(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 45, 49)
İSTEMİN ÖZETİ: Kahramanmaraş ili, Afşin İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde Jandarma Astsubay Başçavuş rütbesinde 5. trafik tim komutanı olarak görevli iken 30/07/2011 tarihinde Kahramanmaraş-..... Köyü mevkiinde meydana gelen bir trafik kazasına müdahelede bulunduktan sonra dönüşe geçtikleri ve Ekinözü İlçesi ..... Köyü Dokuzdolambaç mevkiine geldikleri sırada bölücü terör örgütü mensuplarınca içinde bulunduğu araca ateş açılması sonucu yaralanan davacı tarafından, söz konusu yaralanma nedeniyle vücut işlev (efor) kaybından dolayı emsallerine göre daha fazla güç sarf edeceğinden bahisle 1.000,00- TL (ıslah talebiyle artırım sonrası 166.100,00 TL) maddi ve çektiği/çekeceği acı, ızdırap ve manevi çöküntü nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 30/07/2011 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; "...Dava, vücut fonksiyon (efor) kaybından dolayı emsallerine göre daha fazla efor sarf edeceğinden dolayı uğranıldığı iddia edilen 166.100,00 TL maddi tazminat talebi yönünden incelendiğinde;... Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanlığı Askeri Tıp Fakültesi Dekanlığı ve Eğitim Hastanesi Baştabipliği'nin 05/05/2014 taih ve 5395 sayılı, Zeyil Raporu konulu yazısıyla tanzim edilen 271 nolu Zeyil Raporu'nda davacı için "Sınıfının kıta komutanlığı olmayan uygun kadro görev yerlerinde görevlendirilmesi uygundur." şeklinde karar alındığı ve davacının 2013 yılı genel atamasının Kars İl Jandarma Komutanlığı emrine yapıldığı ve buradaki görevine 20/06/2014 tarihinde başlayarak Jandarma Astsubay Başçavuş rütbesinde halen kamu görevlisi olarak görevine devam ettiği, Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyon'unun 04/03/2016 tarih ve 2016/123 sayılı kararı uyarınca 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca belirlenen miktarda davacıya nakdi tazminat ödendiği, davacının aktif ve pasif dönemde herhangi bir maddi zararının bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, 30/07/2011 tarihinde meydana gelen yaralanma olayı sonrası davacıya uygulanan tedavi sonucuna göre davacı hakkında düzenlenen sağlık raporundan "Sınıfı Görevini Yapar" ibaresinin çıkarılarak "Sınıfının kıta komutanlığı olmayan uygun kadro görev yerlerinde görevlendirilmesi uygundur." şeklinde rapor tanzim edildiği ve bu rapor doğrultusunda durumuna uygun, daha az güç harcayarak yürütebileceği bir kadroda görevlendirilen davacının Jandarma Astsubaylık görevini halen sürdürdüğü, davacının yaralanmasının, aylık ücretinde herhangi bir eksikliğe de neden olmayacağı hususları dikkate alındığında, davacının uğramış olduğu somut bir maddi zararı bulunmaması karşısında davalı idarenin de maddi zarar tazmin yükümlülüğünden söz edilemeyeceğinden, meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre hesaplanan efor (iş gücü) tazminatının davacıya ödenmesine olanak bulunmamaktadır. Dava, davacının çektiği/çekeceği acı, ızdırap ve manevi çöküntü nedeniyle50.000,00 TL manevi tazminat talebi yönünden incelendiğinde;... Dava konusu olayda davacının kamu görevlisi olduğu ve kamu görevini ifa ettiği esnada terör saldırısı nedeniyle yaralanmasına bağlı olarak manen zarara uğradığı açık olup, görevin ifası sırasında meydana gelen olay ile uğranılan zarar arasında nedensellik bağı bulunduğundan bu zararın kusursuz sorumluluk ilkesine göre idarece tazmini gerekmektedir. Bu durumda; dava konusu olay nedeniyle davacının yaralanması sonucu oluşan manevi zararına karşılık olarak 50.000,00 TL'nin, idareye başvuru tarihi olan 15/09/2014 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece tazmini gerekmektedir...''gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddi, manevi tazminat talebinin kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi yolunda Kahramanmaraş İdare Mahkemesi'nce verilen 13/12/2017 gün ve E:2017/1304, K:2017/1732sayılı kararın; davacı tarafından, terörle mücadele kapsamında yürütülen operasyon esnasında yaralanıp, sakat kalarak meslekte kazana gücünün azaldığı, farklı bir birimde görevlendirilmiş olsa da yeni görev yerinde emsali personele göre daha fazla güç ve emek (efor) sarf etmesi gerekeceği, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin aynı konuda tazminata hükmettiği, AYİM kapatılmamış olsaydı davasının kabulle sonuçlanmış olacağı, manevi tazminata olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği ileri sürülerek; davalı idare tarafından, tazminata hükmedilebilmesi için oluştuğu iddia edilen zarar ile idarenin eylemi arasında illiyet bağı bulunması gerektiği, olayda illiyet bağı bulunmadığı, idarenin üzerine düşen bütün görev ve sorumlulukları yerine getirdiği, tazminat şartlarının oluşmadığı, tazminat miktarının yüksek belirlendiği, harçtan muaf olmasına rağmen yargılama harçlarının idareleri üzerinde bırakılmasının kanuna aykırı olduğu ileri sürülerek; kararın aleyhlerine olan kısımlarının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ
SAVUNMASININ ÖZETİ: (Savunma dilekçesi verilmemiştir.)
