(657 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Bolu İdare Mahkemesi'nce verilen 22/02/2018 gün ve E:2017/417, K:2018/138 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
Dava, davacı tarafından, Bolu İl Müftülüğüne bağlı ..... Mahallesi ..... Camii İmam Hatibi olarak görev yapmakta iken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-ı maddesinde belirtilen, "Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile tecziye edilmesi gerekirken bir alt ceza uygulanması suretiyle kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bolu İl Müftülüğü'nün 19/02/2016 tarih ve 433 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Bolu İdare Mahkemesi'nin 22/02/2018 gün ve E:2017/417, K:2018/138 sayılı kararıyla; İmam Hatip olarak görev yapmakta olan davacının, komşu köy ve mahalleye sala verdiğinde (cenaze salası) sala için adı geçene köylülerin ve mahallelilerin 10-TL verdiğinde 10-TL'ye sala mı? (cenaze salası) olur diye tepki gösterdiği, E.K. isimli kişinin oğlunun düğününde dini nikah kıydı diye sabah namazında 10-TL verdiği, bu kadar var daha veririm dediğinde, 10-TL'ye nikah mı? olur diye parayı yüzüne fırlatarak üzerine yürüdüğü, buna benzer fiilleriyle davacının, hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak fiillerini işlediğinden bahisle hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda; 18.01.2016 tarihli muhakkik raporu düzenlendiği, buna göre davacının 2015 yılında muhtelif tarihlerde, mevlid, nikah ve sala gibi görevleri yerine getirmesine mukabil ücret talep etmek ve ücreti az bularak tepki göstermek filinin sübuta erdiği belirtilerek hakkında 1/30 oranında aylıktan kesme cezasının önerildiği, alınan tüm ifadeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının görevi gereği yapması gereken faaliyetler karşılığında para almayı alışkanlık haline getirdiği, muhbir tanık beyanları bir yana bu durumun muhbir sıfatı bulunmayan ve davacı lehine ifadeleri olan tanık tarafından da dile getirildiği anlaşılmakla, davacıya isnat edilen fiilin sübut bulduğu sonucuna varıldığından fiiline uygun olarak 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla tecziyesi gerekmekte ise de, bir alt ceza uygulanmak suretiyle davacının kınama cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Davacı tarafından istinafa konu Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-ı maddesinde; Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak fiilinin işlenmesi halinde memurun, brüt aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesinti yapılacağı hükmüne yer verilmiş, 125. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (e) alt bendinde, ''Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak'' eylemi ''uyarma cezasını'' gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Yürütülen hizmet içinde ve hizmet dışında statünün kendisinden beklendiği davranışları yerine getirmeyen ya da birtakım davranışların yasalarla yasaklanmış olması halinde yasanın yapılmasını yasakladığı eylemlerde bulunan veyahut da bu mesleğin onur ve vakarına aykırı hareket ettiği yapılan inceleme, değerlendirme ve yürütülen soruşturma neticesinde sübut bulan kamu görevlisinin yasada tarifi yapılan eyleme uyan ceza ile cezalandırılacağında duraksamaya yer bulunmamaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Bolu İl Müftülüğüne bağlı ..... Mahallesi ..... Camii İmam Hatibi olarak görev yapmakta olan davacının, komşu köy ve mahalleye sala verdiğinde (cenaze salası) sala için adı geçene köylülerin ve mahallelilerin 10-TL verdiğinde 10-TL'ye sala mı? (cenaze salası) olur diye tepki gösterdiği, E.K. isimli kişinin oğlunun düğününde dini nikah kıydı diye sabah namazında 10-TL verdiği, bu kadar var daha veririm dediğinde, 10-TL'ye nikah mı? olur diye parayı yüzüne fırlatarak üzerine yürüdüğü, buna benzer fiilleriyle davacının, hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak fiillerini işlediğinden bahisle hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda; davacının 2015 yılında muhtelif tarihlerde, mevlid, nikah ve sala gibi görevleri yerine getirmesine mukabil ücret talep etmek ve ücreti az bularak tepki göstermek filinin sübuta erdiği belirtilerek hakkında 1/30 oranında aylıktan kesme cezasının önerildiği, 19.02.2016 tarih ve 663-0433 sayılı Bolu İl Müftülüğü'nce davacı hakkında önerilen aylıktan kesme