İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına asıl borçlu şirket ….. Gazetecilik Anonim Şirketi'nin kanuni temsilcisi olduğundan bahisle 2015/1-3 dönemine ilişkin olarak re'sen salınan vergi ziyaı cezalı kurum geçici vergisini ihtiva eden ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davanın, "...Olayda, .... Gazetecilik A.Ş'ne İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 04.03.2016 tarih ve 2016/1433 Değişik iş sayılı kararı ile kayyım atanmasına karar verildiği, şirketin 668 KHK ile kapatılarak tüzel kişiliğinin sona erdiği, bu tarihten sonra yapılan incelemeler ve düzenlenen raporlara istinaden tarh edilen vergi ziyaı cezalı kurum geçici vergisinin davacıdan ihbarname ile istenildiği anlaşılmış olup Mahkememizce verilen ara kararı ile yukarıda yer alan KHK larla ilgili olarak işlem tesis edilip edilmediği sorulduğunda kararnamede yer alan düzenleme uyarınca işlem tesis edildiği yolunda her hangi bir bilgi ve belgeye yer verilmediği görüldüğü, bu durumda, 17/08/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan düzenleme uyarınca kapatılan kurum ve kuruluşların kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülüklerini tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemek suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınması ve kapatılan kurum ve kuruluşların ödenecek borçları ile ilgili olarak 679 sayılı KHK ile getirilen düzenleme ile öncelik sıralaması değiştirilerek kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçların ilk sıraya alınması, bu borçların, gerek 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gerekse 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirli kılınan ilkelerin KHK larla getirilen düzenlemeler de korunarak öncelikle asıl kamu borçlusunun mal varlığından tahsilinin öngörülmesi ve dolayısıyla kamu alacağının tahsili için kapatılan kurum ve kuruluşların mal varlıklarının düzenlemede belirtildiği şekilde emanet ve nazım hesaplarla takip edilmek suretiyle tasfiyesinin sağlanması gerektiği düzenlemesi karşısında, Mahkememizce verilen ara kararı ile bu durum sorulduğunda buna ilişkin bir işlemin yapılmadığı görüldüğünden, KHK ile kapatılan kurumlara ilişkin olarak yine anılan KHK hükümleri ile getirilen özel kanun hükmündeki düzenlemeler dikkate alınmaksızın, kanuni temsilci davacı adına düzenlenen vergi/ceza ihbarnameleri ile içeriği vergi ve cezalarda hukuka uygunluk bulunmadığı..." gerekçesiyle kabulü yönünde verilen İstanbul 2. Vergi Mahkemesi'nin 12/12/2017 tarih ve E:2017/103, K:2017/2252 sayılı kararının, davalı idare vekili tarafından, Asıl borçlu şirket .... Gazetecilik Anonim Şirketi'nin 2015/1-3 dönemi hesaplarının incelenmesi neticesinde düzenlenen 01.09.2016 tarih ve 2016-B-158/14 ve 2016-B-1029/26 sayılı vergi inceleme raporlarına istinaden tarh edilen kurum geçici vergisinin ilgili şirketin 27.07.2016 tarihinde yayımlanan 668 sayılı KHK ile kapatılarak tüm mal varlığına el konulmasına karar verilmiş olduğundan, şirketin kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına ihbarname düzenlenerek tebliğ edildiği, 668 sayılı KHK'nın, olağanüstü hal kapsamında alınması gereken tedbirler başlıklı 2. maddesinin 1. bendinde; milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan Ekli (3) sayılı listede yer alan gazete ve dergiler ile yayınevi ve dağıtım kanallarının kapatıldığı, aynı maddenin 3. bendinde; kapatılan gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları ile özel radyo ve televizyon kuruluşlarına ait olan taşınırlar ve her türlü mal varlığı, alacak ve hakların, belge ve evrakın Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılacağı, bunlara ait taşınmazların tapuda resen Hazine adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edileceği, bunların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağının düzenlendiği; 15.08.2016 tarihli ve 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin 3. fıkrasında; kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının resen terkin edileceği, bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıklarının da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılacağı, şirketlere daha önce atanmış kayyımların tasfiye memuru olarak görevlendirilebileceği veya bu şirketlere tasfiye memuru atanabileceği, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklar için de uygulamaya Maliye Bakanlığının yetkili olduğunun hüküm altına alındığı; bu yetki ve görevler çerçevesinde asıl borçlu şirkete ait borçların davacıdan ihbarname ile istenilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Cevap dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
İstinaf, davacı adına asıl borçlu şirket .... Gazetecilik Anonim Şirketi'nin kanuni temsilcisi olduğundan bahisle 2015/1-3 dönemine ilişkin olarak re'sen salınan vergi ziyaı cezalı kurum geçici vergisini ihtiva eden ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davanın, yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne karar veren ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1.fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2.fıkrasında, istinafın, temyizin şekli ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında ise, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir hükümleri yer almaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde; “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara düşen ödevler kanunu temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir. Yukarıda yazılı olanlar bu ödevlerini yerine getirmemeleri yüzünden, mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır.” hükmü yer almıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 365'nci maddesinde, anonim şirketin, yönetim kurulu tarafından yönetileceği ve temsil olunacağı, 370'nci