(2577 S. K. m. 45) (1136 S. K. m. 5, 8, 74, 135)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul Vergi Mahkemesi hakimi olarak görev yapmakta iken, Hakimler Savcılar Kurulu kararı ile 3 ay süreyle görevden uzaklaştırılmasına karar verilen ve görevden uzaklaştırma kararının kaldırılması üzerine istifa eden R. G.'ün Ankara Barosu levhasına yeniden yazılma talebinin kabul edilmesini uygun bulan Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararının Adalet Bakanlığı tarafından bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi üzerine geri gönderme kararına uymayarak ısrar edilmesine dair Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 03/11/2017 tarih ve 93282 Sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; Avukatlık Kanunun 5/1-a maddesi kapsamında R. G.'ün FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olmak suçundan hakkında yapılmakta olan soruşturmaların bulunduğu, soruşturma konusu suçun niteliği ve ağırlığ göz önüne alındığında, adı geçenin baro levhasına yeniden yazılma talebinin anılan soruşturmalar sonucuna kadar bekletilmesi kamu yararı ve hizmet gereklerine daha uygun olacağından, bu husus gözardı edilerek tesis olunan dava konusu ısrar kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 13. İdare Mahkemesince verilen 31/05/2018 gün ve E:2017/3344, K:2018/1226 Sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, İstanbul Vergi Mahkemesi hakimi olarak görev yapmakta iken, Hakimler Savcılar Kurulu kararı ile 3 ay süreyle görevden uzaklaştırılmasına karar verilen ve görevden uzaklaştırma kararının kaldırılması üzerine istifa eden R. G.'ün Ankara Barosu levhasına yeniden yazılma talebinin kabul edilmesini uygun bulan Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararının Adalet Bakanlığı tarafından bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi üzerine geri gönderme kararına uymayarak ısrar edilmesine dair Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 03/11/2017 tarih ve 93282 Sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
1136 Sayılı Avukatlı Kanunu'nun "Avukatlığa Kabulde Engeller" başlıklı 5. maddesinde; "Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık meslekine kabul istemi reddolunur : a) Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak, b) Kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucunda hakim, memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak, c) Avukatlık meslekine yaraşmayacak tutum ve davranışları çevresince bilinmiş olmak, d) Avukatlık mesleki ile birleşemiyen bir işle uğraşmak, e) Mahkeme kararı ile kısıtlanmış olmak, f) İflas etmiş olup da itibarı iade edilmemiş bulunmak (Taksiratlı ve hileli müflisler itibarları iade edilmiş olsa dahi kabul olunmazlar), g) Hakkında aciz vesikası verilmiş olup da bunu kaldırmamış bulunmak, h) Avukatlığı sürekli olarak gereği gibi yapmaya engel vücut veya akılca malul olmak.
Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan yüz kızartıcı suçlardan biri ile hüküm giymiş olanların cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler.
Adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir.
Şu kadar ki, ceza kovuşturmasının sonucu ne olursa olsun avukatlığa kabul isteğinin geri çevrilmesi gereken hallerde, sonuç beklenmeden istek karara bağlanır." hükmünü düzenlemiştir.
Aynı Kanun'un 8. maddesinde; "Baro Yönetim Kurulu, avukatlığa kabul istemini reddettiği veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesine karar verdiği takdirde bunun gerekçesini kararında gösterir. Gerekçeli karar adaya tebliğ olunur.
Aday, bu karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde, kararı veren baro vasıtasiyle Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir. Baro tarafından adaya, itiraz tarihini tesbit eden bir belge verilir. Bu belge hiçbir vergi, harç ve resme tabi değildir.
Türkiye Barolar Birliği, itiraz üzerine dosya üzerinde gerekli incelemeleri yaptıktan sonra, itirazı kabul veya reddeder. Türkiye Barolar Birliği itiraz tarihinden itibaren bir ay içinde bir karar vermezse, itiraz reddedilmiş sayılır.
Baro yönetim kurullarının adayın levhaya yazılması hakkındaki kararları, karar tarihinden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine gönderilir. Türkiye Barolar Birliği kararın kendisine ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde uygun bulma veya bulmama kararını ve itirazın kabul veya reddi hakkındaki kararlarını onaylamak üzere karar tarihinden itibaren bir ay içinde Adalet Bakanlığına gönderir. Bu kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir.
Baro yönetim kurulunun, avukatlığı kabul isteminin reddi vaya kovuşturma sonuna kadar beklenmesi hakkındaki kararları, süresi içinde itiraz edilmediği takdirde kesinleşir.
Adalet Bakanlığının dördüncü fıkra uyarınca verdiği kararlara karşı, Türkiye Barolar Birliği, aday ve ilgili baro; Adalet Bakanlığının uygun bulmayıp bir daha görüşülmek üzere geri göndermesi üzerine Türkiye Barolar Birliğince verilen kararlara karşı ise, Adalet Bakanlığı, aday ve ilgili baro idari yargı merciine başvurabilir.