DAVALI İDARENİN
SAVUNMASININ ÖZETİ: İdare mahkemesince verilen kararın usule ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Uyuşmazlık; Jandarma Astsubay Başçavuş olan davacının, görevi esnasında terör örgütü tarafından yapılan saldırı sonucu yaralanıp sakat kalması nedeniyle oluştuğu iddia edilen 1.000,00- TL (ıslah talebiyle artırım sonrası 166.100,00 TL) maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminden kaynaklanmıştır.
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenip kaldırılabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45.maddesinin 2.fıkrasının atıfta bulunduğu aynı Kanunun 49.maddesinin 2.fıkrasında yazılı nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Dosyadaki belgeler ile istinaf dilekçelerindeki iddiaların incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu kararın manevi tazminatın kabule ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varıldığından, davalı idarenin istinaf başvurusu ile davacının manevi tazminata idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesine yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Kararın; davacının işgücü(efor) kaybı nedeniyle talep ettiği maddi tazminatın reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusu incelendiğinde;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış bulunmaktadır. İdarenin belirtilen bu sorumluluğu hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucudur.
İdarenin, bir eylem veya işlemden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için o olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması gerekmektedir. İdarenin kamu hizmetlerinin görülmesi sırasında bir görevle ilgili olarak veya yüklendiği hizmetin bünyesinde meydana gelecek olan riskli durumlarla, tehlikeli sonuçlardan dolayı genel külfetler dışında fertlere verilen özel ve olağan dışı zararların, eylemle zararlı sonuç arasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla objektif sorumluluk esaslarına göre ayrıca idarenin kusuru dahi aranmadan tazmin edilmesi gerektiği yargısal içtihatlarla kabul edilmiştir. Kusursuz sorumluluk hukukunda yer alan bu durum hukukun genel ilkeleri ile hakkaniyet ve nesafet kuralları gereğidir. Aksi halde hizmetin yürütülmesi sırasında oluşan bu türlü zararlar bir veya birkaç kişi üzerinde kalmış olur ki, buna hakkaniyet kuralları izin vermez.
Bilindiği üzere; idarenin malî sorumluluğunun türlerinden birisi olan kusurlu sorumluluk, hizmet kusuru kavramı ile açıklanmaktadır. Buradaki kusur kavramı ise özel hukuktaki kast, ihmal, dikkatsizlik gibi öznel unsurlar ile tanımlanmamakta, idare tarafından yürütülen bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ya da işletilmesindeki bozukluk ve aksaklık şeklinde nesnel bir tanımlama yapılarak, (kişiselleştirilebilen bir kusurun varlığı aranmaksızın) hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi gibi hâllerden doğan zararların tazmininde idarenin kusurlu sorumluluğu ilke ve esasları uygulanmaktadır. Dolayısıyla bir olayda idarenin kusurlu sorumluluğundan bahsedilebilmesi için, öncelikle ortada hizmet kusuru teşkil eden bir durumun varlığı gerekmektedir. Ancak hizmet kusurunun bulunması yeterli olmayıp, genel sorumluluk koşullarının da somut olayda gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Bu koşullar ise, idarî bir işlem ya da idareden sadır olan ihmalî veya icraî bir eylemin varlığı, tazmin isteminde bulunanın maddî veya manevî bir zararının bulunması ve söz konusu zararın idarenin işlem veya eyleminin bir sonucu olması, yani zarar ile idarî davranış arasında kurulabilen bir illiyet bağının mevcudiyetidir.
Kusurlu sorumluluk dışında idarenin, kamu görevlilerinin ve özellikle güvenlik personelinin görevlerini yerine getirdikleri sırada yaralanmaları ya da öldürülmeleri nedeniyle uğranılan zararlardan da "meslekî risk" ilkesi gereğince kusursuz sorumluluk ilke ve esaslarına göre sorumlu olduğu yerleşik Danıştay içtihatları ve öğretide kabul edilmiştir. Bu gibi durumlarda idare, zarar ile idarî eylem arasında nedensellik bağı aranmadan zarardan kusursuz olarak sorumludur.
