(2577 S. K. m. 45)
DAVANIN KONUSU: Davacılardan ...'ın geçirdiği tüp bağlanması operasyonun hatalı yapıldığı gerekçesi ile hamile kalması ve sonucunda çocuğunun kalbi delik olarak dünyaya gelmesinde davalı idarenin kusuru olduğu öne sürülerek, uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararlara karşılık olarak ... ve ... için toplam 10.000,00-TL maddi ve 75.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 85.000,00-TL maddi ve manevi zararın 14.03.2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İhtilafı çözümünün genel hukuki bilgiden ziyade teknik bilgiyi gerektirdiğinden Mahkemenin 25.09.2017 tarihli ara kararı ile davacıya, ... Üniversitesi ... Fakültesi'nde yapılan müdahale, tetkik, takip ile diğer müdahalelerin tıp kurallarına uygun olup olmadığının, gerek var ise belirlenecek bir günde ...'ın fiziki muayenesi de yapılmak suretiyle hastane ekibinin herhangi bir ihmal veya hatasının veya tıbbi gereklere uygun olmayan bir müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan 21.02.2018 tarihli raporda özetle; “2008 yılında tüp ligasyonu (bağlama) uygulandığına dair bir evrakın dosyada yer almadığı, 12.09.2008 giriş tarihli tıbbi evrak, epikriz ve ameliyat raporunda sezaryan yapıldığı kayıtlı olup tüp ligasyonuna dair bir kaydın mevcut olmadığının anlaşıldığı, 14.03.2011 yatış tarihli epikrizdeki ameliyat raporunda sezeryan+tüp ligasyonu ameliyatının yapıldığının kayıtlı olduğu, Konya İdare Mahkemesi’ne yazılan 11.11.2016 tarihli yazıda tüp ligasyonu işleminden sonra tekrar gebe kaldığının kayıtlı olduğu, yukarıdaki tıbbi literatürde de belirtildiği üzere tüp ligasyon işlemi sonrası nadir de olsa tüpleri bağlanan her 1000 kadının 5’inde gebelik görülebileceğinin tıbben bilindiği, …. Üniversitesi …… Fakültesi'nde 12.09.2008 ve 14.03.2011 tarihlerinde yapılan müdahale, tetkik, takip ile diğer müdahalelerin güncel tıp kurallarına uygun olduğu, işlemleri yapan doktorlara ve idareye atf-ı kabul kusur bulunmadığı"nın belirtildiği, bu durumda, dava dosyasındaki tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacı ...'ın tüpleri bağlanmak suretiyle kısırlaştırma operasyonu geçirdiği 14.03.2011 tarihinden yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra gebe kaldığı ve bu dönemde başka yollardan korunmadığı da dikkate alındığında, ilmi çalışmalarda da bahsedildiği üzere tekrar doğurgan hale gelmesi muhtemel olduğundan ve söz konusu operasyonun hatalı ya da eksik yapıldığına ilişkin somut bir tespit olmadığı gibi aradan 5 yıldan fazla süre geçtikten sonra bunun tespitinin de mümkün olmadığı görüldüğünden, davacının operasyondan sonra tekrar gebe kalmasında idarenin herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varılarak, maddi ve manevi tazminat talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, Konya 2. İdare Mahkemesi'nin 31/05/2018gün ve E: 2016/1435, K: 2018/767 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Davacı vekili tarafından; davacı ...'ın 14/03/2011 tarihinde davalı kurumda sezaryenle doğum yaptığı, ameliyat yapan doktor tarafından tüplerinin bağlanıldığı ve artı hamile kalmayacağının açık bir dille ifade edildiği, aradan birkaç yıl geçtikten sonra tekrar hamile kaldığı ve yapılan muayenede tüplerinin bağlandığı söylenmesine rağmen aslında böyle bir işlem yapılmadığının söylendiği, tüpligasyon işleminin ömür boyu etkisi olan ve geri dönüşü çok zor bir uygulama olduğu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne yaptırılan bilirkişi incelemesiyle verilen raporun hukuksal ve tıbbi değerlendirmelerin eksik ve yetersiz olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesi kararlarının istinafen incelenerek kaldırılması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45 inci maddesinin 4 üncü ve 5 inci fıkralarında yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
İstinaf başvurusuna konu karar usul ve hukuka uygun olduğundan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45 inci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
SONUÇ: 1-)İstinaf isteminde bulunulan mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, istinaf isteminin REDDİNE,
2-) İstinaf aşamasında yapılan 123,10 TL yargılama giderlerinin istinaf talep edenin üzerinde bırakılmasına,
3-) Artan posta ücretinin istinaf isteminde bulunan tarafa Mahkemesince iadesine,
2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca kesin olarak 30/09/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)