(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu hakkında düzenlenen 17.08.2017 tarih ve 2017-A-1965/21 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden, yasal defterlerine kaydettiği alışlarının bir kısmı için gerçek mahiyette fatura almadığından bahisle indirim konusu yaptığı katma değer vergilerinin reddi suretiyle 2012/01, 02, 04, 05, 06 ve 07 dönemleri için res'en yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının kaldırılması istemiyle açtığı davada; davacının 2012 yılında mal aldığı İstiklal Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 569 032 2192 vergi kimlik numaralı mükellefi olan ..... (..... Ticaret) hakkında düzenlenen 27.01.2017 tarih ve 2017-A-5685/5 sayılı vergi tekniği raporunda; .....'un 29.12.2011 tarihinden itibaren kara yolu taşımacılığıyla ilgili kargo yükleme boşaltma faaliyeti ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirdiği ve 31.08.2013 tarihinde mükellef faaliyetine son verdiği, mükellefin vergi dairesine bildirmiş olduğu..... iş yeri adresinde 16.01.2012 tarihinde yapılan işe başlama yoklamasında, söz konusu adreste lojistik hizmetleri, mobilya imalatı ve satışı işine başladığı, mobilya imalat ve satışı işinin ..... adresinde açılacak şube iş yeri adresinde yapılacağı, lojistik işinin ise liman sahası içinde yükü olanlara araç, aracı olana da yük bulmak suretiyle yapılacağı, ..... Lojistik Mobilya ünvanlı tabelasının işyerinde asılı olduğu, adına veya kiralık bir aracının olmadığı tespit edildiği, 20.09.2013 tarihinde yapılan yoklamada, iş yerinin kapalı ve boş olduğu tespit edildiği, mükellefin 2012 ve 2013 yılına ilişkin defter ve belgelerini isteme yazısı MERNİS adresinde annesine tebliğ edilmesine karşın yasal süresi içinde ibraz etmediği, 2012 yılı ilişkin gelir tablosunun incelenmesinden satılan ticari mal maliyetinin 0-TL, satılan hizmet maliyetinin ise 2.474.763,75-TL olduğu, 2013 yılında ise satılan ticari mal maliyetinin 489.507,97-TL, satılan hizmet maliyetinin ise 25.729,75-TL olduğu, 2012 yılına ilişkin beyan ettiği ayrıntılı bilançoda aktif ve pasif toplamanın 1-TL olduğu ve kasa ve banka kredileri hesabı dışında herhangi bir hesabının bulunmadığı, 2013 yılında ise aktif ve pasif toplamının 4.971,88-TL olduğu ve kasa, devreden KDV hesabı ile öz kaynakların kullanıldığı, 2012 yılında verdiği, katma değer vergisi beyannamelerinin incelenmesinden, matrah toplamı yaklaşık 2.500.000,00-TL iken ödemesi gereken katma değer vergisinin bulunmadığı ve yine 2013 yılında vermiş olduğu katma değer vergisi beyannamelerinin incelenmesinden, matrah toplamı yaklaşık 450.000,00-TL iken ödemesi gereken katma değer vergisinin bulunmadığı, 2012 ve 2013 yılına ilişkin olarak muhtasar beyannameleri eksik beyan etmesine karşılık beyan edilen dönemlerde yaklaşık ortalama 11 işçi çalıştırdığı, 2013 hesap dönemine ait tasdikli yevmiye defteri ve envanter defteri olmasına karşın defter ve belgeleri idareye ibraz etmediği, mükellefin Ba-Bs bildirimlerinin incelenmesinden; 2012 takvim yılında beyan ettiği mal ve hizmet satış tutarı 2.452.619,00-TL iken mükelleften mal ve hizmet aldığını beyan eden mükelleflerin beyan ettiği tutarın 5.532.780,00-TL olduğu, mal satışı ve hizmet ifasında bulunduğu ilk 10 mükellefin terk durumunda olduğu ve bu mükelleflerden 6'sı hakkında sahte belge düzenleme yönünden vergi tekniği raporu bulunduğu, 2'sinin ise özel