(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 125)
İSTEMİN ÖZETİ: Kırıkkale İdare Mahkemesi'nce verilen 08/05/2018 gün ve E:2018/33, K:2018/214 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
Dava, Kırıkkale İl Müftü Yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-e maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 12.04.2017 tarihli ve 03-373 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Kırıkkale İdare Mahkemesi'nce verilen 08/05/2018 gün ve E:2018/33, K:2018/214 sayılı kararla; dosyada yer alan ses kaydından, tüm konuşma içeriği değerlendirildiğinde, davacının ''hayır, namussuzluğun başı .....'' sözünü hakaret amacıyla sarfetmediği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından, İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-e maddesinde "Devlet Memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak fiili uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Kırıkkale İl Müftü Yardımcısı olan davacı ile arasında problem bulunan İl Müftülünde görevli Memur .....'nün, aynı kurumda görevli Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni .....'nın aracılığıyla, 13.10.2016 tarihinde davacının odasında bir araya geldikleri, bu esnada ..... tarafından bu toplantıdaki konuşmaların gizlice kayda alındığı, bu kayıtta .....'nın .....'e, ..... ile aralarındaki problemde iki tarafa da İŞKUR vasıtasıyla müftülükte görev yapan kadınların yanlış bilgi verdiğini kastederek "ortadaki kadınlarda bir namussuzluk var." dediği, bunun üzerinde de .....'ün "Hayır namussuzluğun başı ....." şeklinde karşılık verdiği, bahsi geçen ifade nedeniyle başlatılan disiplin soruşturması sonucunda isnat edilen eylemin sübuta erdiğinden bahisle getirilen teklif doğrultusunda davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-e maddesi gereğince uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.
Disiplin yaptırımlarının bir kamu veya özel teşkilat düzenini devam ettirmek, onun verimli, süratli ve yararlı bir biçimde çalışmasını sağlamak, onur ve saygınlığını korumak amacıyla tesis edildikleri açıktır. Özellikle kamu görevi yürüten bireyler açısından disiplin cezalarının amacı kamu görevlisini görevine bağlamak, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini ve bu suretle kurumların huzurunu temin etmektir. Disiplin cezaları kamu hizmetlerinin gereği gibi yapılması ve memurların hiyerarşik düzen içinde uyumlu hareket etmeleri amacıyla uygulanmaktadır. 657 sayılı Kanun'un 124. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ''kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile .........'' ifadesi de disiplin cezalarının belirtilen amacını ortaya koymaktadır. (Anayasa Mahkemesinin 2014/7738 Başvuru Numaralı kararı)
Ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplin hukukunun, farklı kurallara tabi disiplinler olduğu tartışmasız olsa da, Anayasa Mahkemesinin 14.1.2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında da belirtildiği üzere, başta Anayasada yer alanlar olmak üzere ceza hukukunun temel ilkelerinin disiplin hukuku açısından da geçerli olduğu kabul edilmelidir.
Bu bağlamda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 217. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir" şeklindeki düzenleme ile ceza muhakemesinde kullanılacak delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri ile bu konudaki yargı kararları uyarınca, hukuk aykırı elde edilen delillere dayanılarak disiplin cezası verilemeyeceği tartışmasızdır. Bununla birlikte, bu delillere dayalı olarak disiplin soruşturması başlatılmasında ve açılan soruşturma genişletilmek suretiyle elde edilen tanık ifadeleri gibi bilgi ve belgelere dayalı olarak disiplin cezası verilmesine de hukuki bir engel bulunmamaktadır.
Olayda, Kırıkkale İl Müftülüğünde Memur olarak görev yapan .....'nün, 13.10.2016 tarihinde davacı .....'ün odasında kendisine ''namussuz'' diye hakaret ettiği iddiasıyla verdiği 20.10.2016 tarihli şikayet dilekçesi üzerine, 17.11.2016 tarihli ve E.24239 sayılı Olur ile konunun Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Müfettişlerince soruşturulmasına karar verildiği, davacı ve ..... hakkında açılan soruşturma sonucunda 30.01.2017 tarihli Soruşturma Raporunun düzenlendiği, raporun eki ifadeler incelendiğinde, .....'nün ifadesinde, ''..... ile aralarındaki yaklaşık 1 yıldır süren anlaşmazlığı gidermek amacıyla .....'nın arabuluculuk yapmayı teklif ettiğini, .....'ün odasına giderek konuşmaya başladıklarını, .....'e birkaç kişiyle bir olup namusuma iftira attınız, dediğinde, adı geçenin ''Namussuzun başı sensin.'' şeklinde karşılık verdiğini'' beyan ettiği, Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni A.A'nın ifadesinde, ''konuşma esnasında, artık bırakın bu eski defterleri açmayın. Birkaç namussuz yüzünden birbirinize düşmanlık etmeyin dediğini, bunun üzerine .....'ün Namussuzun başı ..... dediğini" beyan ettiği, .....'ün ise ifadesinde, ''namussuz kelimesini kullanıp kullanmadığını hatırlamadığını, kendisinin zaten bu ifadeleri gerek İş -Kur marifetiyle çalışan kadınlara, gerekse diğer kişilere karşı kullandığını, eğer ona namussuz kelimesini söylemişse konuşmanın bağlamı içerisinde değerlendirilmesini istediğini'' beyan ettiği görülmekte olup, her ne kadar .....'nün, 13.10.2016 tarihinde davacının odasında bir araya geldikleri esnada bu toplantıdaki konuşmaları hukuka aykırı bir şekilde kayıt altına alması nedeniyle ses kaydının tek başına delil olarak kullanılamayacağı tartışmasız ise de, soruşturma dosyası kapsamındaki ifadelerden, davacının anılan sözü söylediğinin, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillerle sübuta ermesi karşısında, bir kamu görevlisi olan davacının, sarfettiği sözlerin, "Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak" fiili'' kapsamında görülerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-e maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, Kırıkkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2018 tarihli ve Esas No:2017/291, Karar No:2018/365 sayılı kararıyla, davacının .....'ye hakaret ettiği gerekçesiyle 1.500,00 TL adli para cezasıyla cezalandırıldığı ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının sübuta eren eylemi nedeniyle dava konusu disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık, bu işleme karşı açılan davada, dava konusu işlemin iptaline dair İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf isteminin KABULÜNE, Kırıkkale İdare Mahkemesi'nce verilen 08/05/2018 gün ve E:2018/33, K:2018/214 sayılı kararın KALDIRILMASINA, davanın REDDİNE, dava aşamasında yapılan155,80 TL yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, istinaf aşamasında davalı idare tarafından yapılan 42,00 TL posta giderinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE, artan posta avansının taraflara İADESİNE, 2577 sayılı Yasanın değişik 45.maddesinin 6.fıkrası uyarınca KESİN olarak, 22/03/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)