Barolar, kesinleşen kararları derhal yerine getirmeye mecburdurlar." kuralına yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, R. G.'ün İstanbul Vergi Mahkemesi üyesi olarak görev yapmakta iken Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2.Dairesi'nin 20/12/2016 tarih ve 2016/25 tedbir ve 2016/449 Sayılı kararı ile 3 ay tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verildiği, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2.Dairesi'nin 27/02/2017 tarih ve 2017/111 Sayılı kararı ile ise görevden uzaklaştırılması tedbirinin kaldırılmasına karar verilmesi üzerine R. G.'ün 08/05/2017 tarihli istifa talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu Üçüncü Dairesi'nin 16/05/2017 tarih ve 2017/1198 Sayılı kararı ile kabulüne karar verildiği tespit edildiği, sonrasında R. G.'ün 29.06.2017 tarihli dilekçeyle yeniden baro levhasına yazılmak için Ankara Barosuna başvuruda bulunduğu, Ankara Barosu Yönetim Kurulu'nca talebin kabul edildiği, akabinde bu kararın Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararı ile uygun bulunduğu, bu kararın bir daha görüşülmek üzere Adalet Bakanlığı tarafından geri gönderilmesi üzerine, geri gönderme kararına uyulmayarak Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 03/11/2017 tarih ve 93282 Sayılı kararı ile ilk kararda ısrar edildiği, bu ısrar kararın iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, Ankara Barosu Levhasına yeniden yazılmak için başvuran R. G. hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olmak suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma yürütüldüğü, aynı zamanda adı geçen hakkında HSK tarafından 2016/7900 Sayılı dosyanın İnceleme ve Soruşturma Bürosuna gönderildiği, Adalet Bakanlığının geri gönderme kararında ise, "Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a maddesinde yer alan Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan soruşturma veya kovuşturma yürütülenler ile FETÖ/PDY kapsamında disiplin soruşturması açılanların gerek disiplin gerekse cezai yönden açılan soruşturma ve kovuşturmanın sonuna kadar baro levhasına yazılma taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle davalı idarenin kararını bir daha görüşülmek üzere geri gönderdiği, davalı Türkiye Barolar Birliği tarafından ısrar yetkisi kapsamında 03/11/2017 tarih ve 93282 Sayılı kararın alındığı görülmektedir.
İdare mahkemesince, Avukatlık Kanunun 5/1-a maddesi kapsamında R. G.'ün FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olmak suçundan hakkında yapılmakta olan soruşturmaların bulunduğu, soruşturma konusu suçun niteliği ve ağırlığ göz önüne alındığında, adı geçenin baro levhasına yeniden yazılma talebinin anılan soruşturmalar sonucuna kadar bekletilmesi kamu yararı ve hizmet gereklerine daha uygun olacağından, bu husus gözardı edilerek tesis olunan dava konusu ısrar kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi ile işlemin iptali yolunda karar verilmiştir.
Avukatlık Kanunun 5. Maddesinin 3. Fıkrasındaki "birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir." düzenlemesi doğrultusunda baro levhasına kayıt konusunda idarenin bağlı yetkisinin değil takdir yetkisinin bulunduğu açıktır. İdare tarafından mevcut bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonrasında baroya kayıt konusunda bir değerlendirme yapılarak ilgili hakkında bir karar verilecektir.
Uyuşmazlıkta müdahil R. G.'ün İstanbul Vergi Mahkemesi üyesi olarak görev yapmakta iken Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2.Dairesi'nin 20/12/2016 tarih ve 2016/25 tedbir ve 2016/449 Sayılı kararı ile 3 ay tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verildiği, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2.Dairesi'nin 27/02/2017 tarih ve 2017/111 Sayılı kararı ile ise görevden uzaklaştırılması tedbirinin kaldırılmasına karar verilmesi üzerine R. G.'ün 08/05/2017 tarihli istifa talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu Üçüncü Dairesi'nin 16/05/2017 tarih ve 2017/1198 Sayılı kararı ile kabulüne karar verildiği ve hakkında hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olmak suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma yürütüldüğü sabittir.
Müdahil hakkında her ne kadar ceza soruşturması yürütülmekte ise de, müdahilin 08/05/2017 tarihli istifa talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu Üçüncü Dairesi'nin 16/05/2017 tarih ve 2017/1198 Sayılı kararı ile kabulüne karar verildiği, müdahil hakkında HSK tarafından verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunmadığı, istifa etmemiş olsaydı hakimliğe engel bir durumunun bulunmadığı, hakkında henüz bir iddianame de tanzim edilmemiş olduğu dikkate alındığında Türkiye Barolar Birliğinin takdir yetkisinin kullanılmasında ve ısrar yetkisi kapsamında 03/11/2017 tarih ve 93282 Sayılı kararında hukuka aykırılık aksi yöndeki mahkeme kararında yasal isabet görülmemiştir.
Kaldı ki müdahil hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda adı geçenin baro levhasına yazılmasında engel halinin tespiti halinde 1136 Sayılı Kanun'un 5, 135 ve 74. maddeleri uyarınca hakkında ayrıca yeniden bir karar verilebileceği açıktır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idare ile davalı idare yanında müdahilin istinaf istemlerinin KABULÜ ile Ankara 13. İdare Mahkemesi'nin 31/05/2018 gün ve E: 2017/3344, K: 2018/1226 Sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan Mahkeme aşamasına ait 178,50.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, müdahilce yapılan mahkeme ve istinaf safhalarına ait 253,00.-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak müdahile verilmesine, davalı idarece yapılan 133,10.-TL istinaf aşamasına ait yargılama gideri ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 1.090,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunanlara iadesine, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 08/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)