(5216 S. K. m. 7) (3194 S. K. m. 4)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının maliki olduğu Malatya İli, Yeşilyurt İlçesi, .... Mahallesi sınırlarında bulunan 217 ada 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 12 parsel sayılı taşınmazların da bulunduğu alanda yapılan 1/5.000 ölçekli ilave - revizyon nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli ilave - revizyon uygulama imar planının kabulüne ilişkin Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 15.05.2015 tarihli ve 246 sayılı kararının sözü edilen taşınmazlara ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davada; Malatya İdare Mahkemesince verilen 29/11/2017 gün ve E:2016/403 , K:2017/1694 sayılı " dava konusu işlemlerin iptaline" ilişkin kararın, davalı idare vekili tarafından, usule ilişkin olarak davanın süresinde açılmadığı, esasa ilişkin olarak ise planların 1/100.000 ölçekli plana uygun olarak yapıldığı, bilirkişilerin subjektif görüşlerini yansıttıkları, 10 metre en kesitli taşıt yolunun konulma zorunluluğunun olmadığı yönündeki tespitin doğru olmadığı, söz konuu yol ile dava konusu plan dışında başka bir plan ile öngörülen yolun devamlılığının sağlandığı, dava konusu planların 11/01/2017 tarihli Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile yapılan planlarla değişikliğe uğradığı, davanın konusuz kaldığı ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce, dosyadaki bilgi ve belgeler ile dairemiz tarafından ara kararı ile istenen bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Davalı idarece uyuşmazlığa konu alanda Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 11/01/2017 tarih ve 16 sayılı kararı ile plan değişikliği yapıldığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de, anılan plan paftalarının incelenmesinden davacının taşınmazları ile ilgili olarak dava dilekçesinde yer alan taleplerini karşılamaya yönelik herhangi bir değişiklik sözkonusu olmadığından davanın konusuz kaldığı yolundaki davalı idare iddiası yerinde görülmemiştir.
İstinafa konu mahkeme kararının; dava konusu 1/5.000 ölçekli revizyon nazım imar planının iptaline yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, kararın bu kısmının kaldırılmasını ya da gerekçesinin değiştirilmesini gerektirecek bir neden bulunmamaktadır.
İstinafa konu mahkeme kararının; 1/1.000 ölçekli ilave - revizyon uygulama imar planının kabulüne ilişkin Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 15.05.2015 tarih ve 246 sayılı kararı yönünden irdelendiğinde;
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun "Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları" başlığını taşıyan 7 nci maddesinde; "...b) Çevre düzeni plânına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar plânını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plâna uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar plânlarını, bu plânlarda yapılacak değişiklikleri, parselasyon plânlarını ve imar ıslah plânlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmayan ilçe belediyelerinin uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmak veya yaptırmak. c) Kanunlarla büyükşehir belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili her ölçekteki imar plânlarını, parselasyon plânlarını ve her türlü imar uygulamasını yapmak ve ruhsatlandırmak, 20.7.1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanununda belediyelere verilen yetkileri kullanmak..." Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları arasında sayılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 4. maddesinde; Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır; Uygulama İmar Planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Yasanın 8. maddesinin d) fıkrasında; arazi kullanımı ve yapılaşmada sadece mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve imar planları kararlarına uyulacağı, alt kademe planların, üst kademe planların kesinleştiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde ilgili idarece üst kademe planlara uygun hale getirilmesinin zorunlu olduğu aksi halde, üst kademe planları onaylayan kurum ve kuruluşlar alt kademe planlarını en geç altı ay içinde uygun hale getirir ve resen onaylar kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan; yetki kurallarının, kamu düzenine ilişkin hükümlerden olduğu, idari işlemlerin en önemli unsurları arasında yer aldığı, yetki unsurundaki sakatlıkların sonradan verilecek onay ya da izinle giderilemeyeceği, bu nedenle idarenin yetki kurallarına sıkı bir şekilde uymak zorunda bulunduğu ve yetki kurallarının dar yorum ve uygulama yöntemlerine bağlı tutulması gerektiği idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Dar anlamda yetki unsuru denilen karar alma yeteneği; konu, yer ve zaman itibariyle, Anayasa ve yasalarla, belli organ, makam ve kamu görevlilerine tanınmış bir güçtür. Yetki devrinin hukuken geçerli olabilmesi, böyle bir devrin daha önce kanunda açıkça öngörülmüş bulunmasına bağlıdır. Ancak, kamu hukukunda yetkiler; ait olduğu organ, makam ve görevlilere bizzat kullanılmak üzere verildiğinden, yetki devri istisnai durumlarda söz konusudur.