Öte yandan; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 5.maddesinin (c) bendinde; ''Harp malulleri ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri veya 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre vazife malullüğü aylığı bağlanmış malullerden, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayanların aylıkları kesilmez. Aylıkları kesilmeksizin 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışanlar hakkında uzun vadeli sigorta kolları, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında çalışanlar hakkında ise iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulanır. İş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulananların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayı istemeleri halinde, bu isteklerini Kuruma bildirdikleri tarihi takip eden ay başından itibaren, haklarında uzun vadeli sigorta kolları da uygulanır. Bu fıkra kapsamına girenlerden ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmaz.
'' hükmüne, aynı Kanunun Geçici 14.maddesinde; Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi veya sigortalı olanlar, vazife malûllüğü, malullük ve yaşlılık veya emekli aylığı bağlananlar ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında; bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışmaya başlayanlar hariç olmak üzere sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edilir. Ancak; ...
d) 5434 sayılı Kanuna göre vazife malûllüğü aylığı almakta iken bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışmaya devam edenler hakkında, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir ay içinde yazılı talepleri doğrultusunda bu Kanunun iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri ve uzun vadeli sigorta kolları veya sosyal güvenlik destek primine ait hükümler uygulanır. Bunlardan uzun vadeli sigorta primi ödeyenlerin belirtilen süre içinde yazılı talepte bulunmamaları halinde ayrıca iş kazası meslek hastalığı hükümleri uygulanır, sosyal güvenlik destek primi kesilmez. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre vazife malûllüğü aylığı bağlananlardan bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışmaya başlayanlar hakkında da yazılı talepleri doğrultusunda işlem yapılır. Bu bent kapsamında olanlardan ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmaz. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlar veya 5434 sayılı Kanunun 56 ve mülga 64 üncü maddeleri kapsamında vazife malûllüğü aylığı almakta olanlar, sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam eden iştirakçiler ile aynı Kanun kapsamına giren olaylar sebebiyle vazife malûllüğü aylığı alan ve bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışan veya daha sonra çalışmaya başlayan er ve erbaşların, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra müracaat tarihlerini takip eden aybaşından itibaren bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre görevlerinden ayrılmasına gerek kalmaksızın alınacak emekliye sevk onayına istinaden vazife malûllüğü aylıkları bağlanarak ödenir.
(Ek fıkra: 4/7/2012-6353/86 md.) 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlar veya 5434 sayılı Kanunun 56 ve mülga 64 üncü maddeleri kapsamında vazife malulü olup sınıf veya görev değiştirenlerden bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak çalışmaya devam edenler ile aynı kapsamda çalışmaya devam eden er ve erbaşlara, görevlerinden ayrılmalarına gerek kalmaksızın alınacak emekliye sevk onayına istinaden müracaatlarını takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır. Bunlara ve bu maddenin yürürlük tarihinden önce sınıf veya görev değiştirerek 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak çalışmaya devam edenlerden bu maddenin birinci fıkrasının (d) bendi hükümleri uygulanmak suretiyle vazife malullüğü aylığı alanlardan emeklilik ikramiyesi tutarları ödenmeyenlere (er ve erbaşlar hariç), bu fıkranın yürürlük tarihini takip eden ay başında yürürlükte bulunan katsayılar uygulanmak suretiyle emeklilik ikramiyesi ödenir...'' hükmüne, ''Vazife Malûllüğü'' başlıklı47.maddesinde ise; '' Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanlar için aşağıdaki hallerde vazife malûllüğü hükümleri uygulanır. 25 inci maddede belirtilen malûllük; sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü denir.
(...)
Süresi içerisinde bildirimde bulunulan vazife malûllüğü aylıkları, sigortalının ölüm ya da malûliyeti sebebiyle göreviyle ilişiğinin kesildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren bağlanır. (Ek cümle: 4/7/2012-6353/82 md.; Değişik ikinci cümle: 12/7/2013-6495/97 md.) Ancak, harp malulleri ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre veya 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesine göre vazife malulü olduğuna karar verilenlerden, sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam edenlere ise görevden ayrılmalarına ve başkaca bir müracaata gerek kalmaksızın sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır...'' hükümlerine yer verilmiştir.
3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 21. maddesinde; ''Kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, engelli hâle gelen, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Ayrıca; a) (Değişik: 28/2/1995 - 4082/6 md.) Malul olanlarla, ölenlerin aylığa müstehak dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı, bunların görevde olan emsallerinin almakta oldukları aylıklardan; emekli olanların öldürülmeleri halinde ise, dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı ve Kanuna göre kendisine bağlanabilecek emekli aylığından az olamaz. Yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak ve başkasının yardım ve desteğine muhtaç olacak derecede malül olanlar ile ölenlerin dul ve yetimlerine en yüksek devlet memuru aylığı üzerinden, diğerlerine mevcut aylıkları üzerinden, 30 yıl hizmet yapmış gibi emekli ikramiyesi ödenir. Bu bent hükümlerine göre ilgililere fazla olarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı ilgili sosyal güvenlik kuruluşlarınca Hazineden tahsil edilir.'' hükmü yer almıştır.
