İSTEMİN ÖZETİ: Kars ili Digor İlçe Emniyet Amirliğinde polis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Genel Müdürlüğü Dış İlişkiler Daire Başkanlığında görev yaptığı dönemde görevlendirildiği 2013/170 sayılı mihmandar dosyasındaki iş ve işlemleri dolayısıyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 13. maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 08.07.2015 tarih ve 2015/148 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, "Olayda davacıya verilen disiplin cezasının belirlenmesine ilişkin Tüzüğün dayanağı kanun hükmünün yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmesi karşısında yasal dayanağının kalmadığı görülmekte olup, anılan Tüzük hükümlerine dayalı olarak disiplin cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır." gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren Erzurum 2. İdare Mahkemesinin 04/05/2016 tarih ve E:2015/1263, K:2016/558 sayılı kararının; Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararları geriye yürümediğinden kanun koyucu tarafından yeni bir düzenleme yapılıncaya veya nihayetinde iptal kararının yürürlüğe gireceği 29/01/2017 tarihine kadar Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerinin yürürlükte olduğu, işlemin tesis edildiği dönemde yürürlükte olan mevzuata uygun olarak tesis edildiği, Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararının yürürlüğü ertelenerek mevcut mevzuatın yürürlüğünün korunduğu, iptal sebebinin disiplin tüzüğünde öngörülen cezaların içeriği açısından hukuka aykırılığına değil düzenlemenin usulüne ilişkin olduğu, Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe gireceği bir yıllık süre dikkate alınmayarak kararın geriye yürütülmesinin disiplin hukuku açısından suç teşkil ettiği tartışmasız fiillerin cezasız kalmasına sebep olacağı, disiplin tüzüğünün iptalinden boşluk oluştuğunun kabulü hizmeti aksatacağından kamu düzeni yönünden telafisi güç ve imkansız zararların doğmasına yol açacağı, yargıda derdest olan disiplin cezaları da dahil olmak üzere bugüne kadar Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümleri çerçevesinde verilen tüm disiplin cezalarının hukuken geçerli olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca itirazen incelenerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İtiraz aşamasında savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi'nce, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesinin atfıyla uygulanan (mülga) 45. maddesine göre yapılan itiraz istemi incelenerek işin gereği görüşüldü:
Yeni iş bölümü kararına istinaden dosyayı Dairemize devreden Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nin 13/07/2017 tarih ve E:2017/1273 sayılı kararıyla, iptali istenen işleme dayanak teşkil eden fiille ilgili olarak açılan kamu davasının Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin E:2016/601 esasına kayden devam etmekte olduğu ve anılan davada verilecek kararın bu dosyada verilecek kararı etkileyecek mahiyette olduğu gerekçesiyle ceza yargılamasında esastan karar verilmesine kadar bu dava dosyasının bekletilmesine karar verilmiş ise de, UYAP üzerinden yapılan incelemeden anlaşıldığı üzere, Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin E:2016/601 esasına kayden devam eden ceza dava dosyasında davacının yargılandığı fiilin bakılan davanın konusunu oluşturan 2013/170 sayılı mihmandar dosyası ile ilgili olmayan başka bir fiil olduğu, davacının bakılan davanın konusunu oluşturan 2013/170 sayılı mihmandar dosyasındaki fiillerinden ötürü yapılan ceza soruşturması sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 23/12/2016 tarih ve 2015/97964 soruşturma, 2016/93182 karar numaralı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu karara yapılan itirazın Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin 07/03/2016 tarih ve 2017/487 D.İş sayılı kararıyla reddedildiği anlaşıldığından, söz konusu bekletme kararı kaldırılarak uyuşmazlığın esasına geçildi.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanak maddesi olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 83. maddesi Anayasa Mahkemesi'nin 13.01.2016 gün ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı 29/01/2016 tarihinden itibaren bir yıl sonra (29/01/2017) yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Kanun hükmü Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş olmakla birlikte, anılan hükmün işlem tarihinde ve mahkemece karar verildiği tarihte yürürlükte bulunduğu tartışmasız olup, bu hükme istinaden idarece işlem tesis edilebileceği ve bu işlemin yargısal denetiminin de söz konusu düzenlemeye göre yapılacağı tabiidir. Diğer bir ifadeyle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü yasa koyucu tarafından yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar ve yapılmaz ise nihayet 29/01/2017 tarihine kadar uygulanmaya devam edilecektir. Aksi düşünce suç işleyen memurların suçlarının yaptırımsız kalması sonucunu doğuracaktır. Anılan tarihe kadar yeni bir düzenleme yapılmadığı takdirde ise yasama organının cezasızlık durumunu kabullendiği sonucuna ulaşılacak ve tüzük hükümleri uygulanamayacaktır. Nitekim, 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yeni düzenleme yapılmış, bu Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 1. maddesinde; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı hükmü getirilmiştir. Bilahare, 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kabul edilerek kanunlaşmıştır.
Buna göre; Mahkemenin istinaf istemine konu kararında yer verilen aksi yöndeki gerekçede hukuki isabet bulunmamakta olup, davacının fiilinin irdelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekmektedir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinde; "Bu Tüzükte disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem, tutum, ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklaması görülen memura kınama cezası verilir. Bu hoşgörü veya savsaklama Devleti veya kişileri zarar uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir." hükmü yer almış, daha sonra yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/2-ı maddesinde de; "Bu fıkrada disiplinsizlik olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha ve savsaklama göstermek." fiili yine kınama cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Emniyet Genel Müdürlüğü Dış İlişkiler Daire Başkanlığının 2013/170 sayılı mihmandar dosyası kapsamında 04-06 Eylül 2013 tarihleri arasında İstanbul'da düzenlenecek olan İslam İşbirliği Teşkilatı 3. Polis Şefleri Toplantısına katılım sağlayacak olan Sudan Emniyet Genel Müdürü başkanlığındaki 3 kişilik Sudan heyeti tarafından toplantı akabinde 06-10 Eylül 2013 tarihleri arasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne gerçekleştirilen resmi ziyaretin masraflarının karşılandığı, polis memuru davacının bu dosya kapsamında heyete eşlik etmek üzere mihmandar olarak görevlendirildiği, Sudan'dan gelen 3 kişilik heyet ile heyete eşlik edecek 1 mihmandarın iaşe, ibate, yurtiçi ulaşım giderlerinin karşılanması, ayrıca heyete eşlik edecek 1 tercüman, 2 büyükelçilik görevlisi ve 3 Türk tarafının iaşe, yurtiçi ulaşım giderleri, müze ve ören yerlerine giriş ücretleri ile heyet onuruna verilecek 20 kişilik yemeğe ilişkin masraf ve ağırlamaya ilişkin olabilecek diğer giderlerin (öngörülemeyen ve ani gelişen giderler, hastane giderleri, anlık ikram, vb.) karşılanması için davacıya 7.000,00-TL nakit avans verildiği, davacının iş bitiminde hazırladığı mihmandar hesap cetveline göre avansın tamamının iş bittikten sonraki gün olan 11.09.2013 tarihinde 468609 nolu fatura ile Figür Kongre Organizasyonları firmasına ödendiği, konu hakkında soruşturma yapan idarece; davacı tarafından mihmandar dosyasına konu işin adı geçen firmaya organizasyon hizmet alımı yoluyla yaptırıldığı, organizasyon hizmet alımının sadece satın alma bürosunca yapılabilecek bir doğrudan temin yolu ile hizmet alımı işlemi olduğu, davacının yetkisi dışında hizmet alımı yaparak öz kaynağın azalmasına sebebiyet verdiği ve kamu zararı oluşmasında savsaklaması olduğu gerekçesiyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 13. maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.
Ön Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde; "Ön ödeme, harcama yetkilisinin uygun görmesi ve karşılığı ödeneğin saklı tutulması kaydıyla; ilgili kanunlarında öngörülen haller ile gerçekleştirme işlemlerinin tamamlanması beklenilemeyecek ivedi veya zorunlu giderler için avans verilmek veya kredi açılmak suretiyle yapılabilir. Verilecek avansın üst sınırları yılları merkezi yönetim bütçe kanununda gösterilir.
Avans, işi yapacak, mal veya hizmeti sağlayacak olan kişi veya kuruluşa ödenmek üzere, doğrudan mutemede verilir. Yurtdışı teşkilatının ihtiyaçları için verilen avanslar mutemetler adına mahallindeki banka hesaplarına transfer edilir. Bir mutemede verilecek avans, toplamı bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesine göre belirlenen tutarı aşmamak koşuluyla bütçenin çeşitli tertiplerinden olabilir. ..." hükmü, 6. maddesinde; "Avans verilmek veya kredi açılmak suretiyle yapılabilecek ön ödemeler aşağıda belirtilmiştir.
a) Avans verilmek suretiyle yapılacak ön ödemeler:
1) Yılları merkezi yönetim bütçe kanununda belirlenen tutara kadar olan yapım işleri, mal ve hizmet alımları, yabancı konuk ve heyetlerin ağırlanmasına ilişkin giderler ile benzeri giderler için avans verilebilir. ..." hükmü yer almaktadır.
Aktarılan bu Yönetmelik hükümlerine göre; yabancı konuk ve heyetlerin ağırlanmasına ilişkin giderler için avans verilmesi mümkün olduğu gibi, yılları merkezi yönetim bütçe kanununda belirlenen tutara kadar olan hizmet alımları için de avans verilebileceği, bakılan uyuşmazlıkta davacıya verilen avansın yabancı konuk ve heyetlerin ağırlanmasına ilişkin giderler için verildiği, davacıya verilen yetkinin hizmet alımı yapılmasını kapsamadığı ve avansın bunun için verilmediği, her ne kadar hizmet alımları için de belli şartlarda avans verilmesi mümkün bulunmakta ise de idarece davacıya verilen yetki ve avans hizmet alımı yapması için verilmediğinden bu şekilde kullanılmasının mevzuata aykırı olduğu, dolayısıyla davacının mevzuata aykırı kusurlu fiili ile görevin takdir ve yerine getirilmesinde savsaklamada bulunduğunun sabit olduğu sonucuna varıldığından, davacının sabit olan fiiline uyan kınama cezası ile cezalandırılmasına dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki itiraza konu Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Diğer taraftan; davacının bakılan davanın konusunu oluşturan 2013/170 sayılı mihmandar dosyasındaki fiillerinden ötürü yapılan ceza soruşturması sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 23/12/2016 tarih ve 2015/97964 soruşturma, 2016/93182 karar numaralı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu karara yapılan itirazın Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin 07/03/2016 tarih ve 2017/487 D.İş sayılı kararıyla reddedildiği anlaşılmış ise de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 131. maddesinde yer alan "Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." hükmü uyarınca, bu durum bakılan davaya etki eder mahiyette görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; itirazın kabulü ile Erzurum 2. İdare Mahkemesinin 04/05/2016 tarih ve E:2015/1263, K:2016/558 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 253,00.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 64,00.-TL yargılama gideri ile yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.362,00.-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, harçtan muaf olan davalı idarece itiraz aşamasında ödenmeyen 79,70.-TL harcın 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca davacıdan tahsili için kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince ilgili merciye müzekkere yazılmasına, artan posta ücretlerinin kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince re'sen yatıranlara iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesinin atfıyla uygulanan (mülga) 54. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içinde Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi nezdinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/01/2019 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği'nin 47. maddesinde; "Temsil, ağırlama, tören, fuar, tanıtma ve benzeri faaliyetlerle ilgili olarak yapılacak her türlü mal ve hizmet alımı ile yapım işlerine ilişkin giderlerin ödenmesinde, bu Yönetmeliğin ilgili maddelerinde belirtilen belgeler aranır.
Yabancı konuk ve heyetlerin ağırlanması amacıyla görevlendirilecek personel ve ilgili yönetmeliklere göre görevlendirilecek mihmandarlar tarafından yapılan temsil ve ağırlama giderlerinin ödenmesinde;
- Harcama talimatı,
- Fatura, perakende satış fişi veya ödeme kaydedici cihazlara ait satış fişi ve adisyon,
- Mihmandar Hesap Cetveli (Örnek: 35),
ödeme belgesine bağlanır.
Ziyafete ilişkin temsil ve ağırlama giderlerinin ödenmesinde alınacak harcama talimatında, davetli ve misafirlerin sayısı ile mihmandarın yapacağı harcamaların neleri kapsayacağı belirtilir." hükmü yer almaktadır.
Bakılan davada; davacının Emniyet Genel Müdürlüğü Dış İlişkiler Daire Başkanlığının 2013/170 sayılı mihmandar dosyasında mihmandar olarak görevlendirildiği ve kendisine ağırlamaya ilişkin giderler için 7.000,00-TL nakit avans verildiği, davacının iş bitiminde hazırladığı mihmandar hesap cetveline göre işin bir organizasyon firması vasıtasıyla yapıldığı ve verilen avansın tamamının ödendiği, firma tarafından düzenlenen 11.09.2013 tarih ve 468609 nolu fatura ve eki belgeler incelendiğinde görüleceği üzere davacının bu firmadan aldığı hizmetlerin mihmandar olarak yapma yetkisi verilen harcama kalemlerinden olduğu, harcama yapma yetkisi olmayan herhangi bir kalem için davacı tarafından firmaya yetkisiz ödeme yapılmadığı gibi verilen avans tutarının da aşılmadığı, yapılan harcamaların yukarıda aktarılan Yönetmelik hükmüne uygun olduğu, davacının bakılan davanın konusunu oluşturan 2013/170 sayılı mihmandar dosyasındaki fiillerinden ötürü yapılan ceza soruşturması sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 23/12/2016 tarih ve 2015/97964 soruşturma, 2016/93182 karar numaralı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu karara yapılan itirazın Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin 07/03/2016 tarih ve 2017/487 D.İş sayılı kararıyla reddedildiği, hal böyle iken kendisine verilen avansı aşmayan ve yaptığı harcamaların mahiyeti yetkisi dahilinde olan davacının görevin yerine getirilmesinde savsaklamasının bulunduğundan söz edilemeyeceği, sırf hizmetin toplu olarak tek bir firmaya yaptırılmış olmasının kusur izafe edilecek bir fiil olmadığı, davacının disiplin cezası gerektirir bir fiilinin olmaması karşısında kınama cezası ile cezalandırılmasına dair dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, bu nedenle itirazın reddedilerek Mahkeme kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)