(2577 S. K. m. 45, 49) (3065 S. K. m. 29)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına düzenlenen, 20171018.......4, 5, 6, 7, 8 sayılı vergi ceza ihbarnameleri ile gerçekleştirilen, 2012/1, 2, 3, 4, 5. dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının kaldırılması istemiyle açılan davada, davacı kurumun ilgili dönemde ... İnş. ve Taah. Tic. Ltd. Şti.'den alarak katma değer vergisi açısından indirim konusu yaptığı faturaların, sahteliğine ilişkin yeterli somut tespit bulunmadığından, söz konusu faturalara ilişkin katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle gerçekleştirilen cezalı tarhiyatlarda yasal isabet görülmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar veren, İstanbul 1. Vergi Mahkemesi'nin 30/03/2018 tarih ve E:2018/747, K:2018/1394 sayılı kararına, davalı idarece istinaf başvurusunda bulunularak; kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
Dava; davacı adına salınan, 2012/1, 2, 3, 4, 5. dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının kaldırılması istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İstinaf'' başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasında; istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, aynı Yasanın ''Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar'' başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında ise; ''görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması'' bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29'uncu maddesinin (a) bendinde; mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri belirtilmiştir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3'üncü maddesinin (B) bendinde ise; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu kurala bağlanmıştır. Bu kuralın gereği olarak yükümlülerin Katma Değer Vergisi Kanununun yukarıda söz edilen 29'uncu maddesi hükmünden yararlanabilmelerinin ön şartı fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtmasıdır. Gerçekleşmemiş teslim ve hizmetler dolayısıyla bir vergi ödemesi ve bunun sonucu olarak da vergi indirimi söz konusu edilemeyeceğinden, indirime dayanak teşkil eden faturaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususlarının tespiti anlaşmazlığın çözümü bakımından önem arz etmektedir.
Anılan madde hükümlerinin değerlendirilmesinden, vergilendirme işlemi yapılırken, kanuna uygun olarak biçimlendirilen muamelelerin bu biçimselliğinin ötesine geçilerek, muamelenin tarafları arasında oluşan maddi ve hukuki ilişkinin gerçek mahiyetin araştırılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Kanun, gerçek mahiyetin ortaya çıkarılmasında yemin hariç her türlü izni vermiştir. Bu deliller, tarafların ikrarı, vergiyi doğuran olayla ilişkisi doğal ve açık bulunan tanık ifadesi, muamelenin taraflarının ekonomik ve ticari konumları, işyerlerinin durumu, beyan ettikleri yüksek ciroları elde edecek sermayeye ve iş organizasyonuna sahip olup olmadıkları, yüksek tutarda vergi beyanı olması durumunda ne kadar vergi ödendiği, arandığında bulunup bulunamamasına ilişkin tespitler olabilir.
Dava dosyasının incelenmesinden belli bir mala tahsis edilmemiş mağazalarda gıda (dondurulmamış), içecek ve tütün toptan ticareti ile ile iştigal eden davacı şirketin, 2012 yılı hesap ve işlemlerinin sahte belge kullanma fiili nedeniyle sınırlı olarak incelenmesi neticesinde katma değer vergisi açısından 21.09.2017 tarih ve 2017-A-7384/39 sayılı vergi inceleme raporunun düzenlendiği; söz konusu raporda, davacı kurumun ilgili dönemde, 30.09.2005 tarihi itibariyle mükellefiyeti re'sen terkin olunan, Ulus Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 6110051340 vergi kimlik numaralı mükellefi ... İnş. ve Taah. Tic. Ltd. Şti.'den alış işlemi bildirdiği, mükellef kurumun adı geçen firmadan olan alışlarına ilişkin fatura tutarlarını, 740- Hizmet Üretim Maliyet hesabına borç, faturalarda yer alan KDV tutarlarını da 191- İndirilecek KDV Hesabı'na borç olarak intikal ettirdiğinin tespit edildiği, mükellef kurum temsilcisine, söz konusu faturaları düzenleyen firmanın 2005 yılında faaliyetini terk ettiği hususu izah edilerek, bu faturaların ait olduğu firmayı, sahiplerini, ortaklarını ve yöneticilerini