2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; "Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle (Ek ibare: 04/07/2012 - 6353 S.K./72. md.) trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların (Ek ibare: 12/07/2013- 6495 S.K./73. md.); Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir." hükmüne, "Kapsam" başlıklı2. maddesinde; "Bu kanun; a) İçgüvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki (Ek ibare: 04/07/2012 - 6353 S.K./73. md.) veya trafik ve yol güvenliğini sağlamak konularında görevlendirilen:
1. (Değişik alt bent: 07/06/1990 - 3658/1 md.) Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelini, (...) kapsar." hükmüne, "Nakdi Tazminat" başlıklı 3. maddesinde; "Bu kanun kapsamına girenlerden;
a) (Değişik bent: 01/04/1998 - 4356/1 md.) Ölenlerin kanuni mirasçılarına, en yüksek Devlet Memuru brüt aylığının (Ek gösterge dahil) 100 katı tutarında,
b) (Değişik bent: 01/04/1998 - 4356/1 md.) Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını başkasının yardım ve desteği ile sürdürebilecek şekilde malül olanlara 200 katı, diğer sakatlananlara (a) bendinde belirtilen tutarın %25'inden %75'ine kadar, yaralananlara ise %20'sini geçmemek üzere sakatlık ve yaralanma derecesine göre, nakdi tazminat ödenir.'' hükmüne, ''Aylık Bağlanması'' başlıklı4.maddesinde;''Bu Kanun kapsamına girenlerden; a) Engelli hale gelerek bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malullüğü aylığı bağlanır.
b) Emekli aylığı almakta iken engelli hale gelenlerin almakta oldukları aylıkları görev malullüğü aylığına dönüştürülür.
c) Ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığı, dul ve yetimlerine intikal ettirilir.
Bu madde gereğince ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıklar, % 25 artırılarak ödenir.'' hükmüne, ''Nakdi Tazminat ve Aylığın Etkisi'' başlıklı 6.maddesinde;''Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır. Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar gözönünde tutulur.'' hükümlerine yer verilmiştir.
(Değişik altıncı fıkra: 12/7/2013-6495/93 md.) Birinci fıkrada belirtilen hükümlere göre aylık bağlanmasını gerektiren olaylar sebebiyle hayatını kaybedenlerin, aynı sebeplerle malullük aylığı almakta olanların veya bunlardan ölenlerin çocuklarına her ay için; ilköğretimleri sırasında (1.250), ortaöğretimleri sırasında (1.875) ve yükseköğretimleri sırasında (2.500) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda eğitim ve öğretim yardımı yapılır.'' hükümleri yer almıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, Kahramanmaraş ili, Afşin İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde Jandarma Astsubay Başçavuş rütbesinde 5. trafik tim komutanı olarak görev yapmakta iken 30.07.2011 tarihinde Kahramanmaraş-..... Köyü mevkiinde meydana gelen bir trafik kazasına müdahelede bulunduktan sonra geri dönerken Ekinözü İlçesi ..... Köyü Dokuzdolambaç mevkiine geldikleri sırada bölücü terör örgütü mensuplarınca içinde bulunduğu araca açılan ateş sonucu yaralandığı, tedavisine Elbistan Devlet Hastanesi ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde başlanarak akabinde Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Eğitim Hastanesi'nde tedavisine devam edildiği ve tedavinin sona ermesiyle Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Eğitim Hastanesi tarafından tanzim edilen 02/04/2014 tarih ve 5395 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Raporu'nda davacı için "Sınıfı görevini yapar. Sınıfının kıta komutanlığı olmayan uygun kadro görev yerlerinde görevlendirilmesi uygundur. "şeklinde karar alındığı ancak; Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Komutanlığı'nın 16/04/2014 tarih ve 89842383 sayılı yazısıyla, 02/04/2014 tarihli rapordaki "Sınıfı Görevini Yapar" ibaresinin çıkarılmasının uygun olacağının bildirilmesi üzerine bu kez Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanlığı Askeri Tıp Fakültesi Dekanlığı ve Eğitim Hastanesi Baştabipliği'nin 05/05/2014 tarih ve 5395 271 sayılı Zeyil Raporu'nda; 02/04/2014 tarihli raporda yer alan "Sınıfı Görevini Yapar" ibaresi çıkarılarak "Sınıfının kıta komutanlığı olmayan uygun kadro görev yerlerinde görevlendirilmesi uygundur." şeklinde düzeltilme yapıldığı, bu rapor dikkate alınarak davacının 26.04.2014 tarihinde atandığı Kars ili, Sarıkamış İl Jandarma Komutanlığı Trafik Tim Komutanlığındaki görevinin 20.06.2014 tarihinde Asayiş Şube Müdürlüğü Hrk.Mrk.İşl.Astsb.'lığı olarak değiştirildiği, sonrasında olay nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararlarının tazmini talebiyle 15.09.2014 tarihinde davalı idareye yaptığı başvurunun zımnen reddi üzerine 1.000,00- TL ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 30.07.2011 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle 17.11.2014 tarihinde (mülga) Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açtığı davada sevk edildiği Gülhane Askeri Tıp Akademesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 27.05.2015 tarih ve 342 sayılı Tıbbi Raporda; %18,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş olduğunun tespit edilerek, bu orana göre bilirkişi tarafından hazırlanan 27.06.2016 tarihli raporda; davacının güç(efor) kaybından kaynaklı 166.100 TL maddi zararı olduğunun tespit edildiği, bu rapora göre davacı tarafından dosyaya sunulan 12.07.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat miktarının 166.100 TL'ye çıkarıldığı, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin 27.04.2017 tarihi itibariyle kaldırılması nedeniyle dosyanın intikal ettirildiği Kahramanmaraş İdare Mahkemesi'nce yukarıda yazılı gerekçe ile maddi tazminat talebin reddine, manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi sonrasında taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığında meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan zarar olup, bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün kısmen veya tamamen yitirilmesi nedeniyle elde edilecek gelirde meydana gelen azalmayı veya güç (efor) kaybını ifade etmektedir.
