(AİHS m. 11, 13, 51) (2709 S. K. m. 51, 90) (657 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 45) (4688 S. K. m. 1, 3)
İSTEMİN ÖZETİ: Muş ilinde öğretmen olarak görev yapan davacı tarafından, hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/A-(e) maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Muş Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 24/07/2017 tarih ve 11149064 Sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada, "Bu durumda; 01/10/2016 tarihinde yukarıda izah edilen kapsamda düzenlenen basın açıklamasına pankart açarak katılmak suretiyle devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunduğu sabit olan davacının, eylemine uyan 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/A-(e) maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılması ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir." gerekçesiyle davanın reddine karar veren Van 2. İdare Mahkemesi'nin 21/02/2018 tarih ve E:2017/2776, K:2018/266 Sayılı kararının; davacının kendisi de görevden uzaklaştırıldığı için demokratik tepkisini göstermek amacıyla basın açıklamasına katıldığı, sendika üyesi kamu görevlilerinin sendikaların aldığı karar doğrultusunda barışçıl biçimde gerçekleştirdikleri basın açıklaması biçimindeki etkinliklerin idare mahkemelerinin yerleşik hale gelen kararlarıyla disiplin suçu olarak görülmediği, davacının gerçekleştirilen etkinliğe katılmasının suç olmadığı, sendikal ve demokratik hakların kullanılması niteliğinde olduğu öne sürülerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf talebinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
KARAR: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın, "sendika kurma hakkı" başlıklı 51. maddesinde; ''Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.'' hükmü, 90. maddesinin son fıkrasında ise; "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." hükmü yer almıştır.
4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 1.maddesinde; "Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." düzenlemesine, 3/f.maddesinde de; sendikanın, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşları ifade edeceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Diğer taraftan, Türkiye'nin de onayladığı 87 numaralı ILO Sözleşmesi'nin 3/1. maddesinde; çalışan ve işveren örgütlerinin, tüzük ve yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahip oldukları, 8/2. maddesinde; yasaların, sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek nitelikte olamayacağı veya zarar verecek şekilde uygulanamayacağı belirtilmiş, 151 numaralı ILO Sözleşmesi'nin 3. maddesinde; Sözleşmenin uygulanması bakımından "kamu görevlileri örgütü" deyiminin; amacı kamu görevlilerinin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek olan örgüt anlamına geldiği, maddenin devamında ise, kamu makamlarının bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiği belirtilmiş, 4/2-b maddesinde de; bir kamu görevlisini, kamu görevlileri örgütüne üyeliği veya böyle bir örgütün normal faaliyetine katılması nedenleri ile işten çıkarmanın veya ona zarar vermenin, sendikal örgütlenme özgürlüğünün ihlali olduğu vurgulanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin “Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü” başlıklı 11. maddesinde; “1) Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir. 2) Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir. Bu madde, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel değildir.” hükmü bulunmaktadır.
Dolayısıyla sendika hakkı, iç hukuk ve uluslararası hukukta güvence altına alınmış olmakla birlikte gerekli durumlarda sınırlanabileceği kabul edilmiş, Anayasa'nın 51. maddesinin ikinci ve izleyen fıkralarında sendika hakkına yönelik sınırlama sebeplerine yer verilmiştir. Ancak, hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların da bir sınırının olması gerektiği açık olup, sendika hakkına getirilen sınırlandırmaların denetiminde, Anayasa'nın 51. maddesi kapsamında Anayasa'nın 13. maddesi ve ülkemizin taraf olduğu sözleşme hükümlerindeki ölçütler göz önüne alınmak zorundadır.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun “Disiplin Cezalarının Çeşitleri ile Ceza Uygulanacak Fiil ve Haller” başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinde; uyarma cezasının, memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesinin olduğu hükme bağlanmış, (e) alt bendinde de; "Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak" fiili uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, Muş ili, Merkez ilçesi, Selahaddin-i Eyyubi Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde öğretmen olarak görev yaptığı, Muş İl Emniyet Müdürlüğü'nün 05/10/2016 tarih ve 62397/7 Sayılı yazısı ile, davacının 01/10/2016 tarihinde saat 13:30 sıralarında Muş ili, Merkez ilçesi, Atatürk Parkı önünde Kamu Emekçileri Konfederasyonu Muş Şubeler Platformu ve Eğitim Sen organizesinde "Açığa Alınan Öğretmenler" konulu ve ''Hukuksuz Sürgünlere, Keyfi Açığa Almalara, İhraçlara Hayır'' adı altında düzenlenen basın açıklamasına katıldığının davalı idareye bildirilmesi üzerine hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, anılan soruşturma neticesinde düzenlenen soruşturma raporunda özetle; davacının, öğretmenlerin Kanun Hükmünde Kararnameler ile ihraç edilmelerini ve açığa alınmalarını protesto etmek amacıyla düzenlenen basın açıklamasına katıldığının tespit edildiği, muhakkik tarafından davacının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/A-(e) maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılması gerektiği yönünde getirilen teklif uyarınca Muş Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 24/07/2017 tarih ve 11149064 Sayılı kararı ile davacının uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacının üyesi olduğu Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasının 28/09/2016 tarih ve 2016/300/1371 Sayılı kararı doğrultusunda 01/10/2016 tarihinde yapılan basın açıklamasına katıldığı, bu fiilin gerek uluslararası sözleşmelerde gerekse ulusal mevzuatta yerini bulan sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, zira eylem daha önce duyurulduğu halde idarece eyleme katılmanın, millî güvenliğe, kamu düzenine, suç işlenmesinin önlenmesine, genel sağlık, genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasına zarar vereceği şeklinde herhangi bir itirazın yapılmadığı, söz konusu sendika kararının suç teşkil ettiği veya yasaklanan bir faaliyete ilişkin olduğu yönünde adli veya idari makamlarca alınmış bir kararın bulunmadığı, eylemden sonra verilen disiplin cezası gerekçesinde de bu hususların üzerinde durulmadığı görülmüş olup, bu durumda üyesi bulunduğu sendikanın aldığı karar doğrultusunda hareket eden davacı açısından devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranıştan söz edilemeyeceğinden, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan sendikal hakkın kullanımı çerçevesinde disiplin suçu teşkil etmeyen fiili nedeniyle davacı hakkında uyarma cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüyle Van 2. İdare Mahkemesi'nin 21/02/2018 tarih ve E:2017/2776, K:2018/266 Sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan ilk derece ve istinaf aşamasına ait toplam 286,50.-TL yargılama gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00.-TL avukatlık ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, posta gideri avansından artan miktarın Mahkemesi'nce re'sen yatırana iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 26/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)