(2577 S. K. m. 15, 45) (6200 S. K. m. 2)
İSTEMİN ÖZETİ : Konya İli, Çumra İlçesi, .... Mahallesi, .... mevkiinde bulunan davacının maliki olduğu 12 pafta, 2594 parsel ile kiracısı olduğu 2496 parsel sayılı ayçiçeği ekili tarla vasfındaki taşınmazlara toprak kanaldan kot farkı nedeniyle su sızması neticesinde meydana gelen zarara karşılık 45.404,47-TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; Konya İli, Çumra İlçesi, .... Mahallesi, .... mevkiinde bulunan davacının maliki olduğu 12 pafta, 2594 parsel ile kiracısı olduğu 2496 parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazları üzerindeki mahsulde kanaldan su sızması nedeniyle meydana gelen zararının, davalı idarenin işlettiği, bakım ve muhafazasından sorumlu olduğu kanalda sulama faaliyeti yürütmekte iken gerekli önlemleri almamasından, başka bir deyişle hizmetin kötü işlemesinden kaynaklandığı, dolayısıyla davalı idare bakımından hizmet kusurunun oluştuğu sonucuna varıldığından, davacının zararının davalı idarece karşılanması gerektiği, davacıya ödenecek tazminat miktarına gelince; davacı tarafından, meydana gelen zararından hemen sonra Çumra Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/83 Değişik iş sayılı dosyasında meydana gelen zararı tespit edildiğinden ve olayın üzerinden geçen zaman dikkate alındığında Mahkememizce yapılacak bir keşfin sonuçsuz kalacağı görüldüğünden Çumra Asliye Hukuk Mahkemesi'nin mezkur dosyasında belirlenen zarar miktarı olan 45.404,47-TL'nin dava dilekçesinde faizin başlangıç tarihi konusunda bir talep olmadığından dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesi ile davacının tazminat talebinin kabulü ile 45.404,47-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 20.07.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, karar veren Konya 2.İdare Mahkemesinin 04.07.2017 tarih ve E:2016/809, K:2017/1236 sayılı kararının, uyuşmazlığa konu zararda idarelerinin kusurunun bulunmadığı, anılan zararın meydana geldiği kanalı bakım ve muhafaza sorumluluklarının bulunmadığı, söz konusu kanalın bakım ve muhafazasının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne ait olduğu, bunun yanında her ne kadar sorumluluklarında ve gözetimlerinde olmamasına rağmen, çiftçiyi olası zararlardan koruma amacıyla bu kanalların betonla çevrilmesi hususunda Mevlana Kalkınma Ajansına proje sunulduğu, meydana gelen zarar ile idareleri arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği, yerel Mahkeme kararının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; Konya İli, Çumra İlçesi, .... Mahallesi, .... mevkiinde bulunan davacının maliki olduğu 12 pafta, 2594 parsel ile kiracısı olduğu 2496 parsel sayılı ayçiçeği ekili tarla vasfındaki taşınmazlara toprak kanaldan kot farkı nedeniyle su sızması neticesinde meydana gelen zarara karşılık 45.404,47 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Vazife ve Salahiyetler" başlıklı 2. maddesinin (b) bendinde "Sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak"; (g) bendinde de "Yukardaki fıkralarda yazılı tesislerin (Çalıştırma, bakım ve onarım dahil) işletmelerini sağlamak" Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmış; 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "Bu Kanunun amacının; ülkenin su varlık ve kaynaklarının rasyonel kullanımı maksadıyla umumi sulardan faydalanmak üzere Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilmiş veya halen inşa edilmekte olan ya da inşa edilmesi planlanan sulama tesislerini gayelerine uygun şekilde kullanmak, işletmek, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün onayını almak suretiyle işlettirmek, bu tesislerin bakım, onarım ve yönetim sorumluluğunu yürütmek, tesisi geliştirmeye yönelik yeni projeler yapmak, yaptırmak veya tesisi yenilemekle görevli sulama birliklerinin kuruluşu, organlar ile görev ve yetkilerini düzenlemek olduğu" belirtilmiş; "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinin (e) bendinde "Devir: DSİ tarafından inşa edilmiş veya halen inşa edilmekte olan ya da inşa edilmesi planlanan sulama maksatlı tesislerin işletme, bakım, onarım ve yönetim sorumluluğunun, DSİ ve birlik arasında imzalanan sözleşme hükümleri uyarınca birliklere devredilmesini"; (i) bendinde "Su kullanıcısı: Görev alanında sulama yapan veya yapacak olan gerçek ya da tüzel kişiyi" ifade eder kuralına yer verilmiş; "Birliğin görev alanı ve çalışma konuları" başlıklı 3. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde de "Görev alanı içerisinde yer alan tesislerin işletme, bakım, onarım, yönetim ve yenileme hizmetlerini usul ve esaslarına uygun olarak yapmak" sulama birliklerinin görevleri arasında sayılmıştır.
Bunun yanında 2577 Sayılı Yasanın 15/1-c maddesi uyarınca dava, yanlış veya eksik hasımla açılmış ise, mahkemece resen gerçek hasım/hasımlar tespit edilerek dava gerçek hasım/hasımlar ile görülür.
Dava dosyasının incelenmesinden, dava konusu zararın, Ova Sulama Tesislerinin işletilmesi sebebiyle meydana geldiği, anılan tesislerin DSİ. tarafından inşa edildiği, 30/03/1995 tarihinde imzalanan protokol ile tesislerin işletilmesinin Ova Sulama Birliğine devredildiği, DSİ.nin de gözetim, denetim ve mülkiyet hakkının devam ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, tesislerin mülkiyet, bakım-işletim yetkisinin iki idarenin de uhdesinde bulunduğu dolayısıyla bu davada birlikte hasım olmaları gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim, aynı sebepten kaynaklanan bir başka davada Konya 4 İdari Dava Dairesinin 08.02.2018 tarih ve E:2017/3506, K:2018/221 sayılı kararında da her iki idarenin de hasım mevkiine alınması gerektiğine karar verilmiştir.
Öte yandan, Mahkemesince Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü hasım mevkiin de dosya tekemmül ettirilmek suretiyle karar aşamasında hasımdan çıkarıldığı ve Mahkememizce İstinaf aşamasında hasım eklenmek suretiyle karar verilmesi mümkün ise de; verilecek kararın kesin olması dolayısıyla yeni tarafa verilen karar hakkında İstinaf hakkı tanınamayacağı bu durumunda adil yargılanma hakkına uygun olmayacağı sonucuna varılmakla, kararın Mahkemesince verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle istinaf talebinin kabulüne, hasım düzeltme kararından sonra yeni hasım yönünden de tekemmül ettirilerek yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesine, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca 14.02.2018 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)