Tazminat hukukunda çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla kişinin kalıcı sakatlıkları nedeniyle beden gücü kaybına bağlı olarak gelirinde ve dolayısıyla mal varlığında bir eksilme meydana gelmemiş olsa dahi güç (efor) kaybı tazminatı olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Beden gücü kaybına uğrayan kişinin aynı görevi zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarfıyla yaptığı gerçeğinden hareket edilerek, beden gücü kaybına uğrayan kişinin zararını, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası kabul edilmiştir.
Ancak, kalıcı sakatlık nedeniyle beden gücü kaybına uğrayan kamu görevlisi beden gücü kaybına uğramasından sonra, idarece bedensel kaybına uygun yeni bir göreve atanmış ve yeni görev yerindeki aylık gelirinde bir azalma olmamış ise, yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile kamu görevlisi olan davacının yasal emeklilik yaşına kadar yeni görev yerindeki aynı işi yapan emsali kamu görevlilerine nazaran ne kadar daha fazla güç (efor) sarfedeceği hususu oran olarak tespit edilmeli ve tespit edilen bu oran davacı kamu görevlisinin aylık net gelirine uygulanmak suretiyle güç (efor) tazminatı hesaplanmalıdır.
Aynı hesaplama kapsamında kamu görevlisi olan davacının görevi nedeniyle sakat kalması dolayısıyla ilgili mevzuat hükümlerine göre emsali kamu görevlisine nazaran elde ettiği ve edeceği ek mali-maddi imkanların ve yine olağan(adi) emeklilik şartlarında elde edebileceği hakların üzerinde sahip olduğu ve olacağı parasal imkanların güç(efor) kaybı sonucu oluşan maddi zararın hesabında dikkate alınması tazminat hukukunun bir gereğidir.
Uyuşmazlık konusu olayda; istinafa konu ilk derece mahkemesince, davacının Gülhane Askeri Hastanesinin 05.05.2014 tarihli raporuna istinaden durumuna uygun, daha az güç harcayarak yürütebileceği bir kadroya atandığı ve Jandarma Astsubaylık görevinin halen devam ettiği, aylık ücretinde herhangi bir eksilme meydana gelmediği gibi idarece olay nedeniyle 2330 sayılı Kanun kapsamında nakdi tazminat ödendiği, dolayısıyla davacının uğramış olduğu somut bir maddi zararı bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmişse de, bu sonuca varılabilmesi için davacının engel durumu(oranı) ile olay öncesi ve sonrası yaptığı görevlerin; işin güçlüğü, yoğunluğu, yapılış biçimi ve mesai saatleri dikkate alınarak, eski görev yerinde sarf etmesi gereken emek ve güce (efora) kıyasla yeni görev yerinde sarf edeceği emek ve gücün (eforun) nisbi olarak ne kadar azaldığının ve bu azalmanın meslekte kazanma gücünde meydana gelen azalmayı ne oranda telafi ettiğinin ve ayrıca yeni görev yeri ile eski görev yeri arasında maaşında bir düşüş meydana gelip gelmediğinin araştırılmak ve tespit edilmek suretiyle davacının işgücü (meslekte kazanma gücü) kaybı dolayısıyla uğradığı zararın belirlenmesi gerekirken, bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmadan afaki verilere ve varsayımlara dayalı olarak hüküm kurulduğu görülmüştür.
Bu itibarla; Dairemizce öncelikli olarak davacının son sağlık durumunun (sakatlık ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının) tespiti için bulunduğu Karaman ilinde TSK sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşuna sevki sağlanmış, Karaman Devlet Hastanesi tarafından dosyaya sunulan 26.02.2019 tarih ve 911 sayılı Sağlık Kurulu Raporunda; davacının engel oranının %55 olduğu belirlenmiştir.
