(2577 S. K. m. 45, 46) (3194 S. K. m. 3, 5, 20, 21, 32)
İSTEMİN KONUSU: İstanbul 10.İdare Mahkemesinin 31/01/2018 tarih ve E:2016/1023, K:2018/228 sayılı kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Bakırköy ilçesi, 645 ada, 47 pafta, 8 sayılı parselde yapımı devam eden inşaatın yıkılması talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 12.05.2016 tarihli, 96585800-04-310-05-02/29629 sayılı Bakırköy Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının özeti: İstanbul 10.İdare Mahkemesinin 31/01/2018 tarih ve E:2016/1023, K:2018/228 sayılı kararı ile; "...01.06.2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nin yürürlüğe girmesiyle İstanbul İmar Yönetmeliği'nin geçerliliğini yitirdiği, İstanbul İli'ne ait bir İmar Yönetmeliği'nde bulunmadığı, yürürlükte olmayan Yönetmelik hükümlerine göre dava konusu inşaata kot verildiği görüldüğünden,' inşaatın +0,00 kotunun mimari projede yanlış hesaplandığı, projenin hatalı olduğundan 3194 sayılı İmar Kanunu hükümleri uyarınca yıkılması talebiyle' davacı tarafından yapılan başvurunun, '+0,00 kotunun hesabının İstanbul İmar Yönetmeliği'nin 6.07 maddesinin 4. paragrafı 2. bendine göre bulunduğu, proje onay işlemi ve yapı ruhsatı işleminin 3194 sayılı İmar Kanunu ve İstanbul İmar Yönetmeliği'ne uygun olarak yapıldığı' gerekçesiyle reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı, dava konusu inşaatın +0,00 kotunun yürürlükteki mevzuat hükümleri uyarınca tekrar hesaplanıp çıkacak sonuca göre yeniden işlem tesis edilmesi gerekeceğine kuşku bulunmadığı" gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
İSTİNAFA BAŞVURANIN İDDİALARI: Davalı idare tarafından; mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu, davanın açılmasında davacının hukuki menfaatinin bulunmadığı, bilirkişilerce idari işlemin hukuka uygun olduğunun belirtildiği, yapının 0 kotuna uygun yapıldığı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince;2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. Maddesinin 4. fıkrasında; Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir." 6. Fıkrasında ise, "Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükümleri yer almaktadır.
İstinaf başvurusu; İstanbul İli, Bakırköy ilçesi, 645 ada, 47 pafta, 8 sayılı parselde yapımı devam eden inşaatın yıkılması talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 12.05.2016 tarihli, 96585800-04-310-05-02/29629 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren İstanbul 10.İdare Mahkemesinin 31/01/2018 tarih ve E:2016/1023, K:2018/228 sayılı kararının davalı idare tarafından kaldırılması istemine ilişkindir.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 3. maddesinde; herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı, 5. Maddesinde yapının tanımına yer verilmiş olup, buna göre "Yapı; karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir." yine aynı madde de "Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarıyan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır." şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı yasanın 20.maddesinde; kuruluş ve kişilerce kendilerine ait tapusu bulunan veya kendilerine tahsis veya irtifak hakkı tesis belgeleriyle verilmiş bulunan arazi, arsa veya parsellerde yapılacak yapının imar planı, yönetmelik, ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılabileceği, 21. maddesinde; ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir değişiklik yapılmasının da yeniden ruhsat alınmasına bağlı olduğu kurala bağlanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesinin işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan halinde; "Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur. Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden anlaşıldığı üzere, mekansal alanlarda imal edilen ruhsata tabi yapılar nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanununun 32. Maddesi uyarınca yıkım müeyyidesi uygulanmasının temel koşulu, "ruhsatsız veya ruhsat eki projeye aykırı" yapı imal edilmesi durumudur. Yetkili idaresince tanzim edilen yapı ruhsatı ve eki mimari projesine uygun yapıların ise; mevcut yapı ruhsatı, idari veya kazai bir kararla iptal edilmediği sürece 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi hükmünün uygulanabilmesi mümkün değildir.
Dava dosyasının ve Dairemizin E:2018/2557, E:2018/2430 sayılı dosyalarının birlikte incelenmesinden, İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ……. Mahallesi,………Caddesi, 47 pafta, 645 ada, 8 parsel sayılı taşınmazda yer alan eski yapı hakkında, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında hazırlanan 04.04.2013 tarih ve 76 sayılı dilekçe ve eki rapor doğrultusunda İstanbul Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü'nün 09.05.2013 tarihli, 81446019/724 sayılı işlemle riskli yapı olarak belirlendiği, anılan yazı üzerine taşınmaz üzerine "riskli yapı" şerhi konulduğu ve 18.11.2018 tarihli, 6141 sayılı "yanan ve yıkılan yapı formu" düzenlendiği, ayrıca 06.01.2014 tarihinde eski yapı üzerinde mevcut olan irtifak haklarının tapudan terkin edildiği, bu aşamada taşınmaz üzerinde yeni inşaat yapılması maksadı ile davacının da aralarında bulunduğu taşınmaz malikleri ile müteahhit … arasında 25.09.2013 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiği anlaşılmaktadır.
