DAVANIN KONUSU: Davacı vekili tarafından; 06.09.2016 tarihinde Fırat Kalkanı Harekatı sırasında Suriye'de şehit düşen Uzman Çavuş ....'nun ablası olan davacı hakkında, kardeşinin görevi başındayken şehit olması nedeniyle onun manevi desteğinden yoksun kaldığı ileri sürülerek davalı idareden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek üzere 20.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Kardeşi Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Suriye'de yürütülen Fırat Kalkanı isimli askeri operasyon esnasında şehit düşen davacının kardeşinin manevi desteğinden mahrum kaldığı için doğmuş olan manevi zararının tazminini istediği görülerek bu zarar ile davalı idarenin eylemi arasında sebep sonuç ilişkisi bulunduğu, idarenin kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olduğu ilkesi gereğince bu zarar karşılanması gerekse de 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'un 6. Maddesi uyarınca zarara uğramış olan kişilere (gazi, ve şehit yakını) ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığı olacağı ve yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar gözönünde tutulacağı görülerek bu hakların dışında kalan davacının manevi tazminat talebinde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle, Adana 1. İdare Mahkemesi'nin 24/05/2018gün ve E: 2017/1180, K: 2018/595sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Davacı vekili tarafından; davacının maddi ve manevi destekleri olan kardeşini kaybettiği, üstelik görevi başındayken terör örgütü mensupları ile çıkan silahlı çatışma sonucunda feci şekilde şehit vererek kaybettiği, emsal kararlar dikkate alınarak manevi tazminatın verilmesi gerektiği, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; 06.09.2016 tarihinde Fırat Kalkanı Harekatı sırasında Suriye'de şehit düşen Uzman Çavuş ....'nun ablası olan davacı tarafından, kardeşinin görevi başındayken şehit olması nedeniyle onun manevi desteğinden yoksun kaldığı gerekçesiyle davalı idareden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek üzere 20.000,00-TL manevi tazminata karar verilmesi istemiyle istemiyle açılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125'inci maddesinin son fıkrasında yer alan "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmüyle Türk Hukuku'nda idarenin mali sorumluluğu ilkesi kabul edilmiş, 2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde de idarî işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından idarî bir dava türü olan tam yargı davasının açılabileceği belirtilmiş, bu sorumluluğa ilişkin hukuksal esaslar ise öğreti ve yargı içtihatlarıyla geliştirilmiştir.
Bilindiği üzere; idarenin mali sorumluluğunun türlerinden birisi olan kusurlu sorumluluk, hizmet kusuru kavramı ile açıklanmaktadır. Buradaki kusur kavramı ise özel hukuktaki kast, ihmal, dikkatsizlik gibi öznel unsurlar ile tanımlanmamakta, idare tarafından yürütülen bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ya da işletilmesindeki bozukluk ve aksaklık şeklinde nesnel bir tanımlama yapılarak, (kişiselleştirilebilen bir kusurun varlığı aranmaksızın) hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi gibi hâllerden doğan zararların tazmininde idarenin kusurlu sorumluluğu ilke ve esasları uygulanmaktadır. Dolayısıyla bir olayda idarenin kusurlu sorumluluğundan bahsedilebilmesi için, öncelikle ortada hizmet kusuru teşkil eden bir durumun varlığı gerekmektedir. Ancak hizmet kusurunun bulunması yeterli olmayıp, genel sorumluluk koşullarının da somut olayda gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Bu koşullar ise, idarî bir işlem ya da idareden sadır olan ihmalî veya icraî bir eylemin varlığı, tazmin isteminde bulunanın maddî veya manevî bir zararının bulunması ve söz konusu zararın idarenin işlem veya eyleminin bir sonucu olması, yani zarar ile idarî davranış arasında kurulabilen bir illiyet bağının mevcudiyetidir.
Kusurlu sorumluluk dışında idarenin, kamu görevlilerinin ve özellikle güvenlik personelinin görevlerini yerine getirdikleri sırada yaralanmaları ya da öldürülmeleri nedeniyle uğranılan zararlardan da "mesleki risk" ilkesi gereğince kusursuz sorumluluk ilke ve esaslarına göre sorumlu olduğu yerleşik Danıştay içtihatları ve öğretide kabul edilmiştir. Bu gibi durumlarda idare, zarar ile idarî eylem arasında nedensellik bağı aranmadan zarardan kusursuz olarak sorumludur.
İdarenin sorumlu olduğu zararlar yalnızca maddî zararlar ile sınırlı olmayıp; idarenin sorumluluğu içinde kalan manevî zararların da (diğer koşullar gerçekleşmişse) idare tarafından tazminine karar verilir. Manevi zarar; bir kimsenin kişi olarak haiz olduğu ve hukukça korunan hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, hürriyet, isim, şeref, haysiyet, cinsel ve ruhsal bütünlük gibi kişilik değerlerine yapılan saldırılar sonucu kişinin bu saldırıdan dolayı duyduğu bedenî ve/veya ruhsal acı ve üzüntü olarak tanımlanmakta; manevî tazminatla kişinin bu acı ve üzüntüsünün kısmen de olsa tatmin edilmesi amaçlanmaktadır. Buna göre; manevî tazminata hükmedilebilmesi için, kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması veya sona ermesi sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi ya da idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması veya şeref ve haysiyetin rencide edilmiş olması gerekir.