Sonrasında davacının olay öncesi ve sonrası bulunduğu kadro yerlerinin ve yaptığı görevlerin; işin güçlüğü, yoğunluğu, yapılış biçimi ve mesai saatleri dikkate alındığında, arasındaki farkların neler olduğu ile yeni atandığı görev yerinde aldığı maaş ile eski görev yerinde emsali personelin aldığı maaş durumu davalı idareden sorularak, konuya ilişkin gerekli bilgi ve belgeler temin edildikten sonra 22.03.2019 tarihli ara kara ile davacının %55 oranında engelli olduğu ve davalı idarece durumuna uygun idari göreve atandığı dikkate alınarak, eski görev yerinde sarf etmesi gereken emek ve güce (efora) kıyasla yeni görev yerinde sarf edeceği emek ve gücün (eforun) nisbi olarak ne kadar azaldığının ve bu azalmanın meslekte kazanma gücünde meydana gelen azalmayı ne oranda telafi ettiğinin tespit edilmesi suretiyle davacının işgücü (meslekte kazanma gücü) kaybı dolayısıyla uğradığı zararın belirlenmesi amacıyla konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetine yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen23.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının eski (kıta) görevi ile yeni (karargah) görevi arasında Çalışma Saatleri, Sosyal Haklar, Terör (Hayati Tehlike)Riski, İş Kazası, Trafik Kazası Riski, Beden ve Ruh Sağlığı, Adli ve İdari Soruşturma Riski, Ailevi Düzen, Çalışma Temposu, Güç Sarfı-Fiziksel Efor ve Askeri Performans olmak üzere 10(on )kıstas üzerinden yapılan karşılaştırmalı değerlendirmeye göre eski (kıta) görevi 100(yüz) birim puan üzerinden değerlendirildiğinde, yeni(karargah) görevinin 40 puan olarak değerlendirildiği, yeni görev yerinin iş güçlüğünün (risk oranının), eski görevine göre %40 daha az olduğu, diğer bir deyimle eski görev yerindeki harcayacağı eforu 100 kabul ettiğimizde yeni görev yerinde harcanacak eforun 40 olacağı, maluliyet oranı(iş gücü kaybı oranı) %55 olduğundan, davacının, yeni görev yerindeki efor kaybının %100 : %40 : %55 = %22 (yüzde yirmi iki) olacağı, ayrıca davacının yeni görev yerinde elde ettiği maaş gelirinin eski görev yerinde elde ettiği maaş gelirinden daha az olduğu, bu nedenle önceki ve sonraki görev yerleri arasında maaş farkının ödenmesi gerektiği kanaatine varıldığı, buna göre davacıya ödenmesi gereken tazminat miktarı hesaplandığında; olay tarihinde 28 yaşında olduğu tespit edilen davacının, TRH 2010 ortalama yaşam tablosuna göre bakiye ömrünün 46 yıl 4 ay 13 gün olduğu, olay sonrasında GATA Komutanlığında 33 ay tedavi gören davacının hastanede geçirdiği süre boyunca %100 malul sayılması gerekmekle birlikte, kamu görevlisi olması sebebiyle bu süre zarfında gelirinde bir azalma olmaması ve ilgili sürede çalışmadığı için efor kaybına bağlı herhangi bir zararının da oluşmaması sebebiyle çalışma gücünün geçici kaybı dönemine ilişkin tazminat tutarı hesaplanmadığı, Nisan/2014-Kasım/2014 arası 7 aylık sürede işlemiş dönem efor kaybı zararının; 22.392,19 TL X %22 Efor Kaybı = 4.926,28 TL, görevinin değişmesinden dolayı uğradığı işlemiş dönem maddi zararın ise 438,09 TL olduğu, 2014 yılı için işleyecek aktif dönem efor kaybı zararının: 6.070,64 TL x % 22 Efor Kaybı = 1.335,54 TL, 2014 yılı için işleyecek dönem aktif dönem maddi zararının (maaş düşüşü sebebiyle) 292,06 TL olduğu, 2015 yılı işleyecek aktif dönem efor kaybı zararının: 40.040,97 TL x % 22 Efor Kaybı = 8.809,01 TL, 2015 yılı için işleyecek dönem aktif dönem maddi zararının (maaş düşüşü sebebiyle) 1.848,00 TL olduğu, 2016 yılı işleyecek aktif dönem efor kaybı zararının: 48.400,33 TL x % 22 Efor Kaybı = 10.648,07 TL, 2016 yılı için işleyecek dönem aktif dönem maddi zararının (maaş düşüşü sebebiyle) 2.032,20 TL olduğu, 2017 yılı işleyecek aktif dönem efor kaybı zararının: 55.874,98 TL x % 22 Efor Kaybı = 12.292,50 TL, 2017 yılı için işleyecek dönem aktif dönem maddi zararının (maaş düşüşü sebebiyle) 2.134,56 TL olduğu, 2018 yılı işleyecek aktif dönem efor kaybı zararının: 72.536,28 TL x % 22 Efor Kaybı = 15.957,98 TL, 2018 yılı için işleyecek dönem aktif dönem maddi zararının (maaş düşüşü