(213 S. K. m. 30, 253, 256, 257, 339)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket adına 2014/01, 02, 03, 04 ve 05 dönemleri için re'sen salınan katma değer vergisi ile tekerrür hükümlerinin uygulanması suretiyle kesilen vergi ziyaı cezasını içeren ……….., .........., .........., .......... ve .......... numaralı vergi/ceza ihbarnamelerinin kaldırılması istemiyle açılan davada, defter ve belge isteme yazısı mükellef kuruma tebliğ edildiği halde yasal süreler içerisinde defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmediği, konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmadığı ve gerekçe ileri sürülmediği, bu durumun re'sen tarh nedeni olduğu, incelemenin yapılacağı yer hususunda herhangi bir talepte bulunulmadığı, mükellefin, hesap ve işlemlerine esas teşkil eden ve Vergi Usul Kanunu kapsamında düzenleme, muhafaza ve ibraz zorunluluğuna uygun olarak hareket etmediği, yasal belgelerin ibraz edilmemesi halinde indirim konusu yapılan veya iadesi talep edilen katma değer vergilerinin gerçekten yüklenilip yüklenilmediğinin, yasal defterlerine kaydedilip kaydedilmediğinin, indirim ve iade hakkı kazanıp kazanmadığının tespitinin mümkün olmayacağı, 3065 sayılı KDV Kanunu uyarınca indirimden yararlanmak için mükelleflerin bu durumu belgelendirmesi gerektiği ancak davacının KDV indirimlerini belgelendiremediği, bu sebeple indirimlerinin reddedilerek davacı hakkında yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, dava konusu tarhiyatta, vergi ziyaı cezalarına tekerrür uygulanmasına gelince; Mahkememizin 30.04.2018 tarihli ara kararında davalı idareye tekerrürün hangi gerekçeyle uygulandığı, tekerrüre esas alınan ceza ve kesinleşip kesinleşmediği sorulduğunda cevaben, gönderilen belgelerde davacıya 2013 yılından önce tebliğ edilen herhangi bir vergi ziyaı cezası bulunmadığı, ayrıca sadece tebliğ tarihi yazan bilgisayar çıktıları gönderildiği, kesilen cezaların dava konusu edilip edilmediği, edildi ise mahkeme kararı, kesinleşip kesinleşmediğine dair herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, ortada tekerrürre esas alınabilecek durumda bir ceza bulunmadığı, bu sebeple Vergi Usul Kanunu 339. maddesine aykırı hareket edilerek tekerrür uygulaması işleminde hukuki isabet bulunmadığı vergi ziyaı cezalarına tekerrür uygulanmasına gelince; Mahkemelerinin 30.04.2018 tarihli ara kararında davalı idareye tekerrürün hangi gerekçeyle uygulandığı, tekerrüre esas alınan ceza ve kesinleşip kesinleşmediği sorulduğunda cevaben, gönderilen belgelerde davacıya 2013 yılından önce tebliğ edilen herhangi bir vergi ziyaı cezası bulunmadığı, ayrıca sadece tebliğ tarihi yazan bilgisayar çıktıları gönderildiği, kesilen cezaların dava konusu edilip edilmediği, edildi ise mahkeme kararı, kesinleşip kesinleşmediğine dair herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, ortada tekerrürre esas alınabilecek durumda bir ceza bulunmadığı, bu sebeple Vergi Usul Kanunu 339. maddesine aykırı hareket edilerek tekerrür uygulaması işleminde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine3 kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının onanmasına, vergi ziyaı cezasına uygulanan tekerrür işleminin iptal edilerek yüzde elli artırımın kaldırılmasına ilişkin Kırıkkale Vergi Mahkemesi'nin 31/05/2018 gün ve E:2017/216, K: 2018/50 sayılı kararının, taraflarca karşılıklı olarak tarafından hukuka aykırı olduğu, ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı tarafından istemin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idarece savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Dava, davacı şirket adına 2014/01, 02, 03, 04 ve 05 dönemleri için re'sen salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunun "Re'sen Vergi Tarhı" başlıklı 30. maddesinde; re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış ve maddenin 3. bendinde; tutulması zorunlu olan defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olursa veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmemesi, 4. bendinde; defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmazsa, 6. bendinde ise; tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması halleri re'sen tarh nedeni olarak belirlendiği, aynı Kanunun 253. maddesinde ''Bu Kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takibeden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar.'' 256. maddesinde ise ''Geçen maddelerde yazılı gerçek ve tüzel kişiler ile mükerrer 257 nci madde ile getirilen zorunluluklara tabi olanlar, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadırlar.'' hükümleri yer aldığı, yine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 'Vergi Ziyaı' başlıklı 341. maddesinde vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesi olarak tanımlanmış ve 339. maddede: ''Vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere vergi ziyaında beş, usulsüzlükte iki yıl içinde tekrar ceza kesilmesi durumunda, vergi ziyaı cezası yüzde elli, usulsüzlük cezası yüzde yirmibeş oranında artırılmak suretiyle uygulanır.'' ifadesi ile tekerrür durumu düzenlenmiştir. Ayrıca 94. maddesinde: ''Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır. Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması kafidir. Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir.'' hükmü ile tebliğ yapılacak kişiler sayıldığı, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29/1-a bendinde mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirim konusu yapabilecekleri, 34. maddesinde yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Vergi Mahkemesince davalı idare tarafından defter ve belge isteme yazısı düzenlenerek davacı ...... Petrol Ürünleri ve Kimya Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin sigortalı personeli olduğu beyan edilen ......'na 28.01.2015 tarihinde tebliğ edildiği, bu durumun davacı tarafından da kabul edilerek sabit olduğu, defter ve belge isteme yazısı tebliğ edildiği halde yasal süreler içerisinde defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmediği, ibraz edilmemeye dair herhangi bir mücbir sebep de ileri sürülmediği, bu durumun re'sen tarh nedeni sayılarak 2014 yılında indirim konusu yapılan katma değer vergileri reddedilerek hakkında 26.08.2015 tarih ve 2015-A-585/27 sayılı Vergi İnceleme Raporu düzenlendiği, mükellef şirketin 31.12.2014 tarihinde re'sen terk ettirildiği, vergi inceleme raporuna istinaden 2014/01, 02, 03, 04 ve 05 dönemi için vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin re'sen salındığı ve adına 09.11.2017 tarih ve .........., .........., .........., .......... ve .......... numaralı vergi/ceza ihbarnamelerinin düzenlendiğinin anlaşıldığı, davacının defter ve belgelerinin yargılama aşamasında Mahkemelerine ibrazı için hazır olduğu belirtilmişse de; 2577 sayılı Kanun'un 20. maddesinde düzenlenen re'sen araştırma yetkisi dava konusu yapılan idari işlemin hukuka uygunluğunu denetleme amacını taşıdığı, buna göre vergi mahkemelerinin vergi idaresine ait vergi incelemesi ve karşıt inceleme yapma yetkisinin kullanılışının hukuka uygunluğunu denetlemekle yetinecekleri, onların yerine geçerek, vergi incelemesi ve karşıt inceleme yoluyla defter kayıtlarının ve bu kayıtların dayanağı olan belgelerin gerçek durumla uyumlu olup olmadıklarını araştıramayacakları, vergi incelemesi yapmaya yetkili inceleme elamanına ibraz edilmediği için biçimselliğinin gerçek mahiyetle uyumlu olup olmadığı tespit edilemeyen defter ve belgelerin, yargılama makamı tarafından davacı lehine verilecek karara dayanak alınmasının vergilemede esas olan "gerçek mahiyet"in biçimselliğe feda edilmesi anlamına geleceği, vergiyle ilgili muamelelerinin gerçek mahiyetlerini vergi idaresinin denetiminden kaçırmayı düşünen vergi mükelleflerinin, bunu sağlamak amacıyla, defter ve belgelerinin inceleme elemanı yerine yargı yerlerine ibrazını yeğlemeleri uygulamasına yol açabileceği, bu durumun vergi incelemesi yapmaya yetkili olan kurumları işlevsiz hale getirebileceği, ayrıca idari işlemin tesis tarihinden sonra yargı yerince yapılacak veya bilirkişiye yaptırılacak inceleme ve araştırma sonucuna göre maddi olayda değişiklik olabileceği ve belgelerin süresi içerisinde düzenlendiğinin tespitinin mümkün olamayabileceği, hiçbir mücbir sebep bulunmaksızın incelemeye ibraz edilmeyen defter ve belgelerin, dava aşamasında mahkemeye ibraz edilebileceği yönündeki istemin vergi incelemesinden amaçlanan sonuçların ortadan kaldırılmasına sebebiyet verebileceği durumları göz önüne alındığında bu talebe itibar edildiği, defter ve belge isteme yazısı mükellef kuruma tebliğ edildiği halde yasal süreler içerisinde defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmediği, konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmadığı ve gerekçe ileri sürülmediği, bu durumun re'sen tarh nedeni olduğu, incelemenin yapılacağı yer hususunda herhangi bir talepte bulunulmadığı, mükellefin, hesap ve işlemlerine esas teşkil eden ve Vergi Usul Kanunu kapsamında düzenleme, muhafaza ve ibraz zorunluluğuna uygun olarak hareket etmediği, yasal belgelerin ibraz edilmemesi halinde indirim konusu yapılan veya iadesi talep edilen katma değer vergilerinin gerçekten yüklenilip yüklenilmediğinin, yasal defterlerine kaydedilip kaydedilmediğinin, indirim ve iade hakkı kazanıp kazanmadığının tespitinin mümkün olmayacağı, 3065 sayılı KDV Kanunu uyarınca indirimden yararlanmak için mükelleflerin bu durumu belgelendirmesi gerektiği ancak davacının KDV indirimlerini belgelendiremediği, bu sebeple indirimlerinin reddedilerek davacı hakkında yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, dava konusu tarhiyatta, vergi ziyaı cezalarına tekerrür uygulanmasına gelince; Mahkememizin 30.04.2018 tarihli ara kararında davalı idareye tekerrürün hangi gerekçeyle uygulandığı, tekerrüre esas alınan ceza ve kesinleşip kesinleşmediği sorulduğunda cevaben, gönderilen belgelerde davacıya 2013 yılından önce tebliğ edilen herhangi bir vergi ziyaı cezası bulunmadığı, ayrıca sadece tebliğ tarihi yazan bilgisayar çıktıları gönderildiği, kesilen cezaların dava konusu edilip edilmediği, edildi ise mahkeme kararı, kesinleşip kesinleşmediğine dair herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, ortada tekerrürre esas alınabilecek durumda bir ceza bulunmadığı, bu sebeple Vergi Usul Kanunu 339. maddesine aykırı hareket edilerek tekerrür uygulaması işleminde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddeden üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının onanmasına vergi ziyaı cezasına uygulanan tekerrür işleminin iptal edilerek yüzde elli artırımın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece ilgili defter ve belgeler üzerinde inceleme yapıldıktan sonra yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile Kırıkkale Vergi Mahkemesi'nin 31.05.2018 gün ve E:2017/216; K:2018/50 sayılı kararının kaldırılmasına, yukarıda yazılı gerekçe dikkate alınarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, istinaf giderleri nihai hüküm verilirken Mahkemesince dikkate alınacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren (30) gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 10/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)