esaslara alındığı, 2013 takvim yılına ilişkin olarak beyan ettiği satış tutarı 539.238,00-TL iken mal alanların beyanının 537.803,00-TL olduğu, 2012 takvim yılında beyan ettiği mal ve hizmet alış tutarı 2.171.975,00-TL iken mükellefe mal ve hizmet sattığını beyan eden mükelleflerin beyan ettiği tutarın ise 152.500,00-TL olduğu ve bu mükelleflerin tamamı hakkında olumsuz tespit olup 6'sı hakkında sahte belge düzenleme yönünden 1'si hakkında sahte belge kullanma yönünde olumsuz tespite rastlandığı, 2013 takvim yılına ilişkin olarak beyan ettiği alış tutarı 442.500,00-TL iken mal satanların beyan ettiği tutarın 0-TL olduğu, 25.12.2016 tarihi itabariyle mükellefin 2012 ve 2013 takvim yılına ilişkin olarak gelir vergisi, gelir geçici vergi, stopaj ve katma değer vergisine ilişkin olarak 13.510,54-TL borcunun olduğu ve herhangi bir ödeme yapılmadığı, mükellefin sigorta bildiriminde bulunduğu işçilerden ..... ve ..... isimli şahıslar ifadesinde, mükellefi tanımadıklarını ve yanında çalışmadıklarını beyan ettiği tespit ve sonuçlarına varılarak mükellefin 01.01.2012 tarihinden itibaren düzenlediği tüm faturaların sahte fatura olduğunun belirtildiği, Mahkemelerince 07.06.2018 tarihinde yapılan ara kararla, Mersin Sosyal Güvenlik Kurumuna; davacının sahte fatura temin ettiği belirtilen .....'un herhangi bir bildirimde bulunup bulunmadığı, sigorta primi ödeyip ödemediği sorulmuş olup, alınan cevabi yazıda; belirtilen şahsın 2012 yılında aralarında ..... ve ..... isimli işçilerinde bulunduğu aylık ortalama 12 sigortalı çalışanın olduğunu bildirdiği fakat sigorta primlerinin neredeyse tamamının ödenmediği ve 2012 yılına ilişkin toplam 68.151,19-TL, 2013 yılına ilişkin 23.889,58-TL gecikme zamlı prim borcu ve idari para cezası borcunun olduğunun belirtildiği, ilgili tespit ve açıklamalara göre, adı geçen mükellefin davacıya düzenlediği faturaların gerçek bir emtia ya da hizmet teslimine dayanmayan sahte ve muhteviyatı itibari ile yanıltıcı faturalar olduğu sonucuna varıldığından, sahte ve muhteviyatı itibari ile yanıltıcı faturalarda yazılı katma değer vergisi indirim tutarlarının reddi suretiyle re'sen salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddine ilişkin Mersin 1. Vergi Mahkemesi'nce verilen 12/07/2018 gün ve E:2017/994, K:2018/915 sayılı kararın, hizmet alımlarının yapıldığı dönem sonrasında ortaya çıkan bilgilere dayanan, bu nedenle kendince ulaşılmasının mümkün bulunmadığı ya da sorumlu bulunmadığı ve idarenin görev ve sorumluluğunda olan ödenmeyen borçların gerekçe gösterilerek, banka kanalı ile yaptığı ödemelerin gözardı edilerek, ödemiş olduğu tutar ve dava konusu kamu borçları ile karşı karşıya kaldığı iddia edilerek kaldırılması istemidir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
İstinaf talebinde bulunulan mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/3. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine, istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 176,90-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istinaf başvurusunda bulunan davacıya iadesine, kesin olarak, 10.04.2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 2012/1, 2, 4, 5, 6, 7 dönemlerinde KDV hariç 99.475,00-TL, KDV'si 17.905,50-TL olmak üzere toplamda 117.380,50-TL tutarlı olarak kullandığı faturaların sahte olduğu ileri sürülerek dava konusu tarhiyatların yapıldığı anlaşılmıştır.