sebebiyle) 2.432,34 TL olduğu, 2019 yılı işleyecek aktif dönem efor kaybı zararının: 83.993,69 TL x % 22 Efor Kaybı = 18.478,61 TL, 2019 yılı için işleyecek dönem aktif dönem maddi zararının (maaş düşüşü sebebiyle) 2.533,20 TL olarak hesaplandığı; 2020 yılından itibaren aktif dönem işleyecek dönem zararı bakiyesi 17 Yıl 7 Ay olup, bu dönem için dosyadaki verilere göre bilinen son net maaş tutarı olan 6.967,32 TL ve 211,10 TL maaş farkı baz alınarak hesaplama yapıldığı, bu doğrultuda aktif dönem bilinmeyen devreye ilişkin zararı Yüksek Mahkeme Yargıtay'ın 4,9,10,11,17,19,21 Hukuk Daireleri ile Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşmiş içtihatlarında belirtildiği gibi her yıl için gelirin %10 artırılması ve yine her yıl için %10 ayrı ayrı iskonto edilmesi (progresif rant) esasına göre değerlendirme yapılarak tazminat hesabı yapıldığı, davacının 2020 yılından itibaren işleyecek aktif dönem efor kaybı zararının 6.967,32 TL/Ay x 17 Yıl 7 Ay x 1,1000 x 0,9090 x %22 Efor Kaybı Oranı = 323.390,65 TL, 2020 yılından itibaren işleyecek aktif dönem maddi zararının (maaş düşüşü sebebiyle) 211,10 TL/Ay x 17 Yıl 7 Ay x 1,1000 x 0,9090 = 44.537,65 TL olarak hesaplandığı, yukarıdaki hesaplamalar neticesinde davacının işleyecek aktif dönem efor kaybı zararının 1.335,54 TL + 8.809,01 TL + 10.648,07 TL + 12.292,50 TL + 15.957,98 + 18.478,61 TL + 323.390,65 TL = 390.912,36 TL olarak, işleyecek aktif dönem maddi zararının (maaş düşüşü sebebiyle) 292,06 TL + 1.848,00 TL + 2.032,20 TL+ 2.134,56 TL + 2.432,34 TL + 2.533,20 + 44.537,65 TL = 55.810,01 TL olarak hesaplandığı, davacının muhtemel bakiye ömrü 46 Yıl 4 Ay 13 Gün olup, bu dönemin 26 Yıl 1 Ay için aktif dönem işlemiş ve işleyecek maddi zararı yukarıda hesaplanmış olup, geriye kalan 20 Yıl 3 Ay 13 Günlük pasif dönem işleyecek zararı hakkında Danıştay Onuncu Daire'nin 2017/2001 Esas ve 2018/177 Karar nolu kararında da belirtildiği gibi ".... emsali kamu görevlisine nazaran daha fazla efor harcamak suretiyle de olsa çalışmasını sürdürüp yaşlılık aylığına hak kazanması olası bulunduğundan, yasal emeklilik yaşından sonrası yönünden pasif dönem zarar hesabı yapılmamalıdır." kararına istinaden ilgili dönem hakkında hesaplama yapılmadığı, sonuç olarak; a-) Davacının yaşadığı yaralanmadan dolayı çalışma gücünün geçici kaybı nedeniyle herhangi bir efor kaybı ve maaş zararının olmadığı, b-) Davacının yaşadığı yaralanma neticesinde çalışma gücünü sürekli kaybı nedeniyle uğradığı maddi zarar toplamının 4.926,28 TL + 390.912,36 TL = 395.838,64 TL olduğu, c-) Davacının yaşadığı yaralanma neticesinde uğradığı maaş kaybının, 438,09 TL + 55.810,01 TL = 56.248,10 TL olduğu, d-) Yukarıda detayı verilen Danıştay Onuncu Dairesi'nin içtihat oluşturan ilgili kararı kapsamında davacının pasif dönemi için herhangi bir hesaplama yapılmadığı, e-) Davacının toplam zararının 395.838,64 TL + 56.248,10TL = 452.086,74 TL olarak hesaplandığı, f-) Dosyada yer alan bilgilere göre, 2330 sayılı Yasaya göre davacıya 12.560,00 TL Net Nakdi Tazminat ödenmiş olup, ilgili tutar toplam zarardan düşüldüğünde davacının efor ve maaş kaybı dolayısıyla uğradığı toplam zararın 452,086,74 TL - 12.560,00 TL = 439.526,74 TL olarak hesaplandığı görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporu hükme esas alınabilecek yeterlikte bulunmakla birlikte, Dairemizin 26.09.2019 tarihli ara kararına davalı idarece verilen 17.10.2019 tarihli ve E.4751014 sayılı cevabi yazı ve eki belgelerin incelenmesinden, talebi üzerine davacının 5510 sayılı Kanunun Geçici 14.maddesi uyarınca görevinden ayrılmaksızın vazife malulü olarak 12.09.2019 tarihinde emekliye sevk edildiği görülmüş olup, yukarıda metnine yer verilen mevzuat hükümleri gereğince görevi ile ilişiği kesilmeksizin vazife malulü olarak emekliye sevk edildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren hem fiilen çalışması karşılığı maaş alacak olan ve hem de vazife malulü olarak görevdeki emsali personelin aldığı maaş kadar kendisine emekli maaşı bağlanacak olan