tanıyıp tanımadığı, 2005 yılında faaliyeti re'sen terk ettirilen firmadan ne tür hizmetler alındığı, bu hizmetlerin nasıl alındığı, ödemelerin nasıl yapıldığı konusunda bilgi verilmesinin istenilmesi üzerine, kurum temsilcisi tarafından cevaben " Bizden önceki yöneticilerin, söz konusu ... firması ile 03.08.2007 tarihinde yaptıkları protokol gereğince, şirketimizin İnhisarı Lisans sahibi olduğu tanınmış Meysu markasının tanıtımı ve itibarının korunması için, 3. kişilerin vaki tecavüzlerinin önlenmesi bakımından, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinde açılan ve 2012 yılı itibariyle biten 9 adet davanın hukuki organizasyonunu ve bütün masraflarını karşıladığından dolayı, protokol gereğince yapılan hizmetin karşılığında düzenlediği faturalardır. Ancak, şirketimizin fason üretim ve başbayiliğini yapan ... A.Ş.'den fatura ettiği alacaklarını tahsil edemediği için, ... firmasına ödemelerini yapamamıştır. Adı geçen firmayı, sahiplerini, ortaklarını, yöneticilerini tanımıyoruz, bilmiyoruz. Bu hususla ilgili İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2012/229 Esas sayısında alacak davamız devam etmektedir." şeklinde beyan ve ifadede bulunduğu, mükellef kurum temsilcisine yukarıda ifade edilen davalara ilişkin dilekçelerin olup olmadığı, bunların takibatı için hangi avukatlara vekaletname verildiği, vekalet verilen ve bu davaları takip eden avukatların ... İnş. ve Taah. Tic. Ltd. Şti. ile bir ilgisi ve bağlantısının olup olmadığının sorulduğunda ise, şirket yetkilisi tarafından cevaben "Yukarda ifade ettiğimiz hizmet alışlarımıza ilişkin sözleşme bizden önceki yöneticiler tarafından yapıldığından bu davaların açılması için kime vekaletname verildiği ve vekaletname verilen kişilerin ... İnş. ve Taah. Tic. Ltd. Şti. ile bir bağlantısının olup olmadığını bilmiyoruz." şeklinde ifadede bulunduğu, bunun üzerine inceleme elamanı tarafından, mükellef kurumun sahte olduğu anlaşılan faturalarda belirtilen hizmetleri gerçekten aldığını somut verilerle ortaya koyamadığı, söz konusu faturalara göre mükellef kurumun 2012 yılında anılan firmadan 481.600,00- TL tutarlı pazarlama, tanıtım, reklam, organizasyon, koruma, müşavirlik hizmeti almış göründüğü, mükellef kurum temsilcisinin ise verdiği ifadede, alınan fatura içeriğindeki hizmetlerin davaların hukuki organizasyonuna ilişkin olduğunun beyan edildiği, ancak söz konusu firmanın ikamet amaçlı binaların inşaatı faaliyeti ile iştigal ettiği, bu nedenle faturalarda belirtilen ve mükellefin beyan ettiği davaların hukuki organizasyonu hizmetini vermesinin mümkün olmadığı, yine mükellef kurum temsilcisi tarafından fatura içeriğindeki hizmetlerin, 03.08.2007 tarihinde yapılan protokol gereğince verildiğini beyan etmesine karşın, 30.09.2005 tarihinde mükellefiyeti re'sen terk ettirilen firma ile 03.08.2007 tarihinde böyle bir anlaşma yapılmasının mümkün olmadığı, mükellef kurumun, 2012 hesap döneminde KDV hariç 481.600,00-TL tutarında 2 adet sahte belge kullandığının tespit edildiği, mükellef kurumun gelir tablosunda görüleceği üzere 2012 yılında satışların maliyetinin 481.600,00- TL olduğu ve bu durumda sahte faturaların toplam maliyeti içindeki payı 481.600,00/481.600,00=%100 olduğu, alınan hizmetlerin tutarları bu kadar yüksek meblağları ulaşmasına karşın hiçbir ödemede bulunulmadığı, ayrıca mükellef kurum temsilcisinin vermiş olduğu ifadede, söz konusu firmayı, sahiplerini, ortaklarını, yöneticilerini tanımadıklarını, bilmediklerini beyan etmesine karşın, yapılan inceleme sonucunda söz konusu faturaları düzenleyen firma yöneticisi K1'ün mükellef kurum temsilcisi olan K2'ün abisi olduğunun tespit edildiği, kişinin kardeşini tanımaması bilmemesinin mümkün olmaması nedeniyle, mükellef kurum temsilcisinin beyanının gerçek dışı olduğu, ayrıca mükellef kurumun 2012 yılında ... Gıda Sanayi Ticaret A.Ş. firmasından olan ve açılan davalar sonucu şüpheli hale gelen ticari alacaklar için Vergi Usul Kanunu'nun 323. maddesi gereğince şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılabilecekken ayrılmadığı, diğer taraftan kurumun defter kayıtları ve kurumlar vergisi beyannamesinin incelenmesinden,2012 yılı brüt satışlarının tamamının ... Gıda Sanayi Ticaret A.