Bilindiği üzere manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevî zararın) giderilmesi, tazmin ve telâfi edilmesi olarak tanımlanmaktadır. Manevî tazminatın nitelik ve işlevini açıklayan birden çok görüş bulunmakla birlikte, bu hususta daha çok kabul edilen görüş; manevî tazminatın, zararın telâfi edilmesini veya zarar verenin cezalandırılmasını değil, zarar görenin uğradığı manevî zararı; acı ve üzüntüleri dindirecek veya hiç olmazsa hafifletip azaltacak bir tatmin duygusu sağlamayı amaçlayan bir müessese olduğudur. Kişinin vücut bütünlüğünü ihlâl eden veya yaşam hakkını sona erdiren hukuka aykırı eylemler sonucu doğrudan doğruya manevî bir zararın doğduğu kabul edilmektedir. Yaşam hakkını sona erdiren ölüm olayında manevî zarara, ölenin yakınları uğramakta olup; ölenin ana ve babası ile kardeşlerinin onun "yakınları" olduğu ve bu yüzden manevi tazminat isteyebilecekleri izahtan varestedir.
Kişilik değerlerinde ortaya çıkan eksilmenin para ile ölçülmesi, başka bir ifadeyle ekonomik bir değer olarak hesaplanması mümkün değildir. Bu nedenle; manevî tazminatın tayin ve hesaplanmasında hâkimin geniş bir takdir yetkisinin bulunduğu kabul edilmektedir. Hakim, ihlal edilen kişilik değerinin türü, ihlali oluşturan eylemin niteliği ve olayın oluş şekli, manevî zarar olarak nitelendirilen acı ve üzüntü ile kusurun ağırlığı, özellikle yaşam hakkını sona erdiren ölüm olayında zarar görenle öldürülen kişi arasındaki yakınlık ilişkisi ile ilgililerin toplum içindeki konumu ve statülerini gözönünde tutarak zarar görene maktu bir miktarın ödenmesine karar verecektir. Hesaplanan ve ödenmesine karar verilen manevi tazminat miktarının, zarara neden olan eylemin ağırlığı ile hukuka aykırılığın ve kusurun derecesini karşılar nitelikte bir miktar, davacı bakımından ise zenginleşmeye yol açmayacak bir düzeyde olması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının kardeşi olan Diyarbakır 16'ıncı Mknz. Tug. 1'inci Tnk. Tb. K.lığı'nda görevli Uzman Çavuş ....'nun Fırat Kalkanı Operasyonu esnasında Suriye'de görev yaparken 06.09.2016 tarihinde bulunduğu tanka roket isabet etmesi sonucu şehit olduğu, davacı tarafından kardeşinin manevi desteğinden mahrum kaldığı gerekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek üzere 20.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan davada, davacının yakını (kardeşi) olan Uzman Çavuş ....'nun, görevlendirildiği sınırdışı harekat sırasında şehit düşmesinden dolayı ortaya çıkan manevi zararlardan davalı idare, "mesleki risk" ilkesi gereğince kusursuz sorumlu olup, manevi tazminatın hesaplanması ile ilgili yukarıda aktarılan bilgiler ışığında yapılan değerlendirmede, manevi zararı doğuran olayın etkisi ve niteliği, zarar gören davacı ile hayatını kaybeden kişi arasındaki yakınlık ilişkisi dikkate alınarak, şehidin ablası olan davacının duyduğu elem ve ızdırabın dindirilmesi amacıyla talep ile bağlı kalınarak 20.000,00-TL manevi tazminatın davalı idare tarafından tazmin edilmesi ve söz konusu miktara idareye başvuru tarihinden (28/02/2017)itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1-)İstinaf isteminin kabulüne, Adana 1. İdare Mahkemesi'nin 24/05/2018 gün ve E:2017/1180, K:2018/595 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, 20.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 28/02/2017 itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine,
2-) Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan nisbi 1.366,20-TL karar harcından, dava açılırken peşin olarak alınan 69,00-TL'lik tutarın mahsubuyla kalan 1.297,20-TL nisbi karar harcının mahkemesince müzekkere yazılarak davacıya tamamlattırılmasına, davacı tarafça karşılanan nispi karar harcının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3-)A.A.Ü.T. uyarınca hükmedilen manevi tazminat yönünden belirlenen 3.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4-)Aşağıda dökümü yapılan toplam 414,10-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5-)Artan posta ücretinin istemi halinde Mahkemesince davacıya iadesine,
2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca kesin olarak, 17/03/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)