı idarece düşük vergi ödendiğinden bahisle belirsiz bir vergi iadesi tutarının tarafına ödenmesi istemli başvurusunun yasal dayanağı bulunmadığından bu yoldaki davacı başvurusunun reddi yolundaki davalı idareler işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından, afaki hesaplama neticesinde işlemin iptali ve 1680,17 Avronun davalı Dışişleri Bakanlığı tarafından davacıya ödenmesi yolundaki mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, dava konusu işlemin hukuka uygun bulunduğundan davacı tarafından yapılan istinaf talebinin reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun REDDİNE, davalı idarelerin istinaf başvurularının KABULÜ ile Ankara 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 12/04/2018 gün ve E:2016/2808, K:2018/846 sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın REDDİNE; aşağıda dökümü yapılan, mahkeme ve istinaf safhasına ait 600,00- TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 557,65-TL nispi karar harcının davacıya iadesine, davalı idareler tarafından istinaf safhasında yapılan toplam 60,40-TL yargılama gideri ile istinafa konu kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.090,00- TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, mahkeme ve istinaf safhasında yatırılan posta gideri avansından artan miktarın taraflara iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca KESİN olarak 26/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)