(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, ........ hakkında Ankara Barosu Yönetim Kurulu'nca verilen baro levhasına yazılma isteminin kabulüne dair 27.09.2017 tarih ve 53/7 sayılı Kararın uygun bulunmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği'nin 19.10.2017 tarih ve 91723 sayılı Kararı'nın uygun bulunmayarak bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine ilişkin 05/12/2017 tarihli Olur'a uyulmayarak ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 08/12/2017 tarih ve 95302 sayılı Kararı'nın iptali istemiyle açılan davada; Ankara Barosu levhasına avukat olarak yeniden yazılmak için başvuran ........ hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca adli soruşturma yürütüldüğünün tespit edildiği, adli soruşturma konusunun niteliği ve ağırlığı ile Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri ile haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunan kişilerin kamu görevinden uzaklaştırıldığı hususları da göz önüne alındığında, adı geçenin baro levhasına avukat olarak yazılma talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen 29/06/2018 gün ve E:2017/3521, K:2018/1814 sayılı kararın davalı idare ve müdahil tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı idare tarafından, ........ hakkında Ankara Barosu Yönetim Kurulu'nca verilen baro levhasına yazılma isteminin kabulüne dair 27.09.2017 tarih ve 53/7 sayılı Kararın uygun bulunmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği'nin 19.10.2017 tarih ve 91723 sayılı Kararı'nın uygun bulunmayarak bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine ilişkin 05/12/2017 tarihli Olur'a uyulmayarak ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 08/12/2017 tarih ve 95302 sayılı Kararı'nın iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idare yanında Müdahil ........'ın dava konusu işlemin iptali yolundaki Ankara 6. İdare Mahkemesinin 29/06/2018 günlü ve E: 2017/3521, K:2018/814 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması yolundaki istinaf talebinin incelenmesinden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun kararlara karşı başvuru yolları (istinaf) başlıklı (değişik madde ve başlığı:6545-18/06/2014) 45.maddesinin 1.fıkrasında; idari ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi mahkemenin bulunduğu, yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak konusu beş bin Türk Lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz kuralına yer verilmiş, aynı Kanunun sürelerle ilgili Genel Esaslar başlıklı 8.maddesinde de, 1-Süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. 2- Tatil günleri sürelere dahildir. Şu kadarki sürenin son günü tatil gününe rastlarsa süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar. 3-Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır. hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta istinaf konusu Ankara 6.İdare Mahkemesinin 29/06/2018 günlü ve E:2017/3521, K:2018/1814 sayılı kararının müdahil vekili Av. ........'ın daimi çalışanına 17 Temmuz 2018 tarihinde tebliğ edildiği, müdahil vekili tarafından 11/09/2018 tarihinde kayda giren istinaf talepli dilekçeyle başvurduğu belirlenmiştir.
Bu bağlamda da yukarıda anılan 2577 sayılı Yasanın 45 ve 8.maddeleri uyarınca istinaf dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 331/1 ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 61/1.maddesinin kurala bağladığı 20 Temmuz 2018 -31 Ağustos 2018 tarihleri arasındaki çalışmaya ara verme süresinin sona erdiği 1 Eylül 2018 tarihi Cumartesi gününe denk geldiğinden en geç 10/09/2018 tarihinde istinaf talebinde bulunması gerekirken 11/09/2018 tarihinde kayda giren dilekçe ile istinaf talebinde bulunduğu belirlendiğinden, istinaf talebinin süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmamaktadır.
Öte yandan davalı idarenin istinaf talebinin incelenmesinden;
1136 sayılı Avukatlı Kanunu'nun "Avukatlığa Kabulde Engeller" başlıklı 5. maddesinde; "Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık meslekine kabul istemi reddolunur: a) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak, b) Kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucunda hakim, memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak, c) Avukatlık meslekine yaraşmayacak tutum ve davranışları çevresince bilinmiş olmak, d) Avukatlık mesleki ile birleşemeyen bir işle uğraşmak, e) Mahkeme kararı ile kısıtlanmış olmak, f) İflas etmiş olup da itibarı iade edilmemiş bulunmak (Taksiratlı ve hileli müflisler itibarları iade edilmiş olsa dahi kabul olunmazlar), g) Hakkında aciz vesikası verilmiş olup da bunu kaldırmamış bulunmak, h) Avukatlığı sürekli olarak gereği gibi yapmaya engel vücut veya akılca malul olmak.
Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan yüz kızartıcı suçlardan biri ile hüküm giymiş olanların cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler.
Adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir.
Şu kadar ki, ceza kovuşturmasının sonucu ne olursa olsun avukatlığa kabul isteğinin geri çevrilmesi gereken hallerde, sonuç beklenmeden istek karara bağlanır." hükmünü düzenlemiştir.
