(2577 S. K. m. 14, 15) (2576 S. K. m. 5)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 09.09.2016 tarih ve E:2016/849, K:2016/2944 Sayılı kararı ile bu karara istinaden alınan Kamu İhale Kurulunun 21.12.2016 tarih ve 2016/MK-549 Sayılı kararını davalı idarenin hukuki ve/veya fiili imkansızlık gerekçesiyle uygulamaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen kâr kaybından, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 101.000-TL'lık kısmının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacının tazmin istemine konu teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına ilişkin işlem yargı (Danıştay) kararı ile iptal edilmekle birlikte, iddia edilen zararın davacının teklifinin değerlendirme dışı bırakılması işleminin iptal edilmesinden değil, taraflar arasında ilk ihale sonrası imzalanan sözleşme çerçevesinde doğan yükümlülüklerin ihalenin iptali, ihale konusu işin ayrıştırılarak 3 ayrı grup olarak ihalesi ve bu çerçevede üçüncü kişilerden temini nedenleriyle ifasının imkansız hale gelmiş olmasından kaynaklandığı, bu nedenle de uyuşmazlığın "sözleşme sonrası ifa imkansızlığı" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, sözleşme sonrası ifa imkansızlığından kaynaklı tazminat istemine konu uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, bu davada Mahkemeleri görevli olmayıp adli mahkemeler görevli olduğu gerekçesiyle, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3-a ve 15/1-a maddeleri uyarınca davanın görev yönünden reddine ilişkin olarak Ankara 16. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/04/2018 tarih ve E:2017/2478, K:2018/930 Sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun kabulü istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf başvurunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 09.09.2016 tarih ve E:2016/849, K:2016/2944 Sayılı kararı ile bu karara istinaden alınan Kamu İhale Kurulunun 21.12.2016 tarih ve 2016/MK-549 Sayılı kararını davalı idarenin hukuki ve/veya fiili imkansızlık gerekçesiyle uygulamaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen kâr kaybından, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 101.000-TL'lık kısmının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3/a bendinde; dilekçelerin görev ve yetki bakımından inceleneceği, aynı Kanun'un 15. maddesinin 1/a bendinde de; adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
2576 Sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 5. maddesinde idare mahkemelerinin görevleri sayılmış buna göre; idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da çözümlenecek olanlar dışındaki; a) iptal davalarını, b) tam yargı davalarını, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları, d)Diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği kuralı getirilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Kırka Bor İşletme Müdürlüğünün İhtiyacı Olan Lojistik Faaliyetleri Hizmet Alım ihalesinin 20.05.2015 tarihinde yapıldığı ve ihalenin davacı üzerinde kaldığı, davacı ile 07.09.2015 tarihinde sözleşme imzalandığı, dava dışı bir firmanın itirazen şikâyeti üzerine başvurunun reddine ilişkin Kamu İhale Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 10. İdare Mahkemesi'nin 13.11.2015 tarih ve E:2015/2480, K:2015/1705 Sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verildiği, Kamu İhale Kurulunun 03.02.2016 tarih ve 2016/MK-38 Sayılı kararıyla anılan yargı kararının uygulanmasını teminen düzeltici işlem tesis edilerek davacının teklifinin değerlendirme dışı bırakıldığı, davalı idare tarafından ise 09.03.2016 tarihinde davacı ile imzalanan sözleşmenin feshi ile ihalenin iptaline karar verildiği, devam eden süreçte Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 09.09.2016 tarih ve E:2016/849, K:2016/2944 Sayılı kararıyla davacının teklifinin değerlendirme dışı bırakılması sonucunu doğuran Ankara 10. İdare Mahkemesi'nin kararının bozulmasına ve davanın reddine karar verildiği, Kamu İhale Kurulu tarafından da Danıştay kararının