cezasının, daha önceki iyi hali dikkate alınarak bir alt ceza olan 125/B hükümleri uyarınca "Kınama" cezası ile tecziyesine karar verildiği, bu cezaya 25.02.2016 tarihinde davacı tarafından itiraz edildiği, yapılan itirazın Bolu İl Disiplin Kurulu'nun 22.03.2016 tarih ve 18 sayılı kararıyla reddine karar verilmesi üzerine, bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; disiplin soruşturmasında, muhbir ve tanık sıfatıyla dinlenen Ş.T.'nin, "evi camiye yakın olduğu için cenaze sahiplerinin kendisine sala için şu parayı hocaya ver dediklerini, hocanın az paraya kızdığını bildiği için parayı almadığı" yönünde ifadesi olduğu, yine Ş.K.'nin "hoca mahalleye geldikten iki ay kadar sonra hocaya bir yakınları için sala vermesini söylediğini, hocanın mevlide de geldiğini, mevlit sahibinin hocaya parayı geç ulaştırdığını, hocanın kendisine emanet gelmediği dediği" yönünde beyanı bulunduğu, yine S.A.K.'nin "….. köyünde vefat eden hanım bir akrabaları ve ondan sonra vefat eden başka bir akrabaları için sala verdirdiklerini, hocanın 2 saat oldu hala parayı göndermediniz 30 liradan iki salanız var dediği" yönünde beyanı bulunduğu, muhbir sıfatı olmayan tanıkların beyanlarının ise genellikle belirtilen duyumlara şahit olmadıkları, hocadan memnun oldukları, Caminin 4-5 cemaati olduğu, hocaya husumet yüzünden başka camiye giden cemaat olduğuna yönelik beyanlarının bulunduğu, bu kapsamda tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan S.D.'nin ifadelerinin de genellikle davacının lehine olmakla birlikte "5. Ayda babası vefat ettiğinde sala verdiğinde hoca talep etmeden para verdiği mevlitlere gelen hocalara para verdikleri, hocaya da bu sebeple o talep etmediği halde para verdiği" yönünde beyanda bulunduğu, yine tanık olarak ifadesi alınan meslektaşı Y.C.'nin "görevliler arasında konuşurken Sinan hocanın sala okursak, mevlit kıyarsak para almak hakkımız" diye konuşurken duyduğunu, yine muhbir tanık olarak ifadesine başvurulan (Y.C., Ş.E., H.U., S.A.K., S.S., A.Ç., Ş.T., H.K., Ş.K.) kişilerin bir çoğunun beyanında; "E.K. isimli kişinin oğlunun düğününde dini nikah kıydı diye sabah namazında 10-TL verdiği, bu kadar var daha veririm dediğinde, 10-TL'ye nikah mı? olur diye parayı yüzüne fırlatarak üzerine yürüdüğü" şeklindeki ifadelerinin bulunduğu, bu ifadelerin duyuma dayalı olduğunun anlaşıldığı, olayın bizzat ilgilisi olan E.K. (Muhbir) tarafından da; "Ramazan ayına bir gün kala sabah namazında hoca bana, E. abi nikah kıydık ama hiç umursamadın, dedi. Ben de cebimde 10TL var sonra daha veririm, dedim. 'Bana sadaka mı? veriyorsun deyip parayı fırlattı.' o tarihten sonra camiye gitmiyorum. Ş.K.'in gelin alma ve mevlidinin olduğu gün sabah namazında ben yokum dedi. Ben de bugün mevlit var dedim. Ben izinliyim, bana kimse bir şey söylemedi, dedi. 2 cemaat kaldı. Hoca yüzünden bizler başka camilere gidiyoruz..." şeklinde beyanda bulunulduğunun görüldüğü, alınan tüm ifadeler birlikte değerlendirildiğinde, şikayetçiler dışındaki tanık ifadeleri genellikle duyuma dayalı olsa da; İmam Hatib olarak görev yapmakta olan davacının, bu haliyle eyleminin karşılığının ''Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak'' fiili kapsamında değerlendirilerek bu fiilin karşılığı olan disiplin cezasıyla cezalandırılması gerektiği sonucuna varıldığından, sübuta eren eylemi, 657 sayılı Kanunun 125/C-(ı) bendi kapsamında değerlendirilerek (bu bent uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile tecziye edilmesi gerekirken bir alt ceza uygulanması suretiyle) kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptali gerekirken, davanın reddi yolunda verilen istinafa konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, davalı idare tarafından, kararda yapılan değerlendirmeler doğrultusunda yeniden işlem tesis edilebileceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin KABULÜNE, Bolu İdare Mahkemesi'nce verilen 22/02/2018 gün ve E:2017/417, K:2018/138 sayılı kararın KALDIRILMASINA, dava konusu işlemin İPTALİNE, mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 311,80 TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1362,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE, artan posta ücretinin davacıya İADESİNE, 2577 sayılı Yasanın değişik 45.maddesinin 6.fıkrası uyarınca KESİN olarak, 18/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)