Mükellefin faturalarını kullandığı ..... hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu incelendiğinde; davacının eleştiri konusu yapılan mükelleften yaptığı alışların-faturaların tarihleri itibarıyla, davacıya düzenlenen faturaların sahte olduğu hususunun somut olarak ortaya konulamadığı, zira faturalara ait dönemlerde herhangi bir yoklama bulunmadığı gibi, teknik rapora göre sadece 16.01.2012 tarihli işe başlama yoklamasının ve 20.09.2013 tarihli yoklamanın bulunduğu, 16.01.2012 tarihli işe başlama yoklamasının olumsuz bir durum ihtiva etmediği, 20.09.2013 tarihli yoklamada ise mükellefin iş yerinin kapalı ve boş olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği, buna göre yapılan yoklamaların mükellefin davacıya satmış göründüğü emtia bakımından organizasyonu yönünden, söz konusu çapta teslimleri yapamayacağına ilişkin olarak bir sonuca varılması için yeterli olmadığı, teknik raporda alış ve satış yaptığı mükellefler hakkında VTR bulunması, özel esaslarda yer alması gibi olumsuz durumlar bulunduğu belirtilmesine karşın, salt bir mükellef hakkında vergi tekniği raporu veya olumsuz tespit bulunmasından yola çıkılarak düzenlediği veya kullandığı tüm faturaların sahte olduğu genellemesine ulaşılamayacağı, mükellefiyete ilişkin bir kısım ödevlerin yerine getirilmemesi, ba-bs'lerdeki ve defter kayıtlarındaki bir takım uyumsuzluklar vb yönünde yapılan diğer tespitlerin ise düzenlenen tüm faturaların sahte olduğuna ilişkin olarak olayın gerçek mahiyetini ortaya koymaktan uzak olduğu görülmektedir.
Öte yandan, vergi tekniği raporunda mükellefin sigorta bildiriminde bulunduğu işçilerin ifadesine yer verildiği ve ifadesi alınan 2 kişinin bahsedilen şahsı tanımadığını, yanında çalışmadığını beyan ettiğinin belirtildiği, istinafa konu karar da ise, yapılan ara karar ile, Mersin Sosyal Güvenlik Kurumu'na; .....' un herhangi bir bildirimde bulunup bulunmadığı, sigorta primi ödeyip ödemediğinin sorulduğu, alınan cevabi yazıda; belirtilen şahsın 2012 yılında aralarında C. Şahin ve H. Çetin isimli işçilerinde bulunduğu aylık ortalama 12 sigortalı çalışanın olduğunu bildirdiği fakat sigorta primlerinin neredeyse tamamının ödenmediği ve 2012 yılına ilişkin toplam 68.151,19-TL, 2013 yılına ilişkin 23.889,58-TL gecikme zamlı prim borcu ve idari para cezası borcunun olduğunun bildirildiği belirtilerek, gerekçenin "anılan tespit ve açıklamalara göre, adı geçen mükellefin davacıya düzenlediği faturaların gerçek bir emtia ya da hizmet teslimine dayanmayan sahte ve muhteviyatı itibari ile yanıltıcı faturalar olduğu sonucuna varıldığı" yönünde oluşturulduğu, bu suretle davanın reddine karar verildiği görülmüş olup, aylık ortalama 12 sigortalı çalışanı olduğunu bildiren mükellefin, teknik raporda yer verilen ve ifadesi alındığı belirtilen 2 kişinin olumsuz, tek taraflı, mahiyeti ve veriliş amacı belli olmayan ifadesinden yola çıkılarak, mükellefin düzenlendiği tüm faturaların sahte olduğu sonucuna ulaşılamayacağı gibi, yukarıda değinildiği üzere mükellefiyete ilişkin bir kısım ödevlerin yerine getirilmemesinin, düzenlenen tüm faturaların sahte olduğunu göstermeyeceği, aksi kabulün hukuki olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Diğer yandan, davacıya düzenlenen fatura tutarlarına bakıldığında da (KDV dahil toplam 117.380,50-TL), mükellefin söz konusu tarihler itibarıyla bu çapta bir faaliyeti yapamayacağına ilişkin somut bir bilgi ve tespit olmadığı görülmektedir.