maddesinde, esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisinin çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna ait olduğu, yönetim kurulunun, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebileceği, 371'nci maddesinde ise temsile yetkili olanların şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabileceği ve bunun için şirket unvanını kullanabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Ayrıca, Maliye Bakanlığı'nca yayımlanan (A) Seri 1 sıra numaralı Tahsilat Genel Tebliği'nin 5. kısmında, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 319 ve müteakip maddeleri ile 6102 sayılı Kanunun 370 ve müteakip maddelerine göre temsil yetkisi murahhas azalara veya müdür olarak üçüncü kişilere bırakılmamış ise yönetim kurulu üyelerinin kanuni temsilci sıfatını taşıdığı, buna göre, amme alacağının anonim şirket şeklinde örgütlenmiş tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde tüzel kişiliğin kanuni temsilcisi konumundaki yönetim kurulu üyelerinin şahsi malvarlıklarından takip ve tahsili cihetine gidilmeden önce, şirket esas sözleşmesinin ve ticaret sicili kayıtlarının tetkik olunması, temsil salahiyetinin aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan murahhas bir veya birkaç üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere bırakılmış olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, yapılacak tespit sonucunda; şirketi temsil salahiyetinin murahhas üye veya üyeler ile müdür olarak üçüncü kişilere bırakıldığının anlaşılması halinde amme alacağının bunlardan takip ve tahsiline gidilmesi, bu durumda diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında işlem yapılmamasının icap ettiği düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda ayrıntısına yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre anonim şirketlerin yönetim kurulu tarafından yönetileceği ve temsil olunacağı, yani anonim şirketlerin kanuni temsilcilerinin yönetim kurulu olacağı belirtilmekle beraber yetki paylaşımı olması halinde imza ve temsil yetkisi bulunmayan yönetim kurulu üyelerinin şirket borçlarından dolayı sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı da hüküm altına alınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının bir dönem yönetim kurulu üyesi olduğu .... Gazetecilik Anonim Şirketi'nin 2011 takvim yılının incelenmesi sonucu hakkında düzenlenen 01.09.2016 tarih ve 2016-B-158/14- 1029/14 sayılı ve vergi inceleme raporu dayanak alınarak şirket adına 2015/1-3 dönemine ilişkin olarak vergi ziyaı cezalı kurum geçici vergisi tarhiyatının yapılmasının önerildiği, bunun üzerineşirketin 668 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmüne Kararnamesi kapsamında kapatılarak mal varlığının hazineye devrolduğu ve 670 sayılı KHK gereğince ticaret sicil kaydının 24.08.2016 tarihinde resen terkin edilerek tüzelkişiliğin sona erdiği, bu tarihten sonra hak ehliyeti bulunan bir tüzelkişilik ortada kalmadığından bahisle şirket tüzelkişiliği yerine kanuni temsilcisi sıfatıyla doğrudan davacı adına davaya konu edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin re'sen tarh edildiği anlaşılmaktadır.
Olayda; 16.01.2013 tarih ve 8237 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilan edilen 13.12.2012 tarihli Genel Kurul Kararı ile; .... Gazetecilik Anonim Şirketi Yönetim Kuruluna üç yıl süreyle ...., .... ve ....'in seçildiği, 13.12.2012 tarih ve 19 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile; Yönetim Kurulu görev dağılımının yapıldığı, ....'un başkan, ....'ın başkan yardımcısı, davacı ....'in üye olarak seçildiği, genel müdür ve genel yayın yönetmenliği'ne ....'nın seçildiği, yönetim kurulu başkanlığına seçilen .... ve şirket genel müdürlüğüne seçilen ....'nın bazı konularda (gayrimenkul alım ve satımı, şirket gayrimenkulleri ve menkulleri üzerinde ipotek, rehin ve diğer ayni haklar tesisi ve kefalet verilmesi, şirketin tahvillerinin ihraç edilmesi ve şirket iştirak hisselerinin satışı veya devri, şirket hisselerinin devri, satılması ve temliki, ünvan ve marka gibi hakların devri, kiralanması veya rehini) müştereken, bazı konularda ise (yukarıda sayılan konular haricinde) münferiden atacakları imzalar ile temsil, ilzam ve tevkile yetkili oldukları, ....'ın Yayın Satış Genel Müdür Yardımcılığına, ....'in Müşterek Hizmetler Genel Müdür Yardımcılığına, ....'nun Mali İşler Genel Müdür Yardımcılığına, ....'ın Reklam Satış Genel Müdür Yardımcılığına ve ....'in Üretim Genel Müdür Yardımcılığına atandıkları, yetkileri dahilindeki konularda ise şirketi borç altına sokabilecek her türlü sözleşme, taahhütname gibi evraklarda 200.000,00 TL tutarına kadar münferit imza ile, üzeri tutarlar için Genel Müdür .... ile beraber atacakları müşterek imzaları ile şirketi temsil ve tevkile yetkili kılındıkları, bu tarihten sonraki ticaret sicil gazeteleri incelendiğinde de ihtilaf konusu döneme ilişkin olarak davacıya herhangi bir temsil ve imza yetkisi verilmediği, yönetim kurulu üyesi olmakla birlikte tescil ve ilan edilen yetki paylaşımına göre temsil ve imza yetkisi verilmeyen bir başka anlatımla uyuşmazlık konusu dönemde şirketi temsil ve imza yetkisi bulunmadığı anlaşılan davacı adına yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf istemine konu; İstanbul 2. Vergi Mahkemesi'nin 12/12/2017 tarih ve E:2017/103 K:2017/2252 sayılı kararında yasada sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden istinaf isteminin yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, istinaf aşamasında yapılan46,50-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta avanslarının hükmün kesinleşmesinden sonra Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliğine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 11/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)