davacının, yukarıda özetine yer verilen bilirkişi raporunda 2019 yılının Eylül ayından sonrası için hesap edilen faal (aktif) dönem güç (efor) ve maaş kaybından kaynaklı maddi zararının idarece ilgili mevzuatın verdiği imkanlar dahilinde fazlasıyla karşılanmış olduğu görüldüğünden, davacının olay nedeniyle uğradığı zararın Nisan/2014 ile Eylül/2019 tarihleri arasındaki (toplam 66 aylık) işlemiş ve işleyecek faal(aktif) dönem zararından ibaret olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; bilirkişi raporunda belirtilen tarihler arasındaki dönem için güç kaybından ve maaş azalışından kaynaklı zarar toplamı (2014 yılının 9 ayı için 6.991,97 TL, 2015 yılı için 10.657,01 TL, 2016 yılı için 12.680,27 TL, 2017 yılı için 14.427,06 TL, 2018 yılı için 18.390,32 TL, 2019 yılının 9 ayı için 15.758,85 TL =) 78.905,48 TL olarak hesaplandığından, bu tutardan 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre davacıya ödenen net 12.560,00 TL nakdi tazminatın indirilmesi neticesinde bulunan 66.345,48 TL'nin maddi tazminat olarak davalı idarece davacı ödenmesi gerekmektedir.
Öte yandan; hükmedilen maddi tazminatın dava dilekçesi ile talep edilen 1.000,00 TL'si için davalı idareye başvuru tarihi olan 15.09.2014 tarihinden; 12.07.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile arttırılan 65.345,48 TL'si için, ıslah dilekçesinin (mülga) Askeri Yüksek İdare Mahkemesince davalı idareye hangi tarihte tebliğ edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığından, hakkaniyet gereği makul tebliğ süresi sonunda ıslah dilekçesinin tebliğ edilmiş olacağı tarihe en yakın tarih olan ve ıslah dilekçesi ile talep edilen tazminat miktarının idarece öğrenilmiş olduğu 12.07.2016 tarihli ıslah dilekçesine esas bilirkişi raporuna davalı idarece 21.07.2016 tarih ve 1171389 sayılı yazı ile yapılan itiraz tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1-Kahramanmaraş İdare Mahkemesi'nce verilen 13/12/2017 gün ve E:2017/1304, K:2017/1732sayılı kararın manevi tazminatın kabule ilişkin kısmı hukuka ve usule uygun bulunduğundan, tarafların kararın bu kısmına yönelik istinaf başvurularının reddine,
2- Davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın maddi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, maddi tazminat talebinin kısmen kabulüyle66.345,48 TL maddi tazminatın, 1.000,00 TL'si için davalı idareye başvuru tarihi olan 15.09.2014 tarihinden, ıslah dilekçesi ile arttırılan 65.345,48 TL'si için 21.07.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat ve faiz talebinin ise reddine,
3-Dava kısmen kabul ve kısmen retle sonuçlandığından aşağıda dökümü yapılan 2.256,40.-TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranına göre belirlenen 1.213,94 TL'sinin, hükmedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 7.947,55 TL nisbi karar harcının (davacı tarafından ödenmesi halinde) ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. ve 13. maddeleri uyarınca Dairemizce hükmedilen maddi tazminat miktarı üzerinden belirlenen 7.648,00 TL ve ilk derece mahkemesince manevi tazminat için hükmedilen 5.850,00 TL olmak üzere toplam 13.498,00.-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı idarece yapılan 149,25.-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre belirlenen 68,60 TL'sinin ve aynı Tarife hükümleri uyarınca reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 10.720,36.-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,
5-Hükmedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 7.947,55 TL nisbi karar harcından dava açılırken ve ıslah dilekçe ile peşin ödenen 739,00 TL harcın mahsubu sonucu kalan 7.208,55 TL harcın davacıya tamamlattırılması için Mahkemesince ilgili merciye müzekkere yazılmasına, artan posta gideri avansının kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/1-b maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihini izleyen (30) gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 15/11/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)