Söz konusu taşınmaz üzerinde, 11.06.2014 tarihli, 2564 sayılı yapı ruhsatına (25.07.2017, 39474 sayılı ve 22.05.2018 tarih ve 26463 sayılı tadilat ruhsatları alınmıştır) istinaden …- …… müteahhitliğinde inşai faaliyetlere başlanıldığı, ruhsat tarihinden yaklaşık 2 yıl sonra davacı tarafından verilen 09.05.2016 tarihli dilekçeyle (özetle); "projenin hatalı olduğu, projenin en temel hususlarının yanlış hesaplandığı ve inşaatın yanlış hesaplamaya göre kotlarının haksız şekilde yüksek yapıldığı nazara alındığında İmar Kanununa ve sair mevzuatlara göre aykırılık taşıyan proje uyarınca yapılmış kanuna aykırı inşaatın" yıktırılmasının talep edildiği, anılan başvurunun 12.05.2016 tarihli 96585800-04-310-05-02/29629 sayılı Bakırköy Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü işlemi ile reddi üzerine, bakılan dava açılmıştır.
Olayda, davacının yıkım talebiyle yapmış olduğu başvuruda dayandığı temel gerekçenin yapı ruhsatı eki projelerde "ilk sayfada 10.18 kotunun 0.00 kotu olarak belirlenmesine karşın, projedeki işlemler ve hesaplamalarda 0.00 kotunun 10.47 olarak hesaplanmış ve davalı idare onayından geçmiş olması ve bu proje doğrultusunda inşa edilen yapının yüksek kotta yapılmış olması" iddiasına dayandığı görülmektedir. Bu haliyle, davalı idare tarafından yıktırılması talep edilen inşa edilmiş yapının "kot seviyesi ve inşaat yüksekliği" kapsamında, mevcut yapı ruhsatı ve eki projelere aykırı olduğu yönünde bir iddiası bulunmamaktadır. İdare Mahkemesince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda da bu kapsamda bir aykırılık tespit edilmemiştir.
Öte yandan, davacı tarafından hukuka aykırı olduğu iddia edilen 11.06.2014 tarihli, 2564 sayılı yapı ruhsatı ile eki mimari proje aleyhine açılmış bir dava bulunmamaktadır. Her ne kadar, davanın devamı sırasında alınan 22.05.2018 tarih ve 26463 sayılı tadilat ruhsatının iptali istemiyle davacı tarafından dava açılmış ise de, İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 25/03/2020 tarihli, E:2018/1755, K:2020/638 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu haliyle, uyuşmazlık konusu imalatların yapılmasına imkan veren 21.06.2014 tarihli, 2564 sayılı yapı ruhsatının (25.07.2017, 39474 sayılı ve 22.05.2018 tarih ve 26463 sayılı tadilat ruhsatları alınmıştır) iptali yolunda alınmış idari veya kazai bir karar bulunmadığından, söz konusu işlemlerin hukuken halen geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir.
İdare Mahkemesince özetle,"...01.06.2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nin yürürlüğe girmesiyle İstanbul İmar Yönetmeliği'nin geçerliliğini yitirdiği, İstanbul İli'ne ait bir İmar Yönetmeliği'de bulunmadığı, yürürlükte olmayan Yönetmelik hükümlerine göre dava konusu inşaata kot verildiği görüldüğünden, 'inşaatın +0,00 kotunun mimari projede yanlış hesaplandığı, projenin hatalı olduğundan 3194 sayılı İmar Kanunu hükümleri uyarınca yıkılması talebiyle' davacı tarafından yapılan başvurunun, '+0,00 kotunun hesabının İstanbul İmar Yönetmeliği'nin 6.07 maddesinin 4. paragrafı 2. bendine göre bulunduğu, proje onay işlemi ve yapı ruhsatı işleminin 3194 sayılı İmar Kanunu ve İstanbul İmar Yönetmeliği'ne uygun olarak yapıldığı' gerekçesiyle reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı, dava konusu inşaatın +0,00 kotunun yürürlükteki mevzuat hükümleri uyarınca tekrar hesaplanıp çıkacak sonuca göre yeniden işlem tesis edilmesi gerekeceğine kuşku bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; idari bir işlem olan ve bu niteliği gereği tesis edilmekle icrailik vasfını kazanan yapı ruhsatının, iptal istemine konu edilmediği bir davada, ruhsat eki mimari projenin hukuka uygunluk denetiminin yapılması olanaklı değildir.
Öte yandan, yukarıda ifade edildiği üzere 3194 sayılı İmar Kanununun 32. Maddesi uyarınca alınacak yıkım kararlarının konusunu "ruhsatsız veya ruhsata aykırı inşa edilmiş yapı" oluşturmaktadır. Uyuşmazlık konusu yapının yetkili idaresince düzenlenen yapı ruhsatına istinaden inşa edildiği, sözü edilen yapı ruhsatının iptali yolunda alınmış idari ve yargı kararı bulunmadığı ve anılan yapının "belirlenen kot seviyesi kapsamında" yapı ruhsatına aykırı olduğu yönünde davacı iddiası olmadığı gibi İdare Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda bu yönde bir tespite de yer verilmediği görülmektedir.
Bu durumda, yukarıda aktarılan mevzuat hükmü ile bilgi ve belgeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, mevcut yapı ruhsatına istinaden inşa edilen yapı hakkında 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca işlem tesis edilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, anılan işlemin iptali yolunda verilen istinafa konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUNKABULÜNE,
2-İstanbul 10.İdare Mahkemesinin 31/01/2018 tarih ve E:2016/1023, K:2018/228 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Aynı kanun maddesi uyarınca davanın REDDİNE,
4-Aşağıda dökümü gösterilen davacı tarafından karşılanan 3.051,80-TL ilk aşama yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasında davalı idare tarafından karşılanan 136,60-TL yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5-Artan posta giderinin mahkemesince istinaf isteminde bulunana iadesine,
6-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesinin 6.bendi gereğince kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemesine gönderilmesine,
7-Aynı Kanun maddesi uyarınca kesin olarak 25/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)