uygulanmasını teminen 21.12.2016 tarih ve 2016/MK-549 Sayılı karar tesis edilerek davacının teklifini değerlendirme dışı bırakan Kamu İhale Kurulunun 03.02.2016 tarih ve 2016/MK-38 Sayılı kararının iptaline karar verildiği, bu süreçte davacı tarafından ihalenin kaldığı yerden kendisine verilmesi beklenirken davalı idare tarafından hukuki ve/veya fiili imkansızlıklar nedeniyle Kamu İhale Kurulu kararının uygulanmayacağının bildirilmesi üzerine, uğranıldığı ileri sürülen kâr kaybından, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 101.000-TL'lık kısmının ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İstinaf incelemesine konu İdare Mahkemesi kararında; Ankara 10. İdare Mahkemesi'nin davacının teklifinin değerlendirme dışı bırakılması sonucunu doğuran iptal kararından sonra davacı ile imzalanan sözleşmenin feshi ile birlikte ihalenin de iptal edildiği, devamında ise ihale konusu işte ayrıştırmaya gidilerek işin 3 ayrı gruba ayrılarak 3 ayrı ihaleye konu edildiği, bu ihaleler sonucunda işlerin başka firmalara ihale edilerek sözleşme imzalandığı, bu firmalarca işlerin belli aşamaya getirildiğinin anlaşıldığı, davacının tazmin istemine konu teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına ilişkin işlem yargı (Danıştay) kararı ile iptal edilmekle birlikte, iddia edilen zararın davacının teklifinin değerlendirme dışı bırakılması işleminin iptal edilmesinden değil, taraflar arasında ilk ihale sonrası imzalanan sözleşme çerçevesinde doğan yükümlülüklerin ihalenin iptali, ihale konusu işin ayrıştırılarak 3 ayrı grup olarak ihalesi ve bu çerçevede üçüncü kişilerden temini nedenleriyle ifasının imkansız hale gelmiş olmasından kaynaklandığı, bu nedenle de uyuşmazlığın "sözleşme sonrası ifa imkansızlığı" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar idare mahkemesince, Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararları yorumlanarak, zararın; davacının teklifinin değerlendirme dışı bırakılması işleminin iptal edilmesinden değil, taraflar arasında ilk ihale sonrası imzalanan sözleşme çerçevesinde doğan yükümlülüklerin ihalenin iptali, ihale konusu işin ayrıştırılarak 3 ayrı grup olarak ihalesi ve bu çerçevede üçüncü kişilerden temini nedenleriyle ifasının imkansız hale gelmiş olmasından kaynaklandığı belirtilmek suretiyle karar verilmiş ise de; dava konusu tazminat talebi ihale sonrasında sözleşmenin imzalanmış olmasına karşın, ihale aşamasından bağımsız nedenlerle sözleşmenin uygulanamaması nedeniyle gerçekleşen bir zarardan kaynaklanmamıştır.
Davacının, oluştuğunu ileri sürüdüğü zararlar; ihale aşamasındaki işlemlerin ve devamı işlemlerin hukuka uygun bir şekilde gerçekleştirildiği durumlarda, sonradan ortaya çıkan bir durum nedeniyle sözleşme sonrası ifa imkansızlığı olarak değerlendirilemeyecektir.
Bu itibarla, oluştuğu ileri sürülen zararın tazminin, ihale aşamasına ilişkin (yargı kararı üzerine de olsa) tesis edilen idari işlemlerin, daha sonra işleme neden olan yargı kararının, Danıştay tarafından bozulmasına ve davanın reddine karar verilmesi üzerine, Kamu İhale Kurulu tarafından Danıştay kararının uygulanmasını teminen 21.12.2016 tarih ve 2016/MK-549 Sayılı karar tesis edilerek davacının teklifini değerlendirme dışı bırakan Kamu İhale Kurulunun 03.02.2016 tarih ve 2016/MK-38 Sayılı kararının iptaline karar verilmesine karşın, bu kararların uygulanmamasından kaynaklandığından, idari yargı yerinde görülmesi gerekmektedir.
Belirtilen nedenle, davanın görev yönünden reddi yolunda verilen idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 16. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/04/2018 tarih ve E:2017/2478, K:2018/930 Sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davanın esası hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE, kaldırma kararı üzerine Mahkemece yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada yargılama giderleri yönünden ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 19/10/2018 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi. (¤¤)