Ş. firmasına isim hakkının kullandırılmasından kaynaklanan hizmet satışlarına ilişkin olduğu, yapılan tüm bu değerlendirmeler sonucunda, sahte olduğu anlaşılan faturalarda yer alan katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle, dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının salındığı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacı şirketin uyuşmazlık konusu 2012 yılı içerisinde, 481.600,00-TL (KDV dahil 568.288,00-TL) tutarında "pazarlama, tanıtım, reklam, organizasyon, koruma, müşavirlik hizmeti" içerikli fatura aldığı, ... İnş. ve Taah. Tic. Ltd. Şti. hakkında sahte fatura düzenlediği yönünde düzenlenmiş bir vergi tekniği raporu bulunmamaktaysa da, bina ve bina dışı genel inşaat işleri ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettiren ve re'sen terkin edilmeden önce de bu alanda faaliyet gösteren ... İnş. ve Taah. Tic. Ltd. Şti. tarafından faaliyet konusu dışında hukuk müşavirliği hizmeti içerikli faturalar düzenlenmesi, adı geçen şirket mükellefiyetinin 30.09.2005 tarihinde terkin edilmesi ve şirketin, bu tarihten itibaren mükellefiyet kaydının bulunmaması, ... İnş. ve Taah. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari faaliyette bulunmadığını ve şirket tarafından düzenlenen faturaların gerçek bir mal/hizmet teslimine dayanmadığını göstermek için kuvvetli delil niteliğinde olup, re'sen terkin edilen ve yaklaşık 7 yıldır aktif bir mükellefiyeti bulunmayan bir firmadan, faaliyet konusu dışında düzenlenmiş, faturaların alınması ticari icaplara aykırı olduğundan, faturaların gerçekliğini ve fatura muhteviyatı mal/hizmetin gerçekten alındığını ispat külfeti faturayı kullanan davacıya ait bulunmaktadır. Davacı şirket kanuni temsilcisi ise, KDV hariç 481.600,00-TL tutarındaki faturanın ... İnş. ve Taah. Tic. Ltd. Şti.'ye, şirketleri adına Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinde açılan ve 2012 yılı itibariyle biten 9 adet davanın hukuki organizasyonu ve masraflarına ilişkin olduğunu iddia etmiş; ancak, faturalar içeriği hukuki organizasyonun niteliğine, organizasyonu yürüten avukatların bilgisine ilişkin beyanda bulunamamış ve şirketleri adına ... Şti. avukatlarına verilmiş vekaletname, ... Şti. ile düzenlenmiş müşavirlik hizmet sözleşmesi ile ... Şti. tarafından takip edildiği ileri sürülen davalara ait dilekçe örneklerini incelemeye ibraz etmeyip, fatura bedellerine ilişkin olarak da, başka firmadan olan alacakların tahsili yapılamadığından ... Şti.'ye ödemede bulunulmadığını beyan etmiştir.
Tüm bu hususlardan özetle, faal olmayan bir mükellef tarafından, faaliyet konusunun tamamen dışında, yüklü miktarlarda fatura düzenlenmesi ve fatura bedellerinin alıcı (davacı) tarafından 5 yıldır ödenmemiş olması ve alacağını uzun zamandır tahsil edemeyen firma tarafından herhangi bir yasal takip yapılmamasının ticari icaplara aykırılık göstermesi ve bu aykırılıklar karşısında, faturaların gerçek olduğu ve fatura içeriği hizmetin gerçekten alındığının davacı tarafından ortaya konulamaması, adı geçen şirket tarafından davacı adına düzenlenen 481.600,00-TL (KDV dahil 568.288,00-TL) tutarındaki faturanın sahte olduğunu göstermek için yerinde ve yeterli görülmekle; davacı adına salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idare istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 1. Vergi Mahkemesi'nin 30/03/2018 tarih ve E:2018/747, K:2018/1394 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesine göre aşağıda dökümü yapılan 123,50-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından istinaf başvuru aşamasında yapılan 18,50-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.512,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 44,40-TL'den az olmamak üzere reddedilen tutar üzerinden binde 4,55 oranında hesaplanacak nispi karar harcı ile harçtan muaf olması nedeniyle davalı idareden aranmayan 103,90-TL istinaf başvuru harcının aynı Kanun'un 13/j maddesinin parantez içi hükmü uyarınca davacıdan tahsiline, artan posta ücretinin hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay Başkanlığı nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 28/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)