Olayda, Danıştay Tetkik Hakimi olarak görev yapmakta iken 667 sayılı KHK kapsamında meslekten çıkarılmasına karar verilen ancak itirazı üzerine 31/05/2017 tarihinde meslekten çıkarılma kararı kaldırılan ve 16/05/2017 tarihinde istifası Hakimler ve Savcılar Kurulunca kabul edilen ........ hakkında "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/167015 sayılı dosyasından tefrik edilerek 2018/36176 sayılı dosyası kapsamında yürütülen ceza soruşturması sonucunda, Ankara 26.Ağır Ceza Mahkemesinde "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan yargılanması sonucu, mahkemenin 31/05/2018 tarih ve E:2018/155, K:2018/194 sayılı kararıyla "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçunu işlediği sabit olduğundan 5 yıl hapis cezası, eylemin terör suçu olması nedeniyle 7 yıl 6 ay hapis cezası, yakalandıktan sonra örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar hakkında bilgi verip etkin pişmanlık gösterdiğinden TCK 62/1-2 maddesi gereği indirilerek 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılması, CMK 231/5.maddesi uyarınca sanık hakkındaki suçun özellikleri ve sanığın duruşmalardaki tutumu ve davranışları gözetilerek 5 yıl Denetimli Serbestlik ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verildiği, bu kararında itiraz edilmeyerek 08/06/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesine 6.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Yasa ile eklenen ve 23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı Yasa ile değişik 5. fıkrada Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. ...Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder." düzenlemesi yer almıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının şartlarının gerçekleşmesi halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve sanık beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Bu düzenlemenin amacı, maddenin kapsamına giren bir mahkumiyet hükmü verilen kişinin, cezası infaz edilmeden ve yeniden suç işlemesini önlemek suretiyle suç işlenmesinden önceki hale geri dönerek açıklanması geri bırakılan hükmün tüm sonuçlarıyla hukuk aleminden kaldırılması ve böylece sanığın ıslah edilmesidir.
Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinde düzenlenen "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" müessesesi kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmaması olarak tanımlanmıştır. Bu şekilde ifade edilen mahkumiyet hükmünün askıya alınmasıdır. Sanık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirlerine uyduğu takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılmakta ve kamu davasının düşmesine karar verilmektedir. Öte yandan sanık denetim süresi içinde kasten suç işlediği veya denetim tedbirlerine aykırı davrandığı durumda ise askı durumu sona erecek ve açıklanması geri bırakılan hüküm hukuki sonuç doğuracaktır.
Bakılan davada istinafa konu Ankara 6. İdare Mahkemesinin 29/06/2018 tarih ve E:2017/3521, K:2018/1814 sayılı kararında; müdahil ........ hakkında Ankara Cumhuriyet başsavcılığında soruşturma dosyalarının bulunduğunun belirlenmesi nedeniyle adli soruşturma konusunun niteliği ve ağırlığı ile Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde kararname hükümleri gereği, haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunan kişilerin kamu görevinden uzaklaştırıldığı hususları da göz önüne alındığında adı geçenin baro levhasına yazılması talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Ancak idare Mahkemesi kararının gerekçesinin oluşturan savcılık ceza soruşturması sonucunda ........'ın Ankara 26.Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanması sonucu kesinleşen 31/05/2018 tarih ve E:2018/155, K:2018/194 sayılı kararının uyuşmazlığın esasına etki edebilecek nitelikte bulunan durumların resen gözönüne alınacağı açıktır.
Uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde; davacı hakkında mahkumiyet kararını veren Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmede; davacının durumunun Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi kapsamında olduğu ve bu maddede aranılan koşulların gerçekleşmiş olduğu sonucuna ulaşılarak sanık ........ hakkındaki daha önceki mahkumiyet hükmü hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedilmesi karşısında, hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmayacağının da anılan madde de açıkça belirtilmiş olması nedeniyle ilgilinin avukatlık mesleğini icra etmesine engel bir mahkumiyet hükmünün bulunduğundan söz etme olanağı kalmamıştır.
Her ne kadar dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle, bahsedilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hüküm tesis edilmemiş olduğundan, işlemin tesis edildiği aşamada bu anlamda hukuka aykırılık bulunmakta ise de; Ceza Kanunu yönünden lehe olan hükmün uygulanması kapsamında verilen yeni kararla birlikte ortaya çıkan ve yukarıda özetlenen yeni hukuki durum karşısında dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu durumda Hakimler Savcılar Kurulunun 31/05/2017 tarihli kararı ile meslekten çıkarılma kararı kaldırılan ve meslekten çekilme talebi üzerine 16/05/2017 tarihinde Hakimler ve Savcılar Kurulunca istifası kabul edilen müdahil hakkında HSK tarafından verilmiş bir meslekten çıkarma kararı da bulunmadığından, mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf isteminin kabulü ile Ankara 6. İdare Mahkemesinin 29/06/2018 tarih ve E:2017/3521, K:2018/1814 sayılı kararının kaldırılmasına,2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın reddine, müdahil istinaf başvurusunun süre yönünden reddine, aşağıda dökümü yapılan Mahkeme aşamasına ait 152,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında davalı idare tarafından yapılan 140,10-TL yargılama gideri ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, müdahil tarafından yapılan 191,00-TL yargılama giderinin müdahil üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunanlara iadesine, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 05/02/2019tarihinde Müdahil ........'ın istinaf talebi yönünden oybirliği, davalı idarenin istinaf talebi yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesince müdahil ........ hakkında Fetö silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/104109 sayılı soruşturma yürütüldüğü, hakkında terör örgütü üyeliği iddiası bulunan kamu görevlilerinin görevlerinden uzaklaştırıldığı, Avukatlık Kanununun 5/1-a maddesi kapsamında baro levhasına yazılması için soruşturma sonucunun beklenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
İstinaf aşamasına gelindiğinde müdahil hakkında Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/05/2018 tarih ve E:2018/155, K:2018/194sayılı kararıyla Fetö silahlı terör örgütüne üye olmak suçu nedeniyle hapis cezası verilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetimli serbestlik uygulanmasına karar verildiği görülmüştür.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/10. maddesi uyarınca kasten yeni bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verileceğinden, müdahil hakkında bu aşamada verilmiş bir beraat kararı bulunmaması nedeniyle müdahilin denetime tabi olacağı süre içinde baro levhasına yazılmasının hukuken mümkün olmadığı, denetim süresi sonuna kadar beklenilmesi gerektiği, Ankara 6. İdare Mahkemesinin 29/06/2018 tarih ve E:2017/3521, K:2018/1814 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından davalı Türkiye Barolar Birliğinin istinaf başvurusunun bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına karşıyım. (¤¤)