(2577 S. K. m. 49) (5018 S. K. m. 71) (Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik m. 10, 13, 22)
İSTEMİN ÖZETİ: ..... Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan davacının, Devlet Hastanesi iken Eğitim ve Araştırma Hastanesine dönüşen ..... Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yaptığı dönemde 2013 Şubat-2014 Haziran aylarında davacıya yersiz olarak ödenen 20.179,69-TL yasal faizi ile birlikte davacıdan alınmasına ilişkin davalı idarenin 11.01.2016 tarih ve E16000567 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının ise, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle istisnalar dışındaki hatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde geri alınabileceğinin vurgulandığı, davacıya, 2013 yılı Şubat ayı ile 2014 yılı Haziran aylarını kapsayan dönemde ek ödeme olarak verilen 20.179,69-TL'nin fazladan ödenmesinde davacının hilesinin, gerçek dışı beyanının neden olmadığı, hatalı ödemenin basit bir inceleme ile fark edilmeyip, 23.07.2014 tarihli denetim raporu sonucu ortaya çıkarılmış olduğu, ayrıca davacının kolayca anlayabileceği kadar açık bir hatanın bulunmadığı görüldüğünden; söz konusu ödemelerin, yer verilen Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı ile belirlenen ilkeler uyarınca idari dava açma süresi içerisinde geri istenmesi mümkün iken, anılan ödemelerin bu süre geçtikten sonra geri istenilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemlerin iptali yolunda Adana 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 29.11.2017 gün ve E:2017/532, K:2017/1213 sayılı kararın, davalı idare vekili tarafından; yapılan inceleme neticesinde davacıya haksız ödeme yapıldığının tespit edilmesini müteakip, haksız yapılan fazla ödemenin Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde rızaen ödenmesinin talep edilmesi üzerine, davacının yapmış olduğu itirazın, 16.04.2010 tarihli inceleme raporunda belirtilen hususlar çerçevesinde reddine ilişkin dava konusu işlemde yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları bakımından hukuka aykırı ve iptali gerektirici bir yön bulunmadığı, yürürlükte olan mevzuata aykırı olarak tesis edilmiş bir işlemin kazanılmış hak doğurduğundan da söz edilemeyeceği, sehven yapılan fazla ödemelerin geri alınmasının idarenin güvenirliği ve istikrarı ilkesine de aykırılık teşkil etmeyeceği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; ..... Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan davacının, Devlet Hastanesi iken Eğitim ve Araştırma Hastanesine dönüşen ..... Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yaptığı dönemde 2013 Şubat-2014 Haziran aylarında davacıya yersiz olarak ödenen 20.179,69TL yasal faizi ile birlikte davacıdan alınmasına ilişkin davalı idarenin 11.01.2016 tarih ve E16000567 sayılı işleminin istemiyle açılmıştır.
5018 sayılı Kanunun 71. maddesinde " Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga fıkra: 22.12.2005-5436 S.K./10. mad)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, esas alınır.
(Değişik fıkra: 22.12.2005-5436 S.K./10. mad) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.
(Değişik fıkra: 25.04.2007-5628 S.K./4.mad) Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Kamu zararından doğan alacağın tebliği ve takibi" başlıklı 10/6 maddesinde,
"(6) Kamu zararı alacaklarının yapılan tebligata rağmen sorumlular ve/veya ilgililerce süresinde rızaen ödenmemesi halinde ilgili alacak takip dosyası, sürenin bitiminden itibaren beş iş günü içerisinde, alacağın hükmen tahsili için, strateji geliştirme birimi veya taşradaki ilgili takip birimince kamu idaresini temsile yetkili hukuk birimine gönderilir." hükmüne
"Rızaen ve sulh yolu ile tahsilat" başlıklı 13. maddesinde,
"(1) Kamu zararından doğan alacaklar, sorumluları ve/veya ilgilileri tarafından rızaen veya ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde sulh yoluyla ödenebilir.
(2) Oluştuğu tarih itibarıyla onaltı yaşından büyükler için tespit edilen asgari ücretin bir aylık brüt tutarının yarısını geçmeyen alacaklar, merkezde üst yöneticinin, taşrada ise idarenin en üst yöneticisinin izni ve sorumlunun ve/veya ilgilinin kabul etmesi koşuluyla, tebliğ tarihini izleyen aybaşından itibaren aylığından kesilerek rızaen tahsil edilir.
(3) Bu tutarları aşan alacağın ödenmesinin ilgili mevzuat çerçevesinde sulh yolu ile sağlanması halinde, sulh işleminin kesinleştiği tarihi izleyen aybaşından itibaren sorumlunun ve/veya ilgilinin aylığından kesilerek tahsil edilebilir.
(4) Aylıklardan yapılacak kesinti tutarı, sorumlulara ve/veya ilgililere yapılan her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil bir aylık net ödemelerinin dörtte birinden az, üçte birinden çok olamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 22. maddesinde ise “Kamu zararından doğan alacakların takip ve tahsilinde aşağıda belirtilen hükümlere uyulur.
a) Kamu zararından doğan alacakların sorumlularca ve/veya ilgililerce rızaen veya sulhen ödenmemesi halinde alacak takip dosyası, genel hükümlere göre takibat yapılmak ve dava açılmak üzere, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerince o yerdeki muhakemat müdürlüğü veya hazine avukatlığına gönderilir. Hazine avukatı bulunmayan yerlerde dava ve icra işleri kamu idaresi yöneticileri tarafından takip edilir. Genel bütçe dışındaki diğer kamu idarelerinde söz konusu dosya hukuk birimine gönderilir.
b) Alacağın takibinden sorumlu birim yöneticileri, mahkemeye veya icraya intikal ettirilen alacakların takibinin hangi aşamada olduğunu ilgili hukuk birimleri nezdinde izlemek, icra dairelerince tahsil edildiği bildirilen paraların muhasebe biriminin veznesine veya banka hesabına yatırılmasını ve sorumluların ve/veya ilgililerin borçlarına mahsubunu sağlamak zorundadırlar.” hükmü yer almıştır.
Yukarıda anılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, kamu zararının tespiti halinde sorumlu ve/veya ilgililere, rızai ödeme daveti içeren tebligat yapılacağı, davetin kabulü halinde gerekirse taksitlendirme de yapılarak zararın tahsil edileceği, davetin reddi halinde ise genel hükümlere göre hükmen tahsil yoluna gidileceği kamu gücü kullanılarak resen kesinti vb. yollarla tahsil yoluna gidilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, davacıya fazla ödendiği iddia edilen tutarların rızaen ödenmesi için davacıya bildirimde bulunulması, davacının rızaen ödeme yapmaması veya taksitlendirme isteminde bulunmaması halinde adli yargı yerinde açılacak dava sonunda hükmen tahsili yoluna girilmesi gerekirken, anılan tutarların resen tahsiline yönelik olarak tesis edilen dava konusu işlemde ve resen kesinti yapılmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarı ile hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz edilen mahkeme kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından itirazın yukarıda belirtilen gerekçeyle REDDİNE, itiraza konu mahkeme kararının ONANMASINA, aşağıda dökümü yapılan itiraz aşamasına ilişkin 75,00-TL yargılama giderlerinin itiraz eden üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin karar kesinleştikten sonra itiraz edene iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.02.2018 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY: İtiraza konu Mahkeme kararı usul ve hukuka uygun olup, itiraz isteminin reddi ile Mahkeme kararının aynen onanması gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)