Buna göre, yukarıda yer alan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, kamu hukukunda bir makama/organa verilen yetkinin, aksine bir hüküm bulunmadıkça o makam/organ tarafından kullanılacağı, bir makamın yetkisinin başka bir kişiye/organa devredilmesi için mevzuatla yetkili kılınması gerekmektedir.
5216 sayılı Kanun'un yukarıda içeriğine yer verilen 7/b maddesi kapsamında, büyükşehir belediyelerinin uygulama imar planları ve parselasyon planlarının yapımındaki yetkisinin, ilçe belediyelerinin nazım imar planına uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar planlarını, bu planlara dayanarak yaptıkları parselasyon planlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve nazım imar planının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar planlarını ve parselasyon planlarını yapmayan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin uygulama imar planlarını ve parselasyon planlarını yapmak veya yaptırmakla sınırlı olduğu, doğrudan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yapmak ya da parselasyon planı yapmak yetkisinin bulunmadığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve parselasyon planı yapımında ilçe ve ilk kademe belediyelerinin yetkili olduğu; aynı Kanun'un 7/c maddesinde yer alan büyükşehir belediyesinin her ölçekteki imar planları ve parselasyon planlarının yapımındaki yetkisinin ise, kanunlarla büyükşehir belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili her ölçekteki imar planları ve parselasyon planlarının yapımı ile sınırlı olduğu açıktır.
Uyuşmazlık konusu olayda; Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından planlanarak projelendirilmiş olan ve 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planına da işlenmiş olan Kuzey Çevre Yolu Projesinin yapımından Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumlu ve yetkili olduğu, ancak kuzey çevre yolu projesine yönelik belediye sınırları içerisinde yolun isabet ettiği kısımlara ilişkin olarak; 1/5000 ölçekli nazım imar planlanmasını büyükşehir belediyesi, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve parselasyon uygulamasının ise ilgili ilçe belediyesi tarafından yapılması gerekirken, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve parselasyon planının yetkili ilçe belediyesi olan Yeşilyurt Belediyesi tarafından doğrudan yapılarak bu hususta alınacak kararın Malatya Büyükşehir Belediye Meclisinin onayına sunulması ve yahut da nazım imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmadığı için uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını büyükşehir belediyesinin yapması veya yaptırması gerektiği halde davalı büyükşehir belediyesinin anılan maddelerle kendisine verilen yetkiyi aşarak doğrudan uygulama imar planı ve parselasyon işlemi yaptığı, söz konusu parselasyon işleminin ise 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun büyükşehir belediyelerinin doğrudan uygulama imar planı ve parselasyon işlemi yapabileceği halleri düzenleyen 7/c maddesinde sayma yoluyla belirtilen, kanunlarla büyükşehir belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili de olmadığı, ayrıca nazım imar planı kesinleşmeden uygulama imar planının onaylanamayacağı dolayısıyla nazım ve uygulama imar planının aynı anda onaylanmasının usul kurallarına aykırı olduğu hususları da dikkate alındığında, dava konusu "1/1.000 ölçekli ilave - revizyon uygulama imar planın, belirtilen gerekçe ile iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Malatya İdare Mahkemesince verilen 29/11/2017 gün ve E:2016/403, K:2017/1694 sayılı kararının, dava konusu 1/5.000 ölçekli revizyon nazım imar planının iptaline yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, istinaf başvurusunun reddine, mahkeme kararının 1/1.000 ölçekli ilave-revizyon uygulama imar planının kabulüne ilişkin Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 15.05.2015 tarihli ve 246 sayılı kararı bakımından ise, istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçelerle reddine, aşağıda dökümü yapılan 203,10-TL yargılama giderinin istinaf talebinde bulunan taraf üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında davalıdan alınan 35,90-TL karar harcı ve 59,10 TL-YD harcının istemi halinde tahsil eden ilgili idarece davalıya iadesine, posta gideri avansından artan miktarın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca mahkemesi'nce re'sen ilgili tarafa iadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Dairemize gönderilecek dilekçe ile Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 29/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)