Buna göre yukarıda değinilen tüm hususlar karşısında, vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerin, mükellefin davacıya satmış göründüğü emtia bakımından organizasyonu yönünden, söz konusu çapta teslimleri yapamayacağına ilişkin olarak bir sonuca varılması için yeterli olmadığı, bu anlamda mahiyeti itibariyle mükellefin gerçek faaliyetinin ve büyüklüğünün tespiti bakımından yetersiz kalan vergi tekniği raporundaki bir takım olumsuz durumlardan yola çıkılarak ve sadece söz konusu tespitler esas alınıp fatura ve benzeri belgelerin sahte olduğu kanaatine varılarak sahte fatura kullanıldığının kabulünün hukuki olmadığı, kaldı ki fatura düzenlemeyi gerektirir bir durumda sahtecilik veya yanıltıcılık unsurunun bulunup bulunmadığı, bazen alıcı bazen de satıcı nezdinde yapılan tespitler ile ortaya konulabileceği, nitekim faturası kullanılan mükellef hakkındaki bir takım olumsuz tespitler, bazı hallerde ispat külfetinin yer değiştirmesine, ticari ilişkide karşı tarafın durumundan hareketle ilişkinin diğer tarafı için ispat külfeti altına girmesi sonucunu doğurduğu, buna göre, faturası kullanılan mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerin bütün olarak incelenmesi ve alıcı nezdinde yapılan tespitlerin de bu incelemeye dahil edilmesi gerektiği, zira yukarıda ayrıntılarına yer verildiği üzere, söz konusu vergi tekniği raporundan yola çıkılarak eleştiri konusu yapılan mükellefin davacıya düzenlediği faturaların sahte olduğu sonucuna ulaşılmasının mümkün olmadığı, davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu incelendiğinde ise faturalar içeriğinde yer alan hizmetlerin davacının serbest meslek faaliyetini sunabilmesi için gerekli olduğu, mükellefin ifadesi, iş hacmi, iş koşulları, karlılığının faaliyet gösterdiği sektöre göre makul seviyede olması, mükellefin kullanmış olduğu faturalardaki hizmetlerin gerçekleştirdiği serbest meslek faaliyetinin sunulabilmesi için gerekli olması hususları dikkate alındığında, faturalarda belirtilen hizmetlerin aksine bir tespit olmadıkça gerçekten alınmış olabileceğini ortaya çıkardığı, bu nedenle maliyet olarak kabul edilmesi ve bilmeden kullandığının kabulü gerektiği değerlendirmesinin yapılmasına karşın, söz konusu faturaların eleştiri konusu yapılan mükellef tarafından bastırılan belgeler arasında olmadığı ve/veya 213 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatta yer alan şekil şartlarına haiz olmadığı yönünde bir tespitte bulunulmadığı hususları karşısında ve tüm bu bilgiler ışığında, eleştiri konusu yapılan mükellefin davacı adına düzenlediği faturaların sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu hususunun açık ve somut bir şekilde ortaya konulamaması nedeniyle, davacı adına düzenlenen faturalarda gösterilen indirim konusu katma değer vergilerinin reddedilmesinde ve bu suretle yapılan tarhiyatta yasal isabet bulunmadığından, istinaf başvurusunun reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.(¤¤)