(657 S. K. m. 76) (2577 S. K. m. 2, 15)
İSTEMİN ÖZETİ: Antalya İli, Serik İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık müdürü olarak görev yapan davacının, Antalya Valiliği emrine (5442 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince İl Müdürlüğü emrinde çalıştırılmak üzere) araştırmacı olarak atanmasına ilişkin 25/10/2017 tarih ve 105 sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; memurların naklen atanmaları konusunda idareye tanınan takdir yetkisinin kullanımı mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve kamu hizmetinin gerekleriyle sınırlı olduğu ve bu açıdan yargı denetimine tabi bulunduğunun idare hukukunun bilinen ilkelerinden olduğu, buna karşılık, sözü edilen takdir yetkisinin, ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri gözardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun dava konusu idari işlemin sebep ve maksat yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği hususunun yerleşmiş yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunduğu, diğer yandan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Ek 18. madde ile kamu görevlilerinin görevden alınması veya görev süresinin sona ermesi sonrası hangi kadrolara atanabileceklerinin düzenlendiği; bu maddenin, kamu görevlilerinin görevden alınmalarına ilişkin bir hüküm içermediği açık olup, ilgililerin salt bu maddeye dayanılarak görevlerinden alınmasının mümkün görülmediği, davacının son olarak atandığı ilçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık müdürlüğü görevinden 2 yıl 4 ay sonra alınarak araştırmacı kadrosuna atanmasını kamu yararı ve hizmet gereği yönünden haklı kılacak bir sebebin mevcut olmadığı, görevinde başarısız olduğunu gösterir herhangi bir bilgi, belge bulunmadığı ve davacının bu görevinden alınmasını gerektiren somut bir nedenin olmadığı, görevindeki başarısı, iş tecrübesi ve mesleki bilgisi yönünden kendisine bir kusur yüklenemeyen davacının hukuken kabul edilebilir bir gerekçe olmadan sadece Kanunların idareye verdiği takdir yetkisine dayanılarak naklen atanmasında kamu yararı ve hizmet gereklerine uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle Antalya 2. İdare Mahkemesi'nce verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin 06/06/2018 gün ve E:2017/1502, K:2018/631 sayılı kararın, davalı idare vekili tarafından; dava konusu işlemin davacıya 27/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiş olması nedeniyle dava açma süresinin zamanaşımına uğradığı, işlemin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76 ncı maddesi ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile müvekkili idareye tanınan takdir hakkı kapsamında usul ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, davacının özlük haklarının muhafaza edildiği iddialarıyla istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce, 09.07.2018 günlü, 30473 (3. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 1'inci maddesinin ondokuzuncu fıkrası ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15'inci maddesinin 1/c bendi uyarınca davalı idarenin unvanı Tarım ve Orman Bakanlığı olarak düzeltilmek ve 27.10.2017 tarihinde tebliğ edilen işleme karşı 26.12.2017 tarihinde açılan davanın süresinde olması nedeniyle davalı idarenin süre aşımı itirazı yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü;
Dava, Antalya İli, Serik İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık müdürü olarak görev yapan davacının, Antalya Valiliği emrine (5442 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince İl Müdürlüğü emrinde çalıştırılmak üzere) araştırmacı olarak atanmasına ilişkin 25/10/2017 tarih ve 105 sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 76 ncı maddesinin birinci fıkrasında; "Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 6639 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi ile eklenen Ek 18 inci maddesinde ise; "22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ile 27.07.1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu hariç olmak üzere, tabi oldukları personel kanununa bakılmaksızın Başbakanlık, bakanlıklar, bağlı ve ilgili kuruluşlar ile başkan ve üyeleri hariç olmak üzere 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (III) sayılı Cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda; (...)
c) Ek göstergeleri 3600 (dâhil) ila 6400 (hariç) olarak tespit edilen yönetici kadro veya pozisyonlarında bulunanlar görevden alındıklarında veya görev süreleri sona erdiğinde;
1) Daha önce 657 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde sayılan merkez teşkilatına ait kadrolar ile mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri aynı veya benzer nitelik arz eden merkez teşkilatına ait kadro veya pozisyonlarda bulunanlar daha önceki bu kadro veya pozisyonlarına,
2) Daha önce (1) numaralı alt bentte belirtilen kadrolarda bulunmayanlardan ek göstergesi 3600 (dâhil) ila 6400 (hariç) olarak tespit edilen yönetici kadro veya pozisyonlarında toplam en az üç yıl görev yapmış olanlar ilgili kuruma ait (1) numaralı alt bentte yer alan kadro veya pozisyonlardan kurumlarınca tespit edilmiş olan kadro veya pozisyonlarına,
3) (2) numaralı alt bentte belirtilenlerden üç yıldan az görev yapmış olanlar, bu maddeye göre ihdas edilmiş sayılan merkez veya taşra teşkilatına ait araştırmacı kadro veya pozisyonlarına, atanırlar.(...)" hükümlerine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Antalya İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nde mühendis olarak görev yapan davacının 18.06.2015 tarihli işlemle Antalya İli, Serik İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık müdürü olarak atandığı, dava konusu 25/10/2017 tarih ve 105 sayılı işlemle bu görevinden alınarak Antalya Valiliği emrine (5442 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince İl Müdürlüğü emrinde çalıştırılmak üzere) araştırmacı olarak atanması üzerine bu işlemin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Kamu yönetim alanını ilgilendiren mevzuatımıza göre, kamu kurumlarının görevde yükselme sınavına tabi olan kadrolarına (müdür ve daha alt görevlere) atanma sınavla olmakta iken, daha üst düzey yöneticilerin atanması konusunda, genel olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 68 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen yükseköğrenim görmüş olma ve 10-12 yıl hizmeti bulunma mecburiyeti dışında sınav veya puanlama gibi nesnel bir seçme ve atama yöntemi düzenlenmemiştir.
Üst düzey yönetici atamalarında, nitelikli yöneticilerin hangi usule göre ve nasıl belirleneceği, yöneticilik vasıflarının hangi ölçütlere göre ve nasıl değerlendirileceği konusu tamamen atamaya yetkili amirlerin tercihlerine ve takdirine bırakılmıştır. İdarenin, hangi kıstas ve kriterlere göre hukuki tasarrufta bulunacağının hukuk kuralları ile önceden kesin bir şekilde belirlenmediği durumlarda, idareye geniş takdir yetkisinin tanındığı kabul edilmelidir. Başka bir deyişle, idari işlemin unsurları bakımından hukuk kuralları idareye serbest hareket imkânı tanıyorsa, bu durumda idarenin geniş takdir yetkisinden söz edilebilir.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı başlıklı 2 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; “İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.” hükmüne yer verilerek yargı yetkisinin sınırları çizilmiştir.
Öte yandan; 657 sayılı Kanun'un 76 ncı maddesi kapsamında takdir yetkisine istinaden tesis edilen işlemlerin de hukuka uygunluk denetimine tabi tutulacağı, bu denetimin ise 2577 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen sınırlar içinde yapılacağı noktasında hukuken bir duraksama bulunmamaktadır. Bu çerçevede, memurların görev ve görev yerlerinin; başarısızlık, performans yetersizliği, soruşturma, disiplin cezası gibi nedenlere veya hizmetin gerektirdiği durumlarda da kamu yararı amacıyla değiştirilebileceğinin kabulü gerekir.
Kanun koyucu, görev verdiği makamların sorumlu tutulabilmesi için gerekli takdir yetkileriyle donatarak farklı seçenekler arasından tercih yapmalarına imkan sağlamış olup, bu yetkinin hangi alternatifin tercih edilerek uygulanacağını idareye bırakmış, yargı mercilerince verilecek kararlarla da idarenin bir tercihe zorlanmasını yasaklamıştır. Zira burada takdir yetkisinin kullanılması idari işlemin hukukiliği ile değil yerindeliği ile ilgilidir. Özellikle idari görevler açısından mevzuatında öngörülen nitelikleri taşıyanlar arasından tercih yapabilmeleri için atamaya yetkili makamlara bu yetki tanımıştır. İşin ehli olanlardan hangisinin tercih edileceği, bunların kazanılmış hak aylık derecesiyle ne zaman nerede çalıştıracağı hususu o kamu hizmetinin yürütülmesinden sorumlu ve atama yetkisi verilmiş makamlara bırakılmıştır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin 8.12.2015 tarih ve E.2014/87 K.2015/112 sayılı kararında; idarenin üst düzey yönetici kadrolarına bir kere atadığı kişileri meslek hayatları boyunca bu kadrolarda çalıştırma zorunluluğunun bulunmayacağını, bu kadrolara atanan kişiler yönünden, bulundukları statülerden doğan, tahakkuk etmiş, kendileri yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklardan yahut bu durumun devam edeceği yönündeki haklı beklentiden söz edilemeyeceğini, kamu yararı ve hizmetin gerekleri dikkate alınarak bu kişilerin idarecilik görevlerine son verilmesi durumunda kariyer meslek kadrolarından gelenlerin kendi kadrolarına atanmalarının mümkün olduğunu, bunun kazanılmış hakları veya genel olarak hukuk güvenliği ilkesini ihlal eden bir yönünün bulunmadığını vurgulamıştır.
Bu durumda, davacının ilçe müdürlüğü görevine herhangi bir görevde yükselme sınavına tabi tutulmadan, idarenin geniş takdir yetkisi kullanılmak suretiyle atandığı dikkate alındığında, bu görevinden de aynı şekilde geniş takdir yetkisi kullanılmak suretiyle alınabileceği açık olduğundan, idareye tanınan geniş takdir yetkisi çerçevesinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki istinaf başvurusuna konu kararda ise hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, davacı tarafından dava dilekçesinde, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Taşra Teşkilatı Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 10 uncu maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca ilçe müdürlüğü görevinde asgari çalışma süresinin üç yıl olduğu ve daha önce görevden alınmasının Yönetmelik hükmüne aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; anılan Yönetmelik hükümlerinin yöneticilerin yer değiştirme usullerini düzenlediği, üç yıllık çalışma süresinin ise aynı unvanla başka bölgeye atanabilmeye hak kazanabilmek için çalışılması zorunlu olan asgari süre olduğu dikkate alındığında, bahse konu Yönetmelik hükümlerinin davalı idareye Kanunla tanınan takdir yetkisini kaldıracak bir düzenleme olduğunu söylemenin olanaklı olmadığı açık olduğundan, davacının bu konudaki iddiasına itibar edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun KABULÜNE, Antalya 2. İdare Mahkemesi'nin 06.06.2018 tarih ve E:2017/1502, K:2018/631 sayılı kararının KALDIRILMASINA, davanın REDDİNE, aşağıda dökümü gösterilen dava aşamasına ait 217,50.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, dava ve istinaf aşamalarında davalı idare tarafından yapılan 174,40.-TL yargılama gideri ile 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve atıfta bulunduğu yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00.-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınmayan 98,10.-TL tutarındaki istinaf başvuru harcının; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13 üncü maddesinin (j) bendinin parantez içi hükmü uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesi'nce müzekkere yazılmasına, artan posta ücretinin Mahkemesi'nce taraflara iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45 inci maddesinin